Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Politika CHP Sözcüsü Sarı: Kurultayın önünde engel kalmadı

        CHP Sözcüsü Müslim Sarı, partisinin Merkez Yönetim Kurulu (MYK ) toplantısının ardından CHP Genel Merkezi’nde toplantı gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sarı, bu hafta itibarıyla başlayan 2026-2027 eğitim öğretim dönemine ilişkin şunları söyledi:

        "Bu hafta eğitim ve öğretim açısından çok önemli bir hafta. 17 milyon öğrenci, 1 milyon 200 bin öğretmen ders başı yaptı. Milli eğitim çok büyük sorunlarla açıldı. Yeniden, bu öğretim yılı da çok büyük sorunlarla açıldı. Eğitim politikalarından sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Sayın Yıldırım Kaya da, Sayın Genel Başkanımız da pazartesi günü bu konuyla ilgili kapsamlı açıklamalarda bulundu. Dolayısıyla çok büyük problemler, çok büyük sorunlarla karşı karşıya milli eğitim sistemimiz. Atanamayan öğretmenlerden tutun eğiticilerin eğitimine, fiziksel koşullardan müfredata kadar neresinden bakarsanız bakın bir sorunlar yumağı... Bu sorunlar yumağı ile yeni bir öğretim yılını açmış oluyoruz. Hayırlı uğurlu olsun.

        REKLAM

        Biz bu dönemde, özellikle Sayın Genel Başkanımızın belirttiği üzere, iki konunun çok acil, mutlaka çözülmesi gereken konu olduğunu değerlendiriyoruz. Bunlardan biri okulların temizliği ve hijyeni. Yani 21. yüzyılda okullarını temizleyemeyen, okullarına tuvalet kağıdı götüremeyen, okullarına sabun götüremeyen bir kamu otoritesi söz konusu olamaz. Dolayısıyla bu mesele bizim en öncelikli... Yani milli eğitimin çok sorunu var ama en öncelikli, en çok üzerinde durduğumuz, çok basit hamlelerle çözülecekken bir türlü çözülmeyen ve bir soruna dönüşen bu meseleyi biz çok yakından takip ettiğimizi belirtmek istiyorum. Yine ikinci önemli konu: Artık bir yandan yaşam koşulları, özellikle Türkiye'de gelir dağılımının çok hızlı şekilde bozulması sebebiyle okula giden, okul çağındaki çocuklara mutlaka ve mutlaka bir öğün kaliteli yemek verilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

        REKLAM

        "BU KONUNUN YAKINDAN TAKİPÇİSİYİZ, SONUNA KADAR ARKASINDAYIZ"

        Bu iki mesele bizim çok yakından takip ettiğimiz meseleler. Bu konuyla ilgili biz kendi belediyelerimize, kendi yerel yöneticilerimize de bir talimat geçtik. O talimatın bir örneği buradadır ve diyoruz ki: Kamu otoriteleri, Milli Eğitim Bakanlığı, ilgili kurumlar bunları yapmayacaklarsa —bir defa yapmaları için göreve çağırıyoruz— bunları yapmayacaklarsa, türlü gerekçelerle bunları yapmaktan imtina ediyorlarsa Cumhuriyet Halk Partisi'nin belediyeleri olarak bu konuda inisiyatif almaya hazırız. Bu konuyla ilgili bir hukuki engel ortaya çıkarsa, teknik engeller, yetkiyle ilgili engeller ortaya çıkarsa bu engellerin de mutlaka Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'ne bildirilmesini istedik. Dolayısıyla bu engellerle beraber bu değerlendirmeler geldiğinde; önümüzdeki dönemde bu belediye başkanlarımızın hangi konularda, hangi projelerle bunları yaptıkları, yapacakları, bunları yaptıklarında hangi engellerle karşılaştıklarını bize bildirecekler ve biz de bu engelleri yine bütün kamuoyunun huzurunda sizlerle paylaşacağız. Bu konunun yakından takipçisiyiz, sonuna kadar arkasındayız."

