Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Ece USLUM/ HABERTÜRK PAZAR

Polonya’daki Bialowieza Ormanları çok eski zamanlardan kalma. Bilim insanlarına göre Dünya doğayı seçerse 100 yıl içinde bu ormanlarla kaplanacak. Üstelik buradaki ağaçlar dev gibi...

Voluntarty Human Extinction Movement yani insan türünün tamamen yok olması gerektiğini savunan hareket. Dünya’ya verdiğimiz zararın ancak böyle sonlanacağını iddia ediyorlar. Hatta daha da ileri giderek insan ırkının gezegenin başına gelmiş en büyük felaket olduğunu söylüyorlar. Onların istediği olursa gerçekten neler olurdu? Çeşitli bilimsel araştırmalar, yazarlar ve elbette biraz da bilim-kurgudan yola çıkarak biz olmadan kendi kaderini seçecek Dünya’yı yazdık...

SENARYO ŞU...

İnsanlığın yok olmasının üzerinden sadece 2 hafta geçti. Gezegen tamamen karanlığa büründü. Nükleer enerji tesisleri diğerleri gibi insansız çalışma gücüne sahip değil, birer saatli bombaya dönüşmeye başladı. En dayanıklısı baraj suyuyla çalışan hidroelektrik santrallar ama o da yeterli olmadı, birkaç aya tükendi. Sıcaklık düştü. İnsanlar olmayınca yaklaşık 1 derecelik bir düşüş daha gerçekleşti ve giderek soğumaya devam ediyor. Şehirde yaşayan hayvanlar kendilerini kurtardı, yemek arayışında. (Bu senaryo hiç de uzak değil, 2005 New Orleans’daki kasırga sonrasında insanlar şehri birkaç haftalığına terk etmişti. İlk gözlemledikleri şeyse evcil hayvanlarındaki değişimler oldu; neredeyse hepsi vahşileşmişti. İstanbul’da hayvanat bahçesi epey uzakta, bu bize uzak ihtimal. Evcil hayvanlarsa her geçen gün vahşileşiyor.

Bu sırada nükleer erime nedeniyle radyasyon sızıntıları meydana geldi. 50 bin kilometreyi etkileyecek kocaman radyasyon bulutları oluştu. En fenası da Japonya’daki; okyanusu etkiledi. Yaydığı zehir canlıları öldürdü. Ardından patlamalar... Bir yıl geçti, küçük şehirleri bitkiler sarmaya başladı. Budanıp engellenmedikçe doğa her şeyi kucaklar. Şehir kanunları çoktan yıkıldı, orman kanunları yeninden yürürlüğe girdi. Rüzgâr radyasyon bulutlarını dağıttı, hava iyice temizlendi. Tilkiler ve kurtlar şehirde kendilerine yaşayacak yer bulmaya başladı. Yağmurlar nükleer etkileri yavaş yavaş siliyor.

20 YILDA HARİTALAR DEĞİŞTİ

Havadaki azotla yaşayabilen bitkiler yayılıyor. Betonlardaki çatlaklar yosunlarla doluyor. Yeni ağaçlar daha fazla karbon emiyor, temizlik hızlandı. Metropollerdeki bakımsız çalışmayan her yapı çürümeye başladı. Yiyeceklerin oluşturduğu küfler ve mantarlar evleri kapladı. Evlerin ısısına güvenen hamamböcekleri göç etmeye başladı. Şehrin yakınlarındaki otoyollar yeşerdi, yolda kalan arabaları da sardı. Hayatta kalan hayvanlar artık kendilerine yuva olabilecek küçük ormanlara sahip.

