Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam HT Cumartesi ‘Moda, kreatif bir iş değildir’

        GİZEM SELVİ SEVİNÇ/ GAZETE HABERTÜRK

        Şu sıralar tasarım okulları çok moda biliyorsunuz. Elinizi atsanız aynı tornadan çıkmış kreatife çarpıyor. Meseleyi Türkiye’deki ilk moda tasarım okulu LaSalle College’ın CEO’suyla konuştum ama bir dokunup bin ah işittim! Mehmet Selim Çeçen İTÜ Mezunu, Boğaziçi masterlı, herkesin tersine moda dünyasını ‘acımasızca’ eleştiriyor. “Pazarlama, kreatiflikten önemlidir” tezini ve daha bir sürü şeyi savunuyor.

        LaSalle, bir moda okulundan ziyade “College” konseptinde.

        Evet, buraya kaydolan Kanada’ya, meslek okuluna kaydoluyor. Kanada’da 1959’da kurulan büyük organizasyonun dünyaya dağılmış kampüsleriyiz. Başta tema sadece moda tasarımıydı, ardından moda pazarlaması ve iç mimari geldi. Şu an moda, tasarım kavramları herkesin dilinde ama Türkiye’ye ilk getiren biziz.

        Eğitim ne kadar sürüyor?

        Aslında 3 yıl ama yönetim kurulundaki ısrarlı taleplerimle ve özel bir izinle 2 yıla indirdik. Yazları ara vermeden 2 tam senede tamamlıyoruz.

        Bu kreatiflik merakı nedir?

        Bu işin sahnesi çok kuvvetli. Moda bir endüstridir; insanların sandığı gibi sanatsal, kreatif bir şey değil. Bugün açılan AVM’lere bakın; son derece ticari, muhteşem kurgularla, ciddi bir iktisadi birikimin el değiştirdiği bir sektör var. İçine kozmetik, kuyum gibi sektörleri de aldığınızda silah ve savunma sanayiinin ardından ikinci büyük endüstri haline geliyor. Böyle bir endüstride kreatiflik, “uçtum, kaçtım” değil; gayet sistematik bir düzen vardır. Ana trendlerin dışında hiç kimse kreatiflikten söz edemez.

        Nasıl yani?

        Düşük bel kot modası varken “Ben marjinalim, yüksek bel yapacağım” diyen hiçbir işletme buna dayanamaz. Neden Karl Lagerfeld “Yüzyılın tasarımcısı” ödülünü aldı? Çünkü en çok o sattı. Moda kavramının içinde görülme, tüketilme, bulaşıcılık var. Tüketilmeyen hiçbir şey moda olmaz. Kreatifliğin ana unsuru kendini kabullendirmektir.

        “Himalayalardan etkilendim” diyenler yalan mı söylüyor?

        Hepsi yalan, hepiniz aynı rüyayı mı görüyorsunuz da koleksiyonların hepsi birbirine benziyor? Dünyada ana bir trend var, buna sistematik bir şekilde tasarımcı gruplar karar veriyor. O günkü ham madde bolluğundan maliyetlere kadar dayanan sistem içinde kendi zevklerinizi tüketici beğenisine sunma aşamalarınız “kreatif tasarım” tanımına giriyor. Hiç çöp poşetinden yapılan tasarımı giyip sokakta gezen gördünüz mü? Buna para veren gördünüz mü?

        Olay kullanılabilirlik mi?

        Aynen. Gerisi şov. Şov kısmına bakıp moda sektörünü anlamaya çalışan herkes battı.

        çalışan herkes battı.

        Çok acımasız oldu!

        Realite bu. Koleksiyonlara bakarsınız, Hint akımı girmiştir. Emin olun dünyanın en seçkin kitlesinin kredi kartı harcamalarına veya turizm acentelerinin nerelere ilgili olduğuna bakılarak ortaya çıkmıştır bu. Yoksa “Yattım kalktım hayal ettim” diye bir şey yok. Bu da moda endüstrisinin gücünün göstergesidir.

        Öğrencilere bunları anlatıyor musunuz?

        Kesinlikle. Bu yüzden mezunlarımız bu kadar başarılı, firmalar “Neden sayılı adam yetiştiriyorsunuz?” diye küsüyor. Öğrencilerimizi baştan sona bu işten para kazanabilecek şekilde yetiştiriyoruz. Kanada’da bizdeki gibi ebeveynlerin evlatlarını finanse ettiği bir sistem olmadığından herkes eğitimini ve kariyerini kendi seçiyor.

        Bunun için ya devletten ya bankadan kredi alıyor. Haliyle banka da “Sen bu çocuğu çok iyi eğit ki çıkar çıkmaz iş bulup benim paramı ödesin” diyor okullara. Bu yüzden dünyanın en iyi 2. eğitim sistemine sahipler.

        Kimler geliyor buraya?

        Birçoğu farklı mesleklerde eğitimini tamamlamış ancak işinden memnun olmayıp bize gelenler. Bir de gözlerinin altı mor, yorgun ama mutluluktan 32 dişi her daim ortada bir öğrenci profilimiz var. (Gülüyor). Bir insan kolay yetişmiyor. Türkiye’de kısa dönem kurslara, bilmem kaç saatlik eğitimlere çok sık rastlıyoruz. 12 saatle o meslekten para kazanılmaz. Bizde bir branş dersi senede 1100 saat.

        Bir de moda pazarlanması var.

        Kültürel olarak marka ve kalite bilincimiz yok. Bizim endüstimiz yapsat’a yönelik, henüz değer yaratma konusunda yeterli değiliz. İstemeden kobiler düzeninde büyümüş bir düzenimiz var. Bunu okula olan talepte de görüyoruz, herkes tasarımcı olmak istiyor. Halbuki pazarlamayı, markayı yönetmeyi bilen adam ihtiyacı daha fazla. Mesela aynı kumaştan yapılmış x ve y markasının düz beyaz gömleği var; biri 100 dolar, diğeri 200 dolar ama 200 dolar olan daha çok satıyor. Ya da Hermes’den 95 bin dolara çanta almaya gidiyorsunuz, parayı yatırıyor, bir de üstüne 72 gün bekliyorsunuz. Kimse bana bunu kreatiflikle falan izah edemez. Pazarlama dâhiliği işin içine girmeden başarı şansı yok.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