Gerçek adı Magdalena Carmen Frida Kahlo Calderon olan Meksikalı ressam, 1907 yılında doğmuş ve 1954 yılında henüz 47 yaşında iken hayata veda etmiştir. Bir tek sanatıyla değil, özel hayatı ve politik görüşleriyle de tanınan Kahlo’nun, şanssızlıklar ve acılarla dolu bir hayatı olmuştur.

FRIDA KAHLO'NUN HAYATI

6 Temmuz 1907’de Meksika’nın güneyindeki Coyoacan’da Macar Yahudisi fotoğrafçı Wilhelm Kahlo ile Kızılderili asıllı Matilde Calderon Gonzales’in 4 kızından üçüncüsü olarak dünyaya gelmiştir. Ancak Frida Kahlo sonraki yıllarda doğum gününü Meksika’nın devrim tarihi 7 Temmuz 1910 olarak değiştirecektir. Çünkü Kahlo’ya göre hayatı, modern Meksika’nın doğuşuyla birlikte başlamalıydı. İşte bu nedenle de Frida Kahlo’nun isteğine saygı duyuyor ve onun 7 Temmuz 1910’da dünyaya geldi

Ailesiyle birlikte Coyoacan’da yaşayan Kahlo’nun oturduğu ev, sahip olduğu renkten dolayı Mavi Ev olarak anılıyordu. Ve sanatçı hayatının büyük bölümünü dış duvarları kobalt mavisi renkte boyanmış olan bu evde geçirecekti. Frida’nın Kızılderili asıllı olan annesi ressamın tabirine göre kibar, zeki, bazen zalim, hesaplı ve aşırı dindardı. Tam tersine babası ise şefkatli ve anlayışlıydı. Her zaman Frida’nın yanında olup onu destekleyen babası, hastalığı boyunca da kızı için elinden geleni yaptı.

Frida Kahlo'nun Çocukluk Dönemi

FRIDA KAHLO'NUN YAŞAM SAVAŞI

Henüz 6 yaşındayken çocuk felci geçiren Kahlo için bu hastalık, ölüme çelme attığı ilk hamlesiydi. Çünkü o zamanlar pek çok çocuk bu hastalıktan dolayı yaşamını yitiriyordu. Ancak Frida direnerek hastalığı yenmiş ama bir bacağı diğerine göre daha ince kalmıştı. Çocuk felcinden Frida Kahlo’ya yadigar kalan ince bacağı ona “tahta bacak Frida” gibi hoşlanmadığı lakaplar takılmasına neden olmuştu. Ve sonraları dünyaca ünlü bir ressam olacak küçük kız, bacağındaki incelme yüzünden hep uzun etekler giydi.

Bir erkek çocuğu gibi büyüyen ve okul yıllarında daha çok erkeklerle arkadaşlık eden Frida’nın başa çıkmak durumunda kaldığı ilk engeli bacağı olmuştur. Yılmayan Kahlo, tıp eğitimi almaya karar vererek, Meksika’daki Ulusal Hazırlık Okulu’na girdi. Nitekim dönemin en iyi okullarından biri olan bu okula girerek bir ilke imza atmıştı.

Frida Kahlo Hasta Yatağında Resim Yaparken

1925 yılının 17 Eylül’ünde erkek arkadaşı Alejandro Gomez Arias ile okuldan dönen Frida’nın bindikleri otobüs bir tramvayla çarpıştı. Çok sayıda insanın hayatını kaybettiği kazada Frida da ağır şekilde yaralanmıştı. Sayısız kırık çıkığın yanı sıra karnından girip omurgalarını zedeleyerek dışarı çıkan demir bir çubukla hastaneye götürüldüğünde doktorlar yaşama şansının düşük olduğunu söylemişlerdi. Ama Frida bunu da atlatmış, ikinci kez ölümden dönmüştü. Feci kazadan tam 1 ay sonra, yani 17 Ekim 1925’te hastaneden taburcu edilmişti. Acılar içerisinde kıvranmasına rağmen bunu yansıtmayan Frida uzun süre boyunca doktor, hastane, ilaç, yatak ve korselerle iç içe olacaktı. Tam 32 kere ameliyat olan Frida’nın bütün günü yatakta geçiyordu. Ve bu süreç aileyi yalnızca manevi açıdan değil maddi açıdan da zorlamaktaydı.

