İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Veyis Ateş moderatörlüğünde Habertürk TV ekranlarında yayınlanan "Habertürk Gündem Özel" programında soruları yanıtladı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Habertürk'te Veyis Ateş'in sorularını yanıtladı. İstanbul seçimleriyle ilgili olarak "Ben İçişleri Bakanıyım, hırsızlığı iyi bilirim" diyen Bakan Soylu, "CHP oyları çalmıştır" diye konuştu ve sözlerini şöyle sürdürdü: 3-4 yeni yetme milletin aklıyla alay etmeye çalışıyorlar. Ellerine geçirdikleri güçlerle beraber yarın bunların İstanbul'da Türkiye'de yapacaklarına kimse müsaade edemez. Emeğimize kim halel getirirse üzerine buldozer gibi gideriz. Bu bir edepsizliktir. Size itimat eden kişiyi bir otel odasında aldatacaksınız. meseleyi başka bir tarafa geçmeye çalışacaksınız...

Sözü 23 Haziran'da yenilenecek olan İstanbul seçimlerine getiren İçişleri Bakanı şöyle konuştu: 3-4 yeni yetme milletin aklıyla alay etmeye çalışıyorlar. Ellerine geçirdikleri güçlerle beraber yarın bunların İstanbul'da Türkiye'de yapacaklarına kimse müsaade edemez. Emeğimize kim halel getirirse üzerine buldozer gibi gideriz. Bu bir edepsizliktir. Size itimat eden kişiyi bir otel odasında aldatacaksınız. meseleyi başka bir tarafa geçmeye çalışacaksınız.

Soylu, sözlerini şöyle tamamladı:

Binali Abi, açık oturumda çok dikkatli ve saygılı üslup kullandı. O yayında topluma gösterdiği saygınlık ortaya koydu. İstanbul'u yönetmeye talip, kendi hazırlıklarını ortaya koymuş, samimiyetini nitelemeye çalışan bir kişi olarak ortaya koydu. Karşı taraf da vıcık vıcık bir yapıydı. Yüzüne karşı doğru bilinen birçok şeyi saptırmaya, çarpıtmaya, yalan dünyası oluşturmaya çalıştıran bir yapıydı. Cenab-ı Allah görüyor. 17 yıldır Recep Tayyip Erdoğan'a sadakatla vefa gösteren Binali Yıldırım var. İstanbul vefayı sever. 2-3 günden beri geçmişte gördüğüm ne kadar insan varsa karşılaşıyorum. Hatta ölecek miyim diye espri yaptım. İmamoğlu ne yapmış? Beylikdüzü'nü niye konuşmuyoruz diyor bir gazeteci? 37 vaadi var ikisini gerçekleştirmiş. 5 yılda 5.4 performans. İstanbul yüzde 5'lik performansa emanet edilirse İstanbul'a haksızlık yaparız.

Soylu'nun açıklamalarından satır başları şöyle:

Çok üzüntü verici. Orada bir cümle söyledim, doğayla bilek güreşi yapmamak lazım. Doğa kendi kurallarını ortaya koyuyor ve dayatıyor. Bir şey daha öğrendim, doğa sinyal veriyorsa alacaksınız. Orada birkaç kez küçük olmuş. Yıllardır böyle büyük bir şeydir karşı karşıya kalınmamış. Orada büyük sel felaketinin olduğu hatırlanmıyor. Ben ona sinyal diyorum. Koskoca bir dağ kopuyor. Oradan itibaren debisi de çok da büyük olmayan bir dere. Yukarıdan aşağıya önüne toprağı da kaçınca, büyük kayaları katınca karton evler gibi 7 evi söküp atıyor. Koskoca iş makinalarını alıp götürüyor. Çok az bir zaman orada gelen selle dönme imkanını bulamadan sele kapılan insanlar. 7 vatandaşımıza ulaşıldı. İnşallah 3'üne de ulaşma çalışmaları yapılıyor. Vefat edenlerin büyük bölümü orada çalışma esnasında hayatlarını kaybettiler. Orada birçok derelerde ıslah çalışmaları yapılıyor. Çoğunun bitirilmesi gerekir. Kökü derin ağaçlar gerekir bu heyelanların engellenmesi için. Arkadaşlarımız orada. Neler yapılması lazım geldiği kendi sistematiğimiz içinde gerçekleştirecekler. Bakan Pakdemirli arkadaşımızla birlikte gezdik. İnşallah böyle afetlerle karşılaşmayız.

