Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Süper Lig'in 23. haftasında oynanan dev derbide Beşiktaş, Fenerbahçe'yi 3-1 yendi! Bu sonucun ardından Beşiktaş 44 puana yükseldi ve aynı puandaki Fenerbahçe'yi averajla geçerek 3. sıraya yerleşti. Öte yandan Beşiktaş, Fenerbahçe'yi Vodafone Park'ta oynadığı 3. mücadelede mağlup etmeyi başardı. Fenerbahçe, Süper Lig'de 9 maç sonra bir derbiyi kaybetti. Ayrıca sarı-lacivertli ekibin ligdeki 15 maçlık yenilmezlik serisi de sona erdi.

MAÇ GOLLE BAŞLADI! OFSAYT İTİRAZI...

Maçın henüz 8. dakikasında Fenerbahçe, Fernandao'nun attığı golle 1-0 öne geçti: Nabil Dirar'ın yerden yaptığı ortayı kaleci Fabri uzaklaştırmak istedi ancak top Giuliano'ya geldi. Giuliano'nın gelişine çektiği şut çizgi üzerinde bulunan Domagoj Vida'dan döndü. Vida'dan dönen topla altıpas içerisinde buluşan Fernandao'nun gelişine çektiği şut ağlarla buluştu.

Bu golün ardından uzun süre ofsayt itirazları yaşansa da maçın hakemi Cüneyt Çakır'ın kararı değişmedi.

Mücadelenin 32. dakikasında Fenerbahçe'de sakatlanan İsmail Köybaşı'nın yerine Şener Özbayraklı karşılaşmaya dahil oldu.

35. dakikada Beşiktaş gole çok yaklaştı: Quaresma'nın Mauricio Isla'dan sıyrılıp ceza sahası içerisine girdikten sonra yaptığı trivela şutu, kaleci Carlos Kameni kornere çeldi.

Mücadelenin ilk 45 dakikası bu sonuçla tamamlandı.

Beşiktaş ikinci yarıya golle başladı... 49. dakikada Gökhan Gönül'ün ortasına iyi yükselen Domagoj Vida'nın kafa vuruşu kaleci Kameni'nin sağından ağlarla buluştu.

52'de ise bu kez tehlikeli gelen taraf Fenerbahçe oldu. Mehmet Topal'ın ara pası ile ceza sahası dışında sağ çaprazda buluşan Fernandao'nun çektiği şut kalesinden açılıp ceza sahası dışına çıkan Fabri'nin ayaklarından döndü.

61. dakikada Fenerbahçe'de Aatif Chahechouhe'nin yerine Alper Potuk oyuna girdi. 63'te Beşiktaş'ta Domagoj Vida oyundan çıkarken yerine Alvaro Negredo girdi.

77. dakikada Beşiktaş, Ricardo Quaresma'nın attığı golle 2-1 öne geçti: Alvaro Negredo'nun pası ile ceza sahası içerisinde sağ çaprazda topla buluşan Quaresma'nın gelişine çektiği trivela şut ağlarla buluştu.

Bu golden sonra Fenerbahçe'de Mauricio Isla oyundan çıkarken yerine Mathieu Valbuena girdi.

90+4'te bir kez daha sahneye çıkan Quaresma, Negredo'nun asistinde dar açıdan attığı müthiş golle gecenin sonucunu ilan etti: 3-1.

HABERTÜRK SPOR YAZARLARI MÜCADELEYİ YORUMLADI:

SERDAR ALİ ÇELİKLER: KALİTE KAZANIR

Bir kere en son söyleyeceğimizi başta söyleyelim. Beşiktaş, kendisinden fizik gücü yüksek rakibini; Fabri’ye rağmen, Love’a rağmen, Konya’da Talisca’yı haksız sarartan Alper Ulusoy’a rağmen, Tarık Ongun’a rağmen 1-0 geriden gelip yendi ve “Ligin kalitelisi benim” dedirtti.

Bu duruma nasıl gelindi ona bakalım:

F.Bahçe açısından çok sürprizli bir durum yoktu. Kameni’nin Volkan’a tercih edilmesi Kocaman’ın “Kimseyi germeyelim” mantalitesinden geliyordu. Bu konuda hocayı eleştirmem, Kameni de iyi oynadı ha keza.