        REKLAM

        "TÜRKİYE, DÜNYANIN EN PAHALI BENZİNİNİ KULLANAN ÜLKELERDEN BİRİ"

        Benzin ve motorin fiyatlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sarı, sözlerini şöyle sürdürdü:

        "100 liraya yaklaşan motorin fiyatları, 80 liranın üzerindeki benzin fiyatları gerçekten artık dünyanın en pahalı benzinlerinden birini kullanan bir ülke haline getirdi bizi. Elbette bunun çok çeşitli nedenleri var; konjonktürel nedenleri var, jeopolitik nedenleri var. Bu konuyu gündeme getirdiğimizde ilk söylenen şey şu: ‘Ne yapalım, savaş var yanı başımızda. Brent petrol 107-108 dolara çıktı. Dolayısıyla yapabilecek bir şey yok, bizim kontrolümüzün dışındaki gelişmelerle oluyor bu.’ Hayır, öyle değil! Elbette küresel ölçekte benzin fiyatlarının artıyor olması, bunları ithal ettiğimize göre, biz üretmediğimize göre içeride de fiyatların artmasına neden olacaktır. Ancak Türkiye dünyanın en pahalı benzinini kullanan ülkelerden biriyse bunun tek nedeni jeopolitik nedenler değildir. Dolayısıyla bunun arkasına sığınmayalım.

        REKLAM

        "BENZİN FİYATLARININ YÜKSEKLİĞİNİN EN ÖNEMLİ NEDENLERİNDEN BİRİ VERGİ YÜKÜDÜR"

        Benzinde çok ciddi bir vergi yükü vardır ve bu vergi yükü neredeyse benzin fiyatının yarısıdır, yüzde 40'lar civarındadır. Siz eşel mobil sistemi ile bunları yansıtmamaya ne kadar çalışırsanız çalışın, bu vergi yükü var olduğu sürece Türkiye ekonomisi hem rekabet gücünü ciddi şekilde kaybetmektedir hem tüketici pahalı benzin kullanmaktadır. Bunun orta ve uzun vadede çok ciddi enflasyonist etkileri olacaktır. Dolayısıyla benzin fiyatlarının yüksekliği ya da yüksek kalması sadece ve sadece savaşla, jeopolitik nedenlerle anlatılamaz. Benzin fiyatlarının yüksekliğinin en önemli nedenlerinden biri benzinin üzerindeki vergi yüküdür."

        REKLAM

        Türkiye’deki tarım politikalarını eleştiren Sarı, "Sebze ve meyve fahiş fiyat operasyonları... Yine kamuoyunun tartıştığı, sabahtan beri Türkiye'nin gündeminde olan bu konu. Elbette şöyle bir şey vardır: Yani bir şekilde paravan şirketler kurarak üreticiden tüketiciye doğru giderken sürekli şirket değişiklikleri yaparak, faturalar keserek fiyatı olduğundan yüksek gösteren firmalar olabilir. Bunlarla mücadele edilmelidir. Denetim önemli midir? Önemlidir. Ceza önemli midir? Önemlidir. Ancak bu yöntemlerle Türkiye'de tarımın sorununu çözemeyeceğinizi de bilmeniz gerekir" dedi.

        REKLAM

        "TÜRKİYE TARIMININ YAPISAL SORUNLARI VAR"

        Türkiye'de tarımın herhangi bir sektör olmadığını ifade eden Sarı, şunları kaydetti:

        "Bunun ötesinde stratejik bir durumdur; hem çalıştırdığınız nüfus, istihdam ettiğiniz insanlar bakımından hem gıda güvenliği bakımından... Özellikle gıda krizinin olduğu bir zamanda ve zeminde, Türkiye gibi çeşitliliğin yüksek olduğu, büyük bir iklim florasının bulunduğu, çok çeşitli coğrafi özelliklere ve çok çeşitli ürün desenine sahip bir ülkede, kendi kendine yetebilecek, çok ciddi bir tarımsal hasıla üretebilecek bir ülke için bu son derece önemlidir. Bakın bolluk yılındayız. Yani bu sene bol miktarda tarım ürünü var ama fiyatlar düşmüyor. Burada bir başka sorun var, Türkiye tarımının yapısal sorunları var. Bu yapısal sorunları bir an önce çözüm iradesiyle gündeme getirmek gerekir. Girdi maliyetleri yüksek. Ürünler fazla ama girdi maliyetleri yüksek; gübre yüksek, ilaç yüksek, petrol ve akaryakıt fiyatları yüksek. Çiftçinin kar edemediği bir zeminde ve koşullardayız. Türkiye'de tarımın çok ciddi finansman sorunları var. Üreticiden tüketiciye doğru giderken her aşamada yapısal sorunlar var. Bu yapısal sorunlara neşter atmak bir zorunluluktur.

