Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Ekonomi İş-Yaşam Milyar dolarlık devlerden Türkiye önerisi! - İş-Yaşam Haberleri

        Umut TÜTÜNCÜ / GAZETE HABERTÜRK

        Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 10 farklı ülkeden 12 ayrı sektörde yer alan ve toplam cirosu 572 milyar doları bulan çok uluslu şirketlerin başkan ve CEO'ları ile Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde Türkiye Yatırım Konseyi toplantısı çerçevesinde bir araya geldi.

        Geleceğe dönük planlamanın ekonomiler için ne derece önemli olduğunu acı tecrübeler yaşayarak öğrendiklerini söyleyen Erdoğan "1 gün sonra ne olacağı kestirilemeyen bir Türkiye'den, 1 yıl, 5 yıl, 10 yıl sonrası kalem kalem, madde madde hedeflenen bir Türkiye'ye gelinmiştir" dedi.

        Erdoğan Türkiye'deki uluslararası sermayeli şirket sayısının 35 bini bulduğunu belirterek "İstanbul firmalarının Doğu Avrupa, Orta Asya, Orta Doğu Afrika bölgelerindeki operasyonlarını yönettikleri merkez olarak belirlemiş olmaları da anlamlıdır" diye konuştu.

        8'inci Türkiye Yatırım Danışma Konseyi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında Dolmabahçe Başbakanlık Çalışma Ofisi'nde gerçekleşti. Toplantıya Erdoğan'ın yanı sıra Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Dünya Bankası Başkanı Jim Yong Kim, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Muharrem Yılmaz, Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) Başkanı Serpil Timuray ile aralarında Citigroup, Alstom, EON, Hitachi, Huawei, Sumitimo, ThyssenKrup, Burgan Bank ve Suud Nesma Holding gibi dünya devi şirketlerin olduğu 17 büyük grubun başkan ve CEO'ları katıldı.

        Basına kapalı gerçekleştirilen toplantı öncesi basın mensupları aile fotoğrafı çekti. 8'inci Yatırım Danışma Konseyi toplantısına 10 farklı ülke ve 12 sektörde yer alan ve toplam cirosu 572 milyar doları, toplam istihdamı 1 milyon 275 bin olan çokuluslu şirketleri ve uluslararası kuruluşları temsilen 17 konsey üyesi katılım sağladı.

        Katılımcılara hitaben bir konuşma yapan Başbakan Erdoğan şunları kaydetti:

        TAVVİYELERİ VE ELEŞTİRİLERİ NOT ALDIK

        Daha ilk andan itibaren politikalarımız, hedeflerimiz, planlarımız, programımız gayet net bir biçimde açıklanmış, verilen sözlere sadakat gösterilmiş, sürprizlere yer verilmemiştir. 1 gün sonra ne olacağı kestirilemeyen bir Türkiye'den, 1 yıl, 5 yıl, 10 yıl sonrası kalem kalem, madde madde hedeflenen bir Türkiye'ye gelinmiştir.

        Yatırım Danışma Konseyi'nin, bizlere çok farklı ufuklar kazandırılması noktasındaki katkılarını inkar edemem. Her bir öneriyi ve eleştiriyi not ettik; bunları da 1 yıl sonraki toplantıya kadar takip ettik. Her konsey toplantısında, bir önceki yıl dile getirilen konuları gündeme getirerek, o konulardaki ilerlemeleri birlikte değerlendirdik.

        Şunu burada özellikle vurgulamak isterim; Yatırım Danışma Konseyi toplantıları sadece oturduğumuz, konuştuğumuz, sonra da dağıldığımız toplantılar değildir. Bu toplantılarda, küresel boyuttaki otoritelerin, ekonominin bir röntgenini çekmesini sağlıyor, ortaya çıkan fotoğrafı da büyük bir ciddiyet ve kararlılıkla değerlendirmeye alıyoruz.

        Konseyimizin bu yılki üyelerine de Türkiye'ye, Türkiye ekonomisine yapacakları eşsiz katkıdan dolayı şimdiden teşekkür ediyorum.

        ACI TECRÜBELERLE ÖĞRENDİK

        2014-2018 dönemini kapsayan 10. Kalkınma Planı'nı Temmuz ayında kamuoyuna duyurduk. 8 Ekim'de 2014-2016 dönemi politika önceliklerini, Orta Vadeli Program'la açıkladık. Geleceğe dönük planlamanın ekonomiler için ne derece önemli olduğunu bizler yaşayarak ve acı tecrübelerle öğrendik.

        11 yıl öncesine kadar Türkiye'de bırakınız 5 yıl, 10 yıl sonrasını görmek, 1 ay hatta 1 yıl sonrasını görmek bile mümkün değildi. Ulusal ve uluslararası dalgalanmalar, piyasaları etkilediği kadar hükümetlerin plan ve programlarını da etkiliyor, hedefler sürekli değişiyor, açıklanan plan ve programlar, sürekli bozuluyordu.

