Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Ligler başlar biter ama futbol heyecanı hep sürer. Herkesin dilinde goller, pozisyonlar, hakem kararları, futbolcu performansları... Futbola dair günlük tartışmalar hep var ancak kanıksadığımız, üzerinde pek düşünmediğimiz sorular aslında havada asılı: Futbol neden insanlık tarihinin en popüler oyunlarından biri? Neden taraftar olunur? Futbolda şiddetin kaynağı ne? Siyasetle ilişkisi ne boyutta? Futbol toplumların afyonu mu? Yıllardır tüm bu soruların peşine düşmüş bir isme, futbol üzerine çalışan Sosyolog David Goldblatt’a ulaştık. Dr. Goldblatt futbolun doğduğu topraklardan, yani İngiliz. Bristol Üniversitesi’nde ders verdi, BBC için belgeseller hazırladı. Guardian, The Times, Financial Times ve Independent gibi gazetelerde yazıyor. Futbol tarihi ve sosyolojisi üzerine “Top Yuvarlaktır”, “Hayatımızın Oyunu” gibi pek çok kitabı var... 

- Futbol sadece bir oyun değil, bunun çok ötesinde. Neden?

Kimse bana futbolun sosyal ve kültürel anlamlarının olmadığını söyleyemez. Çin’in lideri Şi Cinping’in ne yaptığına bir bakın. Modern Çin tarihinin en önemli liderinin futbola ne kadar önem verdiğini görüyorsunuz. Ve emin olun Çin’in modernleşme atılımı başarılı bir futbol kültürü yaratılmadan tamamlanmayacak. Komünist Parti’nin bütün gücü Şi’nin üç dileği üzerinden mobilize edilecek: Dünya Kupası’na katılmak, kupayı almak ve turnuvaya ev sahipliği yapmak. Bu nedenle “Futbol sadece futboldur” diyenlere gülüyorum.

‘FUTBOL HEP SİYASİ BİR PROJEYDİ’

- Futbol nereden çıktı ve hayatımızda bu kadar önemli yer kapladı?

Futbol kuralları belirlenmiş bir oyun olarak 1850-60’larda İngiliz devlet okullarında ortaya çıktı. Çünkü okullarda imparatorluğu yönetecek elit kadrolar yetiştiriliyordu. O dönem kadrolar için geliştirdikleri model maskülen, Hıristiyan, centilmen erkeklerdi. Çünkü imparatorluk aslında organize bir suç çetesi değilmiş de aslında medeniyet projesiymiş gibi davranıyorduk. Beyaz adamların yükü buydu değil mi? Bu doğrultuda dünyayı yönetecek ahlaklı, inançlı, elit ve fiziksel olarak fit genç erkeklere ihtiyacımız vardı. Sağlıklı beyinleri ve fizikleri nasıl yaratacaktınız? Size dayanışmayı öğretecek futbolla... Yani futbol hep bir siyasi projeydi.

- Peki tüm oyunlar arasında futbol neden ön plana çıktı?

İki neden var: Birincisi ortaya çıktığı ve yayıldığı sosyolojik ortam, ikincisi oyunun özellikleri. Birinci nedenden başlayayım. Çin dünyanın ilk büyük endüstriyel gücü olarak ortaya çıksa ve dünyaya yayılsa muhtemelen Çinlilerin geleneksel bir oyununun peşinden koşacaktık. Futbol İngiliz İmparatorluğu tarafından üretilen bir oyundu. O dönemde de İngiltere bilim, kültür, ticaret, askeri güçte üstündü. Dünyanın dört bir yanındaki elitler ve orta sınıf için modern olmak İngiliz gibi olmaktı. Türkiye için de aynı şey geçerliydi mesela, 19. yüzyılın başında siyah çoraplı Galatasaraylı çocukları düşünün. Onlara da “Osmanlı ya da Türk modernizminin öncü aktörleri sizsiniz” deniliyordu. Futbol oynayarak Avrupa odaklı modern geleceğin parçası olduğunuzu gösteriyordunuz.

- Az evvel bahsettiğiniz futbola has özellikler neler?

