Çocuklarınızla birlikte seyredebileceğiniz en iyi 25 animasyon
Evden az çıktığımız şu günlerde en iyi seçeneklerimizden biri film seyretmek… İşte size çocuklarınızla birlikte seyredebileceğiniz birbirinden iyi 25 animasyon film. Habertürk film eleştirmeni Mehmet Açar seçti…
Ratatuy - 2007
(Ratatouille)
Brad Bird ve Jan Pinkava’nın yönettiği ‘Ratatuy’, yan yana gelmesini asla istemediğimiz bir ‘ikili’nin filmi… Mutfak ve fare… Ama hayattaki en büyük hayali şeflik olan tarla faresi Remy’yi tanıdıktan sonra her şeyin mümkün olduğunu göreceksiniz. Remy, Fransız mutfağının ruhunu temsil eden efsane şef Gousteau’nun hayranıdır. Bir gün istediği fırsatı yakalar. Farelere karşı önyargısı olmayan çaylak bir aşçı, onu gizlice restoranın mutfağına alır ve tavsiyelerini uygulamaya başlar. “Mutfaktaki fare” olmanın zorluklarıyla baş etmeye çalışan Remy, çevresindeki herkese Fransız mutfağının özünü hatırlatırken, Anton Ego adlı acımasız yemek eleştirmenine ve sadece para kazanmaya odaklanmış ruhsuz bir şefe hayatlarının dersini verir.
Küçük Deniz Kızı Ponyo - 2008
(Ponyo - Gake no ue no Ponyo)
Bir denizcinin oğlu olan Sosuke, okyanus kıyısında oynarken bulduğu balığı eve getirir ve ona Ponyo adını verir. Ponyo sıradan bir balık değildir. Bir büyücüyle deniz tanrıçasının çocuğudur. Babasının yeteneklerini kullanarak kendini küçük bir kıza çevirir ve Sosuke’ye âşık olur. Hayali, gerçek bir insan olmaktır. Ancak Ponyo’nun değişimi doğanın düzenini sarsar, deniz karaya doğru ilerler... Hayao Miyazaki’nin yazıp yönettiği ‘Küçük Deniz Kızı Ponyo’, Japon animasyon sinemasının başyapıtlarından biri.
WALL-E - 2008
Andrew Stanton’un yönettiği film insanların gezegenimizi terk ettiği bir çağda açılır. Etrafta hiç insan yoktur ama küçük, şirin ve meraklı robot WALL-E çalışmayı sürdürür; hurdaları toplamayı hiç bırakmaz. Enerjisini güneşten alan WALL-E dünyanın bekçisi gibidir. Boş vakitlerinde romantik filmler seyreder... Çalışkan, sorumluluk sahibi ve mütevazı WALL-E, aslında insanlığa ve uygarlığa dâhil bütün iyi şeylerin temsilcisidir... WALL-E’nin yalnızlığı uzaydan gelen bir gemiyle sona erer. Gemiden inen EVE gelişmiş bir robottur. Dünyada bir tür Adem ve Havva gibi duran bu iki robotu, insanlığın geleceğini ve yeryüzündeki yaşamı ilgilendiren bir uzay macerası bekler... İyi bir animasyon olmanın ötesinde etkileyici bir bilimkurgu ve sevgi filmi...
Yukarı Bak - 2009
(Up)
78 yaşındaki emekli balon satıcısı Carl Fredericksen, çok sevdiği eşini kaybettikten sonra yalnız kalan asık suratlı bir adamdır. Dünyayı evinin dışında tutar ve kimseyle iletişim kurmaz. Ama onun da herkes gibi hayalleri vardır. Bir gün, çocukluğundan beri gitmek istediği Güney Amerika’daki Cennet Şelaleleri’ne doğru yola çıkar. Hem de kurulu düzenini hiç bozmadan, evinden çıkmak zorunda kalmadan... Evini küçük uçan balonlara bağlar ve göklerde süzülmeye başlar fakat yanında hiç istemediği bir yol arkadaşı vardır: 8 yaşında gürbüz, ısrarcı ve geveze bir çocuk... Bu iki yalnız insan, konuşan köpeklerin ve türü tükenen kuşların da dâhil olduğu renkli, heyecanlı bir macera yaşar; dostluğun değerini keşfederler.
