Tuğla ve betonun devri bitiyor: Princeton'lı mimarlar ev yapmak için şaşılacak bir malzeme kullandı
Princeton mimarları Hudson yakınında 150 metrekarelik bir evi neredeyse tamamen samandan inşa etti. Malzeme 50 bin dolar, mimarın tuğlaya bakışı ise daha sert.
New York'un kuzeyinde, Hudson yakınlarında 150 metrekarelik küçük bir ev duruyor. Duvarları da yalıtımı da neredeyse tamamen preslenmiş samandan. Bu bir tarla kulübesi değil, Princeton Üniversitesi Mimarlık Okulu'nun üç yıl süren araştırmasının sonucu. Proje Mayıs 2026'da uluslararası basına yansıdığında ise evin kendisi kadar mimarın tuğla hakkındaki sözleri de konuşuldu.
Tuğla hep çevre dostu sanılırdı
Projeyi yürüten iki isim var. Paul Lewis mimarlık, Guy Nordenson ise inşaat mühendisliği profesörü ve ikisi de Princeton'da ders veriyor. Lewis'in malzemeye bakışı oldukça keskin.
Lewis'e göre saman ev karbonu içine hapsediyor. Ahşap ev de bu konuda fena sayılmıyor; tuğla ev ise onun tabiriyle bir "karbon bombası" ve iklim açısından felaket. Sert bir benzetme, ama dayanağı şu: tuğla ve çimento üretimi yüksek sıcaklık ister. Bu da bol miktarda enerji ve karbon salımı demek. İnşaat sektörünün küresel karbon yükünde ciddi bir payı olduğu uzun süredir konuşuluyor.
Saman tarafında ise tablo terse dönüyor. Bitki büyürken havadan karbon çeker. O saman bir binanın içine kapatıldığında, çektiği karbon orada kilitli kalır.
Üç yıl ve 50 bin dolar
Yapının iskeleti büyük ölçüde preslenmiş saman panellerden oluşuyor. Bu paneller hem taşıyıcı görevi görüyor hem de yalıtım sağlıyor, yani ayrı bir izolasyon katmanına gerek kalmıyor.
Maliyet tarafına gelince, evin malzemesi toplam 50 bin dolar tutmuş. Bunun 18 bin doları tek başına çatıya gitmiş. Çünkü çatı da geleneksel bir yöntemle, saz örtüyle kaplanmış. Geri kalan kısımda saman, bilinen yapı malzemelerine göre ucuz bir seçenek.
Ev bir günde çıkmadı. Lewis ve Nordenson önce üç yıl boyunca malzemeyi araştırdı ve sonra inşaata Princeton'ın öğrencileri ve mezunları da katıldı. Yani ortada bir fabrika ürünü değil üniversitenin elinde şekillenen bir deney var.
Samanı yakmak yerine duvara koyunca ne oluyor
Buğday ya da arpa gibi tahıllar büyürken fotosentezle karbon tutar. Hasattan sonra geriye kalan saman çoğu yerde ya yakılır ya da çürümeye bırakılır. Her iki durumda da tuttuğu karbon sera gazı olarak havaya geri döner.
Bu samanı preslenip duvara dönüştürdüğünüzde döngü kırılıyor. Karbon havaya çıkmıyor. Binanın ömrü boyunca yapının içinde duruyor. Mimarların "negatif emisyon" diye anlattığı durum da bundan ibaret. Ev, üretimi sırasında saldığından daha fazla karbonu içinde tutabiliyor.
Bir prototip mi yoksa geleceğin evi mi
Hudson'daki yapı tek bir örnek, üstelik bir üniversite projesi. Saman evlerin ticari ölçekte yaygınlaşması için cevaplanması gereken sorular hâlâ çok. Yangın güvenliği ve nemli iklimlerde dayanıklılık bunların başında geliyor. Çoğu ülkenin yapı yönetmeliği de henüz bu tür malzemeye göre yazılmış değil.
Princeton ekibi şimdilik bunu ticari bir ürün gibi pazarlamıyor. Hudson'daki ev, "aynı evi tuğlayla mı yoksa samanla mı yapsak" sorusunun karbon tarafındaki cevabını arayan bir deney olarak duruyor. Ekip benzer panelleri daha büyük yapılarda denemeyi gündemine almış durumda.