Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat

        HT PAZAR / PINAR ERBAŞ

        İyi bir oyuncuyu ilk kez tiyatro sahnesinde izlemişseniz, onu kendi keşfiniz gibi görmeye başlıyorsunuz. Her yerde onun reklamını yapasınız geliyor. Selen Uçer insanda tam da böyle bir etki yaratan bir oyuncu. Televizyonda görünce “İşte bu kız, onu bir de sahnede görün” denecek, eşe dosta tavsiye edilecek... Uçer’in oyunculuk performansı bu yıl Afife Ödülü ile taçlandı. Gerçek kadın karakterleri oynamak istediğini söyleyen oyuncuyla “Olgunlaşma evresindeyim” dediği bu dönemini konuştuk.

        CAM oyununda açık kalan camdan rüzgârın içeri girmesi ile beraber herkesin görmezden geldiği sorunlar gün yüzüne çıkıyor. Oyun boyunca camın açık kalmasından rahatsız oluyor herkes. Bu bir tür sorunlardan kaçış mı aslında?

        Biraz öyle. Ortada bir sorun olduğunu görmezden gelip, halının altına süpürdüklerimizle yol aldığımızı zannediyoruz ama olmuyor. Kendimizi kandırıyoruz sadece. Oysa problemleri es geçerek, yokmuş gibi davranarak ancak vakit kaybedersin. Sonra yürümeyen evlilikler yürürmüş gibi yapılıyor, mutsuz olduğun işlerde mutluymuş gibi davranıyorsun. Hepimiz yapıyoruz bunu. Çünkü yeni başlangıçlar yapmak zor. Korkutucu.

        Oysa siz kimya okumuşken, oyuncu olmaya karar verdiniz. Sizin için yeni başlangıçlar yapmak zor değil galiba...

        Aslında ben Boğaziçi’ne kimya bölümü için değil, oyuncu olmak için girdim. Mantıklı olan konservatuvara girmek tabii ama ben o kadar kararlı değildim. Madem bunu yapamıyorum, tiyatro kulübü iyi olan bir üniversitede kendimi geliştiririm diye düşündüm. Farkındayım, bu bir delilik. Sonrasında da yurtdışına oyunculuk masteri için gittim ki şimdiki aklım olsa gitmezdim. Mesleğe daha erken başlamayı tercih ederdim. Döndüğümde biraz zorlandım. Çünkü buradaki sanat çevrelerine yabancıydım. Sistemi anlamak ve doğru üslubu bulmak bir hayli vaktimi aldı.

        Üslubu daha erken kavrasaydım daha erken tanınırdım diyor musunuz?

        Bilmem. Olabilirdi. Ben biraz öfkeli bir tiptim. Üslup problemi ondan çıkıyordu. Biraz da asi ve serttim.

        'HEPİMİZ ANTİ KAHRAMANLARIZ'

        Sert gözükmek bir savunma mekanizmasıdır derler...

        Öyle zaten. Bu tür tipler özünde çekingen ve naiftirler aslında. Ben de biraz öyleyim. Sözüm ona sert halime rağmen, saf bir tarafım vardır. Mesela ben yapılan işi esas alan biriyim. Aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz. Buna inanırım. Çevre ilişkilerini hesaba katmam. Oysa işler böyle yürümüyor. İş dışında, bir sürü olayın döndüğünü, çevre ilişkilerinin de çok önemli olduğunu bilmek lazım.

        Hayata ve kendinize dair pek çok şeyi keşfettiğiniz bir dönemden geçiyorsunuz sanırım...

        Evet. Olgunlaşma evresindeyim. Kendime karşı daha net ve gerçekçiyim. Ne istiyorsam onu açıkça söylüyorum. Asiliğimi törpüledim. Kızgınlıkla yanlış üsluplar edinmemeye özen gösteriyorum. Gereksiz sosyalliklerden uzaklaştım, çevremi temizledim. Gerçekçi ve samimi insanları yanımda tutmaya çalışıyorum.

        Hep sanat filmlerinde oynadınız. Bu bilinçli bir seçim mi?

        Sinemaya yönetmen Ümit Ünal’la çok özel bir başlangıç yaptım. Sonra da aynı çizgide devam ettim. Çünkü beni o çevreden insanlar tanıyordu. Yoksa, senaryosu iyi olan popüler filmlerde de seve seve oynarım.

        Size teklif edilen rollerden memnun musunuz?

        Açıkçası, pek çoğu beni cezbetmiyor. Çünkü derinlemesine işlenmiş bir kadın karakter göremiyorum. Gerçi son dönemde bu biraz değişti. Karakterleri sadece tek taraflı değil, tüm yönleriyle görüyoruz. Ama daha çok erkek karakterler var. Kadın karakterler de erkek üzerinden anlatılıyor. Çünkü toplum öyle. Kabul, bunu da anlıyorum. Ama en azından erkek karşısındaki kadının üç boyutunu göreyim. Sadece şekil olarak durmasın orada. Kadın karakter olarak yazılsın, erkek dünyasındaki bir kişi olarak değil. Bir de kahraman anlatmaktan vazgeçmemiz gerekiyor. Çünkü gerçek dünyada kahraman diye bir şey yok. Hepimiz anti-kahramanız. Çok iyi olduğumuz zamanlar da var, zavallı olduğumuz günler de.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