Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Koronavirüsün beyni etkilediğine dair bilgiler pandeminin ilk çıkış tarihinden itibaren gelmeye başladı. Özellikle Çin'de Wuhan gibi virüsün en yaygın olduğu yerlerden ilk raporlar geldi. Virüsün beyni etkilemesiyle ilgili olarak birden fazla mekanizma bulunuyor. Virüsün beyinde yarattığı en önemli harabiyetlerden biri de beyin felci yani inme. İleri yaşın bir hastalığı olan inme, koronavirüse bağlı olarak gençlerde de sürpriz bir şekilde görülüyor.

HASTALARIN YÜZDE 5-6'SINDA İNME GÖRÜLÜYOR

Covid-19 enfeksiyonunun hem virüsün direkt nörolojik yapılarını hem de kan pıhtılaşma özelliklerini, damar yapısını etkileyerek inmeye neden olabildiğini söyleyen Türk Nöroloji Derneği ve Selçuk Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şerefnur Öztürk, "COVID-19 hastaları diğer nörolojik bulguların yanı sıra yüzde 5-6 oranında beyinde damar tıkanıklığıyla karşımıza gelebiliyor" açıklamasında bulundu.

BU RİSK FAKTÖRLERİNE DİKKAT!

İleri yaşın bir hastalığı olan inme artık gençlerde de görülüyor. Prof. Dr. Şerefnur Öztürk, "İnme, ileri yaşın hastalığı çünkü pek çok risk faktörüne bağlı olarak ileri yaşta daha kolay ve daha sık bir şekilde ortaya çıkıyor. Hipertansiyon, diyabet, obezite, hiperlipidemi (kan yağlarının yüksek olması) kalp hastalıkları, aritmi, kronik böbrek hastalığı gibi durumlarda inme elbette ki çok daha kolay ortaya çıkıyor. Bunlar yaşla birlikte artan risk faktörleridir.

Gençlere özgü risk faktörleri de var; damar hastalıkları, kan pıhtılaşma hastalıkları, çeşitli kalp hastalıkları, ilaç madde kullanımları, alkol ve sigara biraz daha ön plana çıkabiliyor. Hareketsiz yaşam gençlerde ve ileri yaşlarda çok önemli" diye konuştu.

O KİŞİLER COVID-19'U DAHA AĞIR GEÇİRİYOR

İleri yaşlar için de yaşam tarzı değişikliklerinin önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sağlıksız beslenme, yetersiz sebze ve meyve tüketimi, yeterli fiziksel aktivite göstermemek inmeyi tetikleyen faktörlerdir. Bu faktörler kişide inme görülmesini kolaylaştırıyor. Risk faktörleri COVID 19’a yakalanmayı biraz daha kolaylaştırıyor çünkü genel sağlımız bozuluyor. Daha da önemlisi risk faktörleri olan birisi COVID-19'a yakalanmışsa, hastalığı diğer bireylerden çok daha ağır bir biçimde geçiriyor. Yoğun bakıma girme oranları da çok daha yüksek. Durumlarının yoğun bakımda bozulma olasılığı da çok yüksek. Tek başına hipertansiyon varlığı bile hastaların akıbetini negatif yönde etkiliyor; ancak kişide birden fazla risk faktörü varsa yoğun bakımda virüsle mücadele edebilme durumu zorlaşıyor. Tüm dünyaya baktığımızda yoğun bakımlarda kaybedilen hastalarda bu risk faktörleri varsa ve yaşları ileriyse virüsle savaşabilme başarıları düşük oluyor."

SİGARA EN ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRLERİNDEN BİRİ

İnmenin 65 yaşından sonra kadınlarda, daha genç nüfusta da erkeklerde daha fazla görüldüğünü vurgulayan Prof. Dr. Öztürk, "İnme riski erkeklerde 65 yaş öncesinde daha fazla. Sigara içmek de çok önemli bir faktör. Sigara COVID-19'un kötü seyretmesinde önemli rol oynar. Riski 14 kat artırır. Sigara içme oranı ülkemizde de tüm dünyada da erkeklerde çok daha fazla. Kronik akciğer hastalıkları da erkeklerde çok daha fazla. Kadınların erkeklere göre ev dışında bulunma oranının daha az olduğunu da göz önüne alırsak sosyal bulaş riski de erkeklerde daha fazla ama bunda sigaranın ve kronik akciğer hastalıklarının çok belirleyici bir rolü olduğunu düşünmek mümkün" dedi.

COVID-19'A BAĞLI İNME KENDİNİ NASIL GÖSTERİYOR?

Bir kişide aynı anda hem COVID-19 hem inme meydana gelebileceğini söyleyen Prof. Dr. Öztürk, "Bu konuda yapılmış oldukça fazla yayın var. Covid hastalarında görülen inmenin belirtilerinde bir değişiklik olmuyor. Ani gelişen yüzde asimetri, kol ve bacakta kuvvet kaybı, konuşma bozukluğu, duyu ve bilinç kaybı, bazı durumlarda baş dönmesi ve görme kaybı ile ortaya çıkabilir.