Takım maça tok-saldırgan ve ne istediğini bilen bir şekilde başladı. Yine şahane ön alan presi ile kimseyi döndürmediler. 8’de öne geçtiler. Maçın başında Tarık Ongun’un bu golde ofsaytı kaçırması ilginçti. 20. dakika oynanırken F.Bahçe 2-0 öne geçmiş olur, taraftar kendi takımının aleyhine dönebilirdi. Beşiktaş dağılmış ve ne oynadığı belli değildi.

Quaresma önderliğinde takım toparlandı ve son 15 dakikada oyun Beşiktaş lehine gelişti. 2. yarının başında çok erken gelen Vida golü nedense F.Bahçe’yi bitirdi. Bir türlü top tutamadılar. Adeta çıkamadılar. Her dönen topu Beşiktaş aldı. Gökhan Gönül neredeyse hücum kanadı olarak oynadı. Bu esnada Fabri’nin saçma hatasından doğan enteresan pozisyon dışında F.Bahçe rakip kaleye şut atamadı. “Geliyorum” diyen gol karambollerden gelmedi ama maçın adamı Quaresma’nın ilk yarıda deneyip Kameni’ye takıldığı pozisyonun benzerinde golü attı. Sonrasında müthiş bir Tolgay- Negredo ve Medel izledim.

Beşiktaş maçı hak etti ve kazandı. Maçı da Quaresma aldı.

Şimdi neden böyle oldu?

Aslen bu derbi bir teknik adam derbisiydi. ‘Şenol Güneş, Aykut Kocaman’a üstünlük sağladı’ dersek eksik kalır. Bu bir felsefi çatışmaydı. “Takım’ı; ‘koşu’yu; top kaptırsa da koşugan olan’ı koşusu az olup tekniği yüksek olan’a tercih eden bir taktisyen vardı. Oyunun sonunda mağlupken bile 2 santrfora dönemeyen bir felsefeci bir taraftaydı. Diğer tarafta ise Talisca gibi çok önemli bir hücumcu ile görece ayağı iyi Oğuzhan’ın yokluğunda bile hücumdan taviz vermeyen, 3 kez çift santrfor deneyen ve yıldızlarını özgür bırakan bir başka felsefenin mücadelesi idi. Benim tarafım bellidir. Ben isterse 15 km koşsun, alınan her topu rakibe atan Aatıf gibi oyuncuların Fener’de yeri yok. Ekici veya Eljif varken ve Beşiktaş dalga dalga gelirken hala Topal veya kötü günündeki Josef’ten birinden vazgeçmeyen zihniyet ile belli bir noktaya ulaşılabiliyor. Ama benim inancıma göre önünde sonunda kalite kazanır.

“Yıldız yok, yıldız ancak hoca olabilir. Bu takımın yıldızı benim” zihniyetindeki Kocaman’ın felsefesi; “Maçı kazanmamız gerek” deyip “3 kez çift santrafora dönüp yıldızlarını hoş tutan” felsefeye yenildi.

Beşiktaş bu galibiyetle lige döndüğünün mesajını dosta düşmana verdi.

F.Bahçe ise 15 maç sonra yenilmenin moral bozukluğuna girebilir.

Perşembe günkü kupa derbisi gelecek maçlar için moral olarak da etkiler takımları.

Cüneyt Çakır için tek tartışma noktası Q7-Isla pozisyonunda penaltı olup olmadığı ile ilgili olacaktır. Ben TV’den 3. tekrarda görebildim. Çakır’ın görememesi doğal... Tarık Ongun ise kafamı karıştırdı. Bu kadar deneyimli bir hakem böylesine bir hatayı nasıl yapar?

QUARESMA

Mükemmel oynadı. Maça damga vurdu. Şahane 2 gol attı.

AATİF

Kusura bakmasın ama sahadaki en kalitesi düşük oyuncuydu.

UMUR TALU: TRİVELA ŞENLİĞİ

İlk 25 hariç, Beşiktaş çok (iyi) oynadı, Fenerbahçe çok (kötü) seyretti; en çok da Quaresma’yı. Patladı adeta!

Beşiktaş eksik kadroyla, Fenerbahçe Kocaman’ın bildiği onca tedbirle sahadaydı.

Birbirinin yedeği olacakken, Hırvat-Sırp, Vida-Tosic tandemi ilk kez ligde. Eksikler yüzünden Beşiktaş belki ilk defa hepsi savunma yapabilen, 2. santrfor çıkaramayan orta üçlü ile.

