Kayseri turizmi için yeni hamle: Tomarza Böke Kano Projesi
Kayseri'nin turizm değerlerine yen bir boyut kazandırmak isteyen Valilik ve Büyükşehir Belediyesi, sporun ve doğal güzelliklerin iç içe geçtiği Tomarza Böke Kano Projesi'ni hayata geçirmeye hazırlanıyor. Proje ile, Kayseri'nin yalnızca spor değil, aynı zamanda doğa ve macera turizmi açısından da önemli bir merkez haline getirilmesi hedefleniyor
Kayseri Valiliği ve Kayseri Büyükşehir Belediyesi, şehirdeki turizmi canlandırmak ve sporun yaygınlaştırılmasına öncülük etmek amacıyla "Tomarza Böke Kano Projesi"ni hayata geçirmek için kolları sıvadı.
Büyükşehir Belediyesi'nden yapılan açıklamaya göre, 2024 Avrupa Spor Şehirleri arasında "Yılın En İyi Spor Şehri" seçilerek "Altın Bayrak" kazanan Kayseri'de, "Tomarza Böke Kano Projesi" ile spor ve turizmin kesişim noktasında önemli bir adım atılacak.
Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ufuk Sekmen ile Etüd ve Projeler Daire Başkanı Murat Baltacı, Tomarza Kaymakamı Ali Buzkaya'yı makamında ziyaret ederek, proje ile ilgili toplantı gerçekleştirdi.
REKLAM
Yapılan son toplantıda proje detayları gözden geçirildi. Kayseri Valiliği ve Büyükşehir Belediyesi'nin iş birliğiyle yapılan çalışmaların hızla ilerlediği ve projenin kısa sürede ihaleye çıkacağı belirtildi. Toplantıda, Tomarza AK Parti İlçe Başkanı Turgut Koç da hazır bulundu.
Kayseri'nin Tomarza ilçesi Böke Mahallesi'nde, doğal güzellikleriyle göz kamaştıran Zamantı Irmağı boyunca kano yapma imkânı sunacak bu proje, doğayla iç içe spor yapmayı sevenler için yeni bir rota oluşturacak. Projenin, Kayseri'yi yalnızca spor değil, aynı zamanda doğa ve macera turizmi açısından da önemli bir merkez haline gelmesi hedefleniyor.
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç da geçen yıl ağustos ayında gerçekleştirdiği Tomarza ziyaretinde, hem sporun yaygınlaştırılması hem de bölgesel kalkınmanın desteklenmesi amaçlanan Tomarza Böke Kano Projesi'nin uygulama alanı Zamantı Irmağı'nda kanoya binerek kürek çekmişti.
ÖNERİLEN VİDEO
Dervişoğlu: Bu cüretkarlık nereye kadar gidecek
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Tıpkı birinci ihanet sürecinde olduğu gibi yine bayrağımıza el uzatıldı. Bayrak indirene edilecek muamele nasıl unutulmuştur? Bu cüretkarlık nereye kadar gidecek, bu mevzi nereye kadar çekilecektir?" dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBM... İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Tıpkı birinci ihanet sürecinde olduğu gibi yine bayrağımıza el uzatıldı. Bayrak indirene edilecek muamele nasıl unutulmuştur? Bu cüretkarlık nereye kadar gidecek, bu mevzi nereye kadar çekilecektir?" dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Dervişoğlu, dünyada ve bölgede önemli değişimlerin hızla gerçekleştiğini belirterek, "Hangisinin hayır hangisinin şer getireceği ise henüz oldukça belirsiz. Belirsizlik ise risk demektir. Her sahada paylaşım mücadeleleri yaşanmaktadır. Bu mücadelelerin hemen hepsi ise sıcak çatışma ihtimalleri barındırmaktadır. Defaatle dile getirdiğimiz üzere, dünya eskiyle yeninin kesişim alanında geçiş sancılarını yaşamaktadır. İYİ Parti'nin birinci önceliği ise Türkiye'ye ve milletimize çektirilen acıların, sancıların sona erdirilmesidir. Türk milleti, 25 yıldır aynı bahaneleri dinliyor. 'Suriye'de savaş var, hele durun', 'Rusya'da durum kritik, şimdi bekleyin', 'Biz büyük işler peşindeyiz, aman dayanın'; oysa insanımız, tüm hayatını, en basit ihtiyaçlarına, en temel haklarına ulaşmayı bekleyerek geçiriyor. Açık söyleyeyim, kimse de bu numaraları yutmuyor. Aç karınlar yalanlara tok, bu sözlerle karın doymuyor. Allah aşkına; asli görevinize, milletin refahını, güvenini ve mutluluğunu sağlamak vazifenize ne zaman ne olunca döneceksiniz? Sabır, gelip geçici olaylarda dilenir. Metanet, istisnai olanı atlatmaya ilişkindir. Siz, acılara alışmamızı bile değil, çileyi huy edinmemizi istiyorsunuz" diye konuştu.
'HER GÜNAHI HELAL KILDILAR'
Türkiye'de hem güvenlik hem de emniyet sorunu olduğunu söyleyen Müsavat Dervişoğlu, "Türkiye, genel bir asayiş krizi yaşamaktadır. Mafya dizisi çeke çeke, akşamları da bunları izlete izlete, çocuklarımızı bu rollere özendire özendire, sokakları mafya düzenine mahkum ettiler. Türkiye'yi Latin Amerika'ya çevirdiler. Meşru olanı, makul olanı, muteber olanı bitirdiler. Diplomasına güvenmiyor çocuk, iş bulacağına inanmıyor, yuva kurmayı hayal dahi edemiyor. Cebi boş, babasına bakıyor, pazarda sebze arayan annesine bakıyor, sürünen dedesine bakıyor. Diğer yanda da plazaları izliyor, spor arabalara, villalara, teknelere bakıyor ve diyor ki orada 'Sizi bu hayattan kurtaracağım. Size bunu yaşatan ülkeden intikam alacağım'. Kumar reklamları düşüyor önüne, bahis sitelerinin mesajları geliyor. 'Neden olmasın' diyor, 'Ne kaybederim' diyor. Çünkü seçimle iş başına gelenler, onlara kaybedecek bir şey bırakmadı. Onlara seçenek bırakmadı. Kazanmanın her yolunu mübah, her günahı da helal kıldılar. Bu sebeple ortada kırılması gereken, katılaşan bir döngü vardır. Şahısları, siyaseti, partileri, ideolojiyi, mezhepleri veya etnik kimlikleri bir kenara bırakın. Hepimizin, gözümüzden sakındığımız evlatlarımız var. Buna bir baba olarak isyan ediyorum. Ant olsun, yemin olsun. Türkiye'yi bir suç cennetine çevirenleri, masumlara her gün kabus yaşatanları affetmeyeceğim. 3 yılda bir af çıkartanları, katili, torbacıyı, sapığı baş tacı edenleri, talimatla iş yapanları, yasaları uygulamayıp, devlet gücünü kendilerine zırh yapanları asla affetmeyeceğim. Siz de affetmeyin. Çocuğunuz ekmek almaya giderken, okula, işe giderken eliniz yüreğinizdeyse, affetmeyin. Sorumsuz yetkili iktidarı affetmeyin. Yetkisiz sorumlu ortaklarını affetmeyin" ifadelerini kullandı.
'BU CÜRETKARLIK NEREYE KADAR GİDECEK'
Dervişoğlu, 'Terörsüz Türkiye' sürecine ilişkin, "Bu orta oyununda yine aynı yere geldik, tam da tahmin ettiğimiz gibi tam da ikaz ve ihtar ettiğimiz gibi. Tıpkı birinci ihanet sürecinde olduğu gibi yine bayrağımıza el uzatıldı. O gün Diyarbakır'da kolordumuzun nizamiyesindeki bayrağımızı indirenler, bu kez de Nusaybin'de aynı ihanete cüret ettiler. Bu durumdan daha vahimi ise o bayrağı indirenlere karşı ne yapıldığıdır. Türkiye'de devlet refleksi bu kadar mı körelmiştir? Bayrak indirene edilecek muamele nasıl unutulmuştur? Bu cüretkarlık nereye kadar gidecek, bu mevzi nereye kadar çekilecektir? Her iki ihanet sürecinin sebebi de sonucu da aynıdır. İlk günden söyledim; 'PKK Kürtlerin temsilcisi değildir. Bu ülkenin Kürtlerini PKK'yla özdeşleştirmeyin' dedim. 'Böyle giderse, örgütün 40 yılda yapamadığını, 1 yılda siz yaparsınız' dedim. Allah'tan Kürt kardeşlerimizin feraseti, bu akılalmazlığa direndi. Şimdi kalkmış, Suriye'deki gelişmeleri sanki zafermiş gibi sunmaya kalkıyorlar. İçindeki en etkili silahlı unsur olan PKK'yı perdelemek için uydurdukları SDG, Fırat'ın batısından süpürülünce, bunu uluslararası bir başarı gibi sunuyorlar. SDG'nin dağılması, içindeki YPG unsurlarının süpürülmesi elbette gereklidir. Ama dikkatinizi çekerim, yine mutfakta biri var ve yine bize başka bir film izletiyorlar. Şam hükümetiyle mutabakata varamayan YPG, kendine 'Doğal bölge' ilan ettiği alana çekiliyor. PKK, 'medya' diye ilan ettiği alanlarda Türkiye'ye 40 yıl kan kusturdu. 'Yeni bir alan mı yaratılıyor' diye kimse sormuyor mu? Bu iş, federatif bir yapıya, bir terör devletinin kuruluşuna doğru gidiyor. Türkiye'yi yeni ve daha büyük bir beka sorununa doğru itiyor" açıklamasında bulundu.
Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz. Detaylı bilgi almak için ‘Çerez Politikasını’ ve ‘Aydınlatma Metnini’ inceleyebilirsiniz.