İnsanlığın yok oluşunun 20’nci yılı. Betonların hammaddesinin bir kısmı su olduğundan bakım yapılmadıkça daha çok zarar görüyor. Duvarlar ufalanmaya, derin çatlaklar oluşmaya ve kimi yapılar yıkılmaya başlıyor. 40’ıncı yılında iyice toza dönüşüyor. Kasırgalar ve doğal afetler haritayı iyice değiştirdi, ABD’nin kıyı şehirleri artık yok, metal yapılar iyice paslandı. Bu sırada ormanlar her yıl biraz daha genişleyerek yayıldı. Üstelik insanlığın aşırı karbondioksit salınımının etkisi sona erdi. Kuzey’de yağış arttı, su yatakları taştı ve büyük metropoller su altında kaldı. Avrupa’nın bir kısmının bataklık olması öngörülüyor. Su alanları ve yeşillik şehirleri kapsayınca vahşi hayvanlar bir zamanlar bizim gezdiğimiz yerlerin yeni sahibi.

Dünya bir asır bizsiz döndü, hayvanların sayısı 10 kat arttı. Bakım ve onarım yapılmadığından köprüler de yıkıldı. En çok da koşullara dayanıklı meşe, akçaağaç ve servi ağaçlarının sayısı arttı. Göç yolları değişti, gemiler denizin dibini boyladı. İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi medeniyet beşikleri ormanlara dönüştü ve depremlerden dolayı harabe oldu, Hollanda’yı deniz yuttu, İngiltere’nin artık yarısı yok, Japonya da artık küçük bir ada... Oluşan ormanların derinliklerinde elektronik cihazlar kaldı, doğa kendine yeni bir üst yüzey yarattı. 500 yıl sonra nükleer felaketin etkileri azaldı, Dünya nefes almaya başladı. Eski çağlarda insanlar yaşadığı zamanları taşlara yazıyordu, insanlık dijitale dönüştüğü için ardımızda yazılı bir belge ve hatta ırkımızın varlığını kanıtlayacak bir şey kalmayabilir. Uzaya fırlattıklarımızla radyo ve televizyon sinyallerinin yaydığı dalgaları saymazsak 5 bin yıl sonra insanlıktan geriye sadece şunlar kaldı; Stone Hedge, Mısır Piramitleri, Çin Seddi kalıntıları ve Ay’daki ayak izleri...

Gezegen yeni zeki türlerin doğuşuna da tanıklık edebilir. İnsanlıktan önce henüz izini bulamadığımız izlerin olmadığını kim söyleyebilir?

DÜNYA’NIN 3 SEÇENEĞİ VAR:

1. Süper akıllı fareler medeniyet kuruyor: Bizden Sonra Dünya (The Earth After US) kitabının yazarı Jan Zalasiewicz ve çoğu bilim insanına göre gezegenin yeni gücü fareler olacak. Bu sürede fareler çoğalacak ve boyutları gitgide büyüyecek. Zalaiswick işi biraz da abartarak “Fil kadar olacaklar” diyor ve kitabında şöyle yazıyor: “Filmi hızla ileri sarsak belki de şöyle bir şey göreceğiz, süper akıllı fareler medeniyetlerini kurmuş ve insan ırkını sorguluyorlar.”

2. Mikropların egemenliği: ABD’li paleontolog Peter Ward‘ın Medea Hipotezi’ne göreyse gidişat 2 yıl içinde belli olacak. Dünya kendini yenilemeyi de seçebilir, bakterilerle yola devam etmeyi de. Eğer ikinci şıkkı seçerse yeryüzü mikropların egemenliğine geçer.

3. Doğa ana kucaklayacak: Bizsiz Dünya (The World Without Us) kitabının yazarı Alan Weisman, “New York’ta elektrik kesildiğinde metro hattı suyla dolmaya başlayacak. 3 gün içinde sel felaketi ortaya çıkacak. Caddeler suyla kaplanacak ve kanalizasyonlar taşacak” diyor. Ayrıca Weisman geride bıraktığımız plastiklerin yok olması için yüzlerce yılın geçmesi gerektiğini hatırlatıyor ama gezegenin onun da bir çaresini bulacağına inanıyor: “Zamanla plastikleri tamamen yok edecek yeni mikroplar doğacak.” Weisman, doğa ananın Dünya’yı kucaklayacağını savunanlardan. Biz hikâyeyi olumlu tarafından ele aldık.