Prenses ve Kurbağa - 2009
(The Princess and the Frog)
“Prenses ve Kurbağa” masalıyla büyüyen bir kızın hikâyesi... Bir Disney filminden beklenmedik derecede “realist” yanları olsa da fantastik ve masalsı dünyadan vazgeçmeyen bir film… Grimm Kardeşler’in orijinal masalından ayrılan en önemli yanı, kurbağayı öpmenin farklı sonuçlara yol açması... Prensesin yerini işçi sınıfından bir kızın aldığı filmde caz tutkunu nevrotik ve çok eğlenceli bir timsah da var. Blues ve gospellerin eski usul animasyon tekniğiyle hazırlanmış nefis bir caz müzikali.
Ejderhanı Nasıl Eğitirsin - 2010
(How to Train Your Dragon)
“Ejderhanı Nasıl Eğitirsin”, ejderhalar ile Viking adası Berk sakinleri arasında yıllarca süren ezeli düşmanlığın sıkı bir dostluğa dönüşmesinin hikâyesini anlatıyor. Adadaki savaşçı erkek kültürünü reddeden, ilk avında yaraladığı ejderhayla özel bir bağ kuran ve “sürü”den ayrılma cesaretini gösterip vicdanının sesini dinleyen genç Hıçkıdık, kuşkusuz animasyon sineması tarihinin unutulmayacak karakterlerinden biri... Filmin en hoş yanı, halkların birbirlerini düşman ilan etmesinin altında yatan nedenleri de incelikle deşifre etmesi. Üstelik bütün bunlar, renkli karakterler ve sürükleyici bir öyküyle geliyor karşımıza.
Oyuncak Hikâyesi 3 - 2010
(Toy Story 3)
Film, bir çocuğun hayal aleminin içinden başlıyor. Kovboy Woody, astronot Buzz ve diğerleri, fantastik bir bilimkurgu oyununun en heyecanlı anlarında çıkıyorlar karşımıza. Ama oyun bittiğinde, oyuncaklar için işlerin pek de yolunda gitmediğini anlıyoruz. Üniversite çağına gelen Andy, evden ayrılmak üzeredir. Bu durumda oyuncakları için iki seçenek vardır: Tavanarası ya da çöp kamyonu... Kovboy Woody seçilmiş oyuncak olarak Andy’nin yanında kalacaktır. Büyük hayal kırıklığı yaşayan Astronot Buzz ise oyuncak arkadaşlarını civardaki bir çocuk yuvasına kaçırmaya çalışır. Ama orası aslında sahte bir cennet, bir tür tuzaktır. Hepimizi oyuncaklarımızla ayrılmak zorunda kaldığımız günlere götüren film eğlenceli, komik ve duygusal...
Oyunbozan Ralph - 2012
(Wreck-It Ralph)
Video oyunları tarihinde eğlenceli ve postmodern bir gezi... Rich Moore’un yönettiği film, 1980’lerde hayatımıza giren “video oyun salonları”nın kablolarla birbirine bağlanan gizli dünyasına götürüyor bizi. 30 yıldır aynı oyunun kötü adamı olmaktan usanan Ralph, iyilerin arasına karışmak için kahraman olabileceği başka bir oyun aramaya başlıyor. “Ötekileştirme” refleksi ile toplumsal önyargılara eleştiriler getiren film, dostluğun ve ekip çalışmasının önemini vurguluyor. Finaldeki “kötü adam ya da makinedeki hayalet” sürprizi çok hoş... (7 yaşından küçük seyirciler için uygun değil.)