Kocaman’ın onca maç sonra Kameni tercihi “bir bildiği var ama ne” cinsi. Sezon başı neredeyse kadroda düşünülmeyen Fernandao ve Aatif’ın forma ve formu kapması saygıya şayan.

Gol seri hatayla, taksitle geldi. Vida’nın boş kaleye giden topu ters ayakla zor önleyip sonra Fernandao’ya asist yapması, Dirar’ın topu getirişini unutturmasın ama, herkes o sırada ofsaydı atladı. Başta “Şampiyonlar Ligi hakemi!”

Vida, iyi niyetiyle, 5 günde bir kırmızı bir asistle oynamış oldu! Sonra bir de gol atacağını nereden bilecektik!

Beşiktaş da 5 günde, bir maça bir kişi eksik, birine de kafadan 1-0 geride başlamış oldu! Ama sonra neler oldu!

Gol sonrası Fenerbahçe erkenden deplasman takımına dönüştü.

Beşiktaş hızı Quaresma’nın hırslı çalımlarıydı.  25’inci dakika Beşiktaş oyunu aldı; Fenerbahçe sadece bekliyordu.

30’da maç durduğunda, Güneş’in özel dersi defans hattına ve çok kişiye oldu. Beşiktaş sanki 3-3-2-1-1’e meyletti, sahada çoğaldı. Fenerbahçe taktik faulleri arttı.

Quaresma’nın müthiş trivelası o ara geldi; Kameni’nin 90’dan şahane alışı da! Bir trivela daha pusuda bekliyormuş.

Beşiktaş baskısı yoğunlaştığında Fenerbahçe’nin iki beki sarı gördü. Bir penaltı şüphesi ceza sahasına düştü!

Devre, akıllı Fenerbahçe karşısında şaşkın başlayan Beşiktaş’ın “rakipten iyi futbol” oynamasına tanıklıkla bitti. O sıra Fenerbahçe hiç oynayamadı! Bilhassa Giuliano.

2. yarı ileride baskıyla başlamak istedi Fenerbahçe. Yapamadı. İki maç Beşiktaş’ı erken sarsan Vida, kafa driplingiyle golü atıverdiğinde, diyecek kalmadı!

Sonra anormal şeyler oldu: Aynı saniye Fenerbahçe’nin yüzde 100 iki golü kaçtı; önce Fabri’nin ayağı, sonra Medel’in müthiş zamanlamalı kafası kurtardı. Hemen Beşiktaş da kaçırdı. Maç çıldırmış; temkin, tedbir oyundan çıkmış, hırs girmişti! Yanlış geri pasla top Fernandao’ya gediğinde 5 Beşiktaşlı bastırıp aldı. Dönen topu Beşiktaş topluyordu.

Derken 2. santrfor soktu Güneş. Diziliş değişti. Yine trivela geldi, Negredo ıskaladı. Bir derbinin pek göremeyeceği kadar kuşattı Beşiktaş. Fenerbahçe ancak 70’de biraz pas yapabildi. Biraz!

Yine düzen değişti Beşiktaş’ta. Ne kadar sol bek varsa oyundaydı. Trivela ise kararlıydı; 90’ı fethetti!

O gol oyunun ve onun hakkıydı.

Fenerbahçe sonlarda üst üste Valbuena serbest vuruşlarıyla çıktı ama... Müthiş bir kontra, ardından Trivelacı yine!

Haber sağlam geldi: Dikkat, Beşiktaş bu lige döndü!

FAİK ÇETİNER: ANLAT KOCAMAN

Fenerbahçe’nin derbi maçlarına iyi hazırlanıp, iyi konsantre olduğunu düşünüyorduk. Dün maç başladığında da fazla yanılmadık. Zirve yarışından kopmamak için sadece kazanmak durumunda olan Beşiktaş’a ilk yarıda F.Bahçe göz açtırmadı. Ev sahibi şüphesiz böylesine önemli bir maça çok eksikle yakalanmıştı. Pepe, Talisca ve hatta Oğuzhan takımın önemli silahlarıydı. Bu, F.Bahçe için de bulunmaz bir fırsattı. Aykut Kocaman’ın sahaya sürdüğü ilk 11’deki sürpriz kaleci Kameni’ydi. Kocaman, tribünleri ve takımını belki de germemek adına böyle bir seçim yapmıştı.