Oyun çok basit: Sadece 13 kuralı var. Öğrenmesi, oynaması kolay. Sezgisel bir spor. İstediğiniz kadar kişiyle oynayabilirsiniz,. İstediğiniz her yerde oynayabilirsiniz. Çim, beton, toprak üzerinde... Basketbol gibi oyunların aksine hiçbir vücut tipini ön plana koymaz. Uzun, kısa nasıl olursanız olun herkes futbol oynayabilir. En önemli özelliklerinden biri de şu: Goller nadir! Mesela basketbolda sürekli skor var. Fakat futbolda bir süre skoru beklemek zorundasınız, oyunu idrak etmesi bu nedenle daha kolay. Ve tabii ki skor çok daha keyifli, goller adeta cinsel haz etkisi yaratıyor. Kitlelerin gollere nasıl tepki verdiğine bir bakın. Diğer hiçbir sporda bunu göremezsiniz. Üniversite için bir araştırma yaptım yıllar önce. Taraftarlara sordum, “Cinsel haz mı, gol mü daha iyi?” diye, çoğu utanarak “Gol” cevabını verdi. (Gülüyor)

‘BELİRSİZLİK VE KAOS OYUNU’

- Başka özellik var mı?

Tabii ki futbolda her an her şey olabilir. Diğer oyunlarla kıyaslayacak olursak daha fazla kaos ve belirsizlik var. En kötü takım bile zaman zaman maçı alabilir. Ne kadar inanılmaz değil mi?

‘FUTBOL AFYON DA OLABİLİR ELEŞTİRİ ARACI DA’

- Tüm bu baş döndürücü özellikleri nedeniyle futbolun kitlelerin afyonu olduğu fikrine katılıyor musunuz?

Afyonun iki özelliği var, birincisi sizi yere yapıştırır- Marx bu özelliği daha çok kastediyor, ikinci özelliği size çılgın rüyalar gördürür. Tabii ki siyasi güçler futbolu ideolojik bir araç olarak kullanıyorlar. Diğer yandan da futbolun kitlesel tüketimi, toplumsal bilincin sersemlemesine neden oluyor. Bakın futbolu etkileyici bir tiyatro oyunu olarak görmelisiniz. Oyuncular performans sergilerken, stadyumdaki seyirciyi de koro gibi düşünün. Oyunun gidişatını ve sonucunu etkileyebilen bir koro olarak... Futbolda ekonomik ve siyasi güç hep birilerinin elinde toplandı. Ama bence son 15 senedir bu durum değişiyor. Dünyanın her yerinde gidişata tepki gösteren taraftar grupları ortaya çıkıyor. Beşiktaş taraftarı gibi... Kadın ya da engelli futbol gruplarını da buna katarım. Artık futbol düzene en çok meydan okunan alan haline geldi. Özellikle de ırk ve milliyetçilik gibi konularda. Alman takımlarına bir bakın mesela, Müslüman, Butanlı, Polonyalı kimi ararsanız var. Anlayacağınız futbol afyon da olabilir, düzeni eleştirdiğiniz bir alan da.

‘YALNIZ BİREYLER STADYUMLARDA ‘BİZ’ OLUYOR’

- Neden ve hangi motivasyonla taraftar olunur?

Öncelikle izlemesi çok keyifli bir oyun. İngilizlerin taraftar olma hikâyesini size anlatayım. Tek başına yaşayan anne-babaları da ekleyecek olursak bireylerin neredeyse yarısı yalnız yaşıyor. 40 yıl önce insanlar büyük kurumlarda çalışıyordu, kitlesel siyasi hareketler, sendikalar vardı. Hepsi yok oldu. İnsanların “biz” olabildikleri çok az sayıda alandan biri futbol stadyumları. Endüstrileşme sonrası toplumlarda insanların bir araya gelme açlığı var. Nasıl milliyetçilik bireylere bir kimlik, hikâye veriyorsa futbol da aynı şeyi yapıyor.

‘FUTBOLDA ŞİDDETİN NEDENİ ERKEKLİK’ 

- Futbol ötekiyi de yaratıyor değil mi? Tıpkı milliyetçilikte olduğu gibi... Futbolda şiddetin kaynağı ne?

Çok basit: Erkeklik. Futbol ataerkillik ve maskülinitenin ifade edildiği bir araç. 19. yüzyılda yaratılan maskülinite maalesef futbol kültürünün içine enjekte edildi. Kadın, eşcinsel düşmanlığı gibi şeylerin tamamı bu kültürden geliyor. Neyse ki cinsiyet konusunda tabular yıkılıyor, kadınlar da artık futbolda söz sahibi. Bu arada “Futbol sterilize edilmeli” demiyorum, tabii ki bazen agresifliğin sergilendiği bir tiyatro alanı olabilir ama diğerlerini dışlayarak değil.

- Agresiflik neden sergilenmeli? Deşarj olmak için mi?

Evet. Zaten futbol sert bir oyun. Bunu da çok seviyoruz. Unutmayın maç izlerken bir yandan da maskülen, yapılı vücutların birbirine çalım atmasına bakıyoruz. Bu tüm cinsler için geçerli, oyunun cinsel bir tarafı var. Ama altını çiziyorum sadece beyaz erkeklerin değil diğerlerinin de bu sertliğe ya da estetikliğe katılma hakkı olmalı. Geleceğin futbolu çoğulcu olacak.

‘ATEŞLİ TARAFTAR TÜRK FUTBOLUNUN DÜNYAYA BİR KATKISI’

- Dışarıdan baktığınızda Türkiye’de futbolu nasıl görüyorsunuz?

Ülkenizde siyasetle futbol arasındaki ilişki hep ilgimi çekmiştir. Bu alanı inceleme konusunda benim için Michelin yıldızlı bir restoran gibi. Şimdiki modern futbolunuz 1980’lerde gelişti. Futbol üç büyüklerin dışına o yıllarda çıkmaya başladı. Bir kere seyircinin futbolcular ısınırken bir heyecanla slogan atması çok etkileyici. Bence ateşli seyirci Türkiye’de futbolun dünya futboluna güzel bir katkısı. Türk futbolunun Avrupa futboluyla ilişkisini de çok ilginç buluyorum. Derin siyasi meseleleri futbol araclığıyla ifade ediyorsunuz. Özellikle Galatasaray’ın Avrupa macerasında bunu gördük. Bir de gözlemlediğim en ilginç şeylerden biri hiçbir konuda fikir birliğinizin olmaması. Komplo teorileri havada uçuşuyor. Gördüğüm kadarıyla bu anlamda sağlıklı bir futbol ve siyasi kültür yok.

- Şiddet de büyük meselelerimizden. Rakip taraftarın polis eşliğinde stadyuma alındığı bir ülkeyiz sonuçta...

Tabii ki Türkiye’ye has bir durum değil bu ama Türkiye’de daha yoğun bir gerilim söz konusu. İlginç olan bu gerilimin neden futbola kanalize edildiği. Sanırım diğer kanallar kapalı olduğu için. Özellikle 80 darbesinden sonra pek çok sosyal ve kültürel ifade kanalı kapandı. Benzer şeyler Yunanistan için de geçerli.

‘PUTİN FUTBOLU SEVMİYOR ÇÜNKÜ BU OYUN ZOR BİR METRES’

- Milliyetçilik ne kadar etkili? Lig maçlarında birbirine saldıran taraftarlar milli maçta bir araya geliyor...

Çok etkili tabii ki. Bakın Abdullah Öcalan bile Galatasaray’ın UEFA Kupası mücadelesine hapishaneden destek vermişti. Sadece Türkiye değil Avrupa’da da çok etkili. İtalya’nın eski başbakanı Silvio Berlusconi, 1980’lerde bunun üzerine kitap bile yazdı. AC Milan’ı satın aldı ve siyasi bir araç haline getirdi. Fakat mesela Rus lider Putin vakası bambaşka. Futbolu hiç sevmiyor.

- Neden?

Çünkü futbolun çok zor bir metres olduğunu fark etti. Kontrolü çok zor bir oyun. Olimpiyatlara odaklanmayı tercih etti. Güçlü adam imajını çok önemsiyor, ata biniyor, ayılarla güreş tutuyor, donmuş suda yüzüyor ama futbol oynamıyor. (Gülüyor)

‘İDEOLOJİLER DÜŞÜŞTE, ARTIK FUTBOL KİTLELERE KİMLİK ÜRETİYOR’

- Siyasilerin çoğu neden özellikle futbola ilgi duyuyor?

Tabii ki bir nedeni para. Fakat her siyasi için geçerli değil bir kısmı gerçekten siyasi oyun için istiyor. Küreselleşmeye tepki olarak artan milliyetçilik sadece bir boyut. Siyasilerin elinde artık fazla araç kalmadı. Seküler ideolojilerin kitleleri motive etme gücü büyük düşüşte. 50-60 yıl önce Batılı modernleşme, küresel büyüme, kapitalizm ya da komünizm hikâyeleri anlatılıyordu. Bence siyasi sınıflar artık hikâye anlatamıyorlar. Futbol tam da bu ortamda kimlik ve hikâye üreten bir güç. Siyasileri çeken tarafı da bu.