ABD'nin New York ve Ohio State üniversiteleri tarafından yapılan ortak araştırmada, yetişkinlerde göz içinde görülen "uvea melanomu" kanseri gelişiminde, göz rengini belirleyen genetik bölgedeki mutasyonların en önemli risk faktörü olduğu belirlendi.

AA'nın haberine göre; araştırma, mavi, yeşil ve gri göz rengi ile açık ten rengine sahip olanlarda göz kanseri gelişme olasılığının daha yüksek olduğunu ortaya koydu.

Göz Doktoru Doç. Dr. Altuğ Çetinkaya, gözü ve göz çevresindeki dokuları ilgilendiren bütün kitlelerin "göz tümörleri" olarak adlandırıldığını ve bunların kötü huylu olduğu tespit edildiğinde de "göz kanseri" olarak isimlendirildiğini söyledi.

Tümörlerin gözün çeşitli kısımlarında görülebildiği gibi göz çevresinde, göz kapaklarında, gözün içerisinde ya da dışındaki orbita çukurunda da tespit edilebildiğini ifade eden Çetinkaya, tümörlerin oluştukları bölgeye göre farklı belirtiler gösterebildiğine dikkati çekti.

Doç. Dr. Altuğ Çetinkaya, belirtilerin göz içerisinde kızarıklık, göz kapaklarında şişlik, göz etrafında iltihaplanma ve kaşıntı şeklinde ortaya çıkabildiğini anlatarak, "Tümörler bazen göz bebeğinin yuvarlak yapısını da bozabilir. Gözün içinde iris tabakasındaki tümörlerde ise bazen kahverengi, bazense açık renkte kitleler görülebilir. Gözün arkasında ortaya çıkan tümörler ise bazen hiçbir şikayete sebep olmaz. Bunlar rutin muayene sırasında ortaya çıkabilir" uyarısında bulundu.

Olası göz kanseri belirtileri hakkında bilgi veren Çetinkaya, şunları kaydetti: "Bulanık görüş, ani görüş kayıpları, görüş alanında ortaya çıkan hareketli nokta veya çizgiler ile ışık parlamaları, görme alanı kaybı, gözün renkli kısmında ortaya çıkan koyu nokta veya leke, göz bebeğinin şeklinde veya büyüklüğünde değişim, gözün göz yuvasındaki doğal konumundan kayması veya dışarı doğru çıkması, gözde kızarma veya ışığa karşı hassasiyet görülebilir. Göz kanseri, gözün dışına doğru büyümediği sürece ağrı nadiren görülür."

Doç. Dr. Çetinkaya, bu tür şikayetler olması halinde mutlaka hekime başvurulması gerektiğini vurgulayarak, "Muayenede göz kapağından gözün arkasına kadar bütün yapıların dikkatlice incelenmesi gereklidir. Kapaklara, kapakların iç kısmına, göz hareketlerine, göz bebeğinin ışık cevabına, göz tansiyonuna mutlaka bakılmalı" diye konuştu.

Bazen göz kanserlerinin hiçbir şikayete neden olmadan gözde yavaş yavaş büyüyebildiğine işaret eden Çetinkaya, bundan dolayı çocukların belli aralıklarla göz muayenelerinin yapılmasının göz tümörlerinin erken teşhisi için çok önemli olduğunu vurguladı.

"BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ ZAYIF OLANLARDA RİSK ARTIYOR"

Her tümörün kanser olmadığının da altını çizen Altuğ Çetinkaya, risk grubundaki kişilerin bulgulara karşı daha duyarlı olması ve rutin kontrollerini yaptırması gerektiğini söyledi.

Çetinkaya, "Alana ilişkin bilimsel yayınlarda yer alan istatistiklere göre göz kanseri, açık göz rengine sahip olanlarda, yaşlılarda, atipik-sıra dışı ben sendromu olanlarda, bağışıklık sistemi zayıflarda, AIDS hastalarında, organ naklinde reddi önleyici ilaç kullanan kişilerde daha sık görülüyor" dedi.

Yurt dışında yapılan bilimsel çalışmaya ilişkin de bilgi veren Doç. Dr. Çetinkaya, şöyle konuştu: "New York ve Ohio State üniversitelerindeki bilim insanlarının yaptığı ortak çalışmada, uvea melanomu (en sık görülen göz içi kötü huylu tümörü) hastalarında en büyük riskin, göz rengini belirleyen genetik bölgedeki mutasyonların oluşturduğu belirlendi. Ayrıca mavi, yeşil ve gri gözlü olanlarla, açık tenlilerde, göz ve göz çevresi kanseri olma olasılığının daha yüksek olduğu bulgusuna ulaşıldı."

Çetinkaya, açık renkli gözlerde gözü güneşin zararlı ışınlarından koruyan koyu renkteki pigmentlerin sayısının çok az olduğunu belirterek, "Bu kişilerde leke şeklinde göz beni de daha fazla oranda görülmektedir. Göz benleri de uvea melanomu için artmış risk faktörleri arasında sayılır. Açık renk gözlerde uvea melanomunun daha fazla görülmesinde genetik yatkınlık, artmış ben miktarı ve ışığın zararlı dalga boylarından koruyan pigmentlerin doğuştan az miktarda olması muhtemelen sebepler olarak düşünülebilir" şeklinde konuştu.

Göz içindeki tümörlerde sigara, aile öyküsü ve genetiğin ortak risk faktörlerini oluşturduğunu dile getiren Altuğ Çetinkaya, "Bunun dışında göz melanomunda beyaz ırk, açık göz rengi, ileri yaş, gözün renkli kısmında lekeler olması, ciltte atipik ve çok sayıda benler olması, aşırı ve koruyucu gözlük olmadan solaryum kullanımı riski artıran faktörler arasında yer alıyor" değerlendirmesinde bulundu.

Doç. Dr. Çetinkaya, göz kapağı kanserlerinin risk faktörleri arasında ise genetik yatkınlık, açık tenli olmak, genç yaşlarda güneşe aşırı miktarda maruz kalmak, aşırı solaryum kullanımı, eski cilt yanıkları ve bağışıklık sisteminin zayıflığının önem taşıdığını ifade etti.

Çetinkaya, göz çukuru tümörlerinin bu bölgede dar bir alanda kas, yağ, damar, sinir, bağ doku, bez dokuları gibi çok çeşitli anatomik yapıların yer alması nedeniyle çok çeşitlilik gösterdiğini belirtti.

"KİRPİK DÖKÜLMESİ VE PULLANMAYA DİKKAT!"

Göz kapaklarındaki kanserlerin çoğunluğunun cerrahi yöntemle ve kozmetik onarım teknikleriyle giderilebildiğini anlatan Altuğ Çetinkaya, bazı durumlarda da erken teşhisle hastanın hayatının kurtarılabildiğine işaret etti.

Göz çukuru tümörlerinde ise cerrahiyle tümörün çıkarılabildiğini aktaran Çetinkaya, bazı durumlarda kitlenin tamamını çıkartılmadan biyopsi sonrası kemoterapi ya da radyoterapi uygulanabildiğini vurguladı.

Doç. Dr. Çetinkaya, göz içi tümörlerin tedavisinde başarı oranlarının çok yüksek olduğuna da işaret etti.