Habertürk'ün 'Kayıp Çocuklar' dosyası!
Meclis'e sunulan tasarı neler getirecek?
YAZI DİZİSİ - Özlem YILMAZ / HABERTÜRK
‘Kızımı kaçırana sesleniyorum: Yavrumu, ilk göz ağrımı geri getir’
İzmir’de tam 8 yıl önce kayboldu küçük İlayda Taşçı... 5 yaşındaki İlayda, ailece Buca’nın Kaynaklar Köyü’nde piknik yaptıkları sırada bir anda yok oldu. Baba Saim Taşçı (37), “9 Nisan 2006 tarihinden sonra hayatımız karardı. Pazar günü eşim, ağabeyleriyle Buca’ya pikniğe gitmişti. Saat 15.00’te gitmişler. 17.00’de annesinin yanındaymış. Diğer çocuklarla oyun oynuyormuş. Akşam 18.00 gibi bir bakıyorlar, çocuk yok. İlayda hiçbir yerde bulunamadı. Bizim şu an tek düşüncemiz yüzde 99 evlatlık olarak götürülmüş olabileceği” diyor.
“ŞİMDİ 13 YAŞINDA”
Aradan 8 yıl geçmesine karşın Taşçı Ailesi umudunu koruyor. “Bunca yıl kızımızı bulabilmek için çalmadığımız kapı, gitmediğimiz yer kalmadı. Çok ihbar geldi. Kimisi para koparmaya çalıştı, kimisi kavga ettiği komşusunu şikâyet etti. Denize düşüp yılana sarıldık. Her yalanın peşinden koştuk, hepsi de boş çıktı. Kızımızı bulacağımıza dair umutluyuz. Yaşadığını düşünüyoruz. Şu an 13 yaşında olması lazım. İnşallah biz onu bulamazsak, o bizi bulur” diye konuşuyor acılı baba.
“ELBİSELERİNİ SAKLIYORUM”
Kızının hâlâ giysilerini sakladığını, onları öpüp kokladığını anlatan Taşçı, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Çok ağır bir yük bu. Hâlâ kızımın çoraplarını, elbiselerini saklıyorum. Bir gün gelecek, onları göstereceğim diye. Önceleri sadece İlayda için dua okuyordum, şimdi Türkiye’nin tüm kayıp çocuklarına dua ediyorum.”
“BİR GÜN GELECEK”
“Kimse kızımı görmemiş. Sadece bir çocuk, ‘Bir adam kucağındaki bir kız çocuğunu beyaz bir arabaya koydu’ dedi. Zaten köpekler de kokuyu orada kaybetti. Adam, kızımı kucağına almış, beyaz bir arabaya bindirmiş. Çocuk, ‘Saçlarının sallandığını gördüm’ dedi. Kızım, insanları çok severdi. O zamanlar bu tür olaylar fazla yaşanmazdı. Çocuklar da korkmuyordu. İlayda’nın bulunması için yeterli bir çalışma yapılmadı, o gün piknik yapanların ifadeleri alınmadı. Kızım yaşıyor diye hissediyorum. Bir gün kapı çalacak, kızım gelecek, ben buna yürekten inanıyorum.”
‘9 yıldır ne bir iz ne de bir ses var’
ESKİŞEHİR’deki Uslu Ailesi’nin hayatı da, 20 Mayıs 2005 tarihinden sonra paramparça oldu. 4 yaşındaki Tarık Eymen Uslu, 9 yıl önce kayboldu. Ardında ne bir iz bıraktı, ne de bir görgü tanığı... Anne Hatice Atıcı (38), olay günü Eymen’i alıp yürüme mesafesinde oturan annesine gittiklerini belirterek “Eymen 28 Nisan’da 4 yaşını doldurmuştu, 20 Mayıs’ta kayboldu. Bir gün önce büyük çocuklarım anneannelerinde kalmıştı. Biz de Eymen’le sabah saat 09.00’da kahvaltıya gittik. Yeğenlerimin hepsi sokakta oynuyorlardı. Eymen de onların yanına gitmek istedi, ‘Anne, ağabeylerimin yanına çıkıyorum’ dedi. Bana saat 10.45’te telefon geldi. Sokağa, su tankeri gelmişti. Herkes su dolduruyordu. Annem, o sırada Eymen’in olmadığını fark etmiş, saat 10.50’de bana geldi. 5 dakika içinde çocuk buhar oldu. 9 yıldır ne bir iz, ne bir ses” diyor.
Oğlunun 5 dakika içinde kaybolabileceğine inanamayan acılı anne, önce camiye koşup anons yaptırmış. Ardından polise başvurmuş. Atıcı, “O gün sokağa gelen su arabasının sürücülerini araştırdılar, ama bir şey çıkmadı. Yerel televizyonlarda sürekli yayınlandı. Ben ilk ay şoka girdim. Ağlayamıyordum, kaskatı kesiliyordum. Polis bu nedenle ilk başta benden şüphelenmiş, bunu sonradan öğrendim. Ara ara beni sorguya çekiyorlardı” diye konuşuyor.