Ateş ve solunum zorluğuyla başlayan ve aynı zamanda da konuşma bozukluğu ile kuvvet kaybı yaşayan bir hasta geldiyse, bu kişinin şüpheli bir teması da varsa hastamız COVID-19 hastalığına yakalanmış ve aynı zamanda iskemik bir inme de geçiriyor anlamına gelir. COVID-19 başladıktan sonra kişi inme geçiriyor olabilir ya da zaten inme risk faktörlerine sahiptir ve pandemi döneminde olduğumuzdan COVID-19'lu bir bireyle teması olmuştur. İkisini tesadüfi olarak aynı anda geçiriyor olabilir ama bu, tedavi yaklaşımımızı etkileyebilir" şeklinde konuştu.

KORONAVİRÜS PIHTILAŞMAYI ARTIRIYOR

Prof. Dr. Öztürk, COVID-19'un pıhtılaşmaya daha fazla eğilim yarattığını kaydederek, "Zaten biz hastalarımızı damar açıcı yöntemlerle çeşitli şekillerde tedavi ediyoruz ama hem COVID-19 için kullandığımız ilaçlar hem de COVID-19’un yaratmış olduğu pıhtılaşma eğilimi var. Tedavi rejimimizi dikkatli bir şekilde gözden geçirmemiz, pıhtılaşmayı engelleyecek daha etkin bir tedavi şeması uygulamamız ve hastaları daha yakından takip etmemiz gerekiyor. Özel koşullarda COVID-19 bulaşından hem hastayı koruyacak hem de hastada bu bulaş varsa hastanın bulunduğu ortamı ve hastayla temas edecek kişileri koruyacak birtakım özel önlemlere ihtiyaç var ki zaten bütün pandemi hastanelerinde bu koşullar sağlanıyor" dedi.

İnmeli hasta aynı zamanda COVID-19'a yakalandı diye inme tedavisinde herhangi bir aksama olmayacağını dile getiren Prof. Dr. Öztürk, sözlerine şöyle devam etti: "Bu tedavi bu hastalara özel önlemlerle uygulanıyor. Hastalar bu semptomları fark ettikleri anda 112'yi aramak zorundalar. 'Beni hastane almaz, beni kimse tedavi etmez, COVID-19 olan ortama nasıl gireceğim bana bulaşır ya da benden bulaşır' demeden hemen hastaneye, bu tedavileri yapacak uygun merkezlere götürülmeleri gerekir. Damar tıkanıklığı tespit edilirse ve hastanın durumu uygunsa en kısa zamanda yapılacak olan damar açıcı tedavi şansına sahip olabilir. Zaman çok önemli, olabildiğince hızlı davranmak gerekir."

BU ÖNERİLER HEM KORONADAN HEM İNMEDEN KORUYOR

COVID-19'la savaşta başarılı olmak için sağlıklı olmamız gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Öztürk, "Baştan sağlıklı olmalıyız. Risk faktörlerimizi iyi yönetebilmiş, risk faktörlerini ortadan kaldırmış, tedavi ettirmiş olmalıyız, risk faktörlerinden koruyacak bir yaşam tarzı benimsemiş ve sürdürüyor olmalıyız. Bu bir pandemi sonuçta ve COVID-19 bulaşma olasılığı var ve son derece yüksek; ancak COVID-19'un bulaştığı herkesi kaybetmiyoruz ya da herkes hastalığı ağır bir şekilde geçirmiyor. Virüs bulaşabilir ama bunu çok hafif bir şekilde atlatabiliriz. Bu son aylarda anlaşıldı ki kişilerin yaşı ileri olsa da hipertansiyonu kontrol altındaysa, tuz tüketimini azaltmışsa, kilosu kontrol altındaysa, günde 30 dakika orta şiddetli aktivite (yürüyüş) ya da haftada 5 gün egzersiz yapıyorsa, günde 5 öğün sebze ve meyve tüketiyorsa, yağlardan fakir bir diyet benimsemişse, kalpte ritim bozukluğu için tedavi alıyor ve düzenli olarak kontrolünü yaptırıyorsa, diyabeti kontrollü bir şekilde gidiyorsa ve diyetine uyuyorsa, sigarayı ve alkolü bırakmışsa o zaman COVID-19'a karşı çok daha güçlü olabilir. O zaman COVID-19 bulaşsa bile biz bu mücadeleden daha başarılı çıkarız. Bu öneriler hem COVID-19'a karşı hem inmeye karşı risk faktörlerini düşürmüş oluyor.

İŞTE EN ÖNEMLİ MÜCADELE YOLU...

Yapılan çalışmalar gösteriyor ki; eğer sadece yaşam tarzı değişikliği yapılırsa inme riski yüzde 60 azalıyor. 100 kişi inme geçirecekse 60 kişiyi kurtarmış oluyoruz. Eğer bunun yanı sıra kalp hastalığınız varsa, düzenli tedavinizi alıyorsanız, hipertansiyon, şeker hastalığınız kontrol altındaysa, diğer tıbbi durumlarınız kontrol altındaysa inmelerin yüzde 90'ı önlenebiliyor. Bu bize COVID-19 gibi pandemi durumlarında da avantaj sağlıyor. Bu pandemi belki de tek ve son pandemi olmayacak, dünya artık global yaşıyor. Bir salgın, enfeksiyon ortaya çıktığında çok çabuk yayılabiliyor. Sonuçta yeni yeni virüs türleri ortaya çıkıyor, mutasyona uğruyor. Yani biz hazırlığımızı her şeyden önemlisi kardiyovasküler risk faktörlerimizi gidererek, onları tedavi ederek sağlamış olacağız, hazırlıklı olacağız. Bu en önemli mücadele yolu" dedi.