İSO Başkanı Erdal Bahçıvan İstanbul'daki sanayi kuruluşlarının beklenen depreme hazırlıklı olmadığını belirtti. 

İSO'nun geleneksel Anadolu illeri ziyaretleri kapsamında İstanbullu sanayiciler, bölge iş insanları ile tanışmak, Türkiye ekonomisinin geleceği için yapılabilecek iş birliklerini istişare etmek ve Barış Pınarı Harekatı'na destek olmak üzere Şanlıurfa ve Gaziantep'i ziyaret etti. Şanlıurfa ziyareti kapsamında gazetecilerle bir araya gelen İSO Başkanı Bahçıvan, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Barış Pınarı Harekatı'nda gelinen süreci değerlendiren Bahçıvan, şu an için siyasi anlamda daha pozitif bir süreç içine girildiğini, ABD tarafından yaptırımların kaldırılmasının ekonomi için önemli bir gelişme olduğunu söyledi. Vatan güvenliği söz konusu olduğunda, iş insanları olarak devlete ve orduya her türlü desteği vereceklerini aktaran Bahçıvan, ABD ile bir mutabakata varılmasının mutlaka ekonomiye olumlu yansımaları olacağını, moral açısından da, finans piyasaları açısından da bu sonuçların görüleceğini kaydetti.

'BU YOLUN DAHA ÇOK BAŞI'

Türkiye'nin büyüme hedefleri ve Yeni Ekonomi Programı'na değinen Bahçıvan, İSO'nun açıkladığı Türkiye İmalat Satınalma Yöneticileri Endeksi'nin (PMI) kendileri için en önemli referans olduğunu vurguladı. PMI'in 18 ay sonra ilk defa eylülde 50 rakamını yakaladığını hatırlatan Bahçıvan, şöyle devam etti:

"50 demek, olumlu seviyenin tabanı demek. Yani, çok iyi demek değil ama olumluluğun tabanı... Bir kere, bu rakamın eylül ayında 18 ay sonra 50 çıkmış olması önemli. PMI'ın bize vermiş olduğu rakamı önemsiyorum. Eğer ekim ayında bu yaşadığımız son 10 günkü gelişmeler olmasaydı 50'nin biraz daha yukarı çıkacağını size söyleyebilirdim ama tabii şimdi bu 10-15 günlük duraksama tekrar belki bir basamak aşağı çekebilir. Otomotiv, son ayların en iyi satışını yaptı. Konutta ciddi bir artış var. Perakende sektörü tekrar ciddi şekilde hızlanıyor. Faizlerin düşmesi bunların en önemli nedeni... Faizlerde yakalanan seviye, insanların tekrar gecikmiş olan tüketimlerini harekete geçirme noktasında moral veriyor. Bu yolun daha çok başı... Türkiye'nin geçmiş olan kayıpları toparlaması için daha zamana ihtiyacı var ama son bir yıldır yaşadıklarımız içerisinde bugüne baktığımız zaman bardağın dolu tarafında en azından işaretleri, tünelin ucundaki ilk ışıkları görmeye eylül ayında başladık."

'ÖNÜMÜZDEKİ AYLAR DAHA OLUMLU GEÇECEK'

Erdal Bahçıvan, gelinen süreçte, ekonomide önümüzdeki ayların daha olumlu geçeceğini, o umut ışığının gözüktüğünü ifade ederek, risklerin de konuşulması gerektiğini, dünyadaki gelişmelerin çok hoş gitmediğini, ülkelerin satın alma güçlerinin ve satın alma trendlerinin düştüğünü söyledi.

Bahçıvan, "Dünyada pazar imkanları, pazar koşullarının maalesef önümüzdeki süreçte giderek daralmaya başlayacağının işaretlerini görüyoruz. Küçülme oranlarındaki sürekli yenilemelere baktığımız zaman giderek daha negatifleşen, daha kötümserleşen bir tablo var. İç pazar bu sefer sanki bizim için biraz daha önümüzdeki ayların kurtarıcısı olacak ama ihracatta biraz zorlanacağız gibi... Bunun işaretleri geldi." ifadelerini kullandı.

Ülkelerin korumacılık önlemlerini hatırlatan Bahçıvan, dünyayı bekleyen en büyük belirsizlik ve tehdidin de bu olduğunu vurguladı.

'KURDAN KAYNAKLANDI'

İSO Başkanı Bahçıvan, enflasyon ve kur konusuna değinirken, şu görüşleri dile getirdi:

"Enflasyonu besleyecek en önemli risk, kur... Bizim şu anda, kabul edelim ki, talep noktasında çok güçlü bir enflasyon riskimiz yok. Türkiye'nin maliyet enflasyonu sorunu zaten son 2 yılın en büyük problemiydi. O da kurdan kaynaklandı. Tahmin yapmayı sevmem, tahmin yapmak da istemem ama kurla ilgili düşüncem, geçtiğimiz 10 günde kur 5.80-5.90 bandını eğer geçmediyse kurda özellikle yaşadığımız o büyük sıçramayı, zıplamayı artık beklemiyorum. Kur tarafından enflasyonu bozacak, enflasyonu zorlayacak bir sebep kısa vadede gelmeyecek diye düşünüyorum.

Cari açık... Şu anda gözüken, o ki önümüzdeki orta vadede, Türkiye'nin başına bela olmayacak bir noktada. Yani cari açık sorununu biz belli bir dönem kolay kolay yaşamayacağız. Toplumun muazzam bir döviz tasarrufu var. Yani 200 milyar dolara yaklaşan bir döviz mevduatı var. Bu önemli bir sigorta... Bu kadar yüksek bir döviz mevduatı, piyasaların şu anda belki kilitlenmesi için bir neden ama öbür taraftan da kurun dengelenmesi açısından bir sigorta."

'VOLKSWAGEN ÇOK ÖNEMLİ BİR YATIRIM'

Erdal Bahçıvan, Türkiye'nin yabancı yatırımcı için avantajlarına değinirken, bu koşulların devam etmesi halinde Türkiye'nin dünya finans piyasalarından para çekmekte zorlanmayacağını söyledi.

Yabancı sermayenin Türkiye'ye girişi noktasında önemli ve sevindirici gelişmeler yaşandığına işaret eden Bahçıvan, şunları kaydetti:

"Volkswagen, çok çok önemli bir yatırım ama bunun dışında da farklı sektörlerde, özellikle de sanayide, imalat sektöründe şu anda ilginin, yüksek demeyeyim ama orta-yüksek olduğunu söyleyebilirim. Şu anda masada bitmek üzere olan sadece benim bildiğim 3-5 tane ciddi diyebileceğimiz boyutta işlem var. Yani Türkiye'nin her şeye rağmen bir yabancı sermayeye fırsat verdiğini, yabancı sermaye açısından tercih edilen bir ülke olduğunu görmek açısından önemli. Borsaya belki ciddi anlamda bir şey gelmiyor ama stratejik yatırımlar noktasında önümüzdeki günlerde duyduğumuzda etkileneceğimiz rakamlar olacak. Özellikle Avrupa dışında, mesela Japonya'dan enteresan bir ilgi var. Yanı sıra Hindistan’dan enteresan, stratejik ilgiler var."

Volkswagen yatırımı konusunda da Türkiye'nin çok doğru bir yer olduğunu vurgulayan Bahçıvan, sektör profesyonellerinin de bu şekilde düşündüğünü ifade etti.

Bahçıvan, "Volkswagen kesinleşirse ben tekrar Avrupa'dan da, onu referans alacak olan yatırımcıların da Türkiye’ye döneceğini bekliyorum. Döviz, enflasyon, faiz denkleminde, önümüzdeki süreçte, geçtiğimiz 1.5- 2 seneden daha olumlu bir 1.5-2 sene olacağını tahmin ediyorum." dedi.

BÜYÜMENİN KALİTESİNE VURGU

İSO Başkanı Bahçıvan, Türkiye'nin büyüme rakamları ve hedefleri konusunda değerlendirmelerde bulunurken, büyümenin rakam olarak değil, nitelik olarak konuşulması gerektiğini söyledi.

Bahçıvan, "İnşaattan beslenen bir yüzde 6-7'lik büyüme yerine kaliteli, nitelikli bir imalat sanayisinden beslenen yüzde 2- 2.5'luk büyümeyi tercih ederim. Sanayici olduğumdan değil, ülkenin istikrarı ve huzuru için tercih ederim. Artık çok büyük, devasa büyüme rakamları yerine, bizi belli bir vadeden sonra farklı dar boğazlara ve farklı açmazlara sokmayacak nitelikli bir orta boy büyüme, Türkiye için daha tercih edilebilir bir ekonomik model olarak öne çıkmalı. Büyümeyi nereden oluşturacağımız noktasında vereceğimiz kararlar, büyüme rakamından çok daha önemli" şeklinde konuştu.

Merkez Bankası'nın önümüzdeki toplantısından çıkacak kararına ilişkin değerlendirmesi sorulan Bahçıvan, "Merkez Bankası kararlarına hiç girmeyi uygun bulmuyorum ama başlamış olduğu sürece biraz daha devam edecek gibi görünüyor. Oran vermek istemiyorum ama yine bir adım atacaktır. Bu adım, bir adım mı, 2 adım mı, 3 adım mı olur, bilemem ama adım atacaktır gibi geliyor." dedi.

'HATALARDAN DERS ALMAMIZ GEREKİYOR'

Erdal Bahçıvan, Türkiye'deki bankacılık sistemine ilişkin soru üzerine, şunları kaydetti:

"İmalat sanayinde takipte olan krediler var ama en azından yüzdürülme kapasitesi var. Burada maalesef bankacılarımızın çok rahat birtakım sektörlere kredi verdiği gerçeğini herkesin kabullenmesi gerekiyor. Geleceğe dair eğer birtakım yeni modeller çıkartmak istiyorsak geçmişteki yanlışlardan, hatalardan ders almamız gerekiyor. Türkiye'nin alması gereken en büyük ders; 'Bu kredileri verirken biz nerede hata yaptık?', 'Bu kredileri nasıl bu kadar rahat dağıttık?', 'Bu kredilerin başarı primleri birilerini çok mu cezbetti?', 'O başarı primleri, başarı ödülleri bazı ana gerçeklerden bizi daha mı uzaklaştırdı?'

Şimdi KGF'de de aynı şeyler yapılıyor. Sen KGF'yi bir teminat olarak görüp o teminat noktasında verdiğin kredinin kalitesini ölçmeden veriyorsan bu maalesef samimiyetsizliğe girer. Yani orada bankalar, KGF teminatını almak kadar o KGF teminatını getiren kredi talebinin de nasıl bir kaliteye döneceğinin hesabını yapmalılardı. Türkiye'deki bankacılık sisteminin kredi verme becerisini ve refleksini gözden geçirmesi herhalde gerekecek."

İSO Başkanı Bahçıvan, Türkiye'de sadece bankaya dayalı finansman sağlama koşullarının sona ermesi gerektiğini, sadece bankaya dayalı finansman sağlamakla gidilebilecek olan yolun bu kadar olduğunu söyledi.

'BUNDAN DAHA ÖTESİNİ TAŞIMAK MÜMKÜN DEĞİL'

Sanayinin, bankadan finansman sağlama olayı yerine yeni alternatifleri mutlaka ortaya koyması gerektiğini vurgulayan Bahçıvan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Birincisi, sermaye piyasalarının güçlenmesi, mümkün olduğu kadar reel sektörün kendisini, sermaye piyasalarından destekleyecek, sermayeyi, öz sermayeyi güçlendirecek kaynaklar bulabilmesi gerek. İkincisi, uzun vadeli kalkınma bankası... Özellikle yeni yatırımlar konusunda kalkınma bankası tipli, uzun vadeli kredi verebilecek olan sanayiye bir mekanizmanın oluşması gerek. Mevcut piyasa koşullarındaki bir banka ilişkisiyle artık bu işin gelebileceği yer bu kadar... Yani bundan daha ötesini taşımak sanayi açısından hakikaten mümkün değil. Burada yüzde 50-55'lik faiz oranlarıyla bu işi döndürme noktasında artık yolu sonuna gelindi."

Bahçıvan, kredi maliyetlerinde gelinen noktanın geçen yıla göre oldukça düzelmesine karşın yeterli olmadığını, orada daha gidilecek yolun bulunduğunu söyledi.

