Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Dünya Bakan Fidan Almanya'da açıklamalarda bulundu | Dış Haberler

        Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail'in Küresel Sumud Filosu'na saldırısına ilişkin "Uluslararası hukuku açıkça ihlal eden bu korsanlık eylemini en güçlü şekilde kınıyoruz. Gemilerde yaklaşık 40 ülkeden katılımcı bulunmaktaydı. Bu ülkelerle temas halindeyiz. Vatandaşlarımızın en kısa sürede serbest bırakılması için gerekli girişimleri de kararlılıkla sürdürmekteyiz." dedi.

        Fidan, Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ile Berlin'deki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

        Karşılıklı ziyaretlerin Türkiye-Almanya arasında siyasi liderlerin ortaya koyduğu irade ile ilişkilerin tekrar nasıl ivme kazandığını gösteren önemli bir gösterge olduğunu belirten Fidan, "Diğer önemli bir gösterge de bakanlar olarak başkanlık yaptığımız, 12 yıl aradan sonra ilk defa topladığımız stratejik diyalog mekanizması (Türkiye-Almanya Stratejik Diyalog Mekanizması Üçüncü Toplantısı) tekrar hayata geçti." ifaderini kullandı.

        REKLAM

        Fidan, Türkiye ve Almanya'nın daha fazla alanda daha güçlü bir ortaklık sergilemesi gerektiği görüşünde olduklarını vurgulayarak, "Sayın Cumhurbaşkanı'mız (Recep Tayyip Erdoğan) ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz'in ortaya koyduğu irade doğrultusunda birlikte çalışmayı sürdüreceğiz." dedi.

        Başbakan Merz tarafından kabul edildiğini de belirten Fidan, hem Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mesajlarını ilettiğini hem de Başbakan Merz'in görüşlerini Cumhurbaşkanı Erdoğan'a iletmek üzere aldığını vurguladı.

        Almanya'nın, Türkiye'nin Avrupa'daki en büyük, dünyada ikinci büyük ticaret ortağı olduğunu söyleyen Fidan, şöyle devam etti:

        "52 milyar dolar seviyesindeki ikili ticaret hacmimizi, yakın vadede 60 milyar dolara çıkartabileceğimize inanıyoruz. Enerji ve bağlantısallık alanlarında diyalog ve işbirliğimizin gelişmesinden memnuniyet duyuyoruz. Bilhassa yenilenebilir enerji alanında somut projeleri beraber hayata geçirmek istiyoruz. Diğer yandan savunma sanayisi alanındaki işbirliğimizin çeşitlenmesi ve gelişmesine de ayrı bir önem veriyoruz. Bu alandaki işbirliğimizin artması ilişkilerimizin stratejik niteliğini daha da pekiştirecektir."

        Fidan, güvenlik alanında müşterek çabaların bir diğer önemli boyutunun da terörle mücadele olduğunu kaydederek, "Terörle mücadele işbirliğimizin müttefiklik ruhuna uygun, net ve sonuç odaklı bir zeminde geliştirilmesinin her zamankinden daha önemli olduğuna inanıyoruz." dedi.

        REKLAM

        Türk toplumunun Almanya'ya katkılarının ülkeler arasındaki ilişkileri daha da zenginleştirdiğini kaydeden Fidan, "Türk toplumunun Batı Avrupa'daki güçlü varlığı, ortaklığımızın yalnızca devletler düzeyinde değil, toplumlar nezdinde de kökleştiğini göstermektedir." diye konuştu.

        "Türkiye ile derinleştirilmiş bir ekonomik entegrasyon, AB için bir stratejik gereklilik haline gelmiştir"

        Fidan, Türkiye'nin Avrupa Birliği'nden (AB) temel beklentisinin, Türkiye ile ilişkilerin ve AB'ye adaylık sürecinin siyasi konulardan bağımsız şekilde yürütülmesi olduğunu belirterek, "Kabul edilmesi lazım ki, zamanın ruhu, Türkiye-AB ilişkilerinin daha gerçekçi, stratejik ve sonuç odaklı bir zeminde ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Düzensiz göçle mücadele eden bölgesel güvenliğe, enerji koridorlarından terörle mücadeleye kadar pek çok başlıkta güçlü işbirliği yürütmemiz gerekmekte." ifadelerini kullandı.

        Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözlerine atıfta bulunan Fidan, şunları söyledi:

        "Türkiye'nin hak ettiği yeri almadığı bir Avrupa mimarisinin eksik kalacağı ve krizlerle başa çıkma kapasitesinin zayıflayacağı da açık. Örneğin AB'nin ekonomik geleceği, rekabetçi kapasitesini güçlendirmesine, şoklara karşı dayanıklılığını artırmasına ve tedarik zincirlerini yakın bölgelerde yeniden yapılandırabilmesine bağlıdır. Türkiye ile derinleştirilmiş bir ekonomik entegrasyon, AB için bir stratejik gereklilik haline gelmiştir. Bu, Türkiye için de geçerlidir."

        REKLAM

        Fidan, bu entegrasyonu hayata geçirmenin ilk ve en büyük somut adımının ise Gümrük Birliği'nin yeniden güncellenmesi olacağını vurgulayarak, "Keza vize serbestisi ve diyaloğunun bir an evvel somut bir neticeye ulaşması, ortaklığımızın doğal akışını ve ruhunu zedeleyen bir meselenin ortadan kalkmasını sağlayacaktır." dedi.

        Türkiye'nin AB'nin savunma ve güvenlik ilişkilerinden dışlanmasının, Avrupa'nın ortaya koyduğu güvenlik hedefleriyle çeliştiğinin altını çizen Fidan, "Türkiye'nin savunma sanayisi alanında katettiği mesafe, AB'nin kendi stratejik duruşunu hayata geçirebilmesi bakımından Avrupa'nın elindeki en değerli imkanlardan biridir. Bu imkanın görmezden gelinmesi Avrupa'nın çıkarlarına da zarar vermektedir." diye konuştu.

        "Avrupa'nın kalbinde beşinci yılına giren bir savaşın varlığı artık kabul edilebilir bir durum değildir"

        Fidan, Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın Avrupa'ya ağır bedeller ödetmeye devam ettiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

        "Avrupa'nın kalbinde beşinci yılına giren bir savaşın varlığı artık kabul edilebilir bir durum da değildir. Değerli meslektaşımla bu savaşın gidişatı, Ukrayna'daki son durum ve savaşın nasıl durdurulabileceğine, yürüyen müzakerelere ilişkin görüş alışverişinde bulunduk. Son dönemde ilan edilen kısa süreli ateşkesler, önümüzdeki dönemde kalıcı bir çözüm için diplomatik zeminin halen mevcut olabileceğini göstermiştir. Bu zeminin büyümesi hepimizin ortak çabasına bağlıdır."

        REKLAM

        Fidan, Türkiye'nin başından beri olduğu gibi bundan sonra da bu savaşın durması için elinden gelen çabayı her türlü platformda göstermeye devam edeceğini söyledi.

        İsrail'in Sumud Filosu'na saldırısı

        ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan savaşa değinen Fidan, "Yaşanan büyük krizin diplomatik yollarla bir an önce çözülmesi tüm dünyanın yararınadır. Pakistan'ın arabuluculuk faaliyetlerine Türkiye olarak katkı sağlamaya devam ediyoruz." dedi.

        Fidan, önceliğin ateşkesin muhafaza edilmesi olduğunun altını çizerek, "Savaşın yeniden başlamasının küresel düzeyde çok ciddi ekonomik ve siyasi sonuçları olacaktır. İran'ın da ABD'nin de bu riskin farkında olduklarına ve kalıcı bir anlaşmaya varılması yönünde gerekli iradeye sahip olduklarına inanmak istiyoruz." diye konuştu.

        Krizlerin aşılmasının ancak bölgesel sahiplenmeyi merkeze alan kapsamlı bir güvenlik ve refah vizyonuyla mümkün olduğunu kaydeden Fidan, "Bölgesel sahiplenme ve ortak akılla barışın nasıl inşa edilebileceğini Suriye'de bugün gelişen istikrar tablosu en güncel ve somut örnek olarak ortaya koymaktadır." değerlendirmesinde bulundu.

        REKLAM

        Fidan, bu barış ve refah vizyonunun tam anlamıyla hayata geçmesinin bölgedeki neredeyse tüm kronik krizlerin ana kaynağı olan Filistin meselesinin iki devletli zemin temelinde çözüme kavuşturulmasına bağlı olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

        "Bu barış vizyonu karşısında en büyük engel maalesef yine İsrail'in aşırılıkçı ve yayılmacı politikalarıdır. Gazze'de ve Batı Şeria'da masumları hedef alan, Lübnan ve Suriye'ye kadar uzanan bu saldırganlık, maalesef artık küresel bir tehdide dönüşmüştür. Bu tehdidin yansımaları, göç hareketlerinden enerji güvenliğine kadar Avrupa'yı da doğrudan etkilemektedir."