        REKLAM

        "ÇOK CİDDİ İSTİHDAM VE EĞİTİM SORUNLARI İLE POLİTİK BİR İLİŞKİYE İHTİYAÇ VARDIR"

        Çiftçinin ortalama yaşı 55. Düşünün ki demografik fırsat penceresi açık bir ülkede, yaş ortancasının 33-34 olduğu bir ülkede tarımda istihdam edilenlerin, çiftçinin ortalama yaşı 55. Bu ne kadar sürdürülebilir, mümkün mü? Dünyada üretim modelleri değişiyor, üretim süreçleri değişiyor, içerikler değişiyor. Dolayısıyla 55 yaşında, 60 yaşında bir insanın yeniliklere, yenileşmeye adapte olabilmesi mümkün müdür? Çok ciddi istihdam ve eğitim sorunları ile politik bir ilişkiye ihtiyaç vardır.

        REKLAM

        Bütün bunları görmeden, bütün bunları yapmadan, tarımın yapısal sorunlarını merkeze alan bir strateji üretmeden sadece ceza yoluyla, sadece denetleme yoluyla Türkiye'de tarımsal ürünlerin fiyatını aşağıya çekebilmek mümkün değildir. Dolayısıyla siz bataklıkla değil, sivrisineklerle uğraşmayı tercih ediyorsunuz. Oysa bataklığı kurutmak gerekir. Bataklığı kurutmak için de ciddi bir planlamaya, ciddi bir çalışmaya ihtiyaç var." .

        MYK gündeminde yer alan parti içi meselelere ilişkin konuşan Sarı, kongre sürecine ve temyiz başvurusuna ilişkin şu açıklamalarda bulundu:

        REKLAM

        "Cumhuriyet Halk Partisi'nin kongrelerini ve kurultayını —bu kongrelerin sonucundaki kurultayını— her türlü hukuki tartışmadan uzak, her türlü hukuki ihtilaftan ya da şaibeden uzak bir biçimde, açık, net ve şeffaf biçimde yapabilmeyi teminen biz bu kararın bir an önce kesinleşebilmesi için Yargıtay'a yapmış olduğumuz temyiz başvurusunu geri çekmiş bulunuyoruz. Buradaki amaç budur, dolayısıyla bunun etrafında tezvirat üretmeye gerek yoktur.

        "BU KONUDAKİ TARTIŞMALAR, HUKUKİ TARTIŞMALAR DA BEYHUDEDİR"

        Burada bizden başka davacılar da vardı, bu davacılar da davalarını çektiler. Dolayısıyla artık bizim kurultayı yapmamızın önünde ve kongreleri suhuletle, hukuka uygun biçimde gerçekleştirmemizin önünde hiçbir engel kalmamıştır. Dolayısıyla burada hala bir Yargıtay denetiminin olacağı biçimdeki değerlendirmeler doğru değildir. Feri müdahillik talepleri ve başvuruları olmuştur biliyorsunuz; Parti Meclisi, önceki dönem Parti Meclisi üyeleriyle, Yüksek Disiplin Kurulu üyeleriyle... Ancak ana davacı Cumhuriyet Halk Partisi olduğu için ve Cumhuriyet Halk Partisi ana davacı olarak bundan vazgeçtiği için feri müdahillik bir temyiz şartı yaratmıyor mevcut hukuka göre. Dolayısıyla bu konudaki tartışmalar, hukuki tartışmalar da beyhudedir.

        REKLAM

        Yine davacı... Bize mesela tartışılan konulardan biri de şuydu: ‘Madem bunu çekmeye yetkiniz vardı, niye bunu daha önce çekmediniz? Daha önce çekmiş olsaydınız ne gibi hukuki engeller vardı?’ Bir defa bizim davayı çekiyor olmamız bu temyiz sürecini ortadan kaldırmıyordu. Çünkü 4 davacı daha vardı. Bu davacılar davalarını çektikten sonra biz bunu gerçekleştirdik; birincisi bu. İkincisi, biliyorsunuz, biz yetkisiz bir biçimde, Sayın Özgür Özel'in butlan kararından sonra hiçbir yetkisi kalmadığı halde kendisinin Cumhuriyet Halk Partisi adına bu başvuruyu yapmış olmasını, yetkisiz olduğunu kabul ederek, yetkisiz olduğunu düşündüğümüz halde onun o anki iradesine, o anki psikolojik ortamda o anki iradesine saygı duyarak kararımızı geri çekmemiştik.