Oyun başladığında F.Bahçe yine önde baskı yapıp rakibini hataya zorladı. Beşiktaş da ilk bölümde Başakşehir’in yaptığı gibi geriden oyun kurmakta zorlanıp pas trafiğinde acemice hatalar yaptı. Rakibin ilk hatasında Dirar’la başlayan atak, Fernandao ile golle noktalandığında ilk 10 dakika dolmamıştı bile. Gol, Beşiktaş’ı daha da strese sokarken, F.Bahçe’yi de cesaretledirdi. Takımın tek ateşleyicisi Quaresma oluyordu. Portekizli olmasa, Beşiktaş atak bile yapacak durumda değildi. İlk 30 dakika dolarken, İsmail Köybaşı’nın sakatlanması, Beşiktaş için avantaj sayılırdı. Oyuna giren Şener sağ beke, İsla da zorunlu olarak sol beke geçiyordu. Quaresma’nın kanat bindirmelerinde sonuç alamayan Beşiktaş, ilk yarıyı yenik kapatıyordu.

İkinci yarı başlar başlamaz, maçın şekli şemali de bir anda değişiverdi. Bu yarının başında, Vida’nın kafasından ağlara giden topla gelen gol, Beşiktaş’ı adeta şahlandırıyordu. F.Bahçe kabuğuna çekilmiş sadece savunma yapıyor, Beşiktaş da oyunu adeta tek kale maça çeviriyordu. Takımının sahadaki çaresiz görüntüsünü izleyen Aykut Kocaman, ilk hamlesini 60. dakikada yapıyordu. Valbuena varken, Aatif’ı dışarı alıp Alper Potruk’u sahaya sürüyordu. Bu değişiklik de F.Bahçe’ye çare olmuyordu. Beşiktaş’ın sahadaki üstünlüğü devam ederken, sahneye bu defa 22 futbolcunun en iyisi Quaresma çıkıyordu. Nefis bir vuruşla takımını öne geçiriyordu. Bu gol, sahadaki ve tribündeki Beşiktaşılılar’ı daha da coşturuyordu. Kocaman, son hamlesinin bitime 10 dakika kala Valbuena ile yapıyordu. Beşiktaş için Quaresma ne ise F.Bahçe için Valbuena o idi. Ama bunu bir tek Kocaman anlamıyor, ya da anlamak istemiyordu. Dünkü 90 dakikada müthiş bir geriye dönüş ile F.Bahçe’yi farklı yenen Beşiktaş’ı kutlayıp Kocaman’a dönelim. Bana göre F.Bahçe’nin şampiyonluk yolundaki en büyük engel; Aykut Kocaman’dır. Bakalım o bize neler diyecek. Anlat Kocaman...

QUARESMATAŞ!

Zaman zaman gereksiz kartlar görüp takımına zarar verdiği maçlar oluyor. Ancak Beşiktaş onunla çok farklı. Portekizli futbolcu, dün sahanın yıldızıydı. Ben dünkü karşılaşmadan sonra ona “Quaresmataş” diyorum.

İKİLİ AVERAJ

F.Bahçe maçı 2-1 yenik bitirse, ikili averajdan kurtulup rakibiyle puan eşitliği durumunda genel averaja bakılacaktı. Yenilen 3. gol, averaj konusundaki avantajı da Beşiktaş’a geçirdi.

CEVDET ERGUN: KOCAMAN Q7'Yİ OYNATMAZ!

Şah ve mat... Güneş’in ‘agresif’ yetenekleri, ‘babacan’ tavırlarla oynatma yöntemi, koşu mesafesi takıntılı Kocaman’ın ‘ölümüne sistem’ ve ‘yıldız öğütücü’ yöntemini yendi.

İlk yarıya bakıldığında F.Bahçe’nin hali hazırda iki planı vardı... Stoperlere pres, rakibe geniş alan bırakmamak ve Pepe’siz rakibe karşı 1.92’lik Fernandao’yla ‘boy avantajı’ sağlayıp pozisyon bulmak... Öyle ki Kameni bile degajlarda sürekli topu Brezilyalı’ya gönderdi. Hulk da çalışkanlığının ödülünü,-ofsayt olsa da- attığı golle aldı. Asisti yapan İsla’ydı ama Josef’in baskı altında ulaştırdığı derinleme pas, ‘pas’ geçilemeyecek kadar güzeldi!