Bir yandan siyasetle uğraşırken bir diğer yandan da resim yapıyordu. Ve beğenerek takip ettiği ünlü ressam Diego Rivera ile tanışmak istiyordu. Meksikalı Michalangelo olarak da bilinen ressamla tanışan Frida ona aşık oldu ve çift 1929 yılının Ağustos ayında tüm karşı çıkmalara rağmen evlendi.

Karşı çıkmalara dedim çünkü çiftin evlenmeleri, Frida Kahlo’nun annesi de dahil olmak üzere pek çok kişiye göre yanlıştı. Hatta anne Matilde onların ilişkisini bir güvercin ile filin birlikteliğine benzetiyordu. Fakat bu olumsuz eleştiriler Frida’nın umurunda bile değildi.

Sağlığı kötü olmasına rağmen 10 yıl boyunca eğitim veren Frida, rahatsızlığı nedeniyle evinde ders vermiştir. Öğrencileri de Los Fridos (Frida Öğrencileri) olarak anılmıştır. 1950 yılında sağlık sorunları nedeniyle hastaneye yatırılan Frida 9 ay burada kalmıştır. 1953 yılında Meksika’da (ülkesindeki ilk kişisel sergisi olmuştur) bir sergi açan ressamın sağ bacağı aynı yıl kangren nedeniyle kesilmiştir.

Ve Frida Kahlo, 1954 yılında 47 yaşındayken akciğer embolisi teşhisi ile hayata veda etmiştir. İnsanın içine dokunan yaşamında verdiği son eser ise Yaşasın Hayat isimli natürmort tablosu olmuştur. Cesedi yakılan ünlü kişiliğin külleri, 1955’te eşi Rivera tarafından devlete bağışlanmış olan Mavi Ev’de saklanmaktadır. Cesedinin yakılmasını isteyen Frida Kahlo, ölmeden önce yatarak yeteri kadar zaman geçirdiğini, bu nedenle daha fazla yatmak istemediğini söylemiştir.

FRIDA KAHLO'NUN ESERLERİ

Frida Kahlo’nun 143 tane eseri vardır ve bunlardan 55 tanesi otoportredir. Evet, Frida Kahlo’nun kim olduğunu ve hayat hikayesini öğrendiğimize göre gelin bir de ünlü eserleri hakkında konuşalım. Emin olun ki bu eserler ressam, devrimci, aşık ve feminist olarak tanımlanan güçlü kadına duyduğunuz hayranlığı bir kat daha arttıracak niteliktelerdir.İşte onlardan bazıları sizlerle.

Diego and I – 1949: Diego Rivera’ya saplantılı derecede aşık olan Frida Kahlo, bu tablosunda ona karşı beslediği duyguları yansıtmıştır. Güçlü ressamın 1949 yılında yaptığı bu resimde alnının ortasına Diego’yu yerleştirmiştir. Ve Diego’nun alnındaki üçüncü gözün, sadakatsiz ressamın başka kadınlarla olan ilişkilerini yansıttığı düşünülmektedir. Her resminde olduğu gibi burada da çektiği acıyı yansıtan Frida, gözyaşlarıyla kederini daha belirgin hale getirmiştir.

Diego and I – 1949

Self Portrait With a Portrait of Diego On The Breast and Maria Between The Eyebrows – 1954: 1951 yılından sonra acıları dayanılmaz hal alan Frida artık ağrı kesici, bazen de alkol almadan çalışamaz duruma gelmiş. Ve sanatçının 1954 yılında yaptığı bu resminin detaylı ve net çizgilere sahip olmamasının altında yatan neden, bazılarına göre Frida’nın yoğun biçimde aldığı ağrı kesicilerdir. Ünlü kişiliğin son otoportre çalışması olan bu eserde sanatçı kendine genç bir görünüm vermiştir. Göğsünün üzerindeki Diego, güneşin üzerinde İsa figürü, alnındaki Maria Felix (Diego Rivera’nın birlikte olduğu kadın oyuncu ve şarkıcı) ile çektiği bütün acılara rağmen mizah yeteneğini kaybetmediğini kanıtlamıştır.