        Fidan, İsrail'in saldırgan politikalarının son örneği olarak, Gazze'ye insani yardım ulaştırmak amacıyla uluslararası sularda seyreden Küresel Sumud Filosu'na müdahalede bulunduğunu belirterek, "Uluslararası hukuku açıkça ihlal eden bu korsanlık eylemini en güçlü şekilde kınıyoruz. Gemilerde yaklaşık 40 ülkeden katılımcı bulunmaktaydı. Bu ülkelerle temas halindeyiz. Vatandaşlarımızın en kısa sürede serbest bırakılması için gerekli girişimleri de kararlılıkla sürdürmekteyiz." dedi.

        REKLAM

        Bu kritik dönemde Türkiye ve Almanya arasındaki işbirliğinin daha da derinleşmesi gerektiğini söyleyen Fidan, "İkili ilişkilerimizi kararlılıkla ileri taşımak istiyoruz. Bölgesel sınamalar karşısında da yakın eşgüdüm ve işbirliği içinde çalışmayı sürdüreceğiz. Bugün gerçekleştirdiğimiz stratejik diyalog mekanizması, hedeflerimizi hayat geçirmek bakımından son derece yararlı olmuştur." değerlendirmesinde bulundu.

        "Uluslararası hukuka aykırı bir durumla karşı karşıyayız"

        Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail'in Gazze'ye insani yardım ulaştırmak amacıyla uluslararası sularda seyreden Küresel Sumud Filosu'na saldırısına ilişkin, "Uluslararası hukuka, deniz güvenliğine ve seyrüsefer serbestisine açıkça aykırı bir durumla karşı karşıyayız. Tabii bunun literatürdeki adı korsanlıktır, biliyorsunuz." dedi.

        Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Fidan, Türkiye'nin bulunduğu coğrafyada uzun yıllardır devam eden savaşlar, işgaller, iç çatışmalar, terörle mücadele ve bunların getirdiği yıkımla karşı karşıya olduğuna dikkati çekerek "Türkiye, bölgesindeki demokratik, kalkınmış ve Avrupa Birliği ile entegrasyon sürecinde olan bir ülke olarak barışın ve istikrarın kıymetini yeterince bilmektedir." değerlendirmesinde bulundu.

        Fidan, Türkiye'nin çevresindeki tüm çatışmalarda ilk refleksinin savaşların bir an önce sona erdirilmesi yönünde olduğunu belirterek, bunun Ankara'nın barış ve istikrara verdiği önemin göstergesi olduğunu ifade etti.

        REKLAM

        Afrika'daki çatışmalarda, Ukrayna'da, Gazze'de ve İran ile ABD arasındaki ihtilafta da aynı tavrı ortaya koyduklarını hatırlatan Fidan, "Amacımız meselelerin savaş yoluyla değil, diyalog yoluyla çözümüdür. Biliyoruz, bu naif bir istek gibi de görünebilir ama güçlü ülkelerin bir araya gelip çıkar yol buldukları, ortaya gerekli 'havuç-sopa' taktiğini koydukları ortamda bunlar uygulanabilir şeyler." dedi.

        Fidan, Pakistan ara buluculuğunda yürütülen ABD-İran görüşmelerinde iyimser olmak istediklerini dile getirerek, "Bunun zemini de nedenleri de mevcut. İnanıyoruz ki hem Amerika hem İran, hem Hürmüz Boğazı'nın açılması hem de savaşın yeniden başlamaması konusunda yeterince motivasyona sahipler. Her ikisi de farklı sebepleri olmakla birlikte. Açıkçası, her iki tarafın da uygun ara buluculuk yöntemleri ile gerekli çabayı ortaya koydukları zaman bir orta yolda buluşmaması için hiçbir sebep olmadığına inanıyoruz." diye konuştu.

