Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

IŞIL CİNMEN
icinmen@haberturk.com
HABERTURK.COM

Fotoğraflar: Yusuf Aygeç

Geçen ay bir yemekteydik.
Fazıl Say ve Yekta Kopan onun hakkında bir sohbete daldılar.
Yanlarında oturmuş, merakla dinliyordum.
Fazıl Say, “O dünyadaki en büyük keman ustalarından biri olacak, hatta şimdiden öyle sayılır" dedi.
Yekta Kopan ekledi: “Daha 16 yaşında… Olağanüstü bir yetenek.”
Bu kadar övgüyle bahsettikleri kişiyi tanımadığım için biraz kötü hissettim.
Gizlice tuvalete gidip, Google’a Berfin Aksu yazdım.
Sarı Gelin’i çaldığı videoyu açtım.
Ve restoranın tuvaletinde ağlamaya başladım.
Sarı Gelin’in derin hüznünü nasıl bunca hissederek çalabilirdi?
Suratındaki o ifade nasıl küçük bir kız çocuğuna ait olabilirdi?

Onu tanımayı istedim.
Dünyanın en iyi müzik okullarından birinde, İngiltere’deki Yehudi Menuhin School’da okuduğu için İstanbul’a gelebileceği ilk tarihe sözleştik.
“Kemanını da getirir misin? Belki Sarı Gelin çalarsın…” dedim.
Şimdi bilgisayarınızın sesini açın ve adını dünyaya altın harflerle yazdıracak bu hüzünlü küçük kızı iyi dinleyin.



Adın bir Kürt ismi…

Annem Ağrılıydı, babamsa Samsun. Yarı Kürt, yarı Türk’üm yani.

Neden –dı dedin?

Annem ben 9 yaşındayken, 7 yıl önce vefat etti.

Çok üzüldüm.

Evet… Ben Ankara'da doğdum ve büyüdüm. Bir abim var, 19 yaşında. Babamın sonraki evliliğinden de küçük bir kardeşim var.

“BAŞIMA GELEN EN İYİ ŞEY ONLARIN MÜZİSYEN OLMAMASIYDI”

İlk defa bir kemana dokunduğunda…

6,5 yaşındaydım. 5 yaşında piyanoyla başladım ve severek çalıyordum fakat hocalarım kemanı benim için daha uygun gördüler.

7,5 yaşında Bilkent Üniversitesi Konservatuvarı'nın üstün yetenekli çocuklara özel bölümüne birincilikle girmişsin ama Bilkent’teki eğitimin daha önce başladı değil mi?

Bilkent'te erken müzik eğitimine 5 yaşında başladım. 8 yıl boyunca orada eğitim aldım. Aslında 6 yaşından itibaren hocam beni yurt dışına göndermek istiyordu fakat haliyle hazır değildim.

Küçüklüğünden beri yetenekli olduğun bilgisine sahip olman üzerinde çok baskı yaratmadı mı?

Hayatımda başıma gelen en güzel şey ailemin müzisyen olmamasıydı. Bu yüzden baskı yaratmadı. Annem şan söylerdi, ama hiçbir zaman bunu bir iş olarak görmedi. Çoğu müzisyen arkadaşımın ailesi de müzisyen; o baskıyı iyi biliyorum. Benim açımdan durum farklıydı. Annem ve babam bana baskı yapmadı ancak hocalarımın beklentileri vardı. O beklentiler beni psikolojik olarak yavaşlatıyordu fakat artık alıştım, ne yapmak istediğimi daha iyi biliyorum. 



EN İYİ 77!

İngiltere’ye gittiğinde kaç yaşındaydın?


13. Yehudi Menuhin School'a başladım.

Dünyadaki en iyi müzik okullarından biri... Kaç öğrenci var?

O kadar az ki! 77.

Tüm okulda mı!

Evet, çok seçerek alıyorlar. Kayıt alınıyor, eğer okulu görmeni istiyorlarsa sana ulaşıyorlar. Tanışmaya gidiyorsun, normal bir öğrenci gibi okulda üç gün kalıyorsun. Derslere giriyorsun, sohbet ediyorsun, çalıyorsun… Senin okulu, okulun seni sevmesi gerekiyor. Bu üç gün karşılıklı olarak bunu anlamak için.

Kaç kız, kaç erkek var okulda?

Neredeyse eşit sayıda. Türkiye’de bu tür alanlarda kızlar çoğunluktadır ama Avrupa’da eşit gibi.         

