Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Ekin TÜRKANTOS / HABERTÜRK PAZAR

10 santime 6 santim bir köşe düşünün. Bu daracık alanda derdinizi anlatabilir misiniz? Kısa ve öz yazmak gerçekten zorken naif ve düşündürücü çizimler yapmak da bir o kadar zor. Ama o bunu başarıyor. Kendine ayrılan alanları iyi dolduruyor. Ve usta çizerlerden tam not alıyor. Karakarga Dergisi çizerlerinden Cem Güventürk, henüz yolun başında. 1 yıldır profesyonel olarak çiziyor. Çocukluk hayalini hayata geçirebilmiş olması büyük şans. Amatör günlerinde başlayan çizim macerası, ufak tefek işlerinin yayınlanması ve usta çizerlerin ona inanmasıyla dergiye adım atmasını sağlamış. Leman ve Penguen dergilerinde bir süre çizmiş. Şimdi yeni adresi Karakarga. Karikatür camiasının usta isimlerinden Kutlukhan Perker, en büyük destekçisi. Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Çizgi Film Animasyon Bölümü’nde okuyan, aynı zamanda bir post production şirketinde çalışan Güventürk ile karikatür tutkusunu ve kitabını konuştuk.

 Kitabın bir ayda ikinci baskı yaptı. Biraz acayip değil mi?

Beklediğimizden fazla ilgi gördü. Biz de şaşırdık. İnsanların kendinden bir şeyler bulmasıyla alakalı bence. Kutlukhan Perker, yayıncılığı bilen biri olduğu için karikatürden oluşan katalog tarzı bir kitap yapmayı önerdiğinde, çok heyecanlandım. Kitapta 100’e yakın hepsi elle boyanmış çizimim var.

 Kitabın adının özel bir anlamı var mı?

“Bunları neden yapıyoruz, neden sabahlıyoruz?” diye kendi aramızda konuştuğumuz bir şeydi ve hepsinin bir anlamı olduğunu düşünüyoruz.

İlişkiler, sosyal medya, spor çılgınlığı gibi şeyleri işliyorsun. Başka nelerden ilham alırsın?

Bir formülü yok, güzel tarafı da bu. Benzer yaşadığımız şeyleri düşünmek, okuyanların da kendisiyle bağdaştırması sevilmesini sağladı. Büyük bir birikim sahibi olmaya gerek yok. Vapurdaki adam da eski sevgilim de malzemedir.

 Çizer olmak istedin ve başardın... Tek hayalim animasyon bölümünde ilerleyip çizgi film dünyasının bir parçası olmaktı. Ailem de destek oldu. Çizim ve resimle ilgili eğitimler aldım. Mizah dergilerini takip ettim, iyi bir okuyucu oldum. Ustalardan tavsiyeler aldım.

En kilit tavsiye neydi?

Tamamen özgür ve içimden geldiği gibi çizmem gerektiğini söylediler. Bunun bir okulu yok. İçinden geldiği gibi çıkıyor ve okuyucuyla aranızda bir iletişim aracı oluyor. 6-7 sene tırmaladım. Birbirinin aynı işler yapıyordum. Potansiyelimi ortaya çıkaramıyordum. Şimdiki işlerim de aslında aynı şeyleri ürettiğimi düşünüp yaptığım işler. O yüzden benim için olduğu kadar okuyucu için de yeni.

Kitapta Kutlukhan Perker de senden övgü dolu sözlerle bahsediyor. Bu da büyük şans.

İmza günlerinde imza aldığım insanlarla, imza günlerinde imza vermeye başladım. Rüya gibi bir şey benim için. Onunla tanışmak bile önemliyken aynı masada oturmak çok özel.

Takip ettiğin çizerlere çizginin benzemesinden korkar mısın?

Tabii ki, neticede bu biraz da taklitle başlayan bir süreç. Lise döneminde önce dergide beğendiğiniz şeyleri çiziyorsunuz. Önemli olan bunu ne kadar sürdürdüğünüz. Çünkü zamanla tarzınız oluşuyor.

Karakarga’daki köşen de aynı formatta devam ediyor...

Karakarga çok güzel bir dergi oldu. Çok büyük yazarlar ve çizerlerle genç çizerlerin harmanlandığı bir dergi. Kutlukhan Ağabey’i Arsenal’in teknik direktörü Arsene Wenger’e benzetiyorum. O da gençlerle çalışmayı çok seven biri. O da çok teşvik edici, güvenen, fırsat veren bir usta. Ben de güzel şeyler yapmaya çalışıyorum.