Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat Edebiyat Haftanın Kitapları
        1

        ALÜFTE ZEYNEP & PADİŞAHIN GAZABI
        (Nahid Sırrı Örik)

        Everest Yayınları, Nahid Sırrı Örik’in Fransızca kaleme aldığı iki önemli eserini Alüfte Zeynep & Padişahın Gazabı adıyla okurlarla buluşturuyor. Kitabın ilk bölümünü oluşturan ve ilk kez 1927 yılında Paris’te "Zeynép La Courtisane" adıyla yayımlanan Alüfte Zeynep, güzeller güzeli bir kadının yoksullukla başlayıp zengin ve yaşlı bir tüccarla evliliğine, kocasının ölümünün ardından da Beng-i Sefa adlı bir kadının işlettiği geneleve uzanan çarpıcı dramını anlatıyor. Pierre Loti etkisinin ve Şarkiyatçı söylemin izlerinin açıkça görüldüğü eser, dönemin eski İstanbul'unu, harem yaşamını, kapalı kapılar ardındaki arzuları ve tutkuları cesur ve yoğun bir anlatımla resmediyor. Kitabın ikinci bölümünde yer alan Padişahın Gazabı ise, yazarın 1933 yılında yine Fransızca yazdığı ve "büyük hikâye" olarak nitelendirdiği tarihî bir anlatı. Bu bölümde, Sultan Dördüncü Mehmed’in av tutkusu yüzünden payitahttan uzaklaşarak devleti aslında Rabia Gülnûş Sultan ve sadrazamın yönetimine bırakmasını konu ediniyor. Padişahın iktidar karşısındaki acziyeti, içsel çatışmaları, derin yalnızlığı ve Osmanlı sarayının entrikaları karşısında düştüğü ruhsal çöküntü, Örik'in kusursuz psikolojik tahlilleriyle gün yüzüne çıkıyor.

        2

        HAYAT MANASTIRI
        (Mehmet Tolga Görgülü)

        Mehmet Tolga Görgülü’nün yeni romanı Hayat Manastırı, devrim arifesindeki Fransa’da özgürlük, aidiyet ve insanın kendi hakikatiyle yüzleşmesini tekinsiz bir tarihsel atmosfer içinde ele alıyor. Romanın merkezinde, geçmişiyle arasına mesafe koyabilmek için Pireneler’e komşu ücra bir manastıra çekilen Sylvain Fournier bulunuyor. Ancak manastırın duvarları ona aradığı sığınağı sunmuyor. Burada karşılaştığı insanların sakladığı geçmişler, yaklaşan siyasal çalkantılar ve kendi zihninde büyüyen sorular, Sylvain’i kaçmaya çalıştığı dünyayla yeniden yüzleşmeye zorluyor. “Duvarların ardına çekilmek... Bu bir kaçış mı, yoksa bir tür özgürlük mü?” Vis Kitap'tan çıkan Hayat Manastırı bu sorudan hareketle iki ayrı devrimi yan yana getiriyor: Sokaklarda yaklaşmakta olan siyasal devrimi ve insanın kendi içinde gerçekleşen daha sessiz devrimi. Giuseppe Mazzini, Pierre-Joseph Proudhon ve Mihail Bakunin gibi dönemin önemli isimlerinin gölgelerinin de uzandığı roman; tarihsel kurgu, gizem ve psikolojik gerilimi özgürlük, aidiyet ve anlam arayışı üzerine felsefi bir sorgulamayla buluşturuyor.

        3

        HOLLYWOOD TAKLİDİ
        (Iain Robert Smith)

        VakıfBank Kültür Yayınları, Iain Robert Smith’in “Hollywood Taklidi” adlı kitabını okurlarla buluşturuyor. Kapsamlı çalışma, Yeşilçam sinemasındaki Hollywood uyarlamalarını Hint ve Filipin sinemalarındaki örneklerle karşılaştırmalı bir perspektifle ele alıyor. Smith, Yeşilçam’ı yalnızca bir “taklit” olarak küçümseyen ya da Batı’ya karşı bir direniş biçimi olarak yorumlayan yaklaşımların ötesine geçerek, taklidi yaratıcı bir üretim pratiği olarak değerlendiriyor. “Hollywood mimi”nin yerel kültür içinde varlığını sürdürebilmek için geçirdiği dönüşümü inceleyen eser, Yeşilçam’ın bütçe kısıtlamaları ve sansür gibi zorlu endüstriyel koşullar altında Batılı anlatıları fırsatçı bir söküp takma mantığıyla nasıl yeniden şekillendirdiğini gözler önüne seriyor. “Hollywood Taklidi”, bu yönüyle Türk sinemasını küresel popüler sinema bağlamında yeniden değerlendiren özgün ve ufuk açıcı bir bakış sunuyor.