        REKLAM

        “BU ZORUNLULUĞUN SONUCU OLARAK DA BİZ BU DAVAMIZI ÇEKTİK”

        Ancak sonraki siyasal gelişmeleri hepimiz biliyoruz. Sonraki siyasal gelişmeler içerisinde bir siyasal ayrışma, Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal kimliği dışına çıkma, bunu tartışma, gereksiz hukuki zorlamalar ve bununla ilgili tartışmalar ortaya çıkınca bu sürecin artık bu şekilde taşınamayacağını da açık biçimde gördük. Peşinden bir adli tatil süreci başladı. Adli tatil sürecinde de bunu gerçekleştirmemiz mümkün olmadığına göre ve diğer 4 davacı da temyiz başvurusunu geri çektiğine göre artık Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu süreci sonlandırması, Cumhuriyet Halk Partisi'nin üzerindeki, kongrenin üzerindeki bu tür tartışmaları ortadan kaldırmak zorunlu hale geldi. Bu zorunluluğun sonucu olarak da biz bu davamızı çekmiş olduk kararın kesinleşmesi için.

        REKLAM

        Cumhuriyet Halk Partisi'nin kongreleri ve kurultayının önünde hiçbir hukuki engel bu aşamadan sonra kalmamıştır. Karar kesinleştikten sonra —bu kararın da yaklaşık 1-1,5 aylık bir sürede kesinleşeceğini düşünüyoruz— bizim hukuki değerlendirmelerimiz budur."

        Sarı, sözlerine şöyle devam etti:

        "2027 yılına dönük olarak da bir Yerel Yönetimler Reformu, bir yerel yönetimler programı ve aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerinin performansını ölçen bir Performans Takip Sistemi oluşturmak bizim önceliklerimiz arasında yer alıyor. Özellikle bu Performans Takip Sistemi'ni, Cumhuriyet Halk Partisi belediye başkanlarının bir daha seçilmek için hangi kriterlere göre bu seçimin yapılacağına ilişkin karar vericilere objektif bazı rehberler sunması açısından önemsediğimizi belirtmek istiyorum. Dolayısıyla bugün tartıştığımız, Cumhuriyet Halk Partisi'nden seçilen ama başka partilere geçen, özellikle AKP'ye geçen belediye başkanlarımızla ilgili tartışmaları bu objektif kriterler çerçevesi içerisinde bir daha yaşamayacağımızı, görmeyeceğimizi planlıyoruz, umut ediyoruz, değerlendiriyoruz."

        REKLAM

        "YENİLİK PARTİSİ İLE GÖRÜŞME" İDDİASI

        Açıklamanın ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Sarı, CHP ile Yenilik Partisi’nin görüştüğü yönündeki iddiaların sorulması üzerine, "Biz bu iddiaları hayretle takip ediyoruz. Yani şimdi sayın basın mensuplarının kulislerden elde ettikleri bilgiler, bunlarla ilgili değerlendirmeler; bunların hepsini saygıyla karşılıyoruz. Ancak teyit edilmemiş ve hiçbir biçimde tutarlılığı olmayan, hiç kimseyle konuşulmadan yazılan bu haberleri de kamuoyunun takdirine sunmak isteriz. CHP'nin hiçbir yöneticisi resmi ya da gayriresmi biçimde Yenilik Partisi ile herhangi bir görüşme, toplantı, herhangi bir temas içinde değildir. Hele ki bugün konuştuğumuz konularla ilgili hiç değildir. Böyle bir toplantı tamamen hayal ürünü bir toplantıdır" ifadesini kullandı.

        REKLAM

        Sarı, “Akaryakıt fiyatları ilk defa tabelada üç rakamı görecek. Bu yapılan zamların maliyeti var, iğneden ipliğe zam gelecek ama yaklaşık 10 aydan beri asgari ücrete 1 kuruş zam yapılmadı. 2007 yılında 5 lira 10 kuruş olan akaryakıt şu an 100 lirayı geçecek. Bu konuda çalışanlara, emekliye, emekçiye, memurlara bir zam talebiniz olacak mı? Bununla ilgili bir çalışmanız var mı" sorusuna şöyle yanıt verdi:

        "Bu konu bizim hep gündemimizde; yani haziran ayından beri biz bunu gündemde tutuyoruz. En düşük emekli maaşından asgari ücrete kadar bunların hepsinin en az açlık sınırının üzerine çıkartılması, asgari ücretin 45 bin liraya, en düşük emekli maaşının da asgari ücret seviyesine çıkartılması bizim önceliklerimiz. Haziran'dan beri bu konuyu gündeme getirdik. Konuşuyoruz, tartışıyoruz, söylüyoruz.