Ters Yüz - 2015
(Inside Out)
Sadece animasyon türünün değil, sinema sanatının da son 10 yıldaki en iyi örneklerinden biri… Henüz ergenlik çağına girmemiş bir kız çocuğunun beyninin içindeyiz. Kumanda odasında 5 duygu var: Neşe, Üzüntü, Korku, Öfke ve Tiksinti... 11 yıl boyunca her şeye hâkim olan Neşe, kontrolün elinden kaçtığını görünce paniğe kapılıyor ve işleri daha da karıştırıyor. Filme Neşe ile Üzüntü’nün dostluk hikâyesi olarak bakmak mümkün... Daha önce hiç kimse, bir çocuğun büyüme sürecini bu kadar yaratıcı, eğlenceli ve zekice anlatamamıştı. Üstelik filmin sadece çocuklara değil, yetişkinlere de söylediği şeyler var.
Karlar Ülkesi - 2013
(Frozen)
Sinema tarihinin en yüksek hasılat yapan animasyon filmlerinden biri… ‘Karlar Ülkesi’ne birbirinden uzak düşmüş iki kız kardeşin öyküsü olarak bakmak mümkün… Elsa ve Ana çocukluklarında çok iyi anlaşan iki küçük prensestir. Ama Elsa’nın özellikle kendine hâkim olamadığı anlarda kontrol edemediği bir yeteneği vardır. Dokunduğu her şeyi buza dönüştürebilmektedir Elsa… Kraliçe olarak tahta geçtiğinde ülkesine ve sevdiklerine zarar vermemek için kendini izole etmeye karar verir. Ne var ki, Anna’nın kabul etmek istemediği bir karardır bu… Sonsuz kışa mahkûm olan ülkesini kurtarmak ve Elsa’ya kavuşmak için yolculuğa çıkmaya karar verir. Sevgi ve özverinin anlamını sorgulayan, fantezi türünde, komedi ve macerayı birleştiren bir büyüme öyküsü.
Prenses Kaguya Masalı - 2013
(The Tale of Princess Kaguya - Kaguyahime no Monogatari)
Isao Takahata’nın yazıp yönettiği film, el yapımı çizgi filmlerin sahici ve masum güzelliğini, ebeveyn-çocuk ilişkilerini anlatan hüzünlü bir masalla birleştiriyor. Her şey yaşlı bir oduncunun bambu filizinde bulduğu “el kadar” bir prensesin bebeğe dönüşmesiyle başlıyor. Çocuklarımızın bize emanet edilmiş bağımsız bireyler olduğunu hatırlatan film, iyi yetiştirmek adına onları özlemlerimizin kölesi yapmaktansa, gerçek duygularına kulak vermemiz gerektiğini söylüyor.
