Drew Barrymore: Annem erkek arkadaşlarımla flört ederdi
Drew Barrymore, annesi Jaid Barrymore hakkında çarpıcı itiraflarda bulundu: Annem erkek arkadaşlarımla flört ederdi
Bir süredir kendi adını taşıyan bir sohbet programı hazırlayıp sunan Drew Barrymore, meslektaşı Brooke Shields'i konuk etti. Barrymore, kendisine çok özel paylaşımlarda bulunan Shields ile kamera karşısında dertleşti.
Drew Barrymore ve Brooke Shields'in geçmişlerinde birbirleriyle ortak bir yönleri var; ikisini de spot ışıklarının altına yönlendiren kişi anneleri Jaid Barrymore ve Teri Shields. Onların kariyerlerine ve hatta hayatlarına şekil veren bu baskın karakterli anneler, iki yıldıza da zaman zaman zorluklar ve çelişkiler yaşattı.
KALBİ KIRIK ANNELER
Drew Barrymore, programda bu konuya da değindi. İki ünlü, anneleriyle geçmişte yaşadıkları karmaşık ve zorlu ilişkileri bir kez daha masaya yatırdı. Sohbet sırasında Brooke Shields, gösteri dünyasında Teri Shields adıyla tanınan annesi Theresia Anna Lilian Maria Shields hakkında konuştu.
Sözün bir noktasında Brooke Shields, Drew Barrymore'un annesi Jaid Barrymore'u da işin içine katarak "İkimizin de yönlendirmek zorunda olduğumuz, bizim tarafımızdan göz kulak olunmaya ve hayatta tutulmaya ihtiyaç duyan anneleri vardı. Onlar kırılmışlardı" dedi.
"ANNEM ERKEK ARKADAŞLARIMLA FLÖRT EDERDİ"
Hemen ardından söz alan Drew Barrymore "Kırılmış? Benim cinsellikle ilgili kafam karışıktı. Çünkü annem benim erkek arkadaşlarımla flört ederdi" dedi. Sonra da ardından Brooke Shields'e onun annesi Teri'nin de benzer bir şeyi yapıp yapmadığını sordu.
Brooke Shields ise bu soruya "Hayır, çünkü benim annem bana âşıktı. Onun ana odak noktası bendim" yanıtını verdi. Shields, annesi Teri Shields'in kendisine yönelik bu takıntısı yüzünden her ikisinin de cinsel hayatlarının olmadığını hatta kendisinin uzun süre bekâretini korumak zorunda kaldığını anlattı.
"BENİM BİRLİKTE OLMAK İSTEDİĞİM ADAMLARI İSTİYORDU"
Drew Barrymore, annesi Jaid hakkında "Bana aşık olabilir ama aslında benim birlikte olmak istediğim adamlarla o da birlikte olmak istiyordu" dedi. Brooke Shields ise bunun üzerine "Anlamıyorum... Ama aslında anlıyorum da.. Bu çok katmanlı bir durum ve çok üzücü" diye konuştu.
"YİNE DE ANNEM OLMASAYDI ŞU ANDA BULUNDUĞUM YERDE OLAMAZDIM"
Fakat bu samimi açıklamaların ardından ikisi de aslında gençlik yıllarındaki bütün o karmaşaya rağmen annelerine sevgi duyduklarını gizlemedi.
Drew Barrymore bu konuda şunları söyledi: Onlar bizim annelerimiz. Bize hayat verdiler. Eğer annem benim menajerim olmasaydı, beni oyuncu seçmelerine götürmeseydi şu anda olduğumu yerde olamazdım.
ANNESİ ZORLAMASA DA YİNE AYNI MESLEĞİ SEÇEBİLİRDİ
Öte yandan Drew Barrymore, sinemacı bir ailenin içinde gözlerini dünyaya açtı. Babası John Drew Barrymore da Alman asıllı annesi Jaid de birer oyuncuydu. Ayrıca Drew Barrymore'un dedesi John Barrymore döneminin ünlü bir oyuncusuydu. Yani aslında belki kendi haline bırakılsa Drew da zaten onlarla aynı mesleği seçecekti. Ama öyle olmadı.