"İNANIN TÜRKİYE PAZAR GÜNÜ NE SÖYLEYECEK MERAK EDİYORUM"

Benim bir tarz-ı siyasetim var. Saklamam da. Yarın biteceğini bilsem yine söylerim. Bu tarzı siyasetimden de vazgeçmem. Eğer gördüklerimizi söyleyemeyeceksek, İstanbul burası. Sadece bizim şehrimiz değil. Medeniyet baş yeri. İstanbul şu anda önemli bir sorumluluk içerisinde. Belki de tarihinde ilk kez bir sorumlulukla karşı karşıya. İstanbul böyle bir sorumluluk yaşamadı hiç. Türkiye bir karar verdi. Dedi ki, 'Ben 31 Mart'ta bana önerilen iki öneriyi onaylıyorum. Birisi beka, iki son yarım asırda 4-4,5 yıllık zaman diliminde hükümet güç istiyor, ben bu gücü ona veriyorum' dedi. Cumhur İttifakı'na yüzde 51-52 oy verdi. Belki siyasi hayatımızda bu kadar büyük başarı elde edeceğimiz bir sonuç çıkmaz. AK Parti'nin aldığı başarı tarihi başarıdır. Türkiye AK Parti'ye, Cumhur ittifakına, kendine bir istikamet çıktı. 'Senin terörle mücadeleni, dış politikada çizdiğin çerçeveyi beğeniyorum, S-400 gibi politikalarını beğeniyorum' dedi. Şimdi merak ediyorum Pazar günü ne söyleyecek?

"BİZ İSTANBUL'U YÜKSELTİYORUZ BÜYÜTMÜYORUZ"

İstanbul sadece ticaret başşehri değildir. Bu coğrafyanın en iyi ulaşım networku değildir. Herkesin nefeslenebileceği bir şehir değildir. Bu coğrafyanın kalbidir. Zihnine ümitsizlik düşenlerin ümididir. Allah muhafaza Bakü, Bosna, Kosova, Kudüs, Telafer, Doğu Türkistan, Kerkük'ün ümididir. Bu ruhu Gezi ruhuna döndürürseniz. Şehirlerin de bir maneviyatı vardır. Normalde hepimiz İstanbul'da yaşıyoruz. İki taraf da bir şeyler öneriyor. Biz bir şey öneriyoruz. Bir felsefe ile bunu öneriyoruz. Etrafımızdaki coğrafyayla ilişki kuruyoruz. İstanbul'a zaman kazandırıyoruz. İstanbul'u yükseltiyoruz, büyütmüyoruz. Bir Tayyip Erdoğan felsefesi var orada. Bir tarafta Eyüp Sultan'dan koparmıyoruz bir taraftan  Uzakdoğu'ya bağlıyoruz. Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden. Bir taraftan ticaretin ve dünya ekonomisinin en nitelikli şehri haline getirmeye çalışıyoruz. Modern İpek Yolu'nun merkezi bir taraftan bir ilim merkezi haline getirmeye çalışıyoruz.

"TAYYİP ERDOĞAN 25 YILDA İSTANBUL'U HERKESİN İSTANBUL'U YAPTI"

Ölünce çocuklarınız sizin için mezar düşünmeyecekler. Bizim çocukluğumuzda İstanbul'da birinci dert mezar yeriydi. Tayyip Erdoğan öyle bir felsefe oluşturdu ki, ona karşı olanlar 'Allah bu adamdan razı olsun mezarlıklarımızla bizi buluşturdu' dedi. Bu tek taraflı bir şehri yönetmek adına kurgulanan bir akıl değil. Koskoca bir küre içerisinde bir şehri o iklimde geleceğe götürebilmek. 94 yılında Tayyip Erdoğan belediye başkanı olduğu zaman, 'artık kadınlar başı açık İstanbul'da dolaşamayacaklar, belediye otobüslerine binemeyecekler'. Tayyip Erdoğan 25 yılda İstanbul'u herkesin İstanbul'u yaptı. Süleymaniye'de doğdum, Gaziosmanpaşa'da büyüdüm. Bu şehirde ekmeğimi kazandım. İstanbul'da hiçbir kesim 1994'deki yaşam biçiminden geri adım atmadı.