Nükseden sadece İsmail’in kasığındaki sakatlık değildi; beklerin bozulmasıyla F.Bahçe’nin golden sonra yarı alanına yaslanma hastalığı da kendisini gösterdi. Kocaman’ın “En kötü beraberlik bana yeter” anlayışı, ister istemez F.Bahçe’yi “skoru koruma” içgüdüsüne itti. İlk yarıda B.Münih travmasının izlerini taşıyan Beşiktaş, oyuna ısınınca Kameni’nin hal ve hatırını sormaya başladı. Hava soğuktu ama ateş gibi yanan bu Kartal’a kar bile dayanmazdı. Allianz Arena’da kızaran Vida, ateşin altına iki odun daha attı. Sarışın 10 metre koşup kafa golünü atarken, ne gariptir F.Bahçe savunması bir metrede pozisyon alamadı. Ancak şunu da es geçmeyelim: Vida goldeki kafa isabetini, topla çıkarken ayaklarıyla başardığında ancak Pepe’nin partneri olabilir!

İkinci yarıda Atiba’nın kontrolündeki Fernandao’nun, ne havaya yükselecek ne de koşacak enejisi kaldı. Maçın kırılma anı, 1.71’lik boyuyla sahanın en kısası Medel’in (1.67’lik Valbueana kenardaydı) çizgide topu çıkarıp Fabri’nin hatasını telafi etmesiydi. Her top ayağına geldiğinde tribünlerin yüreğini ağzına getiren Fabri, eldivenlerini çıkarıp Medel’in elini öpse yeğdi! O gol olsa, sistem futbolu kazanacak, maçın kaderi başka yazılacak, Kocaman güzellemeler arşa çıkacaktı!

Futbolda en hesap edilemeyen şeyler, sıra dışı yetenekler... Futbol koşusuna Ronaldo’nun ilerisinde başlayan, “ortası var, golü yok” diye eleştirilen, Portekizli asi çocuğun söyleyecek sözü vardı. Beşiktaşlılar’ın ayağının dışı, canlarının içi; patenti kendisine ait bir trivela, bir de ayak içiyle fişi çekti. Güneş de Talisca’da olduğu gibi alnını öperek tebrik etti. Q7, Kocaman’a kalsa, “Koşmuyor, çok top kaybediyor” diye Valbuena gibi 78 dakika kulübede beklerdi! Trabzon’da ‘arıza adamlar’ Engin Baytar’dan, Jaja’dan en yüksek verimi alan, Bursa’da Volkan Şen’e ikinci baharını yaşatan Güneş, dün kadrosunda olsa Ozan Tufan’ı bile 11’de sahaya sürerdi.

NEGREDO

Matador, rakibin savunma dengesini bozup iki asistle geceye damga vurdu. Dünkü görüntüsüyle Love’ın bir adım önüne geçti.

TOLGAY ARSLAN

Ozzie’nin yokluğunda pasörlük ona kaldı. 2. yarıda ‘Arslan’ kesildi. Ofsayta uyanıp durarak 3. golün gizli kahramanı oldu.

KARTAL YİĞİT: GÜNEŞ'İN HAKKI GÜNEŞ'E

Beşiktaş, kendisinin yapması gereken baskılı maça başlama alışkanlığını dün F.Bahçe karşısında gerçekleştiremedi. Oyunu rakibe teslim eden Siyah-Beyazlılar, tartışmalı bir golle geriye düştü. Bu golden sonra da beklentimiz, Beşiktaş’ın gole reaksiyon gösterip rakibini kalesine mahkum etmesiydi ama bunu yapamadılar.

İlk yarı boyunca sahada ne yaptığını bilmeyen bir takım vardı. Quaresma’nın şahane topu dışında pozisyona bile giremediler. Saha içinde de düzen olarak gariplikler vardı. Babel bir türlü sol kanadı kullanamayınca Güneş, Tosic’i sol beke, Adriano’yu da onun önüne çekti. Babel ise Love’un arkasına yerleşti. Bu da Beşiktaş’ın sıkıntısına bu anlarda çare olamadı.

Oğuzhan’ın son anda kadrodan çıkmasından sonra orta sahada bütün yük Tolgay’a kalırken, buradan top çıkarmada sorunlar yaşandı. Özellikle dikkat çeken bir diğer görüntü Beşiktaş’ın kendi alanından çıkarken sürekli top kaybı yapmasıydı. İlk yarıdaki Beşiktaş’tan hiç kimse memnun değildi.

