Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
Mehmet Çalışkan

İlay Erkök, ilkokuldaydı; öğretmeni, sahnelenecek bir piyes için öğrencilerden bir tirat ezberlemelerini istedi.
Ezberi en iyi olanlar piyese seçilecekti.
Ertesi günü arkadaşları ezberledikleri tiratları tahtaya çıkıp okudu.

Sıra İlay Erkök'e geldi;
"Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!
Düşüncemizin katlanması mı güzel
Zalim kaderin yumruklarına, oklarına
Yoksa diretip bela denizlerine karşı
Dur, yeter demesi mi?"

O yaşlardaki bir çocuğun Hamlet'ten bir tirat ezberlemiş olmasının yanı sıra yorumuyla da öğretmenini ziyadesiyle etkilemişti ama 'Olmak ya da olmamak' onun için piyese seçilmiş olmanın ötesinde anlamlar taşıyordu.

Piyesin sonunda ayakta alkışlanması ve övgü dolu sözler o yaşlarda kanına işlemişti bir kere.
Üniversite çağına geldiğinde soruyorlardı; 'Hangi mesleği seçeceksin?'
Oyuncu olmak istediğini söylediğinde 'Güzel kızsın, olursun' cümlesiyle karşılaşıyordu.
Oysa oyunculuk, kendisi için güzel olmanın ötesinde anlamlar taşıyordu.

İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'ne girdi.
Okulundan, eğitmenlerinden memnundu memnun olmasına ama aklı - fikri oyunculuk eğitiminin yurt dışında nasıl verildiğindeydi. Bir yandan üniversiteye devam ederken diğer yandan yurt dışındaki bir okulda öğrenim görebilmek için hangi şartlara sahip olmak gerektiği konusunda araştırma yapıyordu.

İskoçya Kraliyet Akademisi olan Royal Conservatoire of Scotland'ın iyi bir okul olduğunu öğrendi.
Başvuruda bulunduktan sonra yüreği pır pır eder bir şekilde gelecek cevabı bekledi.

Gelen cevapta Türkiye ile Birleşik Krallık'taki okul kredi sisteminin birbirine uymadığından dolayı akademiye kabul edilemeyeceği yazılıydı. İlkokulda 'Olmak ya da olmamak' tiradını ezberledikten 10 yıl sonra Hamlet'i yazan William Shakespeare'in vatanında oyunculuk eğitimi almak istemişti ama hayalleri yıkılmıştı.

İki ülke arasıdaki okul kredi sisteminin farklı olmasından dolayı akademiye giriş vizesi alamayışı zihninde öylesine yer etti ki bir gece rüyasına giren Kraliçe Elizabeth şöyle dedi; "Bir sıkıntın olduğunda bana yaz kızım. Ben de senin ninen sayılırım."

Sabahleyin allak bullak olmuş zihniyle odasının duvarına bakarken, 'Yoksa bu bir işaret mi?' düşüncesiyle Kraliçe Elizabeth'e yaşadığı sıkıntıyı anlattığı bir mektup yazdı.
Mektubu okuyan saray görevlileri Kraliçe Elizabeth'e mektubu gösterdiler mi yoksa yoksa kendi yetkilerini mi kullandı bilemeyiz ama iki hafta sonra aldığı cevap sorununun çözüleceğine yönelik cümlelerden oluşuyordu.

İlay Erkök, Royal Conservatoire of Scotland'daki sınıf arkadaşlarıyla bir ders sonrasında görülüyor. 

Rüyasında "Bir sıkıntın olduğunda bana yaz kızım. Ben de senin ninen sayılırım" diyen Kraliçe Elizabeth'i gördüğü an, 'O An'ı olan İlay Erkök, üniversite öğrenimini dondurup rol aldığı 'Güneşi Beklerken' adlı TV dizisinden affını istedikten sonra uçağa atladığı gibi Birleşik Krallık'a uçtu.
Yeni başlayan kariyerine Royal Conservatoire of Scotland'daki eğitimi nedeniyle bir buçuk yıl ara veren 20 yaşındaki İlay Erkök, 2015'de Türkiye'ye döndü. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü ile Royal Conservatoire of Scotland'da öğrendiklerini harmanlayarak 2 sinema filmiyle 4 Tv dizisinde kamera karşısına geçti. 

İlay Erkök'ün Glasgow'dan iki anısı;
Bir gün, pencerenin önüne oturmuş dışarıyı seyreder bir halde oyunculuk kariyeri üzerine planlar yapıyordu.
Bir anda kalabalık bir kitle panik halinde sokakta koşuşturmaya başladı.
'Kötü bir şey oluyor' düşüncesiyle kendini sokağa atıp koşuşturan insanların peşine takıldı. Koşarken yanındakilere ne olduğunu, neden kaçtıklarını sordu.
Yanındakiler tuhaf tuhaf bakıp koşmaya devam etti.
Koşuşturan kitle bir yere geldiğinde durdu.
Nedenini orada öğrendi.
Ülkede nadiren açan güneş, bir süreliğine bulutların arasından sıyrılıp kendini göstermişti.
İnsanlar meğer güneşlenmek için koşuşturuyormuş.

Sakatat yemeklerini çok seviyordu ama Glasgow'da sakatat satışı yasaktı.
Bir Türk mahallesine rast geldi. Kasaptan gizli gizli işkembe alıp evde çorbasını yaptı.
Sonra sınıf arkadaşlarını yemeğe çağırıp onlara işkembe çorbası ikram etti.
İşkembe çorbasına, aşırı sirke ve sarımsağa alışkın olmayan yabancı arkadaşlarının tamamının midesi bozuldu.

YARIN: Kıvanç Tatlıtuğ