'DEPREM ÇOK SENEYİ RİSKE ATAR'

Erdal Bahçıvan, İstanbul'un bir deprem tehdidi altında olduğunu herkesin kabullenmesi gerektiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Bugün Türkiye'yi bekleyen herhalde en büyük risk, Allah korusun, İstanbul'da olacak güçlü bir deprem... Eğer o düşünülen ve endişelenilen boyutta bir depremle karşı karşıya kalırsak bu ülkenin 3-5 senesini değil, çok senesini ciddi anlamda riske atar. Bu konuda hiçbirimiz hazır değiliz. Bireyler olarak hepimizin bu konuda eksiğinin çok fazla olduğunu düşünüyorum. Sanayi de bunlardan bir tanesi. Depremle ilgili öz eleştirimizi yapmak, yapabileceklerimizi öne çıkarmak adına İSO olarak, sorumluluğu güçlü bir şekilde almaya kararlıyız. Yönetim kurulunda bu konuyu biz ciddi anlamda tartışıyoruz.

İstanbul'daki tüm sanayi firmalarının hakikaten samimi ve sağlıklı bir check-up’ının yapılması gerek. Bu check-up neticesinde, uygun olmayan firmaların da çok hızlı bir şekilde dönüşümlerinin yapılması lazım. Kabul edelim ki, sanayi tesislerimizin İstanbul içerisinde önemli bir bölümü eski binalar ve çok katlı binalar... Her sektörün kendi öz eleştirisini en sağlıklı şekilde yapması gerek. Bu konuda artık üç maymunu oynama dönemimiz bence bitti."

'SÖYLEMEZSEM VEBAL ALTINA GİRERİM'

İSO Başkanı Bahçıvan, olası bir depremde, sanayicilerin bulunduğu binalar konusunda İstanbul'da bir tehdidin olduğunu, bunun artık açık açık konuşulması gerektiğini söyledi.

Bahçıvan, devamla şunları kaydetti:

"Yani bunu çekinmeden de söylüyorum; bakın, tehdidimiz var İstanbul’da... Yani bunu söylemezsem ben vebal altına girerim. İstanbul, sanayi şehri... 'İstanbul'un sanayi şehri olması önemli' derken böylesi önemli bir riski de ortaya koymak durumundayız ve bütün sanayicilerimizle de bunu açık açık konuşacağız. 5.8 hepimizi tekrar uyandırdı. Yani hepimizin uyanık kalması lazım. Bu iş hakikaten ülke için, evlatlarımız için bizi bekleyen en büyük risk. Yani hepimizin bu konuyu sürekli gündemimizde tutmamız gerekiyor. İşte bir anda geldi, salladı. Yani bu duruyor duruyor vuruyor ki bugün yüzde 99'da da mutabakat var; büyük bir deprem geliyor. 20 sene sonra gelsin, 15 sene sonra gelsin ama yani bu gelmeyecek rahatlığında, umursamazlığında olma lüksümüz yok.

İstanbul sanayisinin dönüşümü konusunda bir metodoloji belirleyeceğiz. Burada herkesin, masadaki ortakların bir şekilde el ele verip çözüm bulması gerek. Sanayici olarak bu sorumluluğu kendi adımıza gündemimizde tutacağız. Bunu hasıraltı etmeme noktasında kendi adıma son derece kararlıyım çünkü bunu bir vebal olarak görüyorum."

'İSTANBUL'A ÇOK YÜKLENDİK'

Erdal Bahçıvan, İstanbul'un marka değerinin artırılması, bir şehri "marka şehir" hale getirmek için o şehrin pahalı olması gerektiğini söyledi.

İstanbullu sanayicinin Anadolu'daki kentlere yatırım yapması için verilen teşviklere değinen Bahçıvan, taşınma teşvikinin bu anlamda yatırımları ivmelendireceğini vurguladı.

Bahçıvan, "İstanbul'u bizim artık cezbetme noktasından çıkartmamız gerekiyor. Çok yüklendik İstanbul'a... Deprem de belki bunun en önemli uyarıcısı..." diye konuştu.