Diplomat bir ailenin çocuğu olarak yurt dışında doğan Esra Üçcan, eğitim hayatının büyük bölümünü Fransa’da geçirdi. Müzik eğitimine Ankara Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’nda başladı; Fransa’da Strasbourg Müzik Konservatuvarı’nda sürdürdü. Aynı zamanda Strasbourg Ulusal Yüksek Mimarlık Okulu mezunu olan Üçcan, mimarlık kariyerini Türkiye ve Fransa’da paralel olarak yürüttü. Doğu ve Batı kültürlerinden beslenen melodik diliyle Avrupalı müzisyenlerin dikkatini çeken Üçcan; piyanist, besteci, şarkıcı ve aranjör kimliğiyle üretimlerini sürdürüyor. Fransızca cover’ları ve single projeleriyle dijital mecralarda geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan sanatçı, Türk müzik repertuvarından seçtiği eserleri kendi Fransızca sözleri ve düzenlemeleriyle yeniden yorumluyor. Bu çalışmalar arasında Ahmet Kaya’dan Acılara Tutunmak (La Souffrance), Özdemir Erdoğan’dan Bana Ellerini Ver (L’Amour), Zülfü Livaneli’den Ey Özgürlük (La Liberté) ve Drama Köprüsü (La Solitude), Seyyan Hanım’dan Siyah Gözlere (Séduction) ve Nazım Hikmet’in iki şiirinden uyarladığı eserler yer alıyor. Tüm düzenlemeler Esra Üçcan imzası taşıyor. Sanatını “bir şeylere ya da birilerine benzemeden” üretmeyi seçen Esra Üçcan, müzik yolculuğunu Fransızca ve çok kültürlü bir anlatı ekseninde sürdürmeye devam ediyor.
'Aldırma Gönül', 93 yıl sonra Fransızca
Sabahattin Ali'nin 1933'te Sinop Cezaevi'nde kaleme aldığı 'Aldırma Gönül', 93 yıl sonra bu kez Esra Üçcan'ın Fransızca yorumuyla yeniden hayat buluyor. Elektronik Fransız pop ile senfonik dokuyu buluşturan 'Mon Cœur Gönül', şiirin evrensel başkaldırı ruhunu çağdaş bir müzikal dile taşıyor
Türkiye’de belleklere kazınmış şarkıları Fransızca yorumlayan, çift dilli kültürel paylaşımın öncü isimlerinden Esra Üçcan, daha önce Ahmet Kaya’nın Acılara Tutunmak eserini La Souffrance adıyla yorumlamıştı. Üçcan’ın Charles Baudelaire’in “Güzelliğe İlahi” dizelerini Özdemir Erdoğan’ın bestesiyle buluşturduğu L’AMOUR yorumu ise özellikle sosyal medya ve Reels paylaşımlarında binlerce videoya eşlik ederek geniş bir etki alanı yaratmıştı. Üçcan, Mon Cœur Gönül’ü bu kez elektronik-senfonik bir yapı içinde yeniden besteleyerek, 93 yıl önce yazılmış bir şiirin bugün hala aynı düşünsel ve duygusal gücü taşıdığını güçlü biçimde hatırlatıyor.
.pngHER AY BİR ŞARKI YAYINLANACAK
'Mon Cœur Gönül', Fransızca ve Türkçe sözleriyle iki kültürü ortak bir estetik zeminde buluşturuyor. Şarkı, Fransız ve Türk kültürlerinin inceliklerini evrensel bir müzik diliyle dünyaya taşırken; geçmişten bugüne uzanan başkaldırı fikrinin zamansızlığını vurguluyor.
Esra Üçcan’ın 8 şarkıdan oluşan yeni albümü de 'Mon Cœur Gönül' adını taşıyor. Albüm, Ocak ayı itibarıyla her ay bir şarkı yayınlanacak şekilde dinleyiciyle buluşacak. Adını ilk çıkış şarkısından alan albümde bu kez sanatçının kendi besteleri ön planda. Albümde yalnızca bir şarkı cover olarak yer alırken, 7 şarkının bestesi ve aranjesi Esra Üçcan’a ait.
Albümde bir şarkının aranjesi Cem Ergunoğlu imzası taşırken, tüm kayıtlar, mix ve mastering çalışmaları uzun yıllardır Londra’da yaşayan Ender Akay tarafından gerçekleştirildi. Sekiz şarkının tamamı Londra’da stüdyo ortamında kaydedildi.
.pngEsra Üçcan, müzikal duruşunu sadece estetik bir tercih değil, bilinçli bir etik konumlanma olarak tanımlıyor. Onun için idealizm bir tarz değil; yönünü belirleyen vazgeçilmez bir iç pusula. 'Mon Cœur Gönül', popüler beklentilere yaslanmadan, kabul görmek için yumuşamadan, kendi sesini ve ritmini koruyan bu tavrın müzikal karşılığı olarak şekilleniyor: Sanat, yalnızca ait olduğu dönemi yansıtmakla yetinmez; geçmişle bugün arasında düşünsel bir köprü kurabildiğinde gerçek anlamına kavuşur. Yüz yıl önce yazılmış bir metnin bugün başka bir dilde hala aynı duygusal ve düşünsel etkiyi yaratabilmesi, bir rastlantı değil; insanlığın hala yüzleşmekten kaçtığı meselelerin açık bir göstergesidir. 'Aldırma Gönül’ün Fransızca yorumu bu nedenle nostaljik bir geri dönüş değil, bugüne yöneltilmiş bilinçli bir hatırlatmadır. Ben idealist bir insanım. Kendi vizyonumdaki dünyadan vazgeçemem. 'Mon Cœur Gönül’ün hikâyesinde olduğu gibi, kimseyi umursamadan ilerleyerek kendini karanlıkta hissedenlere ilham olmak, umut olmak; denizinin önüne duvar örülmüş kişilerin yüzünü göğe çevirmek ve denizin yansımasını göstermek istiyorum.