"FETÖ, PKK VE CHP'NİN BULUNDUĞU KARMAŞIK BİR GRUP"

CHP'nin tarzı siyaseti. Kimi getirirlerse getirirler. 1989 öncesi Nurettin Sözen'le ilgili nasıl bir adam olduğuna bakın. Nurettin Sözen iyi bir adam. Solcu, birtakım kalıp fikirlere sahip. Ama İstanbul perişan oldu. Buradaki tehlike Nurettin Sözen'in tehlikesinden iki üç kat daha fazla. İstanbul'u marjinal bir gruba emanet etmek istiyorlar. FETÖ'nün içinde olduğu, Kandil'in, PKK'nın, LGBT'nin, Gezi olaylarının ve CHP'nin bütün karmaşık yapısıyla içinde olduğu bir gruba emanet etmek istiyorlar. İstanbul bunu kaldıramaz. Bu grup İstanbul'u tahrip edecek. Sadece zaman kaybı değil. İstanbul güçlü bir şehirdir. Ben de çok merak ediyorum, İstanbul hangi kararı verecek?

"BİZ ANKARA, ANTALYA'YI KAYBETTİK AMA İSTANBUL'U KAYBETMEDİK"

Bazen seçim oturmaz. Bu işi bilirim. Bildiğimi de bilmemezlikten gelmem. Toplam seçim içerisinde başka bir noktaya ulaşır. Bunu seçim sonrası bir başka programda oturup konuşalım. Bazen oturmayabilir. En iyi yaptığınız yerde oturtamayabilirsiniz. Seçmenin kendine ait, uzun erimli halin getirdiği sonuç oluşturur. Bunun muhakkak rasyonalitesi vardır. Biz bu seçimi kaybetmedik, bunu söyleyeyim. Biz Ankara'da hakikaten gayret gösterdik. Evet belediye meclisini biz aldık, doğru ama büyükşehir belediye başkanlığını kaybettik. Antalya, Mersin ve Adana'yı Cumhur ittifakıyla kaybettik ama İstanbul'u kaybetmedik. Şırnak, Ağrı, Bitlis, Zonguldak'ı kazandık. Bazen kazanırsınız, ama kaybetmişsinizdir. Bazen de kaybedersiniz ama kazanırsınız. Bu İstanbul seçimi böyle bir şey değil. Antalya'ya çok hizmetler yaptım. Hakikaten Menderes Bey çok iyi hizmetler yaptı, ama kaybettik. Demek ki öyle oturdu öyle.

"GEZİ'DE YAŞADIĞIMIZ BİR ORGANİZASYON GİBİ ORGANİZASYONDU"

Ben hayatımda böyle bir seçim görmedim. Hayatım YSK, ilçe seçim kurullarıyla mücadele etmekle geçirdi. İl seçim kurulları etkisiz elemandır. Gelgeç duraktır. İmamoğlu bir şey söylüyor mesela. Bu kadar vatandaşı aldatmaya yönelik, kandırmaya yönelik ilk kez bir organizasyon görüyorum. Hakikaten bu Gezi olaylarında yaşadığımız gibi bir organizasyondu. Yalanı doğru gibi konuşan bir organizasyondu. Bir zarfın içerisinde 20 lira mı var? 4 tane 5'lik var. Onların jargonuyla söylüyorum. Murdar edilen bu. Bugünkü seçimin kafa kafaya gidiyor. At başı gidiyor. Peki Gaziosmanpaşa, Esenler, Bakırköy'deki seçim atbaşı mı gidiyor? O zaman bir tekini murdar edersin. Murdar ettiği bu üçü  değil.

"BEN İÇİŞLERİ BAKANIYIM HIRSIZI İYİ BİLİRİM! CHP ÇALMIŞ!"

Seçim kurulu organizasyonlarını iyi yapmışlar. Sandık başkanları organizasyonlarını iyi yapmışlar. Seçimde hile yapılabilir ve bu yakalanır. Mevzidir, belli alanda yapılır. Bu yaygınlaştırılamaz. Bunu İstanbul'da yaygınlaştırmışlar. Hakikaten çalmak için yaygınlaştırmışlar. Direk CHP bunu çalmak üzere kurmuş. Çalma da var, hırsız da var. Ben İçişleri Bakanıyım hırsızı iyi bilirim. Gecenin saat 10'unda gideceksin, hadi bir tane il başkanı gitsin de gecenin 10'unda açtırsın da itiraz etsin, işi değiştirsin bakalım.