        Uluslararası kamuoyunun İran ile ABD arasındaki gerilim başlamadan önceki düzene geri dönülmesi konusunda aynı görüşte olduğunu vurgulayan Fidan, "Aslında, Avrupa başta olmak üzere uluslararası toplumun ortaya koyduğu birleşik tutum savaşın bir an önce durması, boğazın açılması, serbest ticaretin başlaması, enerji güvenliğine ve dünya piyasalarına oluşan tehdidin ortadan kalkması, ki biliyorsunuz gübre ürünlerinden dolayı gıdaları da etkilemekte, tekrar eski sisteme dönülmesi konusunda uluslararası kamuoyu neredeyse ittifak etmiş durumda. Bu ittifakın bir diplomatik baskı aracına dönüştürülerek tarafların nezdinde kullanmasının da önemli olduğunu düşünüyorum." ifadesini kullandı.

        REKLAM

        Fidan, Türkiye'nin ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerde elinden gelen katkıyı verdiğini ifade ederek, bu konuda Pakistan'daki ve ABD'deki meslektaşlarıyla yakın iletişim içinde olduklarını belirtti.

        Türkiye'nin, krizleri çözmede Amerikan tarafıyla da İran tarafıyla da Orta Doğu'daki taraflarla da tecrübeleri olduğuna dikkati çeken Fidan, "Esas itibarıyla herkes elinden geleni gücü yettiğince yapmaya çalışıyor. Aslında uluslararası toplumun bu konuda birleşik tutum ortaya koymuş olması herkesin bir an önce boğazın açılmasını, savaşa geri dönülmemesini görmek istemesi bizim gibi bu konuda emek harcayan aktörlere de aslında büyük destek vermekte. Ben bu konuda sayın meslektaşıma da ve onun şahsında diğer Avrupa Birliği'ndeki arkadaşlara da ayrıca teşekkür ediyorum." diye konuştu.

        İran'daki zenginleştirilmiş uranyum sorunu

        Fidan, İran'ın nükleer dosyasıyla ilgili yürütülen müzakerelerin 20 yıldan uzun sürelik bir mazisi olduğuna işaret ederek, "İran'ın üyesi bulunduğu NPT'nin (Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması) şartlarını yerine getirmek ve onun sınırları içinde kalma şartıyla kendisine uygulanan ambargoların kaldırılmasının nasıl mümkün olacağı konusunda yıllardır devam eden bir müzakere süreci var. Bir dönem Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) ile bir müzakereye ulaşılmıştı. Daha sonra bazı çevresel şartlardan dolayı o Amerika tarafından kabul edilmedi. Şimdi yeni bir müzakerenin eşiğindeyiz." ifadesini kullandı.

        REKLAM

        İran ile ABD arasındaki müzakerelerin merkezinde, Hürmüz Boğazı'nın açılması ve zenginleştirilmiş uranyumun ya ülke dışına çıkartılarak ya da yüzde 3,5 seviyelerine kadar inceltilerek ülkede nükleer silah yapacak derecede uranyumun bulunmamasının sağlanması olduğunu belirten Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:

        "Zaten 2025 hazirandaki nükleer tesislere yönelik saldırıdan sonra bu yüksek miktarda zenginleştirilmiş uranyumlar şu anda enkaz altında. Büyük tünellerin yıkılması sonucunda yani pratikte de buna şu anda herhangi birisinin ulaşma imkanı yok. Bunlar uzaydan da Amerikalılar tarafından gözetlenmekte. Şu anda pratikte aslında tehdit oluşturan bir durum yok ama ileride bunun devam ettirilebilmesi için tarafların kendi aralarında bir nükleer müzakereye varmaları, sonuçlandırmaları gerekiyor. Ben İran tarafının nükleer müzakerelerde gereken şartlara uyum sağlamayı kabul etmede prensipte bir sorun olduğunu görmüyorum ama burada karşılığında ne, nasıl alınacak, hangi sıralamayla alınacak ve beraberinde hangi şartlar getirilecek o konuda taraflar arasında bazı ihtilaflar var. O da ifade ettiğim gibi çok detaylı konular. Burada onun detayına girmek istemiyorum. Şu anda yürüyen müzakereleri desteklemeye devam edeceğiz."

        REKLAM

        İsrail'in Küresel Sumud Filosu'na saldırısı

        Fidan, İsrail'in Gazze Barış planıyla ortaya konulan insani yardımlar ve ilaçlar gibi hususları karşılamadığına işaret ederek, Mısır, Katar, Türk, ABD tarafları ve Gazze heyetinin haftalardır görüşme trafiğinde olduğunu belirtti.

