Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Anıl EMRE / GAZETE HABERTÜRK
aemre@haberturk.com


“Mars’ı nükleer silahlar kullanarak yaşanır hale getirebiliriz.”
“İnsanlık gezegenlerarası bir tür olmalı.”
“Mars’a ulaşmadan şirketimi halka açmam.”
“Uzay gemileri için bir havalimanı inşa ediyorum.”
“Keşke yemek yemeden besin öğesi almamızın bir yolu olsaydı, böylece daha çok çalışabilirdim.”
“En yakın arkadaşım insanlığın sonunu getirebilecek robotlar üretiyor.”
“Obama aradığında telefon satıcısı zannettim, az kalsın yüzüne kapatıyordum.”

ÇILGIN DEHA MI, PR HARİKASI MI?

Dünyanın dört bir yanından gençlere ‘Yaşayan rol modeliniz kimdir?’ diye sorulsa, uzun yıllardır tek bir ortak cevapla karşılaşılırdı. Apple’ın kurucusu Steve Jobs. Amerikan rüyasının dopingli versiyonu olan Silikon Vadisi rüyası ile evlerin garajından başlayıp milyar dolarlık imparatorluklara uzanan başarı öyküleriyle özdeşleşmiş isim Jobs’dı. Suriyeli bir göçmenin oğlu olarak dünyaya geldiği Amerika’da dünyanın en değerli şirketini sıfırdan yaratan Jobs, yarattığı ürünlerle hayat tarzımızı değiştirirken, zamanımızın en ilham verici figürü haline geldi. Vefatıyla boşalan koltuğa kimin oturabileceği tartışılırken, en az onun kadar çılgın ve inatçı biri hayatımıza girdi. Güney Afrika’dan geldiği Amerika’da önce internet sektöründen para kazanan, daha sonra ise uzay araçları ve elektrikli arabalar üretmeye koyulan Elon Musk, yukarıdaki sözlerinden de anlayabileceğiniz gibi bugün dünyanın en ilginç ve ilham verici figürlerinden biri. 


Time Dergisi Elon Musk'ı 2013 yılında dünyanın en etkili isimlerinden biri seçti

Marvel’ın ünlü çizgi roman kahramanına ithafen “Gerçek Demir Adam” lakabıyla tanınan Elon Musk, oldukça alışılmadık bir kahraman figürü. İlk bakışta ilkokuldaki bilim meraklısı sıra arkadaşınıza benziyor. Fen dersinde öğrendikleriyle hayatın her sırrını çözebileceğini düşünen o küçük çocuğu hatırlayın.  Şimdi de o çocuğun büyüdüğünü, cebinde milyarlarca doları olduğunu ve insanlığa dair problemleri çözmek için yola koyulduğunu düşünün. ‘Demir Adam’ lakabı boşuna değil. Tüm dünyada gişe rekorları kıran üçlemede Demir Adam’a dönüşen dâhi milyarder Tony Stark’ı oynayan Robert Downey Jr.’ın; Musk’ı tanıyıp çok etkilendiği, karakterine hazırlanırken Musk’tan esinlendiği biliniyor. Microsoft’un ünlü baş yazılım mühendisi Edward Jung ise Musk için farklı bir tanım kullanıyor: “Steve Jobs ve Bill Gates’in çocukları olsaydı bu Musk olurdu. ”Peki Elon Musk gerçekten de dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için yola çıkmış çılgın ve dâhi bir şövalye mi yoksa birçoklarının iddia ettiği gibi medyanın şişirdiği, Silikon Vadisi’ne milyarlarca dolar akıtmak için yarışan global yatırımcıların şımarttığı, hayalperest bir PR harikası mı? Cevabı araştırmalarımdan ve kendisiyle de görüşerek yazılmış tek kitap olan, ünlü teknoloji gazetecisi Ashlee Vance’in kaleme aldığı “Elon Musk” isimli kitabın ışığında bulmaya çalıştım. İşte size ‘Gerçek Demir Adam’ın öyküsü.


Elon Musk, Demir Adam serisinin ikinci filminde kısa bir rol de aldı. Filmden bu karede Demir Adam Tony Stark ile ‘elektrikle çalışan jet’ üzerine konuşurken görülüyor.