        Türkiye ekonomisinin geçmişteki en önemli sorunlarından biri, hiç kuşkusuz, belirsizliktir. Sanayici, girişimci, ihracatçı, esnaf, çiftçi özellikle de yatırımcı önünü göremiyor ve orta vadeli, uzun vadeli planlar yapamıyordu. Enflasyonun ne olacağı, faizlerin nasıl bir seyir izleyeceği, vergi sisteminin nasıl değişeceği, finans sistemini nelerin beklediği tahmin edilemiyor ve istikrarsızlık ve güvensizlik ortamı herkesi belirsizliğe itiyordu.

        11 yıl öncesinden bugüne kadar ekonominin en büyük kazanımı, tesis ettiğimiz istikrar ve güven ortamı olmuştur. Daha ilk andan itibaren politikalarımız, hedeflerimiz, planlarımız, programımız gayet net bir biçimde açıklanmış, verilen sözlere sadakat gösterilmiş, sürprizlere yer verilmemiştir.

        1 gün sonra ne olacağı kestirilemeyen bir Türkiye'den, 1 yıl, 5 yıl, 10 yıl sonrası kalem kalem, madde madde hedeflenen bir Türkiye'ye gelinmiştir.

        SEÇİM EKONOMİSİ UYGULAMADIK

        Türkiye'de çok sık seçim yapılırdı. Her bir seçim, popülist ekonomi politikalarının uygulanmasını beraberinde getirirdi. Merkez Bankası'na sürekli para bastırılırdı. Düşünebiliyor musunuz? 1'in yanında 6 sıfır vardı. Akşam yatıyorlardı, sabah kalkıyorlardı bir sıfır...

        Göreve geldiğimizde, paramızın artık değeri kalmamıştı. Göreve geldik ve biz, bu 6 sıfırı attık ve paramız kendine geldi. Mali disiplin diye bir şey yoktu zaten. Bunu tesis ettik, sağladık ve terk edilmiş olan hedefleri yeniden tesis ettik ve bu hedefler istikametinde yürümeye başladık.

        Gerek ulusal, uluslararası sektör bu noktada Türkiye'nin güvenli bir liman olduğunu görür hale geldi. Seçimin ardından da başta enflasyon ve faiz olmak üzere verilenler kat kat fazlasıyla geçmişte geri alınıyordu. 11 yıl boyunca seçim ekonomisine asla müsaade etmedik.

        3 ay sonra, 5 ay sonra seçim var şimdi farklı bir şekilde menfaat sağlamak için adımlar atalım, ekonomideki disiplini bozalım asla böyle bir yola başvurmadık. İşte 5 ay sonra seçim var, biz yine aynı kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz.

        SEÇİMLER ZAMANINDA OLACAK

        Burada sizlere bir rakam vereceğim; 11 yıl öncesine kadar ülkemizde çok partili siyasi hayatta ortalama seçim dönemi ne kadardır biliyor musunuz? 16 ay. Biz geldikten sonra ilan edilen süre ne ise biz şimdi o sürede seçimlerimizi yapıyoruz.

        Genel seçimler 4 yılda bir yerel seçimler 5 yılda bir ülkemizde yapılır. Bize bazen sorarlar erken seçim var mı? Hayır. Zararımıza da olsa hayır. 4 yılsa 4. 5 yılsa 5 yıl. Seçim öncesinde buna yönelik disiplinden asla taviz vermedik. Tüm bu çabalarımız ülkemizin yerli yabancı yatırımcılar açısından tercih edilmesine önemli katkılar sağladı.

        KÜRESEL KRİZE RAĞMEN

        2008 yılı son çeyreğinden itibaren küresel çapta derinleşen finansal krize rağmen, güçlü iç pazarı genç ve dinamik nüfusu ve özel sektör odaklı politikaları sonucunda Türkiye ekonomisi istikrarlı şekilde büyümesini sürdürdü ve sürdürüyor.

        Ekonomimiz 2013 yılının birinci çeyreğinde yüzde 2,2, ikinci çeyreğinde ise yüzde 4,4 büyümüş bu büyüme oranlarıyla küresel ortalamanın Avrupa ve OECD ortalamasının üzerinde bir performans sergilemiştir.

        2012 yılında gerçekleşen 152,5 milyar dolarlık ihracatı ve 389 milyar dolarlık dış ticaret hacmiyle Türkiye ekonomisi cumhuriyet tarihinin rekorunu kırmıştır. Ülkemizin yakaladığı performansta pazar ve ürün çeşitlendirilmesine yönelik politikalarımızın rolü büyüktür.