        Tarafların barış planı sürecinin ikinci aşamaya nasıl taşınacağına ilişkin görüşmeler yaptığını dile getiren Fidan, "Bizim gördüğümüz birinci aşamada ihlaller devam ediyor ama savaş şartlarına nazaran bir miktar iyileşme var. Ancak ideal olan sayın meslektaşımın da söylediği gibi 20 maddelik Gazze Barış Planı'nın bir aşamalandırmayla hayata geçmesi ve Gazze'de şu anda 2 milyondan fazla insanın içinde bulunduğu şartların bir an önce iyileştirilmesi. Bizim bir numaralı önceliğimiz bu." diye konuştu.

        Fidan, Küresel Sumud Filosu'nda 40 ülkeden 400'den fazla katılımcının yer aldığını kaydederek, "Şu anda 25 gemiye müdahale edildiği tahmin edilmekte. Uluslararası hukuka, deniz güvenliğine ve seyrüsefer serbestisine açıkça aykırı bir durumla karşı karşıyayız. Tabii bunun literatürdeki adı korsanlıktır, biliyorsunuz." dedi.

        Filoya katılan tüm aktivistlerin can güvenliğinin her şeyden önce geldiğini vurgulayan Fidan, Filoda vatandaşı bulunan bütün ülkelerle temas halinde olduklarını, vatandaşların güvenli biçimde geri dönmesi için ilgili kurumlarla ve diğer ülkelerle çalışmaya devam ettiklerini söyledi.

        Wadephul'un açıklamaları

        Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, önemli bir NATO müttefiki ve Avrupa Birliği'nin (AB) önemli bir ticaret ortağı olarak Türkiye'nin, AB'nin savunma ve sanayi politikası araçlarının geliştirilmesinde dikkate alınmasını desteklediklerini söyledi.

        Bakan Wadephul, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Berlin'deki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

        Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan ve Fidan'dan Türk hükümetinin AB'ye tam üyelik hedefine bağlı kaldığını duyduklarını ifade eden Wadephul, "Bu iyi bir sinyal. Alman hükümeti açısından, özellikle ortak çıkarlarımızın olduğu konularda Türkiye ile AB arasındaki stratejik ilişkileri daha da genişletmemiz arzu edilen bir durumdur. "dedi.

        AB'nin savunma ve sanayi politikasına da işaret eden Wadephul, "Önemli bir NATO müttefiki ve AB'nin önemli bir ticaret ortağı olarak Türkiye'nin, AB'nin savunma ve sanayi politikası araçlarının geliştirilmesinde dikkate alınmasını destekliyoruz. Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliği'nin modernleştirilmesi de önemli olabilir." ifadesini kullandı.

        Wadephul, bugün Türkiye'nin AB ile ilişkilerinin genişletilmesi için neler sunabileceğini konuştuklarını belirterek, "Türkiye AB'ye doğru ilerlemek isterse o zaman Almanya'da dostane ve güvenilir bir ortak bulacaktır. Burada, Kopenhag kriterleri, yani demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları, AB üyeliği için bağlayıcı bir ön koşul olmaya devam etmektedir." diye konuştu.

        Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi

        Bu yılki NATO Zirvesi'ne işaret eden Wadephul, "Bu yıl temmuz ayında Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi, Türkiye'yi İttifakın daha da güçlendirilmesi için kilit bir konuma getiriyor." dedi.

        Wadephul, Türkiye'nin mükemmel ev sahipliği yapacağından emin olduğunu vurgulayarak, zirvede ABD ile Avrupa arasındaki yük paylaşımının yeniden düzenlenmesinin görüşülmesi gereken konulardan biri olacağına inandığını kaydetti.

        Aynı zamanda Türkiye'nin, Avustralya ile kasımda Antalya'da düzenleyeceği Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) ile iklimin koruması ve böylece geçim kaynaklarının savunulması yönündeki küresel çabaların merkezinde yer alacağını belirten Wadephul, Türkiye'nin güvenilir bir ortak ve müttefik olarak Almanya'ya güvenebileceğini, Almanya'nın ellinden gelen desteği vereceğini söyledi.

        Wadephul, Türkiye ile Almanya arasında yıllar sonra stratejik diyalog toplantısını düzenlediklerini dile getirerek, bu formatta iki ülke hükümetinin ilişkilerini yeni bir seviye çıkarmak istediklerini, burada konuları daha yoğun görüştüklerini belirtti.

