Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

LEVENT ÖZÇELİK / HT CUMARTESİ

Güneşin en cömert davrandığı Alman şehri Freiburg, küçük su kanalları, bira bahçeleri ve yıl boyu süren festivalleriyle mutlaka görülmesi gereken şehirler arasında ilk sıralarda geliyor

Sırtını ünlü Kara Ormanlar’a yaslayan, yüzlerce yıl geriye giden köklü tarihinde önce kale, ardından şehir olarak kurulan Freiburg, en çok güneş gören Alman şehri olarak biliniyor. Fransa ve İsviçre sınırının kıyısında bulunan bu şehre gitmek sandığınızdan çok daha kolay... İstanbul’dan direkt uçuşla Basel’e, oradan yaklaşık 45 dakikalık kısa bir yolculukla bu tarihi şehre ulaşmak mümkün. Basel demişken, Fransa- Almanya-İsviçre sınırındaki Freiburg dışında gezdiğim şık Colmar şehri ile mimari ve sanata doyuran Basel’i gelecek haftalarda yazacağım. Keşfimize önce güneşli bir günde Freiburg’dan başlayalım...

‘KANALA DÜŞERSEN FREIBURG’LU İLE EVLENİRMİŞSİN’

Basel’den Freiburg’a doğru ilerliyoruz. Basel’de yaşayan arkadaşımız Babür, bir yandan otomobili sürerken diğer yandan Freiburg’u anlatıyor. Öğrencilik döneminde önce burada yaşamış. “Yaklaşık 25 bini bulan üniversite öğrencileri, şehre çok hareket katıyor” diyor. Gençlerin verdiği enerjiyle oldukça aktif bir şehir...

Aracı üniversitenin hemen yakınındaki otoparka bırakıp eski şehrin içinden Kastaniengarten yani “Kestane Bahçesi” adı verilen diğer adı “Biergarten” olan bira bahçesinin bulunduğu tepeye doğru yürüyoruz. Şehrin bir diğer özelliği de daha önce birkaç Avrupa şehrinde gördüğüm kaldırım ile yol arasına yapılan küçük su kanalları. “Eski şehir” diye bilinen bölgede “Bächle” denilen bu kanallar, neredeyse bütün sokaklarda var. Benzerini Fransa’dan örnek vererek bir arkadaşım anlatmıştı, sokakları temiz tutmak için yapılan bir yöntem. Eskiden herkes kapısının önünü bu kanallara süpürürmüş ve tozu toprağı su alıp götürürmüş.

Yol arkadaşımız Babür araya, toplam uzunluğu 15.5 kilometre olan bu kanalcıklarla ilgili bir de küçük hikâye sıkıştırıyor: “Eğer ayağın kanala kayarsa bir Freiburg’lu ile evlenirmişsin, Freiburg’lular böyle dermiş.”

DAVRANDIĞI ALMAN ŞEHRİ

Kanallara düşmeden, kaybolmadan Kastaniengarten’a çıkıyoruz ve vakit kaybetmeden Freiburg’un tamamını panoramik olarak izliyoruz. Tipik dik eğimli, kızıl kiremitli Alman binalarının çatılarının üzerinden, Münster Meydanı’ndaki katedral dahil şehrin tümünü tek parçada görmek mümkün. Tabii yanında bira ve patates eşliğinde... Meydandaki bira bahçesi Freiburg’luların bir araya geldiği önemli mekânlardan. Yine bu tepede bir de restoran var.

Güneşin en cömert davrandığı Alman şehri olarak bilinen Freiburg’un merkezindeki bu tepe yürüyüş, yeme-içme ve soluklanmak için ideal bir kaçış noktası. Tepeden aşağı merkeze doğru yürürken Modern Sanat Müzesi’nde iki sergi dikkatimizi çekiyor. Biri uluslararası fotoğrafçılardan ortak bir sergi: “Nijer Deltasında Son Ayinler”.

Diğeri ise bölgenin tarihine göz atmamızı sağlayacak olan çağdaş fotoğraflarla petrol üretiminin yarattığı dramı konu edinen “Gotik İnşaat”. Nijer Deltasında Son Ayinler 2015 yılına kadar, Gotik İnşaat ise ekim ayına kadar izlenebilir, benden hatırlatması! Ardından Schusters Caddesi’nden mağazaları gezerek Münster Platz’a, Freiburg şehrinin 1200 yılında gotik tarzda inşa edilen görkemli katedralinin önüne geliyoruz. Katedralin 116 metre yüksekliğindeki kulesi, heykeller ve gotik desenlerle süslü. Ardından Markthalle yani kapalı çarşıya geçiyoruz. Burası bir pazar yerinden çok, gurme bir durak gibi...

Çünkü pek çok mutfağı temsil eden yeme içme mekânlarıyla dolu. Elbette Türk restoranları da var. Burada verdiğimiz bir lezzet molasının ardından Babür’ün peşine takılıp Freiburg Üniversitesi’ne paralel küçük bir meydana geliyoruz. Belirtmeden geçmeyeyim, Niemens Caddesi’ndeki UC Café bir şeyler atıştırmak için ideal. Tam bu sırada Babür, “Şehrin en iyi kahvesini Bermuda Café’de içersiniz” diyor. Gerçekten de burası, tam anlamıyla kahveye gönül verenlerin mekânı. Sahibi Volkan adında bir Türk. Kısacası “Freiburg’a gidince uğramadan dönmeyin” derim.

TAM BİR FESTİVAL ŞEHRİ

Freiburg tam anlamıyla bir etkinlik şehri. Yıl boyunca büyüklü küçüklü onlarca festivale ev sahipliği yapan bu şehirde, coşku yıl boyu devam ediyor. Film haftaları, açık hava sinemaları ve yazlık film festivali, kermes ve yıllık pazarlar, çadır müziği festivali, Freiburger Fastnacht, Innenhöfe Festivali, Le Gipfel du Jazz, Rathaushof’ta Tiyatro Oyunları, Seenachtsfest ve Weinfest şehrin nabzını yükselten önemli etkinliklerden bazıları.

Freiburg, doğaseverleri de fazlasıyla memnun eden bir şehir. Yeşil alan Schlossberg, doğa deneyim parkı Mundenhof, şehir merkezinin yakınındaki, 1.284 metre yüksekliğindeki Hausberg, Schauinsland ve Freiburg’un etrafındaki birçok göl nefes aldırmak üzere sizi bekliyor. Özetle, yaklaşık 229 bin kişinin yaşadığı bu küçük Alman şehrine bir gün ayırırsanız pişman olmazsınız.

Bu arada bir dönem Fenerbahçe’yi çalıştıran Almanya Futbol Milli Takımı Antrenörü Joachim Löw ve özellikle aksiyon filmlerindeki başarısıyla pek çok Hollywood filminde oynayan, Alman sinemasının önemli isimlerinden Til Schweiger’ın da Freiburg’lu olduğunu, bitirmeden sözlerime eklemek istiyorum.