"OTELDE OLAYIN ÜSTÜNDE YAKALANMIŞLAR BU KADAR AÇIK VE NET"

Siz açtıracaksınız ve gece bu kararı değiştireceksiniz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı halkın gözüne baka baka kandırıyor. 29 bini söylemedim diyor. Söylemedi mi peki? Bizim aklımızla oynuyorlar. 4-5 tane yeni yetme Türkiye'nin aklını dolandıracak. Şu ortak yayındaki olay nedir Veis Bey? Size itimat ediyor birileri güveniyor. Şahsınıza güveniyor. Karı koca niçin boşanıyor? Birbirini aldattığı için. Aldatıyorsa boşanıyor. Burada otelde cürmü meşhut yakalanmışlar, bu kadar açık ve net. Olayın üstünde yakalanmışlar. Saf, iyiniyet, temiz bir şekilde bu yayına hazırlanan Binali Yıldırım var. Öbür tarafta her türlü cambazlığı, hokkabazlığı yapan var. Burada demokrasi ifal edilmiştir. Demokrasi temizlik rejimidir. En saf haliyle vatandaşın karşısına çıkma halidir.

"EMEĞİMİZE KİM HALEL GETİRİRSE BULDOZER GİBİ GİDERİZ"

Yıllarını gazeteciliğe vermiş insanları ayıplanıyorum. Mesleklerine ihanet ediyorlar. Bugün hem kendi mesleğine, hem demokrasiye hem de siyasete ihanet ediyorlar. 3-4 yeni yetme milletin aklıyla alay etmeye çalışıyorlar. Ellerine geçirdikleri güçlerle beraber yarın bunların İstanbul'da Türkiye'de yapacaklarına kimse müsaade edemez. Emeğimize kim halel getirirse üzerine buldozer gibi gideriz. Bu bir edepsizliktir. Size itimat eden kişiyi bir otel odasında aldatacaksınız. meseleyi başka bir tarafa geçmeye çalışacaksınız.

"BİZ HAYATINI ORTAYA KOYANLAR BU OYUNU KURDURTMAYIZ"

Otel olayının öncesi de var. Tekraren söylüyorum bir yeni yetme grupla karşı karşıyayız. Bunlar Türkiye'nin aklıyla alay ediyorlar. Bir mesele çıktı, hatırlıyor musunuz? Binali Yıldırım, Binali Abi yani, soruları istedi diye. Böyle bir şey ortaya çıktı mı? Bunu nasıl saldılar? Dediler ki, 'yanlış anlamışız'. Bunu yalanların prensi, Ekrem İmamoğlu söylüyor bunu. Bu da bir senaryoydu. Bütün süreci kurgulamışlar. Yayının içerisindeki haklar dahil olmak üzere. Bu 31 Mart'taki çalma çırpma olayı o güne ait bir zeka ve akıl değil. O bir süreç ve bu süreci hala devam ettiriyorlar. İstanbul'u ele geçirmeye çalışıyorlar. Can Dündar'ın Taksim Meydanı diye attığı tweetleri hatırlıyor musunuz? Başka yerlerden alıntılıyarak milleti tahrik etmek için çalıştığı attığı tweetler. Bu bulaşıcı bir ahlaksızlıktır. Emeğimizi çalmak istiyorlar. Bu milletin geleceğine ait oyun kurmak istiyorlar. Demokrasi üzerine kim mühendislik yapıp, oyun kurabilir? Kaç kuruşluk zekalarıyla bunları yapacaklar? Biz bu ülke için risk alan hayatını ortaya koyanlar, bunlara oyun kurdurtmayız.

"BEN BU FİLMDE TEK BAŞIMA KALSAM DA HAYATIMA DEVAM EDERİM"

Otele gidekcesiniz, 40 dakikanın üzerinde kalacaksınız. Bunlar ibadet yapar gibi birbirine yapışmışlar. Burada en çok kahramanlık yapan birbirine ödül verecek. Birbirlerin adına kahramanlığı oynuyorlar. VİP meselesinde olmadı mı? O televizyonda iki yayın yapan bu fotoğrafları gördü mü, görmedi mi? Bir tiyatro oynuyorlar, ne kadar oynarlarsa oynasınlar. Ben bu filmde tek başıma kalsam da hayatıma devam ederim. Valiye it dediğini kulaklarınla duyacaksınız, bunu televizyonda söyleyeceksin, sonra da RTÜK yalanına sığınacaksınız. İşinin namusu olmayan bir kişiden her türlü tehdit ve tehlike beklenir. Bizim işinin namusu gençlere ve geleceğe ihtiyacımız var. Her türlü oyun, düzenbazlık ve ilkesizlikle ben seçimi alırım diyenler.

