Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

ASLI ÇALAPKULU
acalapkulu@haberturk.com
HABERTURK.COM

TBMM'de dört eski bakanla ilgili soruşturma komisyonu kurulması için yapılan oylamada, tablet bilgisayarından yaptığı canlı yayınla gündeme geldi. Siyasetin ağırlığına rağmen güleryüzünü, hoşsohbetini kimseden esirgemedi. Meclis'e adım attığı andan itibaren hayvan hakları, LGBTİ bireylerin görünürlüğü ve kadın hakları için mücadele eden bir aktivist olarak öne çıktı.

CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur ile gazetecilikten Meclis koridorlarına uzanan yolculuğunu konuştuk...

Nasıl bir evde büyüdünüz?

Babam subay olduğu için çoğu zaman evde olmuyordu. Normalde subaylar çok dolaşmaz ama babam karacıydı, bu yüzden çok dolaştık. Ortaokulu 3 ayrı yerde okudum. Sadece liseyi başladığım yerde bitirebildim. Bunun dışında savaş da gördük. Kıbrıs çıkartmasında babam orada 6 ay kaldı ve ondan 3 ay haber alamadık. O dönem annem, "esir düşmesin, şehit olsun" derdi. Çok zor zamanlardı.

Askere bakış açınızda o dönemle şimdi arasında fark mı?

Orada tabii ki objektif olamam. Askeri camia benim ailem gibi. Ama genel olarak fark olmadı. Her meslekte iyiler ve kötüler vardır. Birilerinin yaptığı hatayı koca bir aileye mâl etmek hiçbir meslekte olamaz.

Askeri hayat koşulları sizi sivil hayattan uzaklaştırdı mı?

Ne sivil arkadaşlarımdan ne de hayatın sivil akıp gitmesi gereğinden uzaklaştırdı. Hiçbir zaman askerin siyasete girmesini çok doğru bulmadım. Darbelerden siviller nasıl çok zarar gördüyse bir o kadar zararı da asker aileleri gördü. Maalesef bu ülkenin acılarını hep birlikte yaşadık, yaşıyoruz.

Yüksek teziniz militarizim üzerine. Bu konuyu seçmenizin sebebi neydi?

Üniversitede İspanyolca öğrenmeye başlayınca Güney ve Latin Amerika ülkelerine ilgi duymaya başladım. Tez yazarken de oradaki askeri darbelerle Türkiye'deki darbeler arasındaki farkı araştırmak istedim.

Nasıl bir fark var?

Mesela Latin Amerika ve Türkiye'de askerler darbe yapınca zarar gören bir demokrasiyi geri getirmek için yaparlar.... Doğrudur veya yanlıştır. Hiçbir zaman kalmayı düşünmezler. Yönetimi mutlaka bir sivil iradeye teslim etmek isterler. Ama Asya ve Afrika'da uzun soluklu darbeler oluyor. Bir darbeyle gelen yönetim ancak diğer bir darbeyle gidiyor. O zaman bunları incelemek için bu konuyu seçmiştim.

Peki gazetecilik?

Gazetecilik üniversiteye girene kadar çok düşündüğüm bir meslek değildi. Matematik öğrencisi olduğum için ailem hep mühendis ya da doktor olmamı istedi. Benim de tercihlerim zaten bu şekildeydi.. Sadece tek bir sözel bölüm, o da gazetecilik yazmışım. Nasıl olduğunu hatırlamıyorum bile!

Mesleğe başlamanız nasıl oldu?

Lisansı bitirince gazeteye girmek için baya uğraştım ama olmadı. Geçen sene vefat eden kurum hocam Toktamış Ateş'e gazeteci olmak istediğimi söyledim. O da beni 1989 senesinde Günaydın gazetesine gönderdi. Orada muhabir olarak mesleğe başladım.

Ne kadar süre gazetecilik yaptınız?

1997 senesine kadar.

1997'den siyasete kadar olan dönem nasıl geçti?

Dört kadın, birlikte yayıncılık ve prodüksiyon şirketi kurduk, kitap ve film işleri yapmaya başladık. 2001 krizinde şirketi küçülttük ve ben başka bir yere geçtim. Keyifli bir dönemdi. Güzel kitaplar ve filmler yapıyorduk ama para kazanamıyorduk.