        35 BİN ULUSLARARASI SERMAYELİ ŞİRKET

        İhracat pazarlarımızı çeşitlendirmeye yönelik politikalarımız sonucunda tüm ihracatımızın yüzde 57 sini oluşturan ve krizin etkisi ile talep daralması yaşayan AB pazarına olan ihracatımız 2013 yılı ilk 8 ayında yüzde 41'e gerilemiştir.

        Buna karşın komşu ve çevre ülkelerle olan ticaretimizde önemli mesafeler kat ettik. 2002 yılında komşu ve çevre ülkelere olan ihracatımız yalnızca 9 milyar dolar seviyesinde iken, 2013 yılının ağustos ayı sonunda bu rakam 5 kattan fazla artarak 49 milyar dolar seviyesine yükselmiştir.

        Uygulanmakta olan istikrar odaklı politikalar sonucunda Türkiye bölgesinde yatırımcılar açısından tercih edilen bir merkez konumuna gelmiştir. Nitekim 2002 yılı sonuna kadar Türkiye'ye gelen toplam uluslararası doğrudan yatırım tutarı yaklaşık burası da çok önemli toplam 15 milyar dolar düzeyinde iken bu rakam 2013 yılı ağustos ayı sonu itibarıyla 9 kattan fazla artarak, 145 milyar dolara yükselmiştir. Uluslararası sermayeli şirket sayımız toplamda 35 bini aşmıştır.

        İstanbul firmalarının Doğu Avrupa, Orta Asya, orta Doğu Afrika bölgelerindeki operasyonlarını yönettikleri merkez olarak belirlemiş olmaları da anlamlıdır. Yatırım danışma konseyi toplantılarını düzenli olarak yayınlanan ilerleme raporları sayesinde takip ettik.

        İYİLEŞTİRMELER

        Yatırım ortamında hukuki çerçevenin iyileştirilmesi doğrultusunda Türk Ticaret Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu gibi temel kanunlarda köklü değişiklikler yaptık. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 22 Haziran 2012 tarihinde yayınlandı.

        İş dünyası temsilcilerinin gündeme getirdiği bir diğer husus olan mahkemelerde ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla da Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yetkilendirildi. Yabancı personel çalışma izinlerinde oluşturulan teknik altyapı sayesinde işlemlerin sonuçlandırılma süresini de önemli ölçüde kısalttık.

        Sermaye Piyasası Kanunu'nda köklü değişikliğe gittik ve kanunun ikincil düzenleme çalışmaları bu yıl sonuna kadar tamamlanacak.

        18 LOJİSTİK MERKEZİ

        Türkiye Demiryolu Ulaştırılmasının Serbestleştirilmesi Hakkındaki Kanun, 1 Mayıs 2013'te yayımlandı Lojistik merkezlerin kurulmasına yönelik çalışmalar ise hızla devam ediyor. Bu kapsamda aralarında Eskişehir, Samsun, Konya, Mardin, Erzurum, Kars ve Sivas'ın da yer aldığı 18 merkezde, lojistik merkezlerinin oluşturulmasını hedefliyoruz.

        Yatırım ortamını yakından ilgilendiren bir diğer düzenleme, Posta Hizmetleri Kanunu'dur. 23 Mayıs 2013 tarihinde, o da yayınlandı. Yap İşlet Devret modeliyle 2013-2023 yılları arasında gerçekleştirilecek 5 bin 550 kilometre uzunluğundaki otoyol projelerinin yaklaşık maliyeti, toplam 89 milyar lira düzeyinde. Bu projelerden 523 kilometre uzunluğundaki Gebze-Orhangazi-İzmir otoyolu, Sabuncubeli Tüneli projesiyle, Kuzey Marmara Otoyolu Odayeri Paşaköy kesimi yapım çalışmalarına başlandı.

        Türkiye'de yatırım ortamını etkileyen tüm faktörleri, bir bütün olarak ele alıyor ve bunların iyileştirilmesine yönelik çalışmalarımızı yoğun bir şekilde sürdürüyoruz. Ekonomimize sıçrama yaptıracak, katma değeri yüksek ithalatı azaltacak, istihdam ve verimlilik artışı sağlayacak yatırımların artırılması amacıyla yatırım ortamının iyileştirilmesi çalışmalarına sizlerin sağladığı katkıya, özel bir önem atfediyoruz.

        Zira bizim uyguladığımız politikalar kadar, bu politikaların siz değerli uluslararası iş camiası temsilcileri tarafından nasıl algılandığı ve değerlendirildiği çok önemli. Bu kapsamdaki bilgiler, mevcut politikaların geliştirilmesine ve yeni politikalarımızın etkin bir şekilde tasarlanmasına büyük katkılar sağlıyor. Önceki 7 toplantıda olduğu gibi bu 8. toplantının hemen ardından da görüş, tavsiye ve eleştirilerinize somut karşılıklar üretmeye başlayacağız.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