        REKLAM

        Bu artık bir zorunluluk. Çünkü önümüzdeki dönem enflasyon oranlarının hükümetin öngördüğü şekilde gerçekleşmesinin artık mümkün olmayacağını bugünden görüyoruz. Bakın, OVP açıklanalı daha 10 günlük bir zaman oldu. Ve 10 günlük zamanda 2027 ve sonrasına ilişkin enflasyon hedefleri konuldu. Ve bunlar çok ciddi revize edildi, yani yüzde 170'e varan revizyonlar. Yüzde 9 hedefken yüzde 21'e çıkartıyorsunuz, çok ciddi bir revizyon var. Ve bugünden daha şunu görebiliyorsunuz: 2027 yılında bu enflasyon hedeflerinin tutması mümkün değil. Hiç kimse bu enflasyon hedefinin tutacağını beklemiyor.

        REKLAM

        "AÇLIK SINIRININ ALTINDAKİ BİR ASGARİ ÜCRET KABUL EDİLEMEZ"

        Piyasa beklentisi, yani finansal kesim beklentisi 23-24. Reel sektör, yani mal ve hizmet üreten firmalarda, reel sektör firmalarında bu 30'un üzerinde, hanehalkında 40'ın üzerinde. Yani hiç kimse yüzde 21'lik enflasyonun tutacağına inanmıyor. Hiç kimsenin inanmadığı bir yerde siz oturup da 'Gelecekteki enflasyona göre bir ücret zammı yapacağım' diyemezsiniz. Kaldı ki zaten telafi edilmesi gereken, geçmişten gelen bir durum söz konusu. Açlık sınırının altında bir asgari ücret kabul edilemez. Yani 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 37-38 bin liralara gelmiş durumda.

        REKLAM

        Bizim takip ettiğimiz Türk-İş ile ilgili açlık sınırı, yani sendikaların takip ettiği 37-38. Şimdi bu bile, yani bu rakam bile asgari ücretin neredeyse yüzde 50 üzerindedir. Bu sürdürülebilir değildir. Biz bunu zaten 1 Temmuz'da talep etmiştik ancak hiç oralı olunmadı bu meseleye. Ama geç değil, her an yapılabilir. Yani bu ay yaparız, sonraki ay yaparız, geçmişe dönük yaparız. Her zaman bunu yapmak mümkündür, yeter ki böyle bakılsın. Ama biz buna böyle bakıldığını görmüyoruz.

        Biz muhalefet olarak iktidarın meseleye şöyle baktığını görüyoruz: 'Sıkabildiğimiz kadar sıkalım bu yıl. Önümüzdeki yıl seçim yılı. Seçim yılı olduğunda sanal bir iyileşme yaratalım. Ne yapacağız? Ocak'ta yüksek zam yapalım.' Nereden anlıyoruz bunu? Bütçe rakamlarından. Şimdi bakın, önümüzdeki dönem bütçe açıklarının milli gelire oranı artmış, yüzde 3,1'den yüzde 3,5'e. Niye artmış? Deprem harcamaları yok. Bu dönem bütçe açıklarıyla ilgili birkaç yıldır hep deprem harcamaları var, hep onu koyuyorlardı. Şimdi önümüzdeki dönem deprem harcaması da yok. Deprem harcamasının olmadığı yerde bütçe açıklarını neden bu kadar artırıyorsun? Tek açıklaması var: Seçim ekonomisi geliyor. Yani sıkalım iyice insanları; sonra yılbaşında bir zam yapalım, asgari ücrete bir zam yapalım, memur maaşlarına zam yapalım, destekleme alımlarına yüksek fiyatlar verelim, sanal bir ortam yaratalım. Bir tane de temmuzda yapalım. Ondan sonra insanlar nasıl olsa balık hafızalıdır, bunları unutur. O psikolojik ortamda seçime gidelim, oylarımızı artıralım.

        REKLAM

        Şimdi hükümetin bakış açısı tamamen bu. İnsanların yaşam koşullarını hak ettikleri şekilde iyileştirmek değil; insanların yaşam koşullarından faydalanarak, onları sömürerek, onların bu duygularını sömürerek oy almaya çalışmak. Şimdi bu anlayışla ne bir istihdam politikası kurulabilir ne makro dengeler kurulabilir ne de bu anlayışta yolsuzlukla, yoksullukla mücadele edilebilir. Dolayısıyla bu anlayışın bize getirdiği yer bellidir arkadaşlar, bu sürdürülebilir değil. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bizim taahhütlerimiz, hedeflerimiz çok açık. Çok açık ve net: Hiç kimsenin geliri asgari ücretin, açlık sınırının altında kalmayacak bu ülkede."

        *Haberin görselleri AA tarafından servis edilmiştir.

        ÖNERİLEN VİDEO
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