"O FOTOĞRAFI GÖRÜNCE BİR GÜN BOYUNCA AĞLADIM"

Siyasete geçiş süreciniz?

Şirketi küçülttükten sonra geçtiğim yerde bir süre sonra profesyonel yöneticiliğin beni tatmin etmediğini fark ettim. 2007'den 2010'a kadar bağımsız danışmanlık yaptım. Sivil toplum bu kadar gelişmeden önce insanlar örgütlerde siyaset yapıyorlardı. Ben de sivil toplumda aktif olan bir CHP üyesiydim.Gürsel Tekin İstanbul İl Başkanı'yken üç kadın arkadaş il yönetimine girdik. CHP'nin kadın kotasını yükseltmek istediği bir dönemdi. Genel başkan değişimiyle birlikte parti meclisine girdim.

Meclise sırt çantasıyla giden bir vekilsiniz. Nasıl tepkiler almıştınız?

Çok şaşırdılar. Mesela ben hiçbir zaman tayyör de giymedim. Yemin töreni için heves edip güzel bir takım, altına da takıma uyan güzel bir topuklu ayakkabı almıştım. O esnada çekilen bir fotoğraf ertesi gün gazetelerde manşet olunca bir gün boyunca ağlamıştım.

Neden ağladınız?

Fotoğrafın yayınlanmasının ardından "meclisin yeni magazin yüzü belli oldu" tarzında yorumlar yapılmıştı. Haliyle o şekilde gündeme gelmek istemiyor insan. Daha sonra kendime "tarzını değiştirecek misin?" diye sordum ve "hayır" cevabı aldım. Ondan sonra da sırt çantamla meclise gitmeye başladım. Onlar da zamanla alıştı.

Sosyal medyadaki paylaşımlarınız da çok popüler...

Aslında mecliste gençlerler iyi diyalog kuran başka arkadaşlar da var fakat milletvekili olmanın ağırlığı insanlara ister istemez geçiyor herhalde.

Meclisten yaptığınız canlı yayının bu kadar ilgi çekeceğini tahmin etmiş miydiniz?

Etmemiştim. Biz bunu MİT görüşmelerinde bir kez daha yapmıştık. O dönemde de gazetelere haber olarak çıkmıştı ama sosyal medya bu kadar aktif olarak kullanılmadığı için gündemde kalmamıştı. Bir de son dönem apolitiklik diye bir şey kalmadı; herkes siyaseti bir şekilde izler, takip eder oldu. İnsanlar yasakları sevmiyor. O gün yasak uygulanmasaydı bu kadar izlenmez, bu kadar konuşulmazdı.

Sizi sokak mitinglerinde de görüyoruz. Bu, CHP'ye önyargısı olan kesimi de partiye yakınlaştırdı mı?

Evet, bunun çok etkisi oldu. Siyaset artık her yerde yapılıyor. Parti kompozisyonunuzu iyi belirlemeniz gerekiyor. Herkes sokakta olamayabilir, ya da herkes kahveye gidip oradaki nabzı kontrol edemeyebilir. Bu konuda hiçbir partinin iyi iş bölümü yaptığını düşünmüyorum.

"GENÇLERİ SİYASETE NASIL KATACAĞIMIZI BİLMİYORUZ"

#OccupyCHP hareketine de destek verenlerin başındaydınız....

Mesele işgalden ziyade içeriye nüfuz edebilmekti. CHP çatısı altına girmiş bir grup genç vardı ve çok da ağır eleştiriler yaptılar. Bunun başka bir partide gerçekleşmesi pek mümkün değildi. Oraya gelen kesim sadece CHP'li kesim de değildi. Bizim sorunumuz gençleri tam olarak siyasetin içine nasıl katacağımızı bilemememiz..

Meclise girdiğiniz andan itibaren LGBTİ bireyler ve hayvan haklarıyla ilgili çalışmalarınız mevcut.

Pek çok konuda çalışıyoruz aslında ama bu iki konuya daha önceden dokunulmadığı için daha çok ilgi çekiyor.

Şu an yenilenmesi gündemde olan 5199 (Hayvanları Koruma Kanunu) sayılı yasayla ilgili gelişmeler neler?