Coco - 2017
Lee Unkrich ile Adrian Molina’nın yönettiği “Coco”, ailesinin dayatmalarına rağmen müzisyen olmak isteyen Miguel adlı Meksikalı bir çocuğun hikâyesini anlatıyor. Miguel, hayranı olduğu efsane bir müzisyenin mezarındaki gitarı çalmaya kalkışırken kendini bir anda Ölüler Ülkesi’nde buluyor ve orada hem müzisyen olmak hem de ailesine kavuşmak için çeşitli maceralar yaşıyor… “Coco”, çocuklara sadece tutkularının peşinden gitmeyi değil, aile bağlarının önemini asla unutmamalarını da öneriyor. Kaybettiğimiz yakınlarımızın, onları hatırladığımız sürece aramızdan ayrılmayacaklarının altını çizen film, “yarı iskelet” olarak yaşayan ölüleri ve renkli, “canlı” öbür dünya tasvirleri ile içinde olmaktan keyif aldığımız bir görsel dünya vaat ediyor... Şöhretin asla aile sevgisinin yerini tutmayacağı mesajını da veren ‘Coco’ en iyi animasyon Oscar'ını kazandı. (7 yaşından küçükler için uygun değil)
İnanılmaz Aile 2 - 2018
(Incredibles 2)
İlk filmde, süper güçlere sahip kadınla erkeğin aile kurup çoluk çocuğa karışması, harika bir fikre dönüşüyordu. “Süper aile” olmanın ötesinde öncelikle gerçek bir aileydiler. Her aile gibi normal sorunları vardı ve kendimizi onlara yakın hissediyorduk... Yine Brad Bird'ün yönettiği ikinci film, hayatımızı kaplayan dijital ekranlarla olan tehlikeli ilişkilerimize dikkat çekse de, asıl mesele yine “aile halleri”yle ilgili... Lastikkız Helen, dışarıda süper kahramanlığın gereklerini yerine getirirken Bob ise evde Violet'in ergenlik bunalımları, Flash'in matematik ödevleri ve bebek Jack-Jack'le uğraşmanın dünyayı kurtarmaktan daha zor olduğunu anlıyor. Anlatımı, karakterleri, öyküsü, görsel atmosferi ve animasyon tekniğiyle öne çıkan bir film...
Örümcek-Adam: Örümcek Evreninde - 2018
(Spider-Man: Into the Spider-Verse)
Animasyon tekniği açısından yenilikçi ve yaratıcı bir film... En çok sevdiğim yanıysa, “beyaz adam ağırlıklı süper kahraman filmi modeli”ni yıkıp, yerine beyazların merkezde yer almadığı, çok kültürlülüğe kapı açan alternatif bir dünya getirmesi oldu. Film, hiç kimsenin doğuştan mükemmel olmadığını, süper kahramanlığın öğrenilemeyeceğini, ancak hissedilerek, içten gelen dürtülerle yapılabileceğini söylüyor. Süper kahramanlığın en önemli özelliğinin süper yeteneklerden ziyade sorumluluk duygusu olduğunun altını çiziyor. Bob Persichetti, Peter Ramsey ve Rodney Rothman'ın yönettiği filmde kendinizi bir resimli romanın içinde dolaşıyormuş gibi hissediyorsunuz. (7 yaşından küçükler için uygun değil.)
Köpek Adası - 2018
(Isle of Dogs)
Hayali Japon şehri Megasaki’deki bütün köpekleri çöplerle dolu bir adaya gönderen Vali Kobayashi, geçmişe takıntılı, merhametsiz biridir. Eski bir aile hikâyesi nedeniyle köpeklere kin tutan Kobayashi'nin baskıcı iktidarına karşı koyarak adaya giden Atari ise köpekleri çok seven bir çocuktur... Usta yönetmen Wes Anderson’un stopmotion formatında çektiği film, jenerik yazıları, müzikleri ve her şeyiyle bir Japon filmini andırıyor. Hatta karakterler Japonca konuştuğunda altyazı bile kullanılmıyor; çeviri farklı yöntemlerle gerçekleşiyor. Sadece içerik değil, grafik stil de çok farklı ve yaratıcı... Bu özgün stil, köpekleri filmin en gerçek, duyarlı varlıkları haline getiriyor. (7 yaşından küçükler için uygun değil)
Cesur - 2012
(Brave)
Merida, Disney’in son yıllarda “sahaya sürdüğü” en ilgiye değer ana karakterlerden biri. Sevmediği bir erkekle zorunlu kraliyet evliliği yapmak istemeyen Merida, cadılardan büyü desteği almaya çalışırken her şeyi yüzüne gözüne bulaştırır; annesini ayıya dönüştürür. Artık işi daha da zordur. Hem büyüyü bozmak hem de ayı avlamayı erkeklik ölçüsü olarak gören bir toplumda annesini korumak zorundadır... Mark Andrews ve Brenda Chapman’ın yönettiği film, İskandinav mitolojisinden esinlenen bir büyüme öyküsü.