Drew Barrymore, annesi Jaid'in gayretiyle daha küçücük yaşta kendini kameralar karşısında buldu. Öte yandan hayatı da bir kaos içindeydi. Babası onları terk etti. Annesi ise çocuğunu tek başına büyütmeye hazır değildi. Üstelik kendisi ünlü bir oyuncu olmaya çabalayıp bunu başaramamıştı. Elinde ise erkenden bu yola çıkabilecek olan küçücük kızı vardı. İşte ondan sonra Drew'in hızlı hayatı başladı.
HOLLYWOOD PARTİLERİNDE SABAHLIYORDU
Annesinin etkisiyle daha iki yaşındayken modellik yapmaya başladı. 7 yaşına geldiğinde ise rol aldığı 'E.T' sayesinde artık dünya çapında ünlü bir çocuk yıldıza dönüşmüştü. Tabii bu erken gelen şöhret ona huzur getirmedi. Anlattığına göre Drew daha küçücük bir çocukken annesi onu sabaha kadar süren Hollywood partilerine götürüyordu. Bu da onun ileride çok uğraşacağı kötü alışkanlıklarına neden oldu.
Bir röportajda anlattığına göre Drew Barrymore, henüz 9 yaşındayken ilk alkollü içkisini içmişti. Alkolden daha da ağır olan uyuşturuculara bağımlı olduğunda ise 12 yaşındaydı. 13 yaşına geldiğinde annesi tarafından tedavi görmesi için bir kliniğe gönderildi. Bir yıl kadar orada kaldıktan sonra hayatına geri döndü. Yaptığı ilk iş ise anne ve babasından bağımsızlığını kazanmak için dava açmak oldu.
Drew Barrymore yıllar sonra verdiği röportajda çocukluğunu 'korkunç' ve 'yalnızlık içinde geçti' diye tanımlamıştı. Söylediğine göre anne ve babasına karşı derin bir öfke duyuyordu. Çünkü asla kendisinin yanında olmamışlardı.
BEBEKKEN REKLAM FİLMİNDE OYNADI
Brooke Shields'in öyküsü ise kendisini konu alan belgesel sayesinde özellikle son zamanlarda bilindik bir hale geldi. Henüz küçücük bir çocukken rol aldığı 'Pretty Baby' adlı filmde bir hayat kadınının, bekâreti para karşılığında satılan kızını canlandırdı. O filmde babası yaşındaki rol arkadaşıyla öpüşme sahnesinde oynadı. Bütün o sahneler çekilirken onu yönlendiren ve kariyer planını çok önceden yapan annesi Teri Shields da yanındaydı.
Teri Shields, gerçekten sıra dışı bir güzelliğe sahip olan kızını daha bebekken bir reklam filminde oynatmıştı. Babasının ailesi tarafından başlarda istenmeyen kızı için hayalleri vardı. Bütün hayatını da onları gerçekleştirmeye harcadı. Kızına büyük şöhret getiren o ilk filmin ardından 'The Blue Lagoon' geldi. Orada da kızı güzelliğini sergiliyordu. Brooke Shields'in en yakın destekçisi de annesiydi.
ANNESİNİN İSTEKLERİNE BOYUN EĞDİ
Brooke Shields'in menajerliğini üstlenen annesi Teri Shields onun genç yaşında dünya çapında bir cinsellik sembolüne dönüşmüş olmasına hiç ses çıkarmadı. Hayatının sonuna kadar da kızını yönlendirmeyi sürdürdü.
Onun özel hayatına; kiminle evlenebileceğine bile karıştı. Brooke Shields ise meslektaşı Drew Barrymore'un aksine annesinin her isteğine boyun eğdi. Ona yöneltilen bütün eleştirileri göğüsledi. Şimdi bile artık hayatta olmayan annesi hakkında bazı şeyleri sorgulasa da olumsuz konuşmaktan kaçınıyor.
Fotoğraflar: Avalon Bacgrid UK, Splash News