İktidarın taslağı örgütleri biraz rahatsız etti. Bazı uzun yürüyüşler yapıldı. Bunun üzerine bir alt komisyon kuruldu. Komisyonda AKP'den dört, diğer partilerden birer milletvekili bulunuyor. CHP adına ben komisyonda yer alıyorum. Hayvan hakları savunucularını memnun edecek bir yasaya ulaşabilir miyiz bilmiyorum ama şu an mevcut yasanın rahatsız eden kesimlerini tırmaladık!

Doğal Yaşam Parklarından bahsediliyordu... Yasada yer alıyor mu şu an?

Şu anki tasarıdan Doğal Yaşam Parkları ve deneyler çıkartıldı. Üst komisyonda bakanlık diretir mi bilmiyorum. Bunun dışında işlenen suçların kabahatlerden çıkıp ceza kanununa eklenmesini ve hapis cezası gelmesini istiyoruz. Mesela bir hayvana tecavüz eden adamın siciline bu işlenirse işveren o adamı çocuk servisinde çalışmak üzere işe almama hakkına sahip olabilir.

LGBTİ'nin siyasette ses çıkarmaya başlamasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Biz seçimlerde yüksek sıralarda olan üç arkadaşımızı aday gösterdik. Sanırım sonra parti içi rekabete kurban gittiler. Şu an bu arkadaşlarımız Şişli, Beşiktaş ve Kadıköy bölgelerinde belediye başkan danışmanlığı yapıyor.

LGBTİ bireylerin CHP'ye karşı da bazı eleştirileri vardı

Aday olduğum dönemde seçim çalışması yapaken "CHP neden bizimle hiç ilgilenmiyor" eleştirisi vardı. Bunun üzerine ben kendileriyle görüştüm. "Bize meclis kapısına açacak mısınız?" dediler. Ben de "Evet" dedim ve meclise girdiğim günden itibaren anayasa uzlaşma komisyonuna dahil oldular. Yürüyüşlerine katıldık, konuyla ilgili araştırma önergeleri verdik.; LGBTİ bireyleriyle ilgili farkındalık yarattık. Daha sonra zaten onların da görünürlüğü arttı.

Görünürlük artınca meclisteki ilgili milletvekili sayısında değişim oldu mu?

AKP ve MHP'de böyle bir yaklaşım yok. BDP ve HDP zaten ilgiliydi. Partimizden bu konuyla ilgili duyarlı olan kişi sayısı arttı. Bizim yapabileceğimiz tek şey onların bizimle eşit şartlarda yaşayabileceği ortamı yaratmak. Bunun için çabalıyoruz.

Mecliste kadın sayısı çok az... Artış yaşandığı takdirde dengeler ne tür yenilikler olur?

Kadın sayısının artması önemli. Ama kadın da, kadın haklarını savunuyorsa bir anlamı var. Gelecek olan kadın, mağduru savunacaksa gelsin. Partiler arasında kadına bakış açısında da büyük farklılıklar var. Biz, sağlıksız evlilileri değil de sağlıklı boşanmaları savunuyorken, bir diğeri aileyi korumayı tercih ettiği için sağlıksız evliliği savunabiliyor. Bu da kadının kurban gitmesi gibi sonuçlar doğurabiliyor.

"BİZ, PARTİMİZİ ELEŞTİREBİLİYORUZ"

Diğer partilerden muhalif sesler çıkıyor mu?

Mesela AKP milletvekili Halide İncekara'nın yakın tarihte yaptığı bir isyan var. Kendisi çocuk ve kadın haklarıyla ilgili çalışmalar yürütüyor ve yazdığı raporda çocuk cinayetleriyle ilgili yazdığı maddelerin bakanlar ve bürokratlar tarafından uygulanmadığını söyledi. Bu tarz çıkışlar çoğaldığı takdirde bakış açısında değişim de söz konusu olabilir.

Sizin CHP'ye yaptığınız bir özeleştiri var mı?

%33 kotasına kesinlikle karşıyım. Eğer bir kota konuyorsa bu %50 olmalı. Bu düşüncemi de parti meclisinde dile getirdim. Eşbaşkanlık olması gereken bir şey. Bunun dışında kurumsal ve siyasal iletişime yeteri önemi vermediğimizi düşünüyorum. Bunları ifade edebilmek güzel bir şey. Bunların dikkate alınması ise daha güzel bir şey. Eleştiriyi kabul etme konusunda en başarılı parti CHP.

Bu kotayla ilgili bir çalışma yapılacak mı?

Bir sonraki tüzükte olması gerektiğini düşünüyorum.