Yeni güvenlik doktrininde yapay zeka da var
Milli Güvenliğin anayasası olarak adlandırılan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi yeniden yazılıyor. Hibrit savaş, yapay zekâ, düzensiz göç, bölgesel krizler ve siber saldırılar yeni dönemin tehdit başlıkları arasında. Habertürk'ten Bülent Aydemir yazdı..
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Milli Güvenlik Konferansları Açılış Töreni’nde yaptığı konuşma, Ankara’da hazırlıkları sürdürülen yeni Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin (MGSB) ana çerçevesine ilişkin önemli ipuçları verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Yapay zekâyı etik, hukuki, toplumsal ve stratejik boyutları olan bir güvenlik meselesi olarak ele almak ülkemiz için tercihten öte zorunluluktur” sözleri, devletin güvenlik algılamasında yeni bir döneme girildiğini ortaya koydu.
Bir süredir bu konuda çok kapsamlı yazılar yazan bir gazeteci olarak kamuoyunda “Kırmızı Kitap” olarak bilinen ancak aslında mavi kapaklı hazırlanan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nde ilk kez yapay zekâ, hibrit tehditler ve bilgi savaşı başlıkları bu kadar kapsamlı şekilde yer alacak.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE, YENİ GÜVENLİK DOKTRİNİNİN MERKEZİNDE
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında dikkat çeken bir diğer başlık ise “Terörsüz Türkiye” vizyonu oldu. Erdoğan’ın, “Terörsüz Türkiye süreci bir güvenlik politikasının ötesinde ülkemizin yeni yüzyılına ilişkin stratejik bir devlet vizyonunun adıdır” ifadeleri, Ankara kulislerinde hazırlanan yeni güvenlik doktrininin temel yaklaşımı olarak değerlendiriliyor.
Güvenlik kaynaklarına göre yeni MGSB’de terörle mücadele yalnızca askeri bir konu olarak ele alınmayacak. Terörün finansmanı, propaganda ağları, dijital platformlar üzerinden yürütülen psikolojik operasyonlar, toplumsal manipülasyon faaliyetleri ve dış destek mekanizmaları da tehdit tanımlamaları içinde yer alacak.
HİBRİT SAVAŞ VE HİBRİT TERÖR DÖNEMİ
Ankara’da yapılan çalışmalarda klasik tehdit tanımlarının önemli ölçüde değiştiği belirtiliyor. Devlet kurumlarının yaptığı taslak çalışmada; artık savaşların yalnızca tank, top ve füze ile yapılmadığı; ekonomik baskılar, sosyal medya operasyonları, siber saldırılar, dezenformasyon kampanyaları, enerji krizleri ve göç hareketlerinin de birer güvenlik aracı olarak kullanıldığı vurgulanıyor.
Bu nedenle yeni belgede;
- Hibrit savaş,
- Hibrit terör,
- Siber saldırılar,
- Kritik altyapılara yönelik operasyonlar,
- Ekonomik manipülasyonlar,
- Bilgi ve algı operasyonları,
- Sosyal medya kaynaklı psikolojik harekâtlar, öncelikli tehdit başlıkları arasında yer alacak.
YAPAY ZEKÂ HEM TEHDİT HEM FIRSAT
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugün özellikle vurguladığı yapay zekâ konusu, güvenlik bürokrasisinin son dönemde üzerinde en yoğun çalıştığı alanlardan biri. Kaynaklar, yapay zekânın yalnızca savunma sanayii ve istihbarat açısından değil; seçim güvenliği, kamu düzeni, finans sistemleri, kritik altyapılar ve bilgi güvenliği bakımından da stratejik sonuçlar doğuracağı görüşünde. Ankara’da yapılan değerlendirmelerde;
- Derin sahte (deepfake) teknolojileri,
- Otonom silah sistemleri,
- Yapay zekâ destekli siber saldırılar,
- Büyük veri manipülasyonları,
- Toplumsal yönlendirme ve algı operasyonları, geleceğin güvenlik riskleri arasında gösteriliyor.
Buna karşılık yapay zekâ; savunma teknolojileri, istihbarat analizi, sınır güvenliği, erken uyarı sistemleri ve karar destek mekanizmaları açısından önemli fırsatlar da sunuyor.
YPG, EGE VE KARADENİZ DOSYASI
Yeni dönemde geleneksel tehdit başlıklarının önemini koruyacağı da belirtiliyor. Güvenlik kaynaklarına göre; PKK ve uzantıları, Suriye’de ABD desteğiyle varlığını sürdüren YPG yapılanması, DEAŞ ve benzeri terör örgütleri, FETÖ ve benzeri devlet içine sızma girişimleri, öncelikli tehdit kategorisinde yer almaya devam edecek.
Dış güvenlik başlığında ise; Karadeniz’de devam eden istikrarsızlık, Rusya-Ukrayna savaşının etkileri, Montrö rejiminin korunması, Doğu Akdeniz’de enerji rekabeti, Kıbrıs meselesi, Ege’de kıta sahanlığı anlaşmazlıkları, Yunanistan’ın silahlanması ve adaların askerileştirilmesi, Ankara’nın dikkatle takip ettiği risk alanları arasında bulunuyor.
GÖÇ, İKLİM VE EKONOMİK GÜVENLİK
Yeni Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nde yalnızca askeri tehditlere değil, toplumun bütününü etkileyen risklere de yer verilecek. Bu kapsamda; düzensiz göç, insan kaçakçılığı, nüfus hareketleri, iklim değişikliği, su ve gıda güvenliği, salgın hastalıklar, enerji arz güvenliği, ekonomik krizler ve küresel kırılganlıklar, ulusal güvenlik başlıkları arasında değerlendiriliyor.
“ASIL OLAN İÇ CEPHE”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında sık sık vurguladığı “iç cepheyi güçlendirme” yaklaşımı da yeni belgenin temel felsefesini oluşturuyor. Ankara’da yapılan değerlendirmelerde, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin karşı karşıya kalacağı tehditlerin önemli bölümünün doğrudan askeri nitelik taşımayacağı, toplumsal dayanıklılığı hedef alan çok boyutlu saldırı biçimlerinin öne çıkacağı belirtiliyor.
Bu nedenle yeni MGSB’nin yalnızca güvenlik kurumlarına değil, ekonomi yönetiminden enerji sektörüne, eğitimden teknoloji politikalarına kadar devletin bütün kurumlarına yol haritası çizecek stratejik bir belge niteliği taşıyacağı ifade ediliyor. Erdoğan’ın dün yaptığı açıklamalar ise Ankara’nın yeni güvenlik konseptinin merkezine “terörsüz Türkiye”, “güçlü iç cephe”, “hibrit tehditlerle mücadele” ve “yapay zekâ çağında milli güvenlik” başlıklarını yerleştirdiğini gösteriyor.