"MUSAKKADAN VİP KRİZİNE NASIL GELDİK?"

Seyit Torun'la geçmek isteseydi, geçebilirdi. Seyit Bey yolcu değil ki. Ben Demokrat Parti başkanlığı yaptım. Bir kere VİP kullanmadım. Yanımda milletvekili varsa onun mahiyetiyle gittim. Milletvekili olmadan yolculuk yapmadım VİP'ten. Bazen çok acil gitmek gerektiği olmam zamanlarda milletvekillerine rica etti de öyle gittim. Bunlar her türlü kuralsızlıkları, edepsizlikleri yapacak, biz en ufak bir şey yaptığımızda kıyamet kopacak. Biz 20 bin yıllık devlet idare ediyoruz. Ne oldu da musakkadan VİP kavgalarına düştük. Biz sağ siyasetiz. Bizde bu tip defolar aranabilir. Kaba görülür, köylü görünür. Bu tip hassasiyetleri olmaz görünür. Sol siyaset öyle değil. Cici sosyal demokratlar sesinizi çıkarsanız ya! Ne oldu bisikletli sosyal demokratlara. Özel uçaklarla aman Allahım! VİP krizleri, maaile. Bunun bugünü yarını ne olacak?

"AKILLI OL SOYLU DİYEN ADAM CHP'Lİ, PONTUSÇU, PKK İLTİSAKLI"

Adam CHP'li. Adam Pontusçu, adam PKk'lı biriyle iltisaklı. Fox TV'ye malzeme verecekler. Benim orada yorgunluğum. O gece uyumamışım. Bu gece de uyumadım. Yorgunluk beladır siyasetçilerin başına, herkesin başına beladır, sürücünün başına da beladır. Kato Dağı'na gittik. Orada bayramlaştık. Şırnak'a, Beytüşşebab'a indik. Muhteşemdi. Allah'a şükürler olsun. Gelin alayı gibi. Oradan İdil'e gittik bir şehidimizin ailesine. Oradan da geçtik. Biz Trabzon'da meydanda bayramlaşırız. Ben başlattım bu işi. Binanın içinde yapmayalım, herkesle bayramlaşalım. Hasbıhal edersin biter. Tam 3,5 saat sürdü bayramlaşmamız. Orada işim 2'de bitti. Onu da sabote ettiler. Sizin geleceğiniz gün yarın. CHP'lileri biliyorum, beni görünce muhakkak aksiyon arıyorlar. Kendilerine milli vazife görüyorlar. Ben Taşlıtarla çocuğuyum. Bunu söylerken neyi söylediğini herkes anlar.

"ADAMIN MAFYÖZ SÖZÜNÜ DUYUNCA 'ARTİSLİK YAPMA' DEDİM"

VİP devlet adamlarını birtakım yerlerden muhafaza etmek için oluşturulmuş alanlar. Oradan çıkarken bunlar 'herşey çok güzel olacak' deyince canım sıkılmadı değil, hakikaten sıkıldı. Sonra iki üç adım atınca adamın mafyöz sözünü duydum, döndüm 'artistlik yapma' dedim. Burada ne söylesem Fox TV'de malzeme ederler diye düşündüm, sabırlı ol dedim. Benim 'Kato'dan geldim Selahattin Demirtaş'ın kucağından geldim'i söyledim. CHP bu edepsizlikleri Menderes'e de yapmış, Tayyip Erdoğan'a da yapmış. Öyle bir tarzı siyaseti var. Bunu yapar akşam gidip kendine bir övünmüşlük çıkartır ama siyasette böyle bir hal yok.

"DEVLETE, ŞEHİDE HAKARET EDECEK BEN SERT OLMAYACAK MIYIM?"