        Türkiye önemli bir etkiye sahip

        Toplantıda, ikili ilişkilerin yanı sıra Türkiye-AB ilişkileri, güvenlik politikaları, Ukrayna savaşı ve İran'ın çerçevesindeki gelişmeler gibi bölgesel ihtilaflarının da ele alındığını aktaran Wadephul, "Türkiye, yalnızca coğrafi yakınlığı nedeniyle değil, aynı zamanda büyük siyasi ve ekonomik önemi nedeniyle de bu çatışma bölgeleri üzerinde potansiyel olarak önemli bir etkiye sahiptir." değerlendirmesinde bulundu.

        Wadephul, bu nedenle Almanya için tüm bu konularda Türkiye ile mümkün olan en yakın koordinasyon içinde olmanın önemli olduğunu vurguladı.

        İsveç'te bu hafta NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın düzenleneceğine işaret eden Wadephul, "Mesajımız net. İttifakımız sarsılmaz ve söz ile eylemde birlikte duruyoruz." diye konuştu.

        İran'daki savaşın ve Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının dünya geneli için sonuçlarına değinen Wadephul, Türkiye'ye Pakistan, Mısır ve diğer ülkelerle yaptığı arabuluculuktan dolayı teşekkür etti.

        Güvenlik, ekonomi ve enerji alanlarındaki çıkarların nasıl korunacağı konusunda bölge ülkeleriyle çok yakın bir diyalog içinde olduğunu belirten Wadephul, "Hepimiz gelecekte İran'ın komşuları için artık bir tehdit oluşturmaması gerektiği konusunda hemfikiriz. Bu nedenle İran'ın nükleer silaha sahip olmaması gerekir." dedi.

        Wadephul, İran'ın balistik füze programını sonlandırması ve Hürmüz Boğazı'nı açması gerektiğini ifade etti.

        Ukrayna savaşı

        Wadephul görüşmede, Avrupa'nın güvenliğine yönelik en büyük tehdidin Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü "saldırgan savaş" olduğunu belirttiğini aktararak, Türkiye'nin Ukrayna ve Rusya arasında arabuluculuk yapmayı defalarca teklif ettiğini söyledi.

        Rusya'nın Ukrayna ile doğrudan görüşmelere başladığında bu savaşın sonuna yaklaşılabileceğini savunan Wadephul, "Biz Avrupalılar bu konuda yapıcı ve daha aktif bir rol üstlenmeye hazırız. Hazırız, ancak Rusya'nın da ciddi bir şekilde müzakere etme isteğine ihtiyacımız var." dedi.

        Gazze'deki durum ve İsrail'in Küresel Sumud Filosu'na saldırısı

        AA muhabirinin "Gazze'deki süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? Yeterince insani yardımın ulaşmadığı yönünde tespitler var. Ayrıca, İsrail güçleri bugün uluslararası sularda Küresel Sumud Filosu'na müdahale etti. Filoda hem Türkiye'nin hem Almanya'nın vatandaşları var. Bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusunu yanıtlayan Wadephul, bu konuda hedeflere ilişkin hemfikir olduklarını söyleyerek, "Yani Gazze Şeridi'ndeki insanlar ön planda olmalı ve onlar acı çekiyor." dedi.

        Gazze'deki insanların ilaçlara ve yardım malzemelerine ihtiyaç duyduğunu ifade eden Wadephul, insanların bu yardımlara erişebilmesi gerektiğini, bunu İsrail'e karşı sürekli açık bir şekilde dile getirdiklerini söyledi.

        Gazze'ye daha fazla insani yardım malzemesinin ulaştırılabilmesi için imkanların sağlanması ve bunun kara yoluyla yapılması gerektiğini vurgulayan Wadephul, "Şu anda, paralel olarak birçok krizin üstesinden gelmek zorunda olsak da gözümüzü Gazze Şeridi'nden ve acı çeken bu insanlardan ayırmamalıyız." dedi.

        Wadephul, Sumud Filosu gibi eylemlerin katılımcılar için riskli olduğu için ve şimdiye kadar hiçbir geminin Gazze Şeridi'ne ulaşamamasından dolayı tavsiye etmediklerini belirtti.

        Daha önce İtalyalı mevkidaşıyla, İsrail'in Küresel Sumud Filosu'na saldırısına tepki gösterdiğini kaydeden Wadephul, "İtalyan meslektaşımla birlikte, yürürlükteki uluslararası hukuka tam olarak saygı gösterilmesi ve sorumsuz davranışlardan kaçınılması çağrