Dünya genelinde çok nadir görülen fakat son yıllarda sıklıkla adından söz edilen bir hastalık olan kaçış sendromu, ani şoklara sebep olabilen ve uzun süreler boyunca tekrarlayan krizlere yol açan oldukça tehlikeli bir hastalıktır.İşte kaçış sendromu nasıl bir hastalıktır, belirtileri ve nedenleri nelerdir ve tedavisi mümkün müdür gibi merak edilen soruların cevaplarını sizler için araştırdık.

KAÇIŞ SENDROMU NEDİR?

Vücuttaki en küçük kan damarına verilen isim kılcal damar veya kapilerdir. İşlev bazında atardamarlar ile toplardamarları birleştiren kılcal damarlar, dokularla etkileşimi gerçekleştiriyorlar. Yani sistemik kapiler kaçak sendromu (SCLS) hastalığında nedeni henüz sebebi kesinleşmeyen bir şekilde damardaki sıvı dışarıya sızıyor. Bu aşamada yaşamsal faaliyetler için önem geliştiren, dokuları onaran albümin seviyesinin de düştüğü gözlemleniyor. Hastaların büyük çoğunluğunda görülen SCLS ile venöztromboemboli riski altındayken, şok ve masif ödem gibi etkiler ölümcül sonuçlar doğuruyor. Kılcal damar içerisindeki sıvı çıkış miktarındaki ani ve hızlı değişimler anlamına gelen kaçış sendromu hastalığı için çok belirgin bulgulara henüz rastlanmadı. Fakat kılcal damardan dışarı sızan sıvının zamanla akciğer, kalp, karın gibi organlara ve kaslara inerek bu bölgelerde biriktiği görülüyor. Bu aşamada hastada meydana gelen ataklar problem olmaya başlıyor.

KAÇIŞ SENDROMU BELİRTİLERİ NELERDİR?

Genellikle üst solunum enfeksiyonları belirtileri ile aynı semptomlara sahip olan “Sistemik Kapiller Kaçış Sendromu” hastalığı süreci son aşamaya kadar oldukça belirsiz ve hissedilmeyecek şekilde gerçekleşiyor. Hastalığının tanısı koyulankişilerde genellikle yıllar boyunca herhangi bir belirti görülmez ve kişi normal bir şekilde hayatını sürdürmeye devam edebilir. Nedeni bilinmeyen bir şekilde oluşan ataklar sonucunda hastalığın belirtileri ortaya çıkar. Bu durum hastada ayda bir tekrarlayabileceği gibi bazen bir ataktan sonra bir sonraki atağın ortaya çıkması yıllar sonra gerçekleşebilir. Genellikle tekrarlayan şoklar ve ataklar ile kendini belli eden kaçış sendromunda krizlerden 24 saat önce gribal enfeksiyon benzeri belirtilere rastlanabilir. Bunlar ateş yükselmesi, yorgunluk, halsizlik, kas ve eklem ağrısı gibi belirtilerdir. Bunun haricinde hastalığın aktifleştiği dönemlerde görülen en yaygın belirtileri ise aşağıda sıralanmış şekildedir.

  • Tansiyon düşüklüğü
  • Kanın yoğunlaşması
  • Baş dönmesi
  • Karın ağrısı
  • Bulantı ve kusma
  • Vücudun belirli bölgelerinde oluşan şişlikler
  • Bağırsaklarda ödem oluşumu
  • Karında asit birikmesi
  • Şok
  • Ayrıcabu hastalarda, damar dışına sıvı difüzyonu nedeniyle kalp ve akciğer zarında sıvı birikmesi geliştiğinden kalp ve akciğer yetmezliği görülebilir ve buna bağlı olarak da yaşamı tehdit eden tehlike durumları ortaya çıkabilir.

KAÇIŞ SENDROMU NEDENLERİ NELERDİR?

Sebebi henüz açıklanamayan bir şekilde damarların dışına sızanprotein, mineral ve sıvı geçişi nedeniyle bedene hasar verici ciddi şok tablolarına neden olan bu hastalıkta, damarların içinden vücudun çeşitli kısımlarına sıvı kaçışında rol oynayabilecek çeşitli olasılıklar üzerine durulsa da hastalığın oluşumuna yol açan kesin nedenler tam olarak bilinmiyor. Bununla beraber hastalığın nedenlerine yönelik olarak son yıllarda yapılan araştırmalar dahilinde hematolojik hastalıklarda kullanılan r takım ilaçlar başta olmak üzere, özellikle bazı ilaç türlerinin kaçış sendromu oluşumuna zemin hazırlayabildiği tespit edilmiştir. AyrıcaKemik iliğinden ve lenfatik sistemden kaynaklanan hastalıkların, bazı enfeksiyon türevli hastalıkların, ağır sepsis tablolarının, karbonmonoksit zehirlenmelerinin, lenfoma ve hemofagositik sendrom gibi bazı hastalıkların da kapiller kaçış sendromuna neden olabileceği üzerinde bir takım görüşler de bulunmaktadır. Bunların dışında kedi ve köpek gibi hayvanların dışkılarının da bu hastalığın gelişiminde rol oynayabileceği kesinleşmemiş olsa bile düşünülmektedir.