Benim PKK'nın ve yapılan yanlışların dışında sert dilim yok. PKK'ya hayvan diyorum. Hayvan söylediğim için hayvanlara yönelik rahatsızlık duyuyorlarsa söyleyeceğim bir şey yok. Siyaset fantazi değildir. Dünyanın en zor coğrafyasında yaşıyoruz. Amerika tweet atıyor. PKK 13 yaşındaki çocukları dağa çıkarıp, tecavüz ediyor. Hangi sert dilim var benim. Meseleleri tahlil etmek, doğru bir şekilde ortaya koyabilmeye çalışmak, işini iyi yapmaya çalışmak eleştirilecekse eleştiriyorlar zaten. HDP kendisini PKK'dan ayırdı da mı ben sertleştim? Ekrem İmamoğlu için Selahattin Demirtaş, Kandil ve HDP üçgeni birbirleriyle aynı dili konuşuyorlar. Biz söylemeyelim mi? Sert konuşmayayım mı? Bu milletin çektiği acıyı ne yapacaksınız? Siyaset gibi en kutlu işi terör örgütüne alet ediyorsanız ne yapacaksınız? Lütfen terörle siyaseti ayır ediniz mi diyeyim? Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanımıza hakaret edecek, yalan söyleyecek. İstanbul İl Başkanı, Canan Hanım devlete, şehide ne dedi? Devlete seri katil, şehide hakaret edecek. Arlanmadan Hızır Bey'in mezarında oy için elini açacak, dua edecek. Milleti kandırmaya çalışacak. Takiyye yapacak.

"BİR GRUP VAR TERÖR ÖRGÜTÜYLE BAĞLANTILI"

AK Parti'nin Cumhur İttifakı'nın tarzı siyaseti var. Muhalif olabilirsiniz. Bir grup ciddi bir şekilde bölücü, Kürdistan teorimi üzerinden yürüyen, Türkiye'ye tuzak hazırlamaya çalışan,  direk terör örgütüyle bağlantılı bir grup var. Diyarbakır'da Yenişehir'de seçmen tipi var, hayat tarzı uymuyor AK Parti'ye, beğenmiyor, sevmiyor, konuşmamızı sevmiyor, CHP'liler daha çok hoşuna gidiyor ama CHP'yi de Diyarbakır'a sokmak istemiyor. Ondan irite oluyor. O zaman ben HDP'liyim diyor. Sandığa gittiğinde HDP'ye oy veriyor. Bir grup da tamamen PKK'yı orada gördüğü için. Burada seçmenle ilgili değerlendirmemiz yok. HDP'nin üst kesimiyle değerlendirmemiz oldu bizim. Adamı oy verdiği için kriminize edemezsiniz. PKK'yla iltisakı varsa oradan bakarsınız.

"GENÇLERİ İSTANBUL'DAN DAĞA GETİRMEK İÇİN YOL BULACAKLAR"

Ben İstanbul'da doğdum, büyüdüm. İstanbul'da hayatımı kazandım, siyaset yaptım. Partim için de benim içim de İstanbul önemli. Burada bir tehlikeyi görüyorum Veis Bey. Bunu herkes görüyor. Ama birileri kulağının üzerine yatıyor. Yatabilirler, yatsınlar. PKK bunlar üzerinden İstanbul'a sızmaya, yeniden hayat bulmaya çalışıyor. Biz Bedirhan bebeğe ne anlatacağız? Şu anda dağa kaç kişi katılıyor. 1 yılda 5 bin 556 kişi katılmış. Şu anda 43 kişi katılmış. PKK denilen terör örgütü insan kaynağı sıkıntısı çekiyor şu anda. Bu sıkıntıyı daha ziyade Suriye hattından tedarik etmeye çalışıyor. En önemli alanlardan birisi Türkiye'dir. Türkiye'den yapabiliyor mu bunu? Toplam 574 terörist etkisiz hale getirildi. HDP gençlik meclislerini toplamaya çalışıyorlar. Tek amaçları dağa, kırsala katılımı tetiklemek. Bunu en sağlayabileceği yer neresi? Biz Doğu ve Güneydoğu'ya basıyoruz. Geçen sene katılan 136 kişinin önemli bölümü İstanbul'dan katılmış. Sezai Temelli 'Bu işten bizim alacağımız var' demiyor mu? Onlara İstanbul'dan parsel verecekler. Elde edecekleri güçlerle birlikte Esenyurt, Gazi Mahallesi, Armutlu, Gülsuyu'ndan, üniversiteden gençleri dağa getirmek için yol bulacaklar.

"ŞİMDİ BUNLAR İSTANBUL'DA HARAÇ ALMAYA BAŞLARLARSA..."