Şampiyonluk yolunda mutlak kazanmak isteyen Beşiktaş oyunun ikinci bölümüne adeta şahlanarak girdi. Vida’nın geriden gelip attığı kafa golüyle tribünleri de canlandıran Kartal, ilk yarının tersine F.Bahçe üzerinde müthiş bir şekilde baskı kurdu. Şenol Güneş oyunu koparmak istediğini Vida-Negredo hamlesiyle gösterdi. Negredo girince sahadaki düzen de eskiye döndü. Beşiktaş’ın kazanma isteği üst seviyeye çıkınca, F.Bahçe sistemli savunma kozuyla baskıyı kırmaya çalıştı. Ancak Quaresma’yı hesaba katmadı. Portekizli tek başına beraberliğe razı F.Bahçe’yi dağıttı. Beşiktaş bu sonuçtan sonra yarışta yine en iddialı ekip olduğunu gösterirken, sürprize izin vermedi. Q7 kuşkusuz bu maçın kahramanı ama Şenol Güneş’i de unutmamak lazım. Yaptığı kritik hamlelerle galibiyeti getiren isimdi. Medel de çıkardığı golle maçı değiştirdi.

BÜLENT YAVUZ: FERNANDAO'NUN GOLÜ OFSAYT

Dev derbi için günlerdir başkanlar, yöneticiler ve teknik direktörler karşılıklı demeçleriyle ortalığı gerdiler. Müsabaka öncesinde bu tür algı yaratmalar ve baskılar, hakem üzerinde de bir sıkıntı yaratır. Cüneyt Çakır ve yardımcıları Bahattin Duran ile Tarın Ongun daha 4 gün önce Chelsea-Barcelona mücadelesini yönetmişti. MHK Başkanı’nın bu maça bu ‘trio’yu ataması kadar doğal bir şey olamaz. Bu müsabakanı üstesinden de ancak böyle deneyimli bir hakem gelebilirdi.

SAMBACI, KALEYE TOSİC’TEN DAHA YAKIN

8. dakikada Fenerbahçe’nin Fernandao ile kazandığı gol, net bir ofsayttı. Peki çok deneyimli yardımcı hakem Tarık Ongun, bu pozisyonu neden kaçırdı? Ani gelişen hücum organizasyonunda top bilardo masasının köşeleri gibi bir oraya, bir öbür tarafa gitti. Son vuruşu Giuliano yaparken, Fernandao ofsayttaydı. Vida kale içinden topu kurtarmaya çalışırken, Farnandao golü attı. Ofsayt için kural ne diyor? Fernadao kale içindeki Vida ile aynı hizada olmasına rağmen 2. savunmacı Tosic’ten kaleye daha yakın olduğu için ofsaytla cezalandırılması gerekirdi.

SOUZA’DA PENALTI YOK

F.Bahçe ceza alanı içerisinde Souza’nın omuz ve bel hizasına gelen topa Beşiktaşlılar penaltı itirazında bulundu. Oysa ki pozisyonda elle oynama ya da çarpma yok. Hakem de devam ettirdi.

37. dakikada yine Sarı-Lacivertliler’in ceza alanı içerisinde İsla ile Quaresma arasında top kapma mücadelesi vardı. Her iki oyuncunun ayakkabılarının rengi aynıydı. Kim kimin ayağına bastı? Bastı mı yoksa basmadı mı? Bunu süzmek o kadar da kolay değildi. Hakem devam ettirdi. Buna penaltı diyenler olacaktır. Ama bu o kadar kolay bir pozisyon değildi. Sırf ayakkabı renklerinin aynı olması nedeniyle hakemin kararına katılıyorum.

DEVAM KARARI ÜST DÜZEY

Beşiktaş ’ın 3. golünde Tarık Ongun’un oyunu devam ettirme kararı üst düzey bir yorumdu. Pozisyonun içinde iki ofsaytta oyuncu var. Ancak Negredo kendi yarı alanından çıkıyordu. Tarık Ongun’un devam kararı, Beşiktaş’ın 3. golünü getirdi. Bir anlamda eğri gemi doğru sefer oldu. Ongun, F.Bahçe golündeki hatasını böylelikle affettirdi.