Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
Yüzyılın casusunun hazin ölümü
0:00 / 0:00

Elyesa Bazna...
Nam-ı diğer yüzyılın casusu.

Varlıklı bir ailenin çocuğuyken gençlik yıllarını yokluk içinde geçirmek zorunda kaldı.
Askerlikten sonra atıldığı ticareti beceremedi. Ailesi, Kosova'dan göç etmek zorunda kalmasaydı kendisi uşak olmayacak, aksine kendi uşakları olacaktı. Zengin biri olma hayallerini casusluk yaparak gerçekleştirebileceğini keşfetmesiyle hiç tereddüt etmeden işe koyuldu.

Kendisine "Neden casusluk yaptın?" sorusuna hiç duraksamadan "Para için" cevabını vermesi Elyesa Bazna'nın ailesinin tüm varlığını kaybetmesinin onun iç dünyasında ne ölçüde zedelenmeye yol açtığının göstergelerinden biriydi.
Ve babasını öldüren İngilizler'den nefret ediyordu.
İngilizlerin aleyhine casusluk yaparak hem intikamını alacak hem de zengin olacaktı.

Elyesa Bazna, 1904'te o dönem Osmanlı İmparatorluğu'na bağlı olan, günümüzdeki Kosova'nın Priştine şehrinde varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.
Ne var ki aile, 1918'de Priştine'nin Sırplar tarafından işgal edilmesi üzerine İstanbul'a göç etti.
Tüm varlıklarını Priştine'de bırakmaları sonucu ailesinin ekonomik olarak zor günler geçirdiği Elyesa Bazna, arkadaşları ve öğretmenleriyle yaşadığı geçimsizlik nedeniyle okuldan ayrılmak zorunda kaldı.

Çeşitli işlerde geçimini sağlamaya çalışan Elyesa Bazna, ticaret hayatında başarılı olamadı. Bunun üzerine opera sanatçısı olmak için Ankara'ya gitti. Bu isteğini gerçekleştiremeyince önce Yugoslavya Krallığı Büyükelçiliği'nde daha sonra da ABD Büyükelçiliği Askeri Ataşeliği'nde şoför ve koruma görevlisi olarak çalıştıktan bir süre sonra işten ayrıldı.

Elyesa Bazna, 1943'ün başlarında Birleşik Krallık Ankara Büyükelçiliği'nde Büyükelçi Sir Hudge Knatchbull-Hugessen'in özel uşağı olarak işe başladı.
Elyesa Bazna'nın sesi güzeldi. Büyükelçi Sir Hudge Knatchbull-Hugessen ise tam bir müzik tutkunuydu. Bu nedenle kısa sürede aralarındaki ilişki resmiyetten çıkıp sempati - güven boyutuna taşındı. Bazna için hem İngilizler'den intikam almak hem de zengin olmak adına yaptığı planları uygulamanın vakti gelmişti.

Günlerden bir gün banyoda sırtını sabunladığı büyükelçinin boynundaki anahtarı çaktırmadan balmumuyla kopyaladı.
Sonraki günlerde, büyükelçi sabahları banyoya girdiğinde veya öğleden sonraları piyano çaldığında veya büyükelçilik dışında olduğu zamanlarda kopyalayıp yaptırdığı anahtarla kasayı açıp gizli bilgilerin fotoğraflarını çekmeye başladı.

Elyesa Bazna, çektiği ilk fotoğraflardan sonra soluğu 26 Ekim 1943'te Almanya Büyükelçiliği Müsteşarı Albert Jenke'nin yanında aldı.
Albert Jenke, kendini 'Diello' olarak tanıtan Elyesa Bazna'nın getirdiği Türkiye'deki İngiliz ajanların listesini, Türkiye ile İngiltere arasında sürdürülen gizli anlaşmaları, Sovyetler Birliği'nin müttefiklerden talepleri, silah ve mühimmat listesini içeren bilgilerle dolu fotoğraflardan oldukça heyecanlandı. Ne var ki bu konunun kendisini aşacağını söyleyerek Bazna'yı Reich Güvenlik Departmanı'nın başında bulunan Franz Von Papen'in yardımcısı Ludwig Carl Moyzisch'e yönlendirdi.

Ludwig Carl Moyzisch de bilgilerden ziyadesiyle etkilenince, Elyesa Bazna'nın istediği 20 bin sterlini ödedi. Sonraki günlerde getireceği her evrağa ise 15 bin sterlin ödemeyi taahhüt etti. Elyesa Bazna'nın casusluk girişimlerine de Franz von Papen tarafından 'Çiçero' kod adı verildi. Papen, casusluk girişimlerinin gizliliği adına 'Çiçero' kod adını, Bazna'dan bile sakladı.

Elyesa Bazna'nın sattığı gizli bilgiler 29 Ekim 1943'te Berlin'e ulaştı.
Ne var ki Nazi Almanyası Dışişleri Bakanı Joachim von Ribbentrop, gizli bilgilerin ellerine kolayca geçmesinden şüphe duyarak Elyesa Bazna'nın ikili oynayan bir İngiliz ajanı olduğu kanaatine vardı.
Oysa Elyesa Bazna, İngilizlerden nefret ediyordu. Çünkü babası iz sürücülüğü yaptığı bir av sırasında İngilizler tarafından vurulmuştu.

Bu bilgiden yoksun olan Joachim von Ribbentrop verdiği raporla Elyesa Bazna'nın ikili oynayan bir casus olduğuna Adolf Hitler'i de inandırdı.
İşte o inanış, II. Dünya Savaşı'nın seyrinin değişmesine, Almanya'nın büyük bir yıkıma uğramasına neden oldu.

Her ne kadar ikili oynayan bir casus olduğu düşünülse de Elyesa Bazna'dan gizli bilgi alımı devam etti.
Naziler, Elyesa Bazna'ya ödeme yapıyorlar ama sattığı bilgilere itibar etmiyordu.
O bilgilerden biri Bulgaristan'ın başkenti Sofya'nın bombalanacağıydı.
Nitekim Müttefik Güçler, 14 Kasım 1943'te Sofya'yı bombaladı. Şehirde birçok bina yıkılırken Alman Birlikleri büyük zayiat verdi. Bombalama sırasında Bulgar vatandaşları da hayatını kaybetti.

Sofya'nın bombalanması.

Elyesa Bazna'nın sattıkları arasında öyle bir bilgi vardı ki...
O bilgiye itibar edilmiş olsaydı savaşı belki de Almanya kazanacak, tarihin akışı değişecekti. 
Normandiya Çıkarması...

Savaşın gidişatının müttefik güçlerin lehine dönmesine neden olan Normandiya Çıkarması, ilk günden itibaren büyük bir gizlilik içinde planlandı.
Almanlar, Müttefik Güçleri'nin büyük bir çıkarma hazırlığında olduğunu biliyordu. Aslına bakılırsa çıkarma noktalarının nereleri olabileceği de biliniyordu.

Almanya, çıkarma yapılabilecek noktalardan birinin Normandiya kıyıları olduğunun farkındaydı ama sorun şuydu; çıkarma yapılabilecek birçok yer olduğu için birliklerini doğru noktaya kaydırmaları gerekiyordu. Birlikleri yanlış noktaya kaydırma bir felaketle sonuçlanabilirdi.
Bu nedenle Almanların çıkarma noktasının neresi olduğuna dair bilgilerin teyidine gereksinimleri vardı.
Peki teyit için Elyesa Bazna'nın sattığı bilgilere neden itibar edilmedi?

AdolfHitler ve Almanya Genelkurmayı, ikili oynayan bir ajan olduğuna inandığı ElyesaBazna'dan elde edilen bilgilerin güvenilmez olduğuna olan inançlarıyla Normandiya Çıkarması'nın bir İngiliz şaşırtmacası olduğunu düşündü. Hitler'e göre İngilizler, Bazna'yı kullanarak kendilerinin yanlış bilgiler edinmesine uğraşıyordu. Ona göre çıkarmanın Normandiya kıyılarından yapılması mümkün değildi.