En son Reina saldırısı oldu İstanbul'da. İstanbul'da bir terör olayı yok. Bugün istihbarat, güvenlik kuvvetlerimiz en yüksek düzeyde çalışıyorlar. Arkadaşlarımız büyük bir mücadele ortaya koyuyor. Bu imkanı İstanbul'da nasıl oluşturabiliriz biz. Diyarbakır'da, Şırnak'ta haraç alıyorlardı. Şimdi İstanbul'da haraç almaya başlarlarsa bunu nasıl sağlarız? HDP'yi ortak edenlere soracağız. Siz öneri, tembihat yaptıktan sonra.

"BU İNSANLAR BİZİM KARDEŞLERİMİZ, KIRMAMALIYIZ"

Göç benim meselem. Sorumluluğu da üzerimde. Şahsi meselem değil İçişleri Bakanı olarak. Göç meselesiyle inanın terörle ilgilendiğimiz kadar uyuşturucuyla ilgilendiğimiz kadardan fazla ilgilenen bir arkadaşınızın ben. Afganistan ve Pakistanlı bakanlarla kendi bakan arkadaşlarımdah daha fazla konuşuyorum. Göç bitmeyecek. Pakistan ve Afganistan'ın 100'er milyon artacak. Sağlık, gıda, adalete erişimlere yok. Hedefleri Avrupa'ya gitmek, göç etmek. İran'da bugün 2 milyona yakın Afgan var. Bir kısmı bize geçmeye, bir kısmı orada kalmaya, bir kısmı Afganistan'a geri dönmeye çalışıyor. İran'da ekonomik meselelerden dolayı. Biz bunu yönetmeliyiz ve tedbirini almak durumundayız. Niye doğuda sınırımıza duvarlar yaptık. Çok önemli teknolojik avantajlarla dolu sınırlarımızı donatmaya çalışıyoruz? 2027 sonu itibarıyla bütün deniz sınırlarımızı radarlarla donatıyoruz. Aynı zamanda biz bu toplulukları kırmamalıyız. Gelmemesini temin edecek yöntem bulmalıyız. Bunlar bizim kardeşlerimiz.

"DÜNYA BİZİ SURİYELİLERE SAHİP ÇIKMAKLA HATIRLAYACAKTIR"

Şu soruyu soruyorum kendimi: Bu adamları sınırdışı ediyoruz, bunlar bizim kardeşlerimiz. Bunlar yarın Türkiye ile ilgili kötü bir algı oluşturacaklar. Aslında bu bir tezgâh. Ben bunu yapmazsam oradan akım sürekli devam edecek. Afgan bakanla konuştuğum temel meseleler bunlar. Geçen sene 30 bin kişiye yakın kişi gönderdik. Pakistan da aynı. Bütün bu yapı içerisinde. Şu anda 122 bin kaçak göçmen yakaladık. Yaklaşık 240-250 bin arası yakaladıklarımız. Yakaladıklarımızın 100-110 binini geri göndermek istiyoruz. Biz Ermeni tasarısı tokadı yiyerek büyüdük. Her 24 Nisan'da ödümüz patlardı. Bizi katil bir devlet, soykırımcı bir millet olarak tanıtmak istediler. Tayyip Erdoğan'ın oturttuğu Türkiye insanlığa sahip çıkan bir Türkiye oldu. Bizi dünya 3,5 milyon Suriyeliye sahip çıkmakla hatırlayacaktır. Suriyelileri ölümlü bölgeye mi gönderelim? Bu insanların yüzde 65'i Misak-ı Milli sınırından gelmişler.

"TÜRKİYE'DE 6 AYA KADAR ARAPÇA TABELALARIN TAMAMINI KALDIRACAĞIZ"

Ben nasıl kurallara uyuyorsam Suriyeli de kurallara uyacak. Bu yıl 50 bin kaçak göçmeni sınır dışı edeceğiz. İstanbul'u kaçak göç merkezi yapamayız. Şu anda Göç İdaremizin önemli bölümü burada çalışıyor. İstanbul'da kaçak göçmen bırakmayacağız. Ülkesi neresi ise göndereceğiz. Bugün Suriyelilerin, Afganlıların Türk ekonomisine katkısı var. Çok ağır işlerde Türkiye onlardan istifade ediyor. İstanbul'a söylüyoruz. 6 ay bize süre verin. Herkes bizim kurallarımıza uyacak. Bu kadar açık ve net. Burada nizama ve kurala herkesi uydurmak zorundayız. Türkiye'de 6 aya kadar Arapça tabelaların tamamını değiştireceğiz. Kilis'te yaptık. Bir standart var Türkçe oluyor, altına Arapça yazıyorsa yazsın. Nizam, kural neyse buna herkes uyacak.

"BİR BAKANA HAD BİLDİRİR AÇIKLAMASINI BEN YEMEM"

O grubun yaptığı açıklama hadleri olmayan açıklama. Bu tip işler uzun erimli sürdürülebilen işler değildir. Yaptıkları çok net. Siyaset yapacaksa buyrun başımız üstüne. Ama bir bakana had bildirir açıklamayı yapmak, ben onu yemem.

"İSTANBULLULAR BİNALİ YILDIRIM'I BİR KEZ DAHA DÜŞÜNSÜN"

İstanbul bakalım burnunu nereye çevirecek? Ama İstanbul bunu yaparken bir kıyaslama yapsın. Binali Abi'yi de, CHP'nin adayı Ekrem İmamoğlu ile bir daha kıyaslama yapsın Kadınlar, anneler, gençler bir değerlendirme yapsınlar. Alınan bütün risklerin tamamı gençlerin üzerine, S-400 konusu buna dahil. Biz Marmaray'da büyümedik. İstanbul Binali Yıldırım'ı bir kez daha düşünsün. Dünyada ne varsa Türkiye'de var. Avrasya var, hızlı tren var, dünyanın en büyük havalimanı var. İstanbul tam bunlarla mütenasip bir tercih ortaya koymalı. İstanbul zaman kaybetmemeli. Kim ne yapmış ona bakmalı. Eksik bulunan, eleştirilen taraflar olabilir. Ama günün sonunda Türkiye'ye kazandırmış. İnternetten GSM altyapısına kadar.

"İSTANBUL YÜZDE 5'E EMANET EDİLİRSE HAKSIZLIK YAPARIZ"

Binali Abi, açık oturumda çok dikkatli ve saygılı üslup kullandı. O yayında topluma gösterdiği saygınlık ortaya koydu. İstanbul'u yönetmeye talip, kendi hazırlıklarını ortaya koymuş, samimiyetini nitelemeye çalışan bir kişi olarak ortaya koydu. Karşı taraf da vıcık vıcık bir yapıydı. Yüzüne karşı doğru bilinen birçok şeyi saptırmaya, çarpıtmaya, yalan dünyası oluşturmaya çalıştıran bir yapıydı. Cenab-ı Allah görüyor. 17 yıldır Recep Tayyip  Erdoğan'a sadakatla vefa gösteren Binali Yıldırım var. İstanbul vefayı sever. 2-3 günden beri geçmişte gördüğüm ne kadar insan varsa karşılaşıyorum. Hatta ölecek miyim  diye espri yaptım. İmamoğlu ne yapmış? Beylikdüzü'nü niye konuşmuyoruz diyor bir gazeteci? 37 vadi var ikisini gerçekleştirmiş. 5 yılda 5.4 performans. İstanbul yüzde 5'lik performansa emanet edilirse İstanbul'a haksızlık yaparız.

 SORULAR VE CEVAPLAR

Programın sonunda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, izleyici sorularına yanıt verdi. İşte Soylu'ya yöneltilen sorular ve cevapları: 

Jandarma Subay Astsubay alımı puanı düşecek mi?

Şimdilik böyle bir şey düşünmüyoruz. Çünkü çok müracaat var. Bu da bizim alım zamanımızı etkiliyor

POMEM yaş sınırı düşecek mi?

Şimdilik onda da bir şey düşünmüyoruz

Poliste boy sınırı değişecek mi?

Avrupa'daki uluslararası standart nedir bakacağım. O kadar çokr istiyorlar ki, bir bakacağım, dedikleri nedir.

KPSS için POMEM'de puan barajı düşecek mi?

Yüksekokullar için düşünüyoruz. 70 başlatmıştık. Orada bir müsaviliği dengeyi sağlamak gerekir belkide.

Renk körlüğü kriterleri düzelecek mi?

Arkadaşlar çalışıyorlar, biz bir söz verdik. Uluslararası standartlara bakılacak. Sözümüz söz onlara bakılacak.