İLK GÖRÜŞTE AŞK

1971 yılında doğan Elon Reeve Musk, Güney Afrika’nın ünlü Johannesburg kentine 1 saat uzaklıktaki Pretoria’da, erkek kardeşi Kimbal ve kız kardeşi Tosca ile birlikte büyümüş. Çocukluğunda parlak olduğu kadar da asosyal olan Elon, sürekli kitap okur ve sıklıkla transa geçmiş gibi düşüncelere dalarmış. Annesi Maye bunun hâlâ değişmediğini anlatıyor: “Kendi dünyasıyla baş başa kaldığı zaman ne yaparsanız yapın onu geri döndüremezsiniz. Artık uğraşmıyorum da, ne zaman dalıp gitse bir roket dizayn ediyordur diye düşünüyorum.” İlk defa bir bilgisayar gördüğünde 10 yaşındaymış. Johannesburg’da bir alışveriş merkezinde gördüğü makineden büyülenmiş. Sadece 5 kilobayt hafıza ve programlama dili üzerine bir kılavuzla gelen bilgisayar, hayatını değiştirmiş. “Tüm programlamayı bitirmek 6 ay sürer deniyordu, 3 gün hiç uyumadım ve bitmişti.” Okul yıllarını sürekli okuyarak ve pek bir sosyal hayat sahibi olmadan geçiren Elon, liseye geldiğinde ilk bilgisayar oyununu üretmişti bile. Siyahilerin 2. sınıf vatandaş sayıldığı ‘Apartheid’ rejimi zamanında büyümüş, böyle bir ülkede hayallerini yakalamanın mümkün olmadığını görerek Amerika’ya taşınmayı genç yaşta kafasına koymuştu. 17 yaşında kuzeninin yanına Kanada’ya taşındı; harçlığını çıkarabilmek için çiftçilik ve odunculuk yaptı, hatta bir kereste fabrikasının kazan dairesini temizledi. “O kadar sıcaktı ki yarım saatten fazla içeride kalsanız ölürdünüz.” 1989 yılında Kanada’da üniversiteye yazılan Elon, eğitimini Amerika’da, 1992 yılında tam burslu olarak transfer olduğu Wharton’da tamamladı. Ekonomi ve fizik okudu. Üniversitede hazırladığı bir projeyi değerlendiren hocası, ileriki yıllarda gelecek başarısının sırrını şu sözlerle anlatıyordu: “Musk’ın en önemli özelliği, fizik kavramlarını bir iş modeli içerisinde hayal edebilmesi. Bilimi kâr amacıyla kullanabilmesi.”

Elon Musk, annesi Maye, kardeşleri Kimbal ve Tosca’yla poz verirken.

VİDEO OYUNLARI DÜNYAYI DEĞİŞTİREBİLİR Mİ?

Mezuniyetten sonra ne yapacağını düşünen Musk, video oyunlarını çok sevdiği için bir süre bu işe girmeyi düşündü. Ancak yeterince ilham verici bulmadı. “Gerçekten harika video oyunları bile üretsem dünyayı ne kadar değiştirebilirim ki?” Ama onun da bir yerden başlaması gerekiyordu. 1995 yılında internet üzerine ilk fikrini hayata geçirdi. Zip2 isimli web sitesi, sarı sayfaların haritalı versiyonu olarak tanımlanabilirdi. Dükkânlara ve restoranlara giderek, internette harita üzerinde nerede olduklarını gösterebilecekleri, böylece müşterilerinin radarına girebilecekleri bir yazılım üretmişlerdi.  Musk kodlamayı yaparken kardeşi Kimbal ise kapı kapı dolaşma işini üstlenmişti. Sloganları ise kimsenin karşı çıkamayacağı cinstendi: “Herkes kendine en yakın pizzacıyı bulup oraya nasıl gidileceğini öğrenme hakkına sahiptir.”

Elon’un iş yaşamı bugün Silikon Vadisi’nde sıkça rastlayabileceğiniz, 58 çeşit kahve bulunduran ultra lüks ofislerde başlamadı. Kardeşi Kimbal ile beraber babalarından 30 bin dolar yardım almışlardı ancak ofis kirası, eşyalar ve lisans ücreti gibi masraflar çıkınca beş parasızdılar. Ev tutamadıkları için ilk 3 ay ofiste yattılar, yerel gençlik merkezinde duş alıyorlardı.  Daha sonra mütevazı bir ev tutsalar da, Musk ofisten çıkmayı hâlâ reddediyordu. Masasının yanındaki şişme yatakta uyuyordu. Ofise ilk geleni kendisine ‘tekme atmakla’ görevlendirmişti, böylece kalkıp çalışmaya devam edebilirdi. Kimbal, Elon’un ne zaman duş aldığını da bilmediğini söylüyordu; “Belki hafta sonları”. 1999 yılında Compaq şirketinden gelen 307 milyon dolarlık teklifi kabul ederek hisselerini sattı. İlk girişimlerinden kendisi 22, kardeşi Kimbal ise 15 milyon dolar kazanmışlardı.


Elon’un doğup büyüdüğü, mor renkte Jakaranda ağaçlarıyla ünlü, Güney Afrika’nın Pretoria kentinden bir kare.