Self Portrait With a Portrait of Diego On The Breast and Maria Between The Eyebrows

Self Portrait With Loose Hair – 1947: 1946 yılında New York’ta omurilik ameliyatı olan Frida bu operasyonu “sonun başlangıcı” olarak nitelendirmiş. Çünkü ameliyattan sonra Frida’nın sağlık durumu her geçen gün biraz daha kötüleşmiş. Bu otoporteyi sanatçı iyileşme aşamasındayken yapmış. Zayıf, soluk ve tükenmiş görünen Frida resminin altındaki yazıda, kendisini aynadaki yansımasıyla resmettiğini belirtmiş. Ayrıca 37 yaşında olduğunu (gerçek yaşı 40 ancak doğum gününü gerçek doğum gününden 3 yıl sonra olan devrim tarihi olarak değiştirmişti) ve doğduğu yerde Meksika, Coyoacan’da olduğunu eklemiş. 1991 yılında açık arttırmayla satışa çıkartılan resim, 1.650.000 dolar karşılığında alıcı bulmuştur.

Self Portrait With Loose Hair

The Suicide of Dorothy Hale – 1938: Frida Kahlo’nun arkadaşı olan Amerikalı oyuncu Dorothy Hale, Gardiner Hale ile evlidir. Ancak eşini bir trafik kazasında kaybeder ve karşılaştığı güçlüklerle başa çıkmaz. 21 Ekim 1938 tarihinde çok sevdiği siyah kadife elbisesini giyer, arkadaşlarına mektup yazar ve 16. kattan aşağıya atlayarak intihar eder. Frida bu tablosunda arkadaşının intiharını resmetmiştir. Dorothy Hale’yi camdan atlarken, bulutlar arasında aşağıya doğru düşerken ve yerde kanlar içinde resmeden Frida, tablonun altına çalışmasını arkadaşına ithafen yaptığını eklemiştir.

The Suicide of Dorothy Hale

The Bride Frightened At Seeing Life Opened – 1943: ek çok çalışmasında olduğu gibi bu eserinde de Frida görünenden çok daha fazlası anlatmıştır. Resim ilk kez 1939 yılında yapıldığında, sol köşedeki küçük gelin yokmuş ve papaya açılmış bir şekilde resmedilmemiş. Ayrıca parlak renklere sahip değilmiş ve cinsel unsurlara yer verilmemiş. Ancak sanatçı resmi yeniden düzenlemiş ve 1940’lı yıllarda Avrupa’da ortaya çıkan yenilikçi akımdan etkilendiğini bu tablosunda belli etmiş. Erkeği ve dişiyi temsil eden meyvelerin birbirini tamamladığı, ancak bir araya gelemediği tablo, sürrealizmin etkilerin görüldüğü bir tablo olarak da nitelendirilmektedir.

The Bride Frightened At Seeing Life Opened

Self Portrait With Necklace – 1933: Bu tablo ise sanatçı hala Detroit’teyken yapılmıştır. Yaptığı düşük sonrası iyileşme döneminde olan Frida, bu dönemde yukarıda gördüğünüz otoportreyi yapmıştır. Birleşik kaşları ve bıyıklarıyla (Ek Bilgi: 19. yüzyılda Meksika burjuvaları için kadının bıyıklı olması övünülecek bir şeymiş çünkü bu onların gerçek İspanyol olduğunu gösterirmiş.) kendini resmeden sanatçı, kolyesi ile çekiciliğini bir kat daha arttırmış.

Self Portrait With Necklace

Self Portrait With Monkeys – 1943: Meksika mitolojisine göre sanatın yanı sıra şehvetin de sembolü olan maymunlara verilen çalışma yine bir otoportredir. Frida’nın La Esmeralda isimli sanat okulunda öğretim üyeliği yapmaya başladığı dönemde yaptığı çalışmada, maymunların Frida’nın öğrencilerini ifade ettiği söylenmektedir. Saçındaki siyah yünlerden yapılmış doktora kepi ile kendisiyle gurur duyduğunu belli eden Frida, aynı zamanda kendisini bir kraliçe olarak betimlemektedir.

