Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Keşfet Cüneyt Arkın, bir oyuncudan fazlası

        Türk sinema tarihi; toplumsal dönüşümlerin, ekonomik krizlerin ve teknik imkânsızlıkların ortasında kendi mucizesini yaratmış bir Yeşilçam gerçeğine ev sahipliği yaptı.

        Bu mucizenin merkezinde, Cüneyt Arkın, yalnızca bir oyuncu olarak değil; bir endüstriyel kurtarıcı, bir sosyolojik figür ve bir fiziksel adanmışlık simgesi olarak yükseldi.

        TÜRKİYE'NİN HİKÂYESİNİ ANLATTI

        Cüneyt Arkın, romantik bir taşra gencinden epik bir kahramana, oradan bilinçli bir işçi önderine ve nihayetinde yozlaşmış bir düzene tek başına kafa tutan bir infazcıya dönüşürken aslında Türkiye'nin hikâyesini anlattı. Arkın'ın kariyeri; köyden kente göçün, siyasi kutuplaşmaların, askeri darbelerin ve neoliberal dönüşümün toplumun üzerinde bıraktığı derin izlerin ve sosyopolitik hafızanın en güçlü arşivlerinden biri olma özelliğine sahip.

        1964'ten bu yana hem Türkiye hem de Türk sineması büyük dönüşümlerden geçti. Ancak Cüneyt Arkın, yaşanan tüm bu değişimlere rağmen her yeni neslin hayranlığını kazanarak kendini geleceğe taşımayı; zamansız bir ikon olmayı başardı. Asıl mesleği tıp doktorluğu, asıl adı ise Fahrettin Cüreklibatır olan Cüneyt Arkın markasına dönüşme hikâyesi, Türkiye'nin ortak hafızasını ve sinema endüstrisinin dinamiklerini anlamak için eşsiz bir laboratuvar örneği sunuyor.

        Peki, Cüneyt Arkın'ı Türk sinema tarihinde ikonik ve yeri doldurulamaz kılan temel dinamikler nelerdir?

        Yakışıklılığıyla oyunculuğa başlayan birinin, sarsılmaz bir azim, entelektüel derinlik ve benzersiz bir fiziksel disiplinle nasıl evrensel bir aksiyon ikonuna dönüşebileceğinin dünyadaki en net örneklerinden biri Cüneyt Arkın oldu. Popüler sinemanın formüllerini toplumsal gerçekçilikle harmanlamış; Anadolu insanının kahramanlık arayışını, adalet arzusunu ve estetik beklentilerini tek başına göğüslemiştir. Arkın'ı bugün de önemli ve ölümsüz kılan unsur, sinemaya ve bu topraklara duyduğu, bedeli kemik kırıklarıyla ödenmiş o sonsuz adanmışlıktı.

        "BİR KERE BİLE ŞİKÂYET ETMEDİM"

        "O kadar çok yaralandım ki… Bir kere bile şikâyet etmedim. Eşimle, çocuklarımla az vakit geçirme uğruna bu mesleği birçok kez ölüm pahasına icra ettim. Bunlara rağmen nasıl şikâyet edebilirdim ki? Şikâyet etmem aileme, mesleğime, çalışma arkadaşlarıma ve beni her daim yüceltip Fahrettin Cüreklibatır’dan Cüneyt Arkın’a dönüştüren Türk halkına ihanet etme anlamına gelirdi."

        Cüneyt Arkın sinemasının en ayırt edici niteliği, onun bedenini bir enstrüman gibi, sınırları zorlayarak kullanması oldu. Hollywood veya Avrupa sinemasında gelişmiş teknik altyapı, özel efektler ve profesyonel dublör kadrolarıyla çözülen tehlikeli sahneler, Yeşilçam'ın yokluk ikliminde Arkın'ın kişisel cesareti ve vizyonuyla çekilebildi.

        Medrano Sirki'nde aylarca kalarak trambolin, at binme, kılıç kullanma ve düşüş teknikleri üzerine çalışan Cüneyt Arkın, bu disiplini, tarihi -avantür filmlerine yansıttı.

        Malkoçoğlu Cem Sultan (1969)
        Malkoçoğlu Cem Sultan (1969)

        'Malkoçoğlu', 'Battal Gazi' ve 'Kara Murat' serilerinde surlardan kalelere atlayan, at üzerinde akrobatik hareketler sergileyen Cüneyt Arkın, sinemaya dinamik ve organik bir görsel dil kazandırdı. Geçirdiği ağır omurga sakatlıklarına, kırılan kemiklerine ve kalıcı fiziksel hasarlara rağmen dublör kullanmayı reddetmesi, onun sinemayı bir zanaat ve varoluş biçimi olarak gördüğünün en belirgin göstergesi oldu.

        İKİ SORUYA İKİ ÖĞRETİ

        2007'de deneyimli ve genç bir oyuncu kadrosuna sahip 'Çılgın Dersane'nin Antalya’daki setinde sohbet ederken Cüneyt Arkın'a iki soru yönelttim. Arkın, sorularıma öğreti niteliğinde cevaplar verdi.

        ♦ Günümüzün sineması ve yeni nesil oyuncular sizin deneyimlerinizden sizce yeterince faydalanabiliyor mu?

        Sen sinema özelinde bir soru sordun. Ben genelleyerek cevaplayayım. Kuşaklar arası çatışmayı ne kadar aza indirirsek gençler bizlerden deneyimle elde edilen bilgileri, bizler ise gençlerden yeni dünyanın gerekliliklerini öğreniriz. Böylelikle memleket olarak daha hızlı bir şekilde kalkınırız.

        ♦ Herkese özellikle ne söylemek istersiniz?

        Memleketini sev, iyi insanları koru - kolla, kötü insanlara fırsat verme, mesleğine, meslektaşlarına saygı duy, işini sev ve yücelt.

        Yeşilçam, oyuncuları genellikle tek bir kalıba hapsetme eğilimindeydi. Oyuncular, ya romantik jön ya komedyen ya da karakter oyuncusu olarak kariyerlerini sınırlandırırdı. Cüneyt Arkın, akranları; Tarık Akan ve Kadir İnanır gibi bu yazısız kuralı yıkan oyunculardan biriydi. Zira; kariyerinin ilk evresinde 'Gurbet Kuşları' gibi toplumsal göçü ve kentleşmeyi ele alan nitelikli filmlerde ya da edebiyat uyarlamalarında 'Salon beyefendisi' ve duygusal jön olarak rüştünü ispat etmesi Cüneyt Arkın'ın oyunculuğunun bir kalıba sığmayacak kadar büyük olduğunun göstergesiydi.

        CÜNEYT ARKIN'IN ROL ALDIĞI FİLM TÜRLERİ

        ♦ Aksiyon... 88

        ♦ Melodram... 76

        ♦ Dram... 74

        ♦ Tarihi... 34

        ♦ Komedi... 15

        ♦ Politik... 4

        ♦ Fantastik... 3

        Cüneyt Arkın, entelektüel birikimini ve toplumsal gözlem yeteneğini popüler sinemanın sınırları içinde eriterek kitlelere ulaştırmayı başardı. Sadece gişe kaygılı macera filmlerinde rol alan Arkın, Türkiye sinema tarihinin en güçlü toplumsal gerçekçi yapıtlarında da kamera karşısına geçerek izleyiciler üzerindeki etkisini daha da derinleştirdi.

        REKLAM

        Cüneyt Arkın'ın sinemaya adım attığı 1960'lı yıllar, Türkiye'de Marshall Planı ve tarımda makineleşmeyle birlikte kırsal nüfusun kente akın ettiği, iç göç dalgasının ilk büyük sarsıntılarının yaşandığı dönemdi. Arkın'ın ilk filmi olan 1964 yapımı 'Gurbet Kuşları', bu toplumsal kırılmanın adeta belgesel niteliğindeki ilk manifestosuydu.

        Gurbet Kuşları (1964)
        Gurbet Kuşları (1964)
        REKLAM

        1960'ların sonu ila 1970'lerin başında Türkiye, sağ - sol kutuplaşmasının, siyasi istikrarsızlığın ve ekonomik bunalımların eşiğindeydi. Toplum, mevcut siyasi krizlerden kaçış ve teselli arayışıyla yüzünü tarihi ve epik anlatılı yapımlara döndü. Bu sosyopolitik iklim, 'Malkoçoğlu', 'Kara Murat' ve 'Battal Gazi' karakterlerini ortaya çıkardı. Cüneyt Arkın, canlandırdığı bu karakterlerle sadece bir aksiyon kahramanı değil; ulusal kimliğin, adalet duygusunun ve dış tehditlere karşı ayakta durma çabasının simgesi haline geldi.

        Malkoçoğlu Akıncılar Geliyor (1969)
        Malkoçoğlu Akıncılar Geliyor (1969)
        REKLAM

        1970'li yılların ortalarına gelindiğinde Türkiye'deki kutuplaşma, sokak çatışmaları ve işçi hareketleri zirveye ulaştı. Yeşilçam bu dönemde 'Salon filmleri' çizgisinden uzaklaşarak politize oldu. Cüneyt Arkın da bu değişime ayak uydurarak toplumcu gerçekçi bir çizgiye yöneldi. 1978 yapımı 'Maden' ile 1979 yapımı 'Vatandaş Rıza' gibi filmler bu dönemin en keskin örnekleri olarak izleyicilere sunuldu. Bu filmler, 12 Eylül darbesine doğru sürüklenen Türkiye'nin sosyo - ekonomik çıkmazlarını doğrudan haykıran yapımlar olarak Türk sinema tarihinde ayrıcalıklı bir konuma sahip oldu.

        Vatandaş Rıza (1969)
        Vatandaş Rıza (1969)

        1980 askeri darbesi ve ardından gelen dönem, Türkiye'yi hızlı tüketim ve bireysel köşe dönmecilik kavramlarıyla tanıştırdı. Bu dönemde toplumsal dayanışma, yerini bireysel kurtuluş çabalarına bıraktı. Cüneyt Arkın, 1980'ler sinemasında mafyanın, uyuşturucu çetelerinin ve yozlaşmış bürokrasinin ele geçirildiği şehirlerde tek başına adalet dağıtmaya çalışan sert polis ya da eski suçlu karakterleri canlandırarak kültürel erozyona, ahlaki yozlaşmaya ve toplumsal yabancılaşmaya karşı direnmeyi temsil etti.

        Bütün bunların sonucunda Cüneyt Arkın, birçok filmde sinema anlayışının yalnızca ticari bir başarıdan ibaret olmadığını, aynı zamanda derin bir sosyal bilince yaslandığını gösterdi.

        "KENDİMLE HESAPLAŞIP DURDUM"

        Cüneyt Arkın, 'Fakir Gencin Hikâyesi' adlı kitabının girişini şu sözleriyle süslemişti; "İşte bu yüzden ben hep dargın bakan bir çocuktum… Filmlerimde zalimin karşısında ezilen yoksulun, hakkı yenenin yanındaydım hep… Güçlü, yiğit, cesurdum. Emeğin, alın terinin yanındaydım. Başıma gelecek belaları umursamadan, durmadan horlanan, hakkını arayamayan halkımın acılarını paylaşıyor, yenilmez görünen büyük, acımasız güçlerle ölümü göze alarak savaşıyordum. Cömerttim, insan âşığıydım…. Yılmaz, cesur bir savaşçıydım. Ordular bozuyor, kaleler fethediyordum. Peki filmlerimde böyleydim de, özel hayatımda aynı doğrucu, halkını, yurdunu seven insan mıydım? Halkıma ne kadar dürüst davrandım? Hayatım boyunca, kendime bunları sordum, kendimle hesaplaşıp durdum."

        Ticari başarı deyince, bu konuya ayrı bir başlık açmak gerek. Çünkü Cüneyt Arkın'ın önemi, sadece estetik ve sanatsal tercihlerinde değil, sinema ekonomisine sağladığı devasa katkıda da gizli. 1970'lerin ikinci yarısında televizyonun evlere girmesi ve sosyo - politik gerilimler nedeniyle salonlar boşalırken, Anadolu'daki sinema işletmecilerini ayakta tutan güç, Cüneyt Arkın filmleriydi. Bir Cüneyt Arkın filmi, yapımcı için garanti kazanç, işletmeci için dolup taşan salonlar ve sektör emekçileri için geçim kaynağı demekti. Arkın'ın filmlerinden elde edilen hasılat, yapımcıların ticari açıdan daha riskli, sanatsal ve deneysel filmlere bütçe ayırabilmesine olanak tanıdı. Dolayısıyla Cüneyt Arkın, kriz dönemlerinde lokomotif görevi görerek Yeşilçam'ın ömrünü uzattı.

        CÜNEYT ARKIN'IN AKTİF DÖNEMİNDEKİ TÜRK FİLMLERİNİN SAYISI

        ♦ 1964 - 1969... 1.235

        ♦ 1970 - 1979... 2.032

        ♦ 1980 - 1989... 1.139

        ♦ 1990 - 1999... 505

        ♦ 2000 - 2009... 327

        ♦ 2010 - 2016... 529

        TOPLAM….. 5.767

        Cüneyt Arkın, 1964 - 2016 arasında çekilen tüm Türk filmlerinin % 5'inde kamera karşısına geçti. Dünyanın başrolde en çok film çeken erkek oyuncusu olma ünvanına sahip Cüneyt Arkın, aktif oyunculuk yaptığı 1964 - 2016 arasındaki 52 yılda 294 filmde rol aldı. Diyelim ki; "Haydi Cüneyt Arkın'ın filmlerini peşi sıra izleyeyim" dediniz. Bu arzunuzu ancak yerinizden hiç kalkmadan 408 saatte gerçekleştirebilirsiniz. Bir başka ifadeyle 17 gün boyunca yerinizden hiç kalkmamanız gerekir.

        Vahşi Gelin (1978)
        Vahşi Gelin (1978)
        REKLAM

        Filmlerinin negatiflerini uç uca ekleme şansımız olsaydı şeridin uzunluğu 750 kilometreyi buluyor. Bir başka ifadeyle şeridin uzunluğu İstanbul - Dalaman arasındaki mesafe kadar.

        En seçkin oyuncularla defalarca kamera karşısına geçmiş olması, Cüneyt Arkın'ın Yeşilçam'daki eşsiz konumunu gözler önüne seren göstergelerden biri. Öyle ki Yeşilçam'ın 'Dört Yapraklı Yonca'sı olan; Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Filiz Akın ve Fatma Girik ile birlikte rol aldığı filmler, Arkın'ın kariyerinin %17.68'ini oluşturuyor.

        DÖRT YAPRAKLI YONCA İLE KAÇ FİLM ÇEKTİ?

        ♦ Türkan Şoray... 7

        ♦ Hülya Koçyiğit... 14

        ♦ Filiz Akın... 21

        ♦ Fatma Girik... 10

        Ne denir ne anlanır?
        Ne denir ne anlanır? Haberi Görüntüle
        ÖNERİLEN VİDEO

        Niğde'de havai fişek fabrikasında patlama; yaralılar var

        NİĞDE'nin Bor ilçesindeki bir havai fişek fabrikasında patlama meydana geldi. Yaralıların olduğu bildirilirken, itfaiye ekipleri patlama sonrası çıkan yangına müdahale ediyor. (DHA)

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