Arıza kadınlar!
Onlar bazen sert, bazen sado-mazoşist bazen de aşk dolu kahramanlar
Onlar sinema filmlerinin bazen sert, bazen sado-mazoşist bazen de aşk dolu kahramanları...
Breakfast at Tiffany's - Holly Golightly: Holly taşradan gelmiştir, mutsuz bir çocukluğun ardından 14 yaşında evlendirilmiş, aktris olmak için Hollywood'a kaçmış, sonra da New York'a gelmiştir. Toplum içindeyken, seksi tavırlarıyla dışadönük bir kişilik yapısı sergileyen Holy, Varjak'la yalnız kaldığında savunmasız, yumuşak, tatlı, çocuksu ve vesveseli bir insan haline gelmektedir.
Fight Club - Marla Singer: Filmdeki Tyler Durden'ın ifadesiyle ''dibi bulmaya çalışan'' bir kadın. Anı yaşayan bir karakterin yaşamdan hiçbir beklentisi yok. An'ı yaşıyor sadece...Marjinal bir kişilik. Bu yüzden ki kadınların egemenliğini redden adam Tyler Durden'ı etkilemeyi başarıyor.
(500) Days of Summer - Summer: Adı gibi sıcacık, cana yakın olan Summer zamanı gelince de son derece soğuk ve mesafeli tavırlarıyla ne kadar dengesiz bir karaktere sahip olduğunu ortaya koyabilior. Üstelik sevgilisinden gizlediği gerçeklerde cabası.
Eternal Sunshine of the Spotless Mind - Clementine Kruczynski: Clementine, dışa dönük ve içgüdüleriyle hareket eden biri. Saçlarının rengi duygu durumuna göre değişen, renklerin isimleri ise bambaşka olan bu kadın sevgilisini unutmak için zihnini sildirmeye kadar götürür işi.
Pulp Fiction - Mia Wallace: Ucuz Roman, Quentin Tarantino yönetmenliğindeki Roger Avary ile birlikte yazılmış, 1994 yapımı, kült kabul edilen bir filmdir. Quentin Tarantino, Uma Thurman'ın bu rolu canlandırması için çok uğraşmıştı. Ama sonunda sinema tarihinin en arıza kadınlarından birini tanımış olduk.
Amelie - Amelie Poulain: Amélie Poulain'ın hayatı hayatı, Prenses Diana’nın öldüğü gün değişmeye başlar. Haberlerden duyduğu şoku takiben yaşadığı bir dizi olay sonucunda, gevşemiş bir banyo fayansının arkasında, bir çocuğun yıllar önce saklamış olduğu metal bir kutu bulur ve bu kutunun sahibini aramaya başlar. Bu arayış içerisinde kendisiyle bir anlaşma yapar; eğer kutunun sahibini bulursa, hayatını iyiliğe adayacaktır. Bulamazsa da… Ne yapalım.
Monster - Alieen: Yakalandıktan sonra, 1992'de 5 kişiyi öldürmekten suçlu bulunan Wuornos'un öyküsü, ABD ve dünya kamuoyunu epey meşgul etmişti. Aynı zamanda bir lezbiyen de olan ve hayat kadınlığı yapan Wuornos, kurbanlarını ilişkiye girdiği insanlar arasından seçiyordu. Kadın katilin kurbanlarını ormana götürüp sakladığı ortaya çıkmış, ancak benzer şekilde öldürdüğünden şüphe duyulan 2 kişinin daha cesedi bulunamamıştı.
Black Swan - Nina Sayers / The Swan Queen: Masum ve kırılgan balerin Nina hayatının rolune hazırlanırken, bir yandan kendi karanlık tarafınıda keşfedecek. Bu karanlık taraf, hayatının rolünün son sahnesinde, yaşamının da son sahnesini oynatacak Nina'ya...
Norma Desmond (Gloria Swanson) \ Sunset Bulvarı: Norma evdeki hizmetçisi dışında kimseyle görüşmeden yaşadığı ve yaşlandığı uzun yıllar içinde gerçeklik algısı zayıflamış biri. Unutulmuş bir yıldız olduğunu kendine itiraf etmektense kendini yalanlarla avutmayı seçmiştir. Genç Joe ile yeniden hayat bulan Norma, onu kaybetmektense öldürmeyi tercih edecektir.
Leon - Mathilda: Mathilda, New York'ta yaşayan ailesi dağılmış 12 yaşında küçük bir kızdır. Ailesini sevmeyen Mathilda için en değerli varlığı küçük kardeşidir. Babası uyuşturucu işlerine bulaşınca mafya ailenin tüm bireylerini öldürür. O sırada alışverişte olan Mathilda ise olaydan kılpayı kurtulur ve Leon'un kaldığı daireye saklanır. Leon ise çok soğukkanlı bir katildir. Bu noktadan sonra Mathilda elinde sigara, belinde tabanca ile sinema tarihinin en küçük arıza kadınına dönüşür.