Nasıl geçiyor oradaki hayatın?

Londra'nın dışında kırsal bir bölgede, çok sessiz, yemyeşil bir alanda yaşıyoruz.

Konser olduğunda okuldan izin alıp Türkiye'de, Almanya'da konserler verebiliyorum.

“EGOYU KONTROL EDEBİLMEK SANATÇILAR İÇİN ÇOK MÜHİM”

Peki okulun misyonu ne? "Biz dünyanın en iyi müzisyenlerini yetiştireceğiz" mi?  

Okul çok iddialı ve disiplinli. Evet, en iyileri yetiştirmek istiyorlar ama aynı zamanda egomuzu da şişirmemeye çalışıyorlar. Türk sistemiyle aralarında bu açıdan çok fark var.

Nasıl bir fark?

Yaptığın işte iyiysen Türk sistemi seni şişirmeye müsait bir alan yaratıyor. Oysa egoyu kontrol edebilmek, sanatla uğraşanlar için çok mühim. Bu da eğitimin ve disiplinin bir parçası olmalı.

Haklısın. Sen Türkiye’de ufak denizdeki büyük balıktın ama dünyanın en iyi müzik okulunda kendi ebatlarında balıklarla karşılaştın. Bu senin için iyi oldu mu?

Hırs yapmamaya çalıştım ama zorlandım. Daha çok çalışmam gerekti ve bu da ilerlememi sağladı.



“SİNİRDEN AĞLIYORDUM, SİNİRDEN ÇALIŞMAYA BAŞLADIM”

Bu 77 kişiye liseden sonra ne oluyor?

Hocalar, öğrencilerinin yeteneklerine göre dünyanın çeşitli yerlerindeki okullara referans oluyorlar. Kontakları var, kim nereye uygun, hangi öğrenci hangi hocadan yararlanabilir bunlara göre yönlendirme yapıyorlar.

Sen ne istiyorsun?

Ben kendimi Amerika'da görüyorum ama önemli olan ihtiyacıma uygun hocanın nerede olduğu…

Bu ne demek tam olarak?

Örneğin Türkiye’de 8 yıl Muhammed Can hocayla çalıştım. Çok sevecen bir hocaydı, ikinci babam gibiydi. Bana inanılmaz bir başlangıç sağladı; ondan daha iyisini bulamam diyordum. Ancak başka bir evreye geçtiğimde, 8 yılın sonunda, artık daha sert bir hocaya ihtiyacım vardı. Çünkü benim kollarım çok sert ve duruşum öne doğru, bunların düzelmesi kolay değildi. Londra'daki hocam Rus bir kadın, gözünün yaşına bakmaz. Bir sonraki derse hazır değilsen seni sınıftan atar. Bu bana iyi geldi. Önceleri sinirden ağlıyordum ama sonra sinirden daha fazla çalışmaya başladım ve işe yaradı.

“ÇALIŞMAYI DEĞİL, ALKIŞLARI SEVİYORDUM”

Bir sonraki etapta eksiğin ne olacak?


Eskiden çalışmayı değil de, sahnede olmayı ve alkışları çok severdim. İş yapmaya gelince tembeldim. Burada disiplini, tekniği ve titizliği öğreniyorum. Üniversitede ise eser ve müzikal olarak beni ilerletecek bir hocaya ihtiyacım olacak.

Beste yaptın mı hiç?

Yaptım. Bu konuda kendime henüz güvenmiyorum ama okulda zorunlu olarak beste yapmamızı istiyorlar. Kompozisyon konusu verirler ve onunla ilgili yazı yazarsınız ya, bize de aynen öyle beste konusu veriyorlar ve müziği bekliyorlar. Mesela şu an bestelemem gereken müziğin konusu: "Gölün Yolculuğu…" Bir de iPhone’daki zil seslerinden yola çıkarak klasik bir beste yapmamız gerekiyor.


Batı müziği çalan bir Doğulu olarak o müziğin içine buralardan ne koyabilirsin? Gölün Yolculuğu'na mesela Doğu'dan ne koyarsın?

Beste yazarken anlık düşünüyorum ama Doğu’nun kaosunu koyarım içine… Kötü yanlarını da gösterip, bir anda fırlayıp sakinleşmesi, durulması gibi... Yine de o an nasıl hissettiğime bağlı. Ben klasik müzik öğrendim ve Türk müziği konusunda kendimi geliştirmem gerekiyor.

Fazıl Say, sesinin de iyi olduğunu ama bunun henüz farkında olmadığını söyledi.

Sesimin ilginç olduğunu duyuyorum ama inanın bu konuda hiçbir fikrim yok, profesyonel olarak düşünmedim. 



"THE BEATLES’I BİLMİYORDUM”

Klasikçiler popüler şarkılar yorumlamayı çok seviyorlar ya artık. Senin böyle bir isteğin var mı?

Popüler kültürü pek sevmem. Bilinmeyen eserleri ve bilinmeyen bestecileri keşfetmeyi seviyorum. 5,5 yaşında klasik müzik dinlemeye başladım. İngiltere’ye gidene kadar The Beatles’ı bile bilmezdim. Teyzem müzik algımı çok genişletti ve İngiltere'de yaşıtlarımın dinledikleri de ilgimi çekti.

Tahmin edemeyeceğim kimi seviyorsun mesela? Rihanna? Britney?

Hiçbir zaman "pop müzik dinlemem" demem. Arkadaşlarımla dışarı çıkınca Rihanna da dinliyorum, Britney de… Ama hepsi birbirinin aynısı gibi geliyor.

“BENDEN MÜZİSYENDEN BAŞKA ŞEY OLMAZ”

Keman çalmasaydın ne olurdu diye düşündün mü?

Küçükken veteriner olmak isterdim ama artık düşününce benden müzisyenden başka bir şey olmaz, diyorum. "Ben ancak uyurken klasik müzik dinlerim" diyen arkadaşlarıma bile bu müziği dinletmek, en azından tanıtmak istiyorum. Geçenlerde rapçi bir arkadaşım benden etkilenip Beethoven'ın 3. senfonisini dinlemiş ve çok heyecanlanmış. Bu beni mutlu etti. Klasik müziğe bir katkım olsun istiyorum. Bir de kadın şef olmak istiyorum! Çok az kadın orkestra şefi var.              

Türkiye'le duygusal ilişkin ne boyutta, ilerde burada yaşayabilir misin?

İzmir'de yaşamayı hayal ediyorum. İzmir bana İstanbul'un sessiz hali gibi geliyor. İzmir'de beni çeken bir şey var. Ankara'da yaşamak istemiyorum. Dönersem, ya İstanbul ya İzmir...

Dönmezsen?

Kesinlikle Londra'da.  




“ESKİ SEVGİLİM HAYATIMI DEĞİŞTİRDİ”

Hayatını değiştiren biri…

Eski sevgilim. 3 yıl önce, ilk ciddi ilişkimdi.

3 yıl önce 13 yaşındaydın!

Hahaha evet ama aşık oldum. 5 ay sürdü; o yaşta biri için uzun süre. Çok güzel bitmedi. Başta çok kötü anlamda bir değişime sebep oldu fakat şimdi bakınca beni

kişiliğimi bulmaya yönelttiğini görüyorum. Bu açıdan minnettarım, iyi ki bitmiş.

“KEMANI NEDEN SEVDİĞİMİ SON KONSERİMDE ANLADIM”

Hayat senin için ne anlama geliyor?

Şimdilik bir keşif. Bir yıl önce sorsanız "Hayattan nefret ediyorum" derdim. Şimdi anlıyorum ki, onu zorlaştıran da, güzelleştiren de biziz. Ben sadece keşfetmek istiyorum.

Ama kemanınla birlikte...  

Kemanı neden sevdiğimi son konserimde anladım. Hissettim, daha doğrusu… Almanya'da Fazıl Say'ın Haremde 1001 Gece eserini çalıyordum. O eserin içinde her duygu var; o duyguların her birini hissettim. Kendimi konuşarak iyi ifade edemeyebilirim ama çalarken tüm hislerimi ve düşüncelerimi müziğe yansıtmaya çalışıyorum. Kendimi böyle ifade ediyorum, içine ruhumu katabiliyorum.



DİNLEYİN ÇOCUKLAR!


Çok olgun bir çocuksun sen. Kendi yaşıtlarına bir şey söyle.

Kendileriyle barışık olsunlar. Burnum büyük, dudağım küçük, gözlerim yeterince güzel değil, popom büyük gibi küçücük şeyleri kafasına takan çok arkadaşım var. Kendilerine kendi gözleriyle de bakmak yerine sadece "diğerleri beni nasıl görüyor" diye baktıkları için genel olarak çok mutsuzlar.

Bunları nasıl aşacaklar? Sen nasıl yaptın?

Kafamın dikine giderek… Ben annemden bunu öğrendim.