Ece ULUSUM/ GAZETE HABERTÜRK-PAZAR

Şu manzaraya bir işaret koydular. Kıyamete kadar bir şey bırakmadılar. Orada o kalenin görüntüsü kalarak bu yerde vaktiyle bir kale varmış denilsin...” Nasuh bin Karagöz bin Abdullah el- Bosnavi yani daha iyi bildiğimiz adıyla Matrakçı Nasuh, Osmanlı Belgrad’ı fethettikten sonra söylüyor bu sözleri... Savaştan önce aklına kazdığı şehri, özenle hazırladığı mürekkeplerle kağıda bir bir aktardı, liman ile şehrin haritasını hazırladı. Böylece hem tarihe not düştü hem de savaşta kolaylık sağladı. Günümüze kadar geldi ve üstelik o dönemi hâlâ doğru detaylarla çizebilen belli başlı isimlerden biri. “Her şey zamanla unutulup gider, ancak gönülde ve dilde olan şeyler unutulmaz” diyen Matrakçı’yı UNESCO, ölümünün 450. yılında anma ve kutlama yıl dönümlerine alarak uluslararası listesine dahil etti.

Matrakçı Nasuh’un tarih sayfalarından çıkıp bu denli gündeme gelmesinin altında elbette popüler kültür dünyası var. “Muhteşem Yüzyıl” dizisinde Fatih Al’ın canlandırdığı Nasuh, entrikadan entrikaya koşuyordu. Bana kalırsa onca harita çizmek, matrak oynamak, savaşmak, şiir yazmak, matematik çalışmak ya da hattat çizmekten başını pek kaldıramıyordu. Başka türlü nasıl açıklayabiliriz ki bu kadar eseri? Fakat hakkını yemeyelim, dizide Kanuni’nin onu çok desteklediği ve önemsediği vurgulanıyordu. Bu gerçek ile örtüşüyor. Matrakçı Nasuh’un her alanda gösterdiği ustalığı karşısında Kanuni, 1529 tarihli fermanında; Nasuh’un İslam dünyasında ve sanatlarında tek olduğunu, herkesin Nasuh’u “üstad” ve “reis” olarak tanınmasını, ona saygıda kusur edilmemesini buyurdu.

3 KITA, 9 ÜLKE VE 10 ŞEHİRDE SERGİLENECEK

Nasuh Efendi’nin elinden çıkan eserleri birebir görmek pek mümkün değil zira 15 Ocak’ta Dolmabahçe Sarayı Sanat Galerisi’nde “16. Yüzyıl Dahisi: Matrakçı Nasuh” sergisi açılacak. Matrakçı’nın haritaları ve hattatları birebir 12 kadın sanatçı tarafından yapıldı. Geçen yıl Saraybosna ve Belgrad’da kapılarını açan sergi hem tarihçiler, hem de sanat dünyası tarafından beğenildi ve dilden dile dolaştı. Hatta Saraybosna’daki sergiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan da katıldı. Öyle etkilendiler ki, proje Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı tarafından destek aldı, Cumhurbaşkanı sergi kataloğunun önsözünü de yazdı. Bu projenin ardında İstanbul Kültürlerarası Sanat Diyalogları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı, küratör Beste Gürsu var. Gürsu sorularımızı yanıtladı.

Bu sergi fikri nasıl ortaya çıktı?

Matrakçı Nasuh, bizde malumunuz “Muhteşem Yüzyıl” dizisiyle tanındı ama biz başladığımızda yoktu. Çini sanatçısı Selim Ersoy ile Piri Reis sergisini yapmıştık, sonra bu sergiye başladık. Her şeyi tamamlamam 4 yıl sürdü. 12 sanatçının Matrakçı Nasuh’tan yola çıkarak yaptığı eserlerin 3 kıta, 9 ülke ve 10 şehirde sergilenmesi planlandı. Eserler İstanbul’dan sonra Viyana yolcusu...

Matrakçı Nasuh’un hangi yanlarını keşfettiniz bu projeyle?

Meziyetli biri... 16. yüzyıldan bu yana en mühim noktaları kayıt altına almış, bugüne ulaşmasını sağlamış. Haritalardaki birçok detay bize Matrakçı’nın ressam, minyatür üstadı, gezgin olduğunu gösterdi. Ayrıca iyi bir şair ve hattat. Sergide hepsini yansıttık.

Cumhurbaşkanlığı’nın desteğini nasıl aldınız?

Eserler ortaya çıkınca kalıcılığı olsun istedik, önce Matrakçı’nın yazdığı Tarih-i Sultan Bayezid’i Reha Bilge’nin önderliğinde Türkçe’ye çevirerek yeniden bastık. Sonra da PTT ile görüştük. Eserlerin bazıları kartpostal ve pul olarak basıldı.

NASUH GİTMEDİĞİ YERLERDE

Sergiyi geçen yıl ilk kez Saraybosna’da açtınız. Neden? Nasıl bir rota izliyorsunuz?

Edindiğimiz bilgilere göre, kendisi Bosnalı olduğu için doğduğu topraklardan yola çıktık. Sonra da Belgrad’a geçtik. Sırada Viyana, Tokyo, Roma, New York, Paris ve Budapeşte var. Matrakçı’yı kendisi yapan Kanuni Sultan Süleyman’dır. Bu yıl Kanuni’nin 450. vefat yılı, 10 yıl 2 ay savaşmış. Bu yüzden 10 şehir. Avrupa, Asya ve Amerika’yı tercih etme nedenimiz de Nasuh’un oralara hiç gitmemesi. Böylece bir nevi ulaşmış olacak.

Sergideki kadın sanatçılar nasıl bir araya geldi?

Çini sanatçısı Sevim Ersoy’un yıllardır birlikte çalıştığı “Sanatsal Eller” diye bir grubu vardı. Akademik anlamda da bir o kadar değerli isimler. Piri Reis’te de başarılı bir iş çıkarmışlardı. Haritaları birebir çiniye aktardılar. Uluslararası sanat otoriteleri tarafından işleri beğenildi.

Matrakçı Nasuh’u diğer haritacılardan ayıran özelliği nedir?

Nasuh bizim Da Vinci’miz. Minyatüre 3. boyutu kattığı noktalar var. Topografyayı çok iyi incelemiş, orantılar detaylı ve kesinlikle doğru. Mesela deniz tarafı haritalarında İtalya ile Fransa orantıları muazzam.

Bu projenin devamı gelecek mi?

İleride Matrakçı gibi Osmanlı’nın önemli zaatlarından birini yapmayı düşünüyoruz

DÖNEMİN ÖTESİNDE

“Beyan-ı Menazil-i Seferi Irakyn” kitabında İstanbul’dan başlayarak Tebriz üzerinden Bağdat’a ve buradan yine Tebriz üzerinden İstanbul’a kadar geçen yol üzerindeki tüm bu menzilleri bir harita gibi belgelemiş ve resimleri kurgu mantığıyla sıralamış. Bu kitapta o döneme göre muazzam bir sistem kurmuş; resimler yan yana konulduğu zaman bütün seferleri gösteren dev bir haritaya dönüşüyor! Osmanlı’nın Akdeniz’deki topraklarını bütün Balkan yarımadasını, Ege kıyılarını, resimli harita haline getirmiş. Şehir surlarını, kalelerini, kışlalarını, camilerini kuşbakışı açısından resmediyor...