Self Portrait With Monkeys

Me And My Parrots – 1941: Frida ile eşi boşandıktan 1 sene sonra 1940 yılında yeniden evlenmişlerdir. Ancak evli olmalarına rağmen Frida aynı düzenine devam etmiştir. Onun için hala hayvanları, bebekleri ve çiçekleri vardır. Pek çok evcil hayvanıyla birlikte kendini resmeden sanatçı, bu eserinde de papağanlarına yer vermiştir. Ve Frida Kahlo bu eserini yaptığı dönemde Nickolas Muray ile aşk yaşamaktadır.

Me And My Parrots

Portrait Of a Woman In White – 1930: 1930 yılında yapılan bu resimdeki kadının kim olduğu bilinmiyor. Frida bu çalışmayı yaptığı sırada Diego ile birlikte San Francisco’da yaşamaktadır. Ve kadının kim olduğu hakkında çeşitli söylentiler vardır. Bunlardan bazıları kadının çiftin San Francisco’da bulunduğu sürede birlikte yaşadığı heykeltıraş Ralph Stackpole’nin bir akrabası olduğu, Rivera’nın arkadaşlarından birinin karısı olduğu ve Frida’nın sevgilisi olduğu yönündedir. Kısacası; bembeyaz feminen bir elbise giyen masum yüzlü kadının kim olduğu hiçbir zaman öğrenilemeyecek bir muamma.

Portrait Of a Woman In White

The Wounded Deer – 1946: Bu tablosunda Frida kendi yüzüyle genç bir geyiği resmetmiştir. Bir demet okla ölümcül bir şekilde yaralanan geyik, ölü ağaçlar ve kırık dallar arasında yer almaktadır. Nitekim bunlar ümitsizliği ve korkuyu vurgulamaktadır. Kahlo bu tabloyu onu acılarından kurtaracağını düşündüğü ameliyatın sonrasında yapmıştır. Çünkü operasyon başarılı geçmemiş, Frida da yaşadığı hayal kırıklığını bu tablosunda yansıtmıştır. Sanatçı tablosunu 3 Mayıs 1946’ta arkadaşları Lina ve Arcady Boitler’e düğün hediyesi olarak vermiş, yanındaki nota da şunları yazmıştır. “Size portremi bırakıyorum böylelikle sizden uzakta olduğum bütün günler ve bütün gecelerde varlığımı hissedebilirsiniz.”

The Wounded Deer

Self Portrait Time Flies – 1929: Frida Kahlo’nun yukarıdaki çalışmasına benzemektedir. Diego Rivera ile evlendiği yılda, yani 1929’da yaptığı bu otoportrede Frida geleneksel Meksika elbisesi giymektedir. Herhangi bir duygunun olmadığı yüzünden ne kadar genç yaşta olduğu anlaşılmaktadır. 1920 yılında New York’ta açık arttırmayla satışa çıkartılan resim 5 milyon dolara kendine alıcı bulmuştur.

Self Portrait Time Flies

Portrait Of Cristina My Sister – 1928: rida Kahlo, bu tablosunda kardeşi Cristina’yı resmetmiştir. Rönesans stili resmin etkilerinin görüldüğü tabloda Diego Rivera’nın tarzına da rastlanmaktadır. Arka planda küçük bir ağaç ve onun önünde de kocaman yapraklara yer verilmiştir. Cristina, bu tabloyla Frida’nın ailesinde resmettiği ikinci kişi olmuştur. Ayrıca Cristina ile Diego’nun arasında bir ilişkinin yaşanmış olduğunu da eklemek isterim. Ve eşinin Frida’yı en çok yıkan sadakatsizliği bu olmuştur. Sonuç olarak; tablo 1988 yılında 198.000 dolara alıcı bulmuş, 2001 yılında ise yeniden satışa sunularak esere 1.655.750 dolar paha biçilmiştir.

 

Portrait Of Cristina My Sister

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri