HABERTURK.COM

Türkiye’nin Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) kavramıyla tanışmasını sağlayan 4447 sayılı Kanun’un yasalaşma süreci, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in imzasıyla TBMM’ye sunulan kanun tasarısıyla başladı. 17 Ağustos Marmara depreminden yaklaşık bir ay önce, 12 Temmuz 1999 tarihinde Meclis’e sunulan kanun tasarısının gerekçesinde, emeklilik yaşının artırılmasına neden ihtiyaç duyulduğu ayrıntılı şekilde anlatıldı.

Sosyal güvenlik sistemlerinin bütün dünyada sıkıntılar yaşadığı ve reform ihtiyacının her ülkenin gündemini işgal ettiği belirtilen gerekçede, Türkiye’de de Sosyal Sigortalar Kurumu’nun (SSK) finansman darboğazında olduğu belirtildi. Kurumun 1991 yılında 128 milyar lira nakit fazlası olduğu kaydedildi. Paradan 6 sıfır atıldığı için rakamları anlaşılır kılmak gerekir ise 1991 yılında SSK'nın 128 bin lira fazla verdiği anlatılıyor. Gerekçeye göre, SSK ilk kez 1992 yılında 2 milyon 556 bin lira açık verdi. Bu açık 1993’te 8 milyon, 1994’te 19.4 milyon, 1995’te 81.8 milyon, 1996’da 144.4 milyon, 1997’de 336 milyon, 1998 yılında 597 milyon liraya ulaştı.

Bu noktada hemen şunu hatırlatmak gerekir. 1992 yılına kadar bütçeden SSK’ya hiç para aktarılmıyordu. SSK tüm emekli aylığı ödemelerini ve sağlık harcamalarını, topladığı primlerden finanse ediyordu. Kurumun inisiyatifi dışında hükümet kararıyla getirilen sosyal yardım zammı gibi yüklü ödemeler de doğrudan SSK'nın üzerine yıkılıyordu. Sosyal güvencesi olmayan vatandaşlar kısa süreli bir işyerinde SSK'lı gösterilip kanser ve diğer ağır hastalıkların tedavisi SSK üzerinden karşılanıyordu.  

Toplanan primler fonlarda toplanarak nemalandırılıyor, tüm harcamalar fonlarda biriken paradan yapılıyordu. Ancak, özellikle 1970’li yıllarda yaşanan kronik yüksek enflasyon dolayısıyla sosyal güvenlik kurumlarının fonları eridi.

SSK, BAĞ-KUR ve Emekli Sandığı’nın fonlarının kullanımı ile ilgili hazırlanan 1977-1981 dönemine ilişkin beş yıllık Sosyal Güvenlik Komisyonu Raporu’na göre, söz konusu tarihler arasında sosyal güvenlik kurumlarının biriktirmiş olduğu fonlar yüzde 75’lere ulaşan net değer kaybına uğradı.

ÖNLEM ALINMADIĞI TAKDİRDE

Kanun tasarısının gerekçesine tekrar dönecek olursak, o tarihte dünyada genel olarak emeklilik yaşının, ülkeden ülkeye farklılıklar göstermekle birlikte 60 yaşın üzerinde olduğu belirtildi. SSK’nın o tarihte aktif / pasif dengesinin 1.8 olduğu, yani 1 emekliye karşılık 1.8 çalışandan prim topladığı vurgulanan gerekçede, önlem alınmadığı takdirde bu oranın daha da düşmesinin kaçınılmaz hale geleceği ifade edildi.

ADI İŞSİZLİK SİGORTASI KANUNU AMA

Birçok yasal düzenlemede olduğu gibi emeklilik yaşını artıran düzenleme de işsizlik sigortası sosu ile hayata geçirildi. Kanunun adı “İşsizlik Sigortası Kanunu” olarak belirlendi. Toplam 64 maddeden oluşan kanunun sadece 11 maddesi işsizlik sigortasını düzenliyor. Kalan maddeler emeklilik yaşının artırılması, aylık bağlama oranının düşürülmesi ve diğer tamamlayıcı düzenlemelerden oluşuyor.

Ancak kanunun adı ile topluma, emekli olamayıp işsiz kalanlara işsizlik maaşı ödeneceği mesajı verildi. Bununla birlikte, işsizlik maaşı o günden bugüne en fazla 6 ay ile 10 ay arasında uygulanıyor. Yirmi yıllık dönemde işsizlik maaşı sürelerinin artırılması gerektiği konusunda fikir birliği olmasına rağmen, maalesef süre uzatılmadı.

4447 SAYILI YASA İLE NE DEĞİŞTİ?

1992 yılında Süleyman Demirel hükümeti döneminde emeklilikte yaş şartı kaldırıldı. Kadınlara 20 yıl sigortalılık ve 5000 prim günüyle, erkeklere de 25 yıl sigortalılık 5000 prim günüyle emekli olma hakkı tanındı.

Bu değişiklik dolayısıyla 5000 prim gününü dolduran ve 18 yaşında işe giren kadınlar 38 yaşında, erkekler ise 43 yaşında emekli olmaya başladı.

4447 sayılı kanun ise 8 Eylül 1999’dan sonra işe girenlerde emeklilik yaşını kadınlarda 58’e, erkeklerde 60’a çıkarttı. Daha önce işe girmiş olanların emeklilik yaşını ve prim gün sayısını ise kademeli olarak artırdı. Kanunun ilk halinde kademeli geçiş süreci kısa tutuldu. Emeklilik yaşının hızla artırılarak, dokuz yıllık sürede kadınlarda 52’ye, erkeklerde 56’ya çıkartılması planlandı.

Ancak, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı üzerine 2002 yılında çıkartılan yeni bir kanunla kademeli emeklilik yaşında geçiş süreci çalışanlar lehine yumuşatılarak son halini aldı. 

EMEKLİLİK YAŞINI ARTIRAN KANUN DEPREM DOLAYISIYLA KARAMBOLE Mİ GETİRİLDİ?

EYT tartışması sırasında sıkça dile getirilen bir söylem, o tarihte deprem olduğu için yasanın karambole getirildiği, vatandaş deprem telaşında iken yasanın çıkartıldığı yönünde.

Bu söylemin doğru olup olmadığını anlamak için, yasama süreci kronolojisine bakmak gerekiyor. İlk başta da belirttiğimiz gibi yasa teklifi 17 Ağustos 1999 Gölcük depreminden 36 gün önce, yani 12 Temmuz 1999 tarihinde TBMM’ye sunuldu.

Plan Bütçe Komisyonu görüşmelerini temmuz ayı içinde tamamlayarak, 2 Ağustos’ta raporunu TBMM Başkanlığı’na gönderdi. Genel Kurul’daki görüşmeler 12 Ağustos’ta başladı, 25 Ağustos’ta tamamlandı. 

Cumhurbaşkanı 11 günlük incelemenin ardından onaylayarak Resmi Gazete'de yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderdi. 

Yarın: Anayasa Mahkemesi “kazanılmış hak” kavramını nasıl değerlendirdi?

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri

1881 -
1938