Dünya Kupası'nın ilk golünü kim attı? Lucien Laurent'in Fabrika işçiliğinden Dünya Kupası'na uzanan hikâyesi
İlk defa 96 yıl önce dünya sahnesine adım atan Dünya Kupası macerası bu yıl 23. kez dünyanın her yerinde insanları bir araya getirmeye devam ediyor. 1930 yılında Uruguay'da başlayan bu efsanede ilk golü atan futbolcunun bir fabrika işçisi olduğunu biliyor muydunuz?
Dünyanın en fazla izlenen iki spor etkinliğinden biri olan Dünya Kupası, sadece futbolseverlerin değil, kent yönetimlerinin ve ülke ekonomilerinin de heyecanla beklediği ve organizasyonlardan biri. Dünyanın her yerinden ev sahibi ülkeye doluşan binlerce futbolsever, turnuva boyunca aynı şeylere sevinmenin ve aynı şeylere üzülmenin birleştirici duygusunu yaşıyor.
İlk defa 1930 yılında Uruguay'da başlayan Dünya Kupası, bugünlerde Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) tarafından düzenleniyor ve turnuvada profesyonel futbolcular mücadele ediyor. 2026 yılında ilk kez 48 takımın yarıştığı turnuvada 1930'da sadece 13 takım yarışıyordu ve turnuvanın ilk golünü bir otomobil fabrikası işçisi atmıştı.
LUCİENT LAURENT'İN KAPILARI DÜNYA KUPASINA AÇILAN HAYAT HİKÂYESİ
Dünya Kupası'nın ortaya çıktığı 1930'lu yılların başında bugünün en popüler mesleklerinden biri olan futbol, henüz profesyonel bir meslek değildi. Futbol, pek çok kişinin hobi olarak sürdürdüğü bir oyundu. Lucien Laurent, Fransa'nın Saint-Maur-des-Fossés kentinde dünyaya gözlerini açan bir gençti. O yıllarda 22 yaşındaydı ve hayatını idame ettirebilmek için Fransa'nın otomotiv devi Peugeot fabrikasında makinist olarak çalışıyordu.
Pek çok kimse gibi Laurent için de futbol mesai bittikten sonra amatörce oynana tutkulu bir oyun olmaktan fazlası değildi. Fabrikanın takımında iş arkadaşları Etienne Mattler ve ağabeyi Jean ile birlikte işlerden vakit buldukça top koşturup rahatlamaya çalışıyordu.
FIFA Başkanı Jules Rimet'nin Uruguay'da tarihin ilk Dünya Kupası'nı başlatmak için çalışmaya başladığı kulaktan kulağa yayılıyordu ama çoğu Avrupa ülkesi, dünya savaşının etkilerini üzerinden atmaya çalışırken yakalandığı ekonomik krizin ve coğrafi olarak Uruguay'ın çok uzakta olmasını bahane ederek turnuvaya katılmama kararı alıyordu.
Fransa turnuvada olmak istiyordu ama savaşın ve ekonomik krizin bir yan etkisi olarak Fransa Futbol Federasyonu oyuncu bulmakta zorlanıyordu. Ekonomik krizin altında ezilmek istemeyen patronlar işçilerine amatör bir oyun için 2 ay izin vermek istemiyordu. Ancak Peugeot fabrikası, kimsenin yapmadığı bir şey yaptı ve Laurent ve arkadaşlarına ücretsiz izin vereceğini açıkladı.
Bu spora tutkuyla bağlı olan Lucien Laurent, ağabeyi Jean Laurent ve arkadaşları 19 Haziran 1930'da Villefranche-sur-Mer limanından kalkan "Conte Verde" adlı transatlantik gemisine binerek dünyanın ilk futbol turnuvasında top koşturmak için yola çıktılar. Fransa ile birlikte Belçika ve Romanya'nın Dünya Kupası için kurulmuş takımları 15 günlük macera dolu bir yolculuktan sonra limana yanaştı.
Başkent Montevideo'daki Pocitos Stadyumu'nda dondurucu bir kış günü, açılış maçı için Fransa ile Meksika sahaya çıktı. Uruguay'da turnuva başladı. Herkes nefesini tutmuş turnuvada atılacak ilk golü bekliyordu. Maçın 19. dakikasında, Fransa'nın sağ kanadında bir atak gelişti. Ernest Liberati, ceza sahasına doğru nefis bir orta kesti. Laurent, kesilen ortayı fark etti ve topun gelişine attığı sert bir voleyle topu ağlara gönderdi. Meksika kalecisi Bonfiglio'nun beklediği kaleye maç sonuna kadar daha 4 kez top geldi ve Fransa, Dünya Kupası'nın ilk maçını 4-1 kazandı.
Fransa ikinci maçına Arjantin'le çıktı ancak bu maçta Laurent ayak bileğinden sakatlandı. O dönemde futbol içinde oyuncu değişikliği olmadığı için sakat ayağıyla oynamaya devam etmek zorunda kaldı. Bu sakatlık yüzünden üçüncü ve son maça çıkamadı.
Tarihler 1931 yılının Mayıs ayını gösterdiğinde Fransa ile İngiltere arasında bir dostluk maçı düzenlendi. Laurent bu maçta hayatının ikinci ve son uluslararası golünü attı. 11 Nisan 2005'te Besancon'da vefat eden Laurent, Dünya Kupası deneyimi sonrasında,"Turnuvanın ilk golünü ve Fransa adına ilk golümü attığımda birbirimizi tebrik ettik ama şimdiki gibi birbirimize atlamadık" ifadeleriyle anlattı.