HZ. PEYGAMBER ILE GÖRÜŞME İDDİALARI

HZ. PEYGAMBER İLE YAKAZA HALİNDE GÖRÜŞME VE YÜZ YÜZE SOHBET

Gülen, 03.11.1978 tarihinde yaptığı bir vaazda vefatından sonra Resûl-i Ekrem ile yüz
yüze görüşüp sohbet etmenin mümkün olduğunu şöyle dile getirmiştir:

“Niceleri vardır ki, kurb-i huzura müşerref olurlar, doğrudan
doğruya iltifat görürler, selam verir selam alırlar, oturur orada
sohbet ederler, Resûl-i Ekrem’le konuşup hemdem olup sohbet
edenler arasında bulunduk ya Rabbi. Selam verip alanlar arasında
bulunduk!” (1978-11-03 Hac- 3, dk. 01:12:00 vd.)

Prizma 1 isimli kitabında ise Hz. Peygamber ile görüşme iddialarına sahabe, evliya ve
mukarrebîn de dahil edilmiştir:

“Allah bize olan lütuflarını rüyalar yoluyla lütfediyor veya bazı saf
gönüller sayesinde “yakazalar” vasıtasıyla içimize akıtıyor, başta
Efendimiz olmak üzere birçok sahabe, evliyâ ve mukarrabinle
görüştürüp buluşturuyor.” (Gülen, Prizma 1, Zaman Gazetesi Yayınları, İstanbul
1997, s. 205)

Yukarıdaki satırlarda Gülen, bazen rüya bazen de uyanıkken/yakaza halinde bağlıları-
na Allah’tan bir lütuf olarak Hz. Peygamber, sahabe, evliya ve mukarrebînle görüşme
ve sohbet etmenin mümkün olduğunu ileri sürmektedir.

Bütün insanlar gibi Hz. Peygamber de (s.a.s.) belli bir ecelle dünyaya gelmiş ve vadesi
dolunca vefat etmiştir. Yüce Allah bu değişmez gerçeğe müminleri hazırlamak için
Kur’an-ı Kerim’de “Muhakkak sen de öleceksin, onlar da ölecekler.” (Zümer, 39/30),
“Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geç-
miştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisingeriye (eski dininize) mi döneceksiniz?

Kim gerisingeriye dönerse, Allah’a hiçbir zarar veremez. Allah, şükredenleri mükâ-
fatlandıracaktır.” (Âl-i İmrân, 3/144) buyurmuştur. Kur’an-ı Kerim’in bu sarih beyanlarına
aykırı bir şekilde Peygamber Efendimizin ölmediğini, gelip cemaatinin arasında dolaş-
tığını, ondan birtakım emirler aldığını iddia etmek en başta Kur’an-ı Kerim’e ters düşer.

Ayrıca Peygamber Efendimiz refik-i alâya/en yüce dosta yürüdüğü zaman bu gerçeğe
inanmak istemeyenlere karşı Hz. Ebû Bekir’in (r.a.) “Kim Muhammed’e tapıyorsa bilsin ki Muhammed ölmüştür.Kim Allah’a tapıyorsa o diridir ve ölümsüzdür.” (Buhârî,Cenâiz, 3) şeklindeki konuşması bu hakikati teyit eden başka bir örnektir.
Vefat edip toprağa verildikten sonra Hz. Peygamber’in yeryüzünde temessülü, bedenlenmesi
ve birileriyle görüşüp sohbet etmesi mümkün değildir. Eğer vefatından sonra
Hz. Peygamber’in (s.a.s.) yakaza halinde görülmesi mümkün olsaydı buna en layık
olanlar şüphesiz sahabe olurdu. Zira onların Hz. Peygamber ile olan arkadaşlıkları kı-
yamete kadardır. Halbuki hiçbir sahabi Resûl-i Ekrem’i yakaza halinde gördüğünü iddia
etmemiştir. (İbn Hacer, Fethu’l-Bârî, XII, 385)

Gülen bu ifadeleriyle Hz. Peygamber ve sahabeyi tebcil görüntüsü altında kendisine
olağanüstü bir konum biçmekte ve mensuplarını efsunlayarak kendisine olan bağlılıklarını
pekiştirmeye çalışmaktadır.