DİJİTAL BANKA SAVAŞLARI

Yatırım felsefesini, “büyük ve oturmuş sektörlere girip, teknolojinin imkânlarını kullanarak dinamikleri değiştirmek” olarak belirleyen Elon, gözünü bankacılık sektörüne dikmişti. Üniversitedeyken bir bankada staj yaptığından beri, bankacıların ‘zengin ve aptal’ olduğunu düşünüyordu. Bankacılığın yapılış şeklini değiştirmek, şubeleri aradan çıkarıp tam teşekküllü bir internet bankası kurmak istiyordu. İstediğiniz birine sadece e-mail adresini girerek anında para gönderebilecek, paranızı bir tıkla hareket ettirebilecektiniz. Bize şu anda gayet normal gelse de, o zamanlar için devrim niteliğinde bir fikirdi. Bankanın adını X.com koydu. Patron olsa da şirketin en çok çalışan ismiydi.  “Biz 23 saat çalışıyorsak o 24 saat çalışırdı.” Bankacılık lisansını alan X.com, dünyanın ilk internet bankalarından biri haline gelmiş, birkaç ay içinde 200.000 müşteri siteyi kullanmaya başlamıştı. Ancak dişli bir rakipleri ortaya çıkmıştı. Max Levchin ve Peter Thiel isimli iki genç; internet ve e-mail üzerinden kolayca para aktarımını sağlayan PayPal adını verdikleri bir yazılım üretmişlerdi. Kim daha hızlı büyürse onun kazanacağını bilen iki şirket, internet tarihinde görülmüş en azılı rekabetlerden birine girişti. Reklam ve promosyonlara on milyonlarca dolar harcayan şirketler bir yandan da hacker’larla mücadele ediyorlardı. 2000 yılının Mart ayına gelindiğinde rekabet 2 şirketi de yok edecek noktaya gelmişti.  Güçlerini birleştirme kararı aldılar, Elon birleşen şirketin CEO’su oldu. 1 milyon kullanıcıya ulaşan şirket her geçen gün büyüyor ancak beraberinde yeni sorunlar getiriyordu. Elon ise sadece dağ gibi olmuş egosunun sesini dinliyor, kriz yönetimi yapamıyordu. Şirketin bazı çalışanları darbe yapmaya karar verdiler.

Elon Musk ve Peter Thiel güçlerini birleştirdikten sonra kameralara poz verirken.

BALAYINDA DARBE

Üniversiteden beri beraber olduğu sevgilisi Justine ile 2000 yılının başında evlenen Elon, balayına çıkamamıştı. 9 ay sonra, eylül ayında bir iş seyahatini balayı ile birleştirmeye karar verdiler. Elon uçağa binip havalandığı sırada değişim isteyen çalışanlar harekete geçti. Yönetim kuruluna CEO’nun şirketi iyi yönetemediğine dair resmi görüşlerini sundular. Plan, şirketten Elon’un tavırları yüzünden istifa eden Peter Thiel’ı geri getirip CEO yapmaktı. Elon havada olduğu için sadık ‘askerlerinin’ telefonları cevapsız kalıyordu. Uçağı indiğinde ise Thiel CEO olmuştu bile. Olanları anladığında ilk uçağa atlayarak geri döndü ve yönetim kurulunu iknaya çalıştı ama başarılı olamadı. Daha sonra ise kendinden ve egosundan hiç beklenmeyen bir şey yaptı. Kabullendi. Thiel’ın şirketi iyi yönetebileceğini biliyordu. “Mesele benim için CEO olmak değildi, şirket için bir vizyonum, başarmak istediklerim vardı. Bunları Peter ve Max’in de yapabileceğini gördüm.” Musk’ın egosunu bir kenara koyarak ortaklarıyla çalışmayı kabul etmesi aslında şirketi uçurumdan aşağıya yuvarlanmaktan kurtardı. Şirketin adı PayPal olarak değişti, kısa süre sonra internet devi eBay’e 1.5 milyar dolara satıldı. Musk satıştan 250 milyon dolar kazandı.

Fortune Dergisi, ‘PayPal Mafyası’ olarak adlandırılan mühendis ekibini, gangster kıyafetleriyle fotoğrafladı.

YERYÜZÜNÜN EN GÜÇLÜ MAFYA AİLESİ

Paypal’ın girişimcilik dünyası ve Silikon Vadisi’ne etkileri bugün hâlâ güçlü şekilde hissediliyor. Musk ve Thiel’lı yıllarda PayPal’da çalışmak, Silikon Vadisi’nin Harvard’ına gitmek gibi bir deneyimdi. Birçok yazılımda çığır açılan, dünyanın en iyi kod yazıcılarını, en başarılı mühendislerini yetiştiren bir okul gibiydi PayPal. Facebook, Youtube, Palantir gibi Silikon Vadisi devlerinde potansiyeli ilk görerek yatırım yapanlar, Linkedin, Yelp, Square gibi milyar dolarlık şirketleri kuranlar hep PayPal’dan çıktı. Şirket eBay’a satılmadan önce burada yöneticilik yapanlara ‘PayPal Mafyası’ deniyor. Bugün en parlak beyinlerin en ses getirecek fikirlerine yatırım bulmak için koştukları isimler işte bu mafya ailesinin üyeleri. Aile, Vadi’nin en güçlü grubu. Çünkü Pay- Pal Mafyası’nın herhangi bir üyesi fikrinize destek çıktığında, paradan çok daha fazlasını alıyorsunuz. Şirketinize geleceğin Facebook’u gözüyle bakılmaya başlanıyor.

YARIN: DEMİR ADAM’IN YÜKSELİŞİ. ‘UZAY YOLCUSU KALMASIN!’ İNSANLIK GEZEGENLER ARASI BİR TÜR MÜ OLACAK?