Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Sema EREREN/ HABERTÜRK PAZAR

Geçen pazar, İstanbul daha uyanmadan yollara düştüm. İsveçli aktör Alexander Skarsgård’la sözleşmiştik... O da benim gibi sabah huysuzluğu olanlardansa yandık diyerek mekâna girdim ama, huysuzluktan eser yoktu!

Soruları cevaplarken bir yandan meyvesini atıştırıyor, diğer yandan bitki çayını yudumluyor; sanki anlattığı şeylerin heyecanını yeniden yaşıyor, gözleri parlıyordu.

Sıra fotoğrafa gelince, malum en uzun boylu aktörler arasında, hemen “Bir oyun oynayacağız” dedi ve uzakta bir şey görmüş ve bana gösterecekmiş gibi eğildi, “Şimdi çek” dedi Erdem’e. Başladık gülmeye. Ünlü aktör, Alexander Skarsgård’la keyifli sohbetimize buyurun.

Ünlü bir aktörün oğlu olmak hayatınızı nasıl etkiledi? Doktor olan annenizin oyuncu olmanıza karşı çıktığı doğru mu?

Başta ben de aktör olmak istemedim. Babamın yönetmen arkadaşı, 7 yaşımdayken bir teklifte bulundu. Her şey öyle başladı. 13 yaşımda her şeyi bir anda bıraktığımda da babam en büyük destekçilerimdendi. Bu mesleğin içinde değil, doktor ama o da “Mutlu olduğun neyse onu yap” dedi.

Ne olurdunuz aktör olmasanız?

Alternatiflerin üzerine pek düşünmedim. Mimar olabilirdim.

7 yıl ara verdikten sonra 20’li yaşlarda oyunculuğa neden geri döndünüz?

7 yıl hiçbir şey yapmadım. Ara vermemin sebebiyse ‘celebrity’ meseleleriydi. Öyle popüler, göz önünde olmayı istemedim. Çevremdekilerin bundan sonraki hayatlarında ne yapacağına karar verdikleri yaştaydım. Mesleğe bir şans daha verdim ve New York’a gittim.

Tiyatro, film ve televizyon arasından bir tercih yapmak gerekirse hangisini seçerdiniz?

Tercih yapmak zor, atmosferleri farklı. Ayrım yapmayacağım, umarım bir gün yapmak zorunda da kalmam.

İlk başta bir vampiri oynamaktan korkmuş olduğunuz doğru mu?

Evet doğru. Neden bilmiyorum. “Nasıl yani?” dedim teklif geldiğinde. Sonra beni ikna etmek için oynayacağım karakterden bahsettiklerinde o kadar da kötü olmayacağını düşündüm ve “Tamam varım” dedim.

7 yıl süren maceranız “True Blood” TV serisini 3 kelimede tarif etmeniz gerekse...

Korkarım bunu yapamayacağım. Ama kesinlikle hayatımı değiştiren bir deneyim olduğunu söylemeliyim. Nasıl büyük bir macera olacağını bilmeden başladık. İlk sezon beğenilmesi şaşırtmıştı ve evet 7 koca yıl sürdü. Çok özlüyorum. Devam etmesini isterim. Adeta aile gibi olmuştuk ekibimizle.

“Asla oynamam” dediğiniz bir rol var mı?

Vardır herhalde. Mesela bir Pocahontas olamam. (Gülüyor.)

Peki oynamak istediğiniz?

Karakterin yanında senaryonun nasıl olduğu, yönetmeni pek çok faktör işin içine girer karar verirken. Elbette neyin ne zaman geldiği de önemli. İç güdülerimi de muhakkak dinlerim. Strateji yaptığımı söyleyemem, heyecan duyduğum iş olsun yeter. Gerisi çok önemli değil...

Beraber oynamayı arzuladığınız bir aktris?

O kişi Meryl Streep’ti. Şanslıyım ki o da gerçek oldu. 

Oyuncu olmanın en güzel ve zor yanları ne?

Mesleğime âşık bir insanım. En güzel yanı, muhteşem insanlarla yaptığınız dayanışmayla ortaya bir iş çıkarıyor olmanız. Diğer yandan çok yoğun çalışmak zorundasınız. Bu da zor yanı.

‘TÜRK AŞÇILARINA SONSUZ TEŞEKKÜRLER’

Film dünyasındaki cinsiyet ayrımcılığı meselesine nasıl bakıyorsunuz?

Maalesef önemli bir mesele. Görünür biçimde ayrımcılık var ama son yıllarda bir şeyler değişmeye başladı. Senaryo yazan, film yöneten kadın sayısı arttı. Kadın sesini duyuyoruz, daha da fazlasına ihtiyacımız var.

Adınız sıklıkla en seksi aktörler arasında yer alıyor. Kendinizi seksi hisseder misiniz?

Seksi olmaktan ziyade malum sahnelere cüret etmek mühim. Benimki de öyle.

Birkaç yıl önce agresif kadınlardan hoşlandığınızı söylediniz mi gerçekten? Hâlâ öyle mi?

Değil.

Lady Gaga ve Rihanna yakın arkadaşlarınız mı?

En yakın arkadaşlarımdan hem de. Harika kadınlar.

Türk hayranlarınıza ne söylemek istersiniz?

Destekledikleri için çok teşekkür ederim. Bir de Türk aşçılarına sonsuz teşekkürler, beni lezzetli yemeklerle beslediğiniz için! En yakın zamanda yine geleceğim...

‘MACERAYI SEVİYORUM’

İstanbul’u nasıl buldunuz?

Aman tanrım! İnanılmaz. 48 saattir buradayım, neredeyse tüm şehri dolaştım. Önce bir balık lokantası, şehir turu, sonra Ayasofya, Yerebatan Sarnıcı, Kapalıçarşı, muhteşem bir kebapçı ve daha bir sürü şey.

Bugüne dek en çok etkilendiğiniz şehir hangisiydi?

São Paulo

Hemen adapte olanlardan mısınız; yabancılar mısınız gittiğiniz şehri?

Hemen uyum sağlarım. Macerayı seviyorum.