“KAÇIRAN TANIDIK”
Eskişehir’de ‘Yılın Annesi’ seçilen Atıcı, yaşadıklarını şöyle özetliyor: “Yeğenim, o gün beyaz bir aracın evin önünde durduğunu fark etmiş, ama sonradan o araç bir ilaç mümessilinin çıktı. Eve yatılı gelen misafirler de araştırıldı, sonuç yok. En son evin önündeki elektrik direğinin önünde görülüyor ve kayboluyor. Oğlum 5 dakika içinde nasıl kaybolur? Yabancı biri yanına gelse bir konuşma süresi olur. Bence oğlumu kaçıran tanıdık birisiydi. Yabancı biri olsa hemen kandıramazdı. Zaten Gizem olayında da, olayın faili yakınları çıktı. Genelde olayın faili, aileyi iyi tanıyan, aramalara giden, taziyede bulunan içeriden birisi çıkıyor. Şu an herkes benim için şüpheli.”
“BELKİ KİMLİĞİ DEĞİŞTİRİLDİ”
“İlk başta ‘Ben bunu hak etmedim’ dedim. O günden beri yüreğimizdeki yangın sönmedi. Şu an 13 yaşında olmalı. Oğlumun özel tekniklerle 10 yaşındaki ve 13 yaşındaki son halinin fotoğrafları da hazırlandı. 6 bin adet bastırdık. Şu an kızım 17, oğlum 15 yaşında. Eşimle boşanmamızı da bu olay tetikledi. Oğlumla ilgili dosyada 18 klasör var. Hiçbir şey çıkmadı. ‘Ölüm olayı olsaydı bu çocuk çıkardı’ dediler. Ana yüreği hisseder ya, benim çocuğum bir yerde evlatlık olarak tutuluyor diye düşünüyorum. Senaryolardan en kuvvetli olanı bu, belki kimliği değiştirildi.”
“GELENE KADAR DİMDİK DURACAĞIZ”
“Şimdiki gibi olsa, aşağıya inmesine izin vermezdim. İki çocuğumu, Eymen’i ararken kaybetmek istemedim. Onların yanında güçlü görünüp geceleri ağladım. Ama Eymen bir gün gelecek ve o gelene dek dimdik ayakta duracağız. Umudumuzu koruyacağız. Şu anda Eymen ölseydi bu kadar acı çekmeyecektim, mezarına gidip dua edecektim. Eymen yeni kayıpken, acım hafifler sandım, aradan 9 yıl geçti. Acısı her an taze. Allah kimseye yaşatmasın. İnşallah Eymen gelince, bunların hiçbiri yaşanmamış olacak.“
CEZA Hukukçusu, Avukat Uygar Çöltekin, “Çocuklara karşı işlenen suçlarda, yapılacak yasal değişiklikle koşullu salıverilme süresinin artırılması, cinsel istismardan mahkûm olanların cezalarının infazının yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarında çektirilmesi söz konusu olabilir. Elbette ki ceza hukuku sadece cezalandırma amacında değildir ve mutlak surette bir ıslah gayesi gütmektedir. Diğer yandan toplumda adalete olan inancın kaybolması durumunda bireylerin suç işleyen kişileri kendilerinin cezalandırmak istemesi gibi durumların ortaya çıkması muhtemeldir. Bu nedenle söz konusu suçların infazının ağırlaştırılması gerekir kanaatindeyim. Meclis’e sunulan yeni tasarı, hem temel ceza maddelerinde, hem de cezaların infazında eskiye oranla neredeyse iki katına çıkaran ağırlaştırılmış hükümler içeriyor. Bu gelişme oldukça sevindirici. Tasarı, ayrıca çocuklara yönelik bir suçtan dolayı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanların 30 yıl yerine 39 yıl, müebbet hapis cezası alanların 24 yıl yerine 33 yıl ve diğer hapis cezası alanların da aldıkları cezanın 2/3’ü yerine 3/4’ünün infaz edilmesi durumunda koşullu salıverilmesini öngörüyor” şeklinde yorumda bulunurken, yasadaki ceza hükümleri ve yeni tasarıda öngörülen ceza miktarlarını şöyle özetledi:
Çocuklarını kaybedenlerden ailelere tavsiyeler
- Çocuklarına çok dikkat etsinler. Yalnız başına sokağa bırakmasınlar.
- Çocuğun güncel yeni fotoğrafını mutlaka çeksinler ve yanlarında bulundursunlar.
- Çocuklarının saçlarını taradıktan sonra kökünden kopmuş saç tellerini saklasınlar.
- Aileler, çocuklarının okula tek başına gidip gelmesine izin vermesinler.
- Çocukların mürekkeple parmak izini alsınlar.
- Çocuk sokakta oynarken dahi yalnız bırakmasınlar, dikkati çocuğa yöneltsinler.
- Özellikle piknik alanlarında ve parklarda çok dikkatli olsunlar. Kötü niyetli kişiler bu tür yerlerde dolaşabiliyor.
- Çocuk dershaneye, kırtasiyeye gidiyorsa yol güzergâhını birlikte belirlesinler.
- Kalabalık yerlerde, AVM’lerde çocukları tuvalete tek başına yollamasınlar.
- Çocuklara mahremiyetle ilgili bilgi versinler, bir başkasının vücuduna dokunamayacağını anlatsınlar. Çocuklara yabancı mesafesi öğretilmeli.
- İnternet ortamını da takip edip çocuğun okul ve mahalleden arkadaşları dışında internet ortamında kimlerle paylaşım halinde bulunduğu da izlenmeli.