Adolf Hitler'e göre çıkarma Norveç tarafından veya Balkanlar'dan yapılacaktı.
BBC'ninNormandiya Çıkarması ile ilgili bir belgeselinde anlatılanlar bu yöndeydi; AdolfHitler, Müttefik Güçler'in çıkarmayı Normandiya kıyılarından yapacakları bilgisinin bir şaşırtmaca olduğuna kati bir şekilde inanmıştı.

Adolf Hitler, ElyesaBazna'nın sattığı bilgiler arasında bulunan Sofya'nın bombalanacağı bilgisinin teyit edilmesine rağmen çıkarmanın Normandiya kıyılarından yapılacağına yine de inanmadı.

Ve Elyesa Bazna'nın sattığı bilgilerin içerdiği gibi çıkarma, 6 Haziran 1944'te Fransa'nın Normandiya kıyılarından başladı. Müttefik Güçleri, tarihin en büyük çıkarmalarından birini Normandiya kıyılarında gerçekleştirdi.

Adolf Hitler'in Normandiya kıyılarındaki savunma hatlarına yeterli önemi vermemesi üzerine çıkarmanın başarılı olması nedeniyle Müttefik Güçler, Avrupa'ya girerek adım adım Berlin'e doğru ilerledi. Bunun sonucunda da savaşta yenilen Almanya büyük bir yıkıma uğradı.

FranzVonPapen, aralarında Normandiya Çıkarması planlarının da olduğu Elyesa Bazna'nın sattığı gizli bilgiler hakkında savaştan sonra kaleme aldığı hatıralarında şunları söyledi; "Hitler bu haberleri öğrendikten sonra savaşı siyasi yollarla sona erdirmeye teşebbüs etseydi belki Almanya için son bir kurtuluş çaresi olabilirdi. Ama ne Hitler, ne de Ribbentrop, fena haberleri dinlemek istemiyordu. Bu işin arkasında İngiliz gizli servisinin bulunduğunu düşünmek rahatlarına uygun geliyordu."  

Almanya Büyükelçiliği'nde sekreter olan NeleKapp aslında bir ABD casusuydu. Kapp, verdiği raporlarda ElyesaBazna'nın casus olduğuna yönelik şüphesinden söz etti.

İngilizler, bunun üzerine Ankara'ya casuslarını göndererek Elyesa Bazna'yı takibe aldı. Bazna, casusluk faaliyetlerinin öğrenildiğini anlayarak  Almanlar'dan o güne kadar aldığı 300 bin sterlin ile Arjantin'e kaçtı.
Bu ülkede lüks bir yaşam süreceğini düşünen ElyesaBazna birkaç gün içinde büyük bir hayal kırıklığına uğradı.
Elyesa Bazna'ya ilk verilen 15 bin sterlin gerçekti. Bazna, o gerçek sterlinleri Ankara'da kendisi ve sevgilisinin lüks yaşamı için harcamıştı. Arjantin'e yanında götürdüğü sterlinler ise sahteydi.

Çünkü Almanlar, ikili oynayan bir ajan olduğunu düşündükleri için Elyesa Bazna'ya Almanya'nın İngiltere ekonomisini çökertmek için bastığı sahte paralardan vermişti.
Elyesa Bazna, Almanlar tarafından dolandırıldığını anladı anlamasına ama iş işten çoktan geçmişti. Sahte para kullanmaya teşebbüs etmekten dolayı bir süre hapis yattı.

Elyesa Bazna'nın II. Dünya Savaşı'nın gidişatını değiştirecek nitelikteki casusluk girişimleri günümüze kadar 3 kez sinemaya aktarıldı.
İlki 1951'de 'Ankara Casusu - Çiçero' adlı Türk filmi. 
Mehmet Muhtar'ın senaristi ve yönetmeni olduğu filmde başrolleriVedadKaraokçu, Berrin Aydan, Rana Şuna, Hasan Çelik, Kemal Emin Bara, Münir Ceyhan, Atıf Kaptan ve Kadir Savun paylaştı.

İkinci film ise Hollywood yapımı.  20th CenturyFox,Bazna'nın casusluğunu, 1952'de '5 Fingers' adıyla sinemaya uyarladı.
JosephL.Mankiewicz'in yönettiği, başrollerini James Mason, DanielleDarrieux ve MichaelRennie'nin paylaştığı film, 1 milyon 350 bin dolarlık hasılat elde etti.