        4

        YİTİK BİR KADIN
        (Willa Cather)

        Amerikan edebiyatının önemli yazarlarından Willa Cather’ın en önemli yapıtlarından Yitik Bir Kadın, bireysel bir yaşamöyküsü üzerinden bir çağın sonunu anlatan, değişen Amerika’ya zarif ve sarsıcı bir bakış sunan zamansız bir klasik. Cather, Can Yayınları'ndan çıkan kitapta kadının ve bir dönemin yavaş yavaş silinişini anlatır... Genç Niel Herbert’in hayranlıkla izlediği Marian Forrester, zarafeti, canlılığı ve özgürlüğüyle yaşadığı kasabanın göz kamaştıran simgesidir. Ancak Amerika’nın öncü kuşağı tarihe karışırken, eski değerlerin yerini hırs, çıkar ve yeni bir dünyanın acımasız gerçekleri almaya başlar. Marian’ın yaşamı da bu büyük dönüşümün en çarpıcı aynalarından biri haline gelir.... Derinlikli psikolojik çözümlemeleri, dingin ama sarsıcı anlatımı ve unutulmaz karakterleriyle Yitik Bir Kadın, hem bir aşk ve hayal kırıklığı romanı hem de Amerikan rüyasının çözülüşünü, belleğin kırılganlığını ve zamanın geri döndürülemez akışını anlatan; kaybedilen masumiyete ve geride kalan dünyanın inceliklerine yazılmış bir ağıt...

        5

        ALACAKARANLIK HİSSİ
        (Clemence Boulouque)

        "Peki ya karşılaşmalarımız aslında rastlantı değilse?" 1938 yazı. Avrupa yaklaşan savaşın gölgesindeyken Londra sürgünlerin buluşma noktasıdır. Nazi Almanya'sından kaçarak İngiltere'ye sığınan Sigmund Freud, ömrünün son dönemini yaşarken; yazar Stefan Zweig, yitirdiği Avrupa'nın yasını tutar. Bu iki büyük düşünce insanının yolları Londra'da kesişir. Sohbetlerine zaman zaman Salvador Dalí, Gala ve Edward James de katılır. Sanatın, psikanalizin ve bilinçdışının sınırlarında dolaşan bu karşılaşmalar yalnızca fikirlerin değil, bir çağın da muhasebesine dönüşür. İnkılap Yayınevi'nden çıkan ve tarihsel gerçeklik ile kurmacayı harmanlayan Alacakaranlık Hissi, bir dönemin sonuna tanıklık eden sıra dışı insanların düşünce ve duygu dünyasını okurla buluşturuyor.

        6

        YAS
        (Derleyen: Emine Gürsoy Naskali)

        Çınaraltı Yayınları'ndan çıkan bu kitapta, yasın safhaları ve bu safhalarda yaşanan ruh halleri tanımlanmış; Yenisey Yazıtları’nda yer alan yas ifadelerine, Kıbrıs kahramanlarımız için söylenen ağıtlara, Şehzade Mustafa için yazılan mersiyeye yer veriliyor. Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali'nin derlediği kitapta; edebiyatımızda anlatılan yas örneklerini, matemin zaman içinde minnetle anmaya dönüşünü, dilimizdeki hüzün ve matem sözcüklerini bulacaksınız...

        7

        BAZI ÇİN HAYALETLERİ
        (Lafcadio Hearn)

        İlk kez 1887 yılında yayımlanan ve Lafcadio Hearn imzası taşıyan Bazı Çin Hayaletleri, yazarın klasik Çin folklorundan, mitolojisinden ve efsanelerinden derleyip kendine has masalsı ve melankolik üslubuyla kaleme aldığı altı kısa hikâyeden oluşuyor. Hearn, ifritlerin, goblinlerin, ejderhaların ve ruhların mesken tuttuğu Doğu mistisizminin kapılarını aralıyor. Hayalet hikâyeleri yalnızca gıcırtılı Viktorya dönemi otellerinin veya ortaçağ saraylarının tekelinde değildir. Bu büyüleyici sayfalar, Batı'daki klasik korku kalıplarının ötesine geçer. Hayaletler korkutucu varlıklar değil; fedakârlığın, derin tutkuların, sanatsal yaratımın ve karmik kaderin birer parçasıdır. Ketebe Yayınevi'nden çıkan Bazı Çin Hayaletleri, okuru yalnızca masalsı bir yolculuğa değil, yaşayanlar ile ölüler arasındaki perdenin kalktığı kadim bir evrene davet ediyor.

        8

        GEÇEN YAZ
        (Ekin Atalar)

        "Şimdi hissetmiyorsun ama uzun sürmeyecek, yine bir yerlerde adın ge­çecek, birileri özleyecek seni ama haberin olmayacak, sen de birilerini özlüyor musun yoksa sadece günü mü geçiriyorsun bilmeyeceksin. Herke­sin birbirine benzediği ama bir yandan da hiç benzemediği o âlemlerde kendini arayışın, arayıp bulamayışın, hiçbir zaman tam olarak kendin olduğun için sevilmeyişin, sevildiğinde de hep çok uzaklarda oluşun. Bek­lentinin olmadığı bir dünyada hiçbir şey için daha fazla üzülemezsin, korkma. Götür kendini gittiğin yere, her şey düzlüğe çıkar bir gün." Geçmiş ve bugün, umut ve hüsran, kaçmak ya da kalmak; kırık hevesler ve ertelenen hayatlar arasında savrulup duran zihnin belirsiz gelecekle imtihanı... Ayrılığın tortusu ışığında aşk, aidiyet ve hafıza üzerine cesur bir anlatı evreni yaratan Ekin Atalar, gündeliğin sıradan ayrıntılarında insanın kendisiyle kurduğu karmaşık bağın izini sürüyor. İthaki Yayınları'ndan çıkan Geçen Yaz, geride kalanlardan yeni ihtimallere uzanan incelikli bir iç yolculuğun romanı.

        9

        GÖLE ÜÇ YOL
        (Ingeborg Bachmann)

        "Simültane” ile başlayıp “Göle Üç Yol” ile sonlanan bu beş öykülük anlatının beş kadın kahramanı dilin hem bir hapishane hem de bir özgürlük imkânı sunduğu bir evrende hakikate çıkan dolambaçlı yolların sonunda sessizliğin de bir dili olduğunu, insanın ancak bu dille kendi içindeki o derin “göl”e ulaşabileceğini keşfediyor. İnsanla dünya arasındaki mesafeyi kapatmak yerine iyice açan, alışkanlıklarla basitleşen ve dürüstlüğü ve hakikati aşındıran dilin, bir anlatım ve iletişim aracı değil, tahakkümün ve yanlış anlaşılmanın mekânı olarak belirdiği bu öykülerde Bachmann okuru dış dünyadan içsel hesaplaşmaya, hakikatin başladığı o dilsiz kıyıya götürüyor. Bachmann toplu öykülerinin birinci cildi Otuzuncu Yaş’tan sonra bu anlatısında da varoluşun derin yaralarını yoğun incelikli bir üslup ve düşünsel berraklıkla geleneksel öykücülüğün sınırlarının ötesine taşıyarak açığa çıkarmaya devam ediyor. “Yeni bir dil olmadan yeni bir dünya yaratılamaz” savıyla dilin sınırlarını zorlayan Ingeborg Bachmann’ın Toplu Öyküler’inin ikinci cildinin ana izleği dilin kendisi. Yapı Kredi Yayınları'ndan çıktı.

        10

        PERİHA-DİSKOTEKTE KEDER
        (Aylin Peksert)

        Alden Yayınları'ndan çıkan Periha(Diskotekte Keder), müzik sektöründe var olma mücadelesi veren genç bir kadın olan Feriha'nın, kalıcı bir şöhrete ulaşabilmek amacıyla kendi gerçek yaşamından bağımsız bir sahne kimliği yaratma sürecini konu ediniyor. Feriha, dinleyicinin yalnızca şarkılarla değil, sanatçının hayat hikâyesiyle de bağ kurduğunu düşünerek "Periha" adıyla kurgulanmış bir persona üzerinden kamuoyuna sunulacak bir geçmiş ve kimlik inşa etmeye karar veriyor. Periha için oluşturulan bu anlatı, başlangıçta albümlerde yer alacak şarkı sözleri aracılığıyla ima edilen kayıplar ve travmalar üzerine kurulu kurgusal bir geçmişe dayanıyor... Feriha'nın kariyerinin beklenen başarıyı elde edememesi ve ekip içinde yaşanan kırılmalar sonrasında Ankara'ya gitmesi, başlangıçta yalnızca sahne persona'sı için tasarlanan hayat hikâyesini gerçek yaşamında da sürdürmesine neden oluyor. Bu süreçte Periha için kurgulanan anlatı ile yaşanan deneyimler iç içe geçerken, Feriha'nın gerçek kimliği ile sahne persona'sı arasındaki ayrım ortadan kalkmaya başlıyor...

        ÖNERİLEN VİDEO
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