Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Ekonomide global arka planın değiştiğine dikkat çeken Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin de değişen makro şartlara hızla uyum sağlayarak yoluna devam edeceğini vurguladı.

Son 15 yılda hemen hemen 1.5 senede bir referandum veya seçim yapıldığına, bu stres testlerinin hepsinden geçildiğine ve kamu maliyesindeki güçlü duruşun korunduğuna işaret eden Mehmet Şimşek şunları söyledi:

“Kamu maliyesi konusunda endişeler yersiz. Biz şimdi harcama kesintilerini çalışıyoruz. Bakanlık sayısı ciddi şekilde azaltılacak. Bu da harcamaları düşürecek. Olaylara anlık veya çok kısa vadeli bakılınca büyük resmi görmek zordur. Bu açıdan olaylara orta ve uzun vadeli bakmak gereklidir. Şunun şurasında birkaç hafta kaldı. Kısa vadeli sıkıntılar aşılacak. Biz ülkeyi ikiz açığa götürmeyiz. Buna asla yol açmayız.”

- Türkiye için ne denirse densin, bir hikâyesi vardır. Biz bu hikâyeyi güçlendireceğiz. Yeni dönemin başında arka arkaya yapacağımız yapısal reformların desteğiyle sıkıntılar 5 yıl sonra geride kalacak. Ben iyimserim ama zorlukları da görüyorum. Global arka plan değişiyor. Artık farklı yaklaşımlar gerektiriyor. Biz bu yaklaşımları göstereceğiz.”

- Türkiye’ye yöneltilen tehdit algısının değişmesiyle birlikte ülkede hukuk devleti ilkesine ilişkin kaygıların da giderileceğini vurgulayan Şimşek, “Şüpheye dayalı çok yüksek risk primi fiyatlanıyor. Şunun şurasında birkaç hafta kaldı. Bu riskin doğru olmadığı ortaya çıkacak. İrade var, bunun için imkân da doğacaktır. Onun için günübirlik bakarsanız olaylara, büyük resmi yakalamak zordur. Orta, uzun vadeli bakmak lazım” diye konuştu.

- Ekonomist ve Kapital dergilerinin bu yıl 27’ncisini düzenlediği “Ekonomide Yılın İş İnsanları 2018” ödül töreninde “seçim sonrası ekonomide izlenecek yol haritası” hakkında ipuçları veren Mehmet Şimşek kurda görülen dalgalanmanın arka planında makro ekonomik dengelere ilişkin endişelerin yattığına dikkat çekerek “Aslında Türkiye’nin çok güçlü tarafları var, fakat bardak yarı dolu olduğu için boş kısmına odaklanılıyor. Zaman zaman burada risklerin gerçekten çok aşırı bir şekilde fiyatlandığını görüyoruz” ifadesini kullandı.

- Merkez Bankası tarafından yapılan faiz artırımının ve alınan kararların önemini vurgulayan Şimşek, “Finansal koşullarda yakın dönemde yaşanan sıkılaşma gecikmeli de olsa enflasyonun kontrol altına alınmasına ve cari açığın daraltılmasına yardımcı olur ama para politikasının güçlü bir şekilde makro ihtiyati tedbirlerle desteklenmesi gerektiği ortada” dedi.

- Son yıllarda hükümetin hanehalkını pek çok riske karşı koruma altına aldığını belirten Mehmet Şimşek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Önemli bir konu bu. Ekonominin bundan sonraki gidişatını belirleyecek. Aslında hanehalkı korumaya alınmış. Çünkü değişken faizle borçlanamıyor. Tüketici kredilerinin faizi sabit. Dolayısıyla faiz şokundan geçmiş yükümlülükleri etkilenmiyor. Dövizle borçlanamadığı için kur şokundan etkilenmiyor doğrudan doğruya. Bu nedenle hanehalkı serveti gerilemedi. Tam aksine 102 milyar dolarlık bir döviz tevdiat hesabı ve 200 milyar dolar civarında altın birikimi var. Bu anlamda toparlanma güçlü olmaya devam eder.”

- Ekonominin yeniden dengelenmesinin önemine işaret eden Mehmet Şimşek, hükümetin mortgage ve hanehalkının dövizle borçlanması konusundaki düzenlemeler gibi makro ihtiyati tedbirleri çok önceden aldığını belirtti. Yakın dönemde de aslında önemli tedbirler aldıklarını belirten Mehmet Şimşek kur riski için dövizle borçlanmaya ciddi sınırlamalar getirdiklerini kaydetti. Büyük şirketlere ilişkin de çalışmanın daha rafine şekilde yapıldığını belirten Şimşek, “Bu, aslında Türkiye’nin kırılganlığını çok ciddi bir şekilde azaltacak önemli bir makro ihtiyati reformdur. Önümüzdeki dönemdeki bu düzenlemelere ilişkin çalışmalarımız da hazır” diye ekledi.

- Ekonominin yeniden dengelenmesinin önemine işaret eden Mehmet Şimşek “Çok kapsamlı ve güçlü reform çabasıyla Türkiye seçim sonrasında güçlü bir çıkışa geçebilir. Öncelikli konu yeniden dengelenme ve endişeleri giderecek bütüncül bir orta vadeli programdır. Yeni dönemin başında reformlar yürürlüğe girecek ve yatırım iştahı yeniden yükseltilecek. Ancak tasarruflar yeterli değil, kaynak ihtiyacı doğacak. Yeni dönem var olan sınırlı kaynakların üretken alanlara yönlendirileceği bir dönem olacak” şeklinde konuştu.

TL, 5 YILLIK DEĞER KAYBINDA GELİŞEN ÜLKE PARALARINI KATLADI

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in belirttiği küresel konjonktür değişmesini finansal varlıkların seyrinden net biçimde izliyoruz. FED parasal genişlemeyi durdurma işaretini 22 Mayıs 2013’te verdi ve aradan tam beş yıl geçti. Türkiye’yi en çok ilgilendiren durum faizin maliyetinin artması. FED’in faiz artırması ve daha da artıracak olması dolar Libor faizlerini sıçrattı. Bu dönem özellikle gelişmekte olan piyasalar için çok oynak geçti ve ortaya iyi bir bilanço çıkmadı. Gelişen borsaların performansı yüzde 9’da kalırken, gelişmiş borsalar yüzde 41 prim yaptı. Dolar gelişmiş ülke paralarına karşı yüzde 11 değer kazanırken, gelişmekte olan paralara karşı yüzde 30 değer kazandı. En yüksek oranlı değişimler tahvil ve faiz oranlarında.

Mayıs 2013 sonrası konjonktür Türkiye’ye hiç yaramadı. Cari açıkta ve borçlanmada gazdan ayağımızı çektik ve biraz frene bastık ama hâlâ belli bir hızla yol alıyoruz. Dış kaynak ihtiyacının ve enflasyonun yükselmesi sonucu, dolara karşı değer kaybında TL benzer ülke paralarını ikiye katladı. Onlar yüzde 30, TL yüzde 60 değer yitirdi. Borsada ise yüzde 9 değer artışına Türkiye yüzde 44 değer kaybıyla karşılık verdi. Türkiye’nin ilerleyebilmesi için değişen global arka plana göre mutlaka değişmesi gerekiyor.

VARLIK FIYATLARININ SON 5 YILI