'5 Fingers', savaş sırasında Franz von Papen'in yardımcılığını yapan Ludwig Carl Moyzisch'in 1949'da yazdığı 'Operation Cicero' adlı kitabından uyarlandı. Moyzisch, aynı zamanda filmin senaryosunun yazılmasına da katkıda bulundu.

ElyesaBazna, ilk filmden 68 yıl sonra, 2019'da 'Çiçero' adıyla yeniden beyazperdede göründü.
Serdar Akar'ın yönettiği filmde başrolleri Erdal Beşikçioğlu, Burcu Biricik, Ertan Saban, Murat Garipağaoğlu ve Tamer Levent paylaştı.
936.601 kişi tarafından izlenerek 11.018.797 TL hasılat elde etti.  

2002'de MİT (Milli İstihbarat Teşkilatı) tarafından yayınlanan kitap Elyesa Bazna'ya yeni bir kimlik kazandırdı. Milli İstihbarat Teşkilatı, 2002'de kuruluşunun 75'inci yıl dönümü nedeniyle yayımladığı "Milli İstihbarat Teşkilatı'nın Tarihi" adlı kitapta Elyesa Bazna hakkındaki bölüm şöyle; "Özveri ve vatan sevgisi ile dolu olarak, çok sınırlı teknik ve parasal imkanlarla görev yapan MAH'ınKontrEspiyonaj unsurları bu dönemde, hayati değerdeki bilgi, belge ve manevra olanaklarını siyasi iktidara sunarak Türkiye'nin savaşa sokulmamasında etkin rol oynamışlardır. Başka bir ifadeyle, KontrEspiyonaj unsurlarının operasyonelzekâ ve yönlendirmelerinin, dönemin siyasi konjonktür ve MAH'ın yapısal tablosuna göre çok önde ve ileri bir seviyede olduğu görülmektedir. Bu çalışmalara örnek olarak, Çiçero'nun çok taraflı ve maksatlı arayışlarının, bu operasyonelzekâ ile ortaya çıkarılması ve entelijans konusunda önemli sonuçların alınması gösterilebilir.''

Elyesa Bazna, casusluk yaptığı sıralarda kod adının 'Çiçero' olduğunu bilmiyordu. Müttefik Güçler'in kurduğu Nürnberg Mahkemeleri'nde beraat eden Ludwig Carl Moyzisch Almanya'nın denazifikasyon mahkemesinde 12 yıla mahkum oldu. Moyzisch, temyizin ardından 3 yıl hapis yattıktan sonra 1950'de inzivaya çekildiği Tirol Alpleri'nde 'Operation Cicero' adlı kitabı yazdı.

Elyesa Bazna, 'Çiçero'nun kendisi olduğunu işte o kitaptan öğrendi. Bunun üzerine casusluk anılarını 'I Was' Cicero' başlığıyla bir dergiye satarak geçimini bir süre telif haklarıyla sürdürdü. 

Elyesa Bazna'nın 'I Was Cicero' başlıklı casusluk anıları birçok dilde kitap haline getirildi.

Elyesa Bazna, dolandırıldığı için Almanya'ya açtığı tazminat davasını kazanamadı. Almanya, sadece Bazna'nın iltica talebini kabul edip küçük miktarda maaş bağladı.

Yaşamını Münih'te sürdüren Elyesa Bazna, geçimini sağlamak için gece bekçiliği yaptı.
Elde ettiği bilgilere itibar edilmesi halinde tarihin akışını değiştirecek olan Elyesa Bazna, 21 Aralık 1970'te Münih'te yoksul bir adam olarak 66 yaşındayken vefat etti.

Elyesa Bazna, Adolf Hitler'in yüzünden İngilizler'den intikamını alamamış, Almanların dolandırmasıyla zengin olamamış olsa da ölümünden 50 yıl sonra bile 'Yüzyılın casusu' olarak anılmaya, hakkında film çekilmeye devam ediyor.

Bu haberin seslendirmesi Voiser tarafından yapılmıştır.