Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Esen Y. EVRAN / GAZETE HABERTÜRK

Hatırlanacaktır, 2011 yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, kanserojen olabileceği şüphesi üzerine, AB ile paralel olarak, biberon gibi bebek beslenmesinde kullanılan polikarbonat malzemelerin üretiminde Bisfenol A’nın (BPA) kullanımını yasaklamıştı. Ancak bu maddenin zararına ilişkin tartışmalar, kararın alınmasından çok uzun yıllar önce başladı. Kaiserslautern Üniversitesi Gıda Kimyası ve Çevre Teknolojisi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Dieter Schrenk ile önceki gün yaptığımız sohbette, bunu da sordum. “Acaba tüketicinin daha şüpheci olması, bundan sonraki süreçte regülasyonları da etkiler mi? Yani zararlı kimyasalların olumsuz etkilerini ölçmeye yönelik araştırmalar da artar ve sonuçlar geçmiştekine göre daha hızlı açıklanır mı?”

Hem Dieter Schrenk, hem de Avrupa Cam Ambalaj Üreticileri Birliği (FEVE) Genel Sekreteri Adeline Farrelly aynı yorumu yaptı: “Cam dışındaki ambalaj üretimi de çok büyük bir endüstri. Plastik ve kâğıt ambalajın gıda ile etkileşime girdiği kanıtlandığı zaman bile bunun açıklanmasına engel pek çok lobi var. Üstelik ambalaj yoluyla geçen kimyasallar insanları bir anda hasta etmediği ve zararlı etkilerin görülmesi yıllar aldığı için bunun ölçülebilir olması da uzun yıllar alabiliyor. Ama tüketici artık bu işi şansa bırakmak istemiyor. Tercihini camdan yana kullanarak kendi önlemini alıyor. İşte cam tüketiminin artması da bu bilincin artmasına bağlı.”

Tekrar hatırlatalım. Bisfenol A (BPA), damacana, bazı fırın kapları, biberon gibi sertleştirilmiş polikarbonat (PC) maddelerde kullanılıyor. BPA’nın gelişme, bağışıklık ve tümör büyümesindeki etkisi dolayısıyla kansere neden olabileceği iddia ediliyor. AB bir süre önce bu nedenle biberonlarda BPA kullanımını yasakladı. Dünya genelinde 2.5 milyon ton BPA kullanımı var. Epoksi reçineler, konserve kutu lakları, PVC borular, PC ambalajlar, havacılık, otomotiv, yapı malzemeleri gibi çok yaygın bir alanda kullanılan BPA’nın zayıf östrojenik özelliğe sahip olduğu biliniyor ve bu nedenle endokrin sistemini (hormonlar ve bu hormonları üreten salgı bezleri) bozduğu belirtiliyor.

İkinci zararlı kimyasal da ftalatlar. Esnekliklerini artırmak için plastiklere eklenen bu maddelerin de karaciğerde tümör yapıcı etkisi olduğu belirtiliyor. Prof. Schrenk, özellikle güneşe maruz kalan plastiklerin içindeki sıvılarla etkileşime geçtiğini ve bunun uzun süreli kullanımda sağlığa zararlı olduğunu anlattı.

YAŞ ARTTIKÇA GEREKÇELER RASYONELLEŞİYOR

Avrupa Cam Ambalaj Üreticileri Birliği (FEVE) 22 ülkeden 59 üyeye sahip. Bu birlik tarafından kurulmuş Friends of Glass (Cam Dostları) adlı bir hareket var. Friends of Glass’ın yaptığı bir araştırmaya göre tüketiciler yaşlandıkça cama karşı talep de artıyor. Avrupa’da 2011 ve 2014 yılları arasında aynı sorularla iki araştırma yapılmış. Buna göre “Cam, sağlığım için en iyi malzeme” diyenlerin oranı 2011’de yüzde 48 iken 2014’te yüzde 61’e yükselmiş “Tadı daha iyi koruduğu için tercih ediyorum” diyenlerin oranı yüzde 54’ten yüzde 55’e çıkmış. “Çevre için en az zararlı” diyenler yüzde 43’ten yüzde 51’e çıkarken, “Hem yiyeceği hem içeceği daha taze tutuyor” diyenlerin oranı yüzde 36’dan yüzde 38’e çıkmış. Öte yandan “En sevdiğim markanın ambalajı olduğu için” diyenlerin oranı yüzde 20’den yüzde 16’ya düşerken, “Tasarımı daha şık” diyenlerin oranı yüzde 27’den yüzde 15’e gerilemiş. Yani artık duygusal nedenlerden çok akıl ve çok sağlık bilinci öne çıkmış. Camı tercih edenlere bakıldığında yaşla birlikte bilincin ve dolayısıyla da tercihte camın öne çıktığı göze çarpıyor. 25-34 yaş aralığındakilerin yüzde 85’i “Tercihim cam” derken oran 35-44 yaş için yüzde 86’ya, 45-65 yaş aralığında yüzde 90’a yükseliyor.