KAÇIŞ SENDROMU TANISI NASIL KOYULUR?

Kapiller kaçış sendromu yada kaçış sendromu hastalığın tanısı, hastanın genel öyküsü ve klinik bulguları birlikte değerlendirilerek konulur. Tansiyon düşüklüğü (hipotansiyon),kanın yoğunlaşması (hemokonsantrasyon),kandaki albümin düzeyinde 0,5 mg/dL ve üzerindeki düşüşler (hipoalbuminemi) ile lokal veya vücut geneline yayılmış ödem belirtileri ile başvuran hastalarda yapılan detaylı muayeneler sonucunda hastalığın tanısını destekler düzeyde belirtiye rastlanması halinde Sistemik Kapiller Kaçış Sendromu teşhisi konulur. Hastalarda en sık rastlanan sorunlardan biri tansiyon düşüklüğüdür. Sistolik kan basıncı değerinin 90 mmHg'nin altında olması veya ataklar sırasında kan basıncında ani olarak 40 mmHg ve üzerinde düşüşler görülmesi durumu bu hastalığın karakteristik özellikleri arasında yer alır. Bu hastalar genel olarak sağlık taramasından geçirilmeli, varsa kronik hastalıklarının veya atak oluşumuna sebep olabilecek başka sağlık sorunlarının tespit edilmesi halinde bu hastalıkların tedavisine yönelik tedavi süreci başlatılmalıdır. Sistemik Kapiller Kaçış Sendromu Şok ya da ataklarında durumun erken dönemde teşhis edilmesi ve tedavinin bir an önce başlatılması büyük önem taşıdığından özellikle ağır septik durumlar(kan zehirlenmesi) içerisinde bulunan hastalarda kaçış sendromu gelişimi ihtimali üzerinde mutlaka durulmalı  ve derhal gerekli tanı testleri yapılmalıdır. 

KAÇIŞ SENDROMU TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?

Sistemik KapillerKaçış sendromu hastalığının henüz bilinen herhangi bir kesin tedavisi olmayıp genellikle hastalığın yol açtığı sorunları iyileştirmeye yönelik tedaviler uygulanır. Sebep olduğu ataklar nedeniyle gündelik yaşamı büyük ölçüde olumsuz etkileyen bu hastalık aynı zamanda yol açtığı sorunlar nedeniyle vücudun diğer doku ve organlarının da işleyişini bozarak farklı hastalıkların oluşumuna zemin hazırlayabilir. Hastalığın tedavisinde temel amaç, atakların önlenmesidir. Bu atakların önlenmesi için bazı durumlarda gribal enfeksiyon tedavisinde kullanılan birtakım antibiyotikler ile bronşit ve astım tedavisine yönelik ilaçlardan yararlanılır. Krizlerin önlenebilmesi için sürekli ve düzenli olarak tansiyon ölçümü yapılmalı, gerekli durumlarda tansiyonun normal seviyelere getirilebilmesine yönelik ilaç tedavisi uygulanmalıdır. Hastalığın tanısını almış olan bireylerde stres, kaza ve yaralanma gibi travmalar  atakları tetiklediği için kişiler kendilerine ve sağlıklarına gerekli özeni göstermelidir. Kapiller kaçış sendromu hastalarında ayrıca alerji testi yapılarak kişinin hassasiyetinin olduğu maddeler en ince ayrıntısına kadar belirlenmeli, atak oluşumuna sebep olabileceği için hastalar alerjen maddelerle temastan kesinlikle kaçınmalıdır.

Eğer size de kaçış sendromu tanısı koyuldu ise hastalığın ciddiyetinin bilincinde olmanız ve düzenli olarak sağlık kontrollerinizi yaptırmalısınız. Genellikle bu hastalığın teşhisi koyulmuş hastaların, krizlerinden bir gün öncesinde grip benzeri belirtiler gözlemlenmekle birlikte, hastaların bu gibi problem yaşadıkları anda gecikmeksizinderhal bir sağlık kuruluşuna başvurarak kaçış sendromu hastası olduğunu ve kriz öncesi belirtilerini yaşadığının bildirilmesi gerekir. Hastalığın tamamen önüne geçilebilmesini sağlayan kesin bir tedavi tekniği henüz geliştirilmemiş olsa da, oluşan ataklar sırasında yaşamsal fonksiyonların korunabilmesine yönelik tedbirler alınarak sürecin sorunsuzca tamamlanması mümkün olabilmektedir. Gelişen ataklar esnasında kişi derhal kontrol altına alınmaz ve gerekli tedavi uygulanmaz ise organlarda kalıcı hasarlar oluşabilir ve yaşamı tehdit eden tablolar ortaya çıkabilir. Bu nedenle hekiminiz tarafından önerilecek olan tedavi planına uyum sağlamanın yanı sıra olası bir kriz durumunda yapılması gerekenler konusunda yakınlarınızı da bilgilendirmeli, acil bir durum söz konusu olduğunda derhal hastanelerin acil servislerine başvurmalısınız.

1881 -
1938