Mayıs sıkıntısı
Düşünüyorum da iki yıldır Mayıs çok sevdiğim ay olmaktan çıktı galiba.
Bu yıl ayrıca bir üstün antipatisi var bu ayın.
Bitsin diyorum ama bitse ne olacak sanki?
Sonrası Haziran, sonrası Temmuz.
Sonrası tufan.
Gelenler, gidenler, Berkun'un deyimi ile "suyun altında karışan oltalar",
işin doğası gereği, doğal olarak parçalanan atomlar.
Aslında ölü yıldızların atıklarından doğmuş olmamız,
kalp çarpıntıları,
geceleri birden bir telaş gelmesi
bir kuş kalbine koca bir insan gövdesinin idaresi emanet edilmiş sanki.
Patlamadığına şaşırıyorum zaman zaman.
Jim ve Pam'in birlikteliğini düşünüyorum, başka galaksilerden iki gezegen.
Ortak noktaları ise kendi yıldızlarına uzaklıkları aslında.
Birbirlerini ıskalama süreleri sadece 15 dakika.
Olsun.
"Korkarsan kaybedersin" demişti biri bana, o günden beri hiç korkmadım, hiç de kaybetmedim.
Yılın beşinci ayı Mayıs biterken, yeni bir dünya düzenine geçiyorum yavaş yavaş...
Hepsinden daha önemlisi, hiçbir şeyin "o kadar" da önemli olmayışı.
Takdir ediyorum.
O tarz.