Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Koronayla mücadele ettiğimiz, eve kapandığımız günlerin kadınların kabusuna döndüğünü, karantina günlerinde kadına yönelik şiddetin arttığını, karantinanın ilk günlerinden beri yazıyorum. Karantinanın başladığı ilk 10 günde, ev içinde 10 kadın cinayeti işlendi.

Mart ayının sonuna geldiğimizde tablo çok vahimdi. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun Mart ayı raporuna göre; evden çıkmama çağrılarının yapıldığı 11 Mart’tan 31 Mart’a geçen 20 günlük süreçte 21 kadın öldürüldü. Nisan ayının raporu henüz hazırlanmadı fakat Nisan'ın ilk yarısındaki veriler de korkutucu.

Birleşmiş Milletler, "Kadına yönelik şiddette en tehlikeli yer ev içi" diyor. Peki Covid-19 pandemisi nedeniyle dışarı çıkamayan kadın ne yapacak? Zira Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na gelen yardım çağrılarında kadınlar "Evden çıkamıyorum, ne yapacağım?" diye feryat ediyor. Hal böyleyken bu günleri anlatan en iyi cümle de "Dışarıda virüs, içerde şiddet" oluyor...

CEZAEVİNDEN ÇIKAR ÇIKMAZ KAPISINA DAYANDI

Karantinada ev içinde şiddetin artmasının yanında şu günlerde bir diğer sorun daha var kadına yönelik şiddete dair... İnfaz indirimiyle cezaevlerinden çıkan hükümlüler arasında kadına yönelik tehdit, şantaj, yaralama gibi suçlar işlemiş olanlar var. Ve bu kişilerin kadınların güvenliği için yeniden tehdit olma riski...

Nitekim, tahliyelerle birlikte kadınların yeniden tehditle karşı karşıya kaldığı örnekleri gördük. Mesela Kütahya’da yaşayan Nesibe Taşkıran... Boşandığı erkek tarafından şiddete uğradı, fail tutuklandı, ne var ki geçtiğimiz hafta cezaevinden çıkar çıkmaz Nesibe’nin kapısına tekrar dayandı ve yeniden tehditler yağdırdı. Yardım çığlığını sosyal medyadan duyuran Nesibe’nin şikayeti üzerine neyse ki hemen harekete geçildi fail ev hapsi ve elektronik kelepçe cezası aldı, Nesibe’ye de koruma kararı çıkarıldı.

"TAHLİYELER KADINA HABER VERİLMELİ"

Nesibe kurtuldu fakat ya aynı riskle karşı karşıya kalan kadınlar? Bu süreçte kadınları nasıl koruyacağız? Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Koordinatörü Gülsüm Kav’la konuştum, önerilerini sordum. Kav, ilk yapılması gerekenin kadınların tahliyelere ilişkin acilen haberdar edilmesi olduğunu söyledi:

“İnfaz yasasıyla birlikte tehdit, hakaret, şantaj, yaralama gibi suçlar işlemiş olanlar da serbest bırakıldı. Bu suçların büyük çoğunluğu da kadınlara karşı işlendi. Kadına yönelik suç yani cinsiyet temelli şiddetle ilgili bir yasal tanımımız yok hala ne yazık ki. Yasada töre saikli, bizim namus bahanesiyle işlenen suçlar dediğimiz bu saikle ve kan bağı olanlar arasında ceza ağırlaştırılıyor. Böyle bir özel tanım var. Ama kadına yönelik şiddet, kadın cinayeti, bu suçların kadına karşı işlendiğinde cinsiyet temelli ayrı bir suç oluşturmasına yönelik bir düzenleme yok. Şimdi yaralama, tehdit gibi suçları işleyenler de tahliye oldu. Ve dediğim gibi bu suçların çok büyük bölümü de kadınlara karşı yapılmış. Ve şimdi o adamlar geri döndü. Üstelik kadınlar bilgilendirilmeden döndüler. Ne zaman çıkacak diye kaygı duyan kadınlar var. Oysa İstanbul Sözleşmesi’nin 58. Maddesine göre tahliyeler kadına bildirilmeli. 58. Madde; Mağdurun kendisinin ve ailesinin tehlikede olabileceği durumlardan failin kaçtığından, geçici veya sürekli olarak serbest bırakıldığından haberdar edilmesinin sağlanması zorunludur’ diyor. Bu tahliyeler mutlaka kadınlara bildirilmeli ve koruma kararları alınmalı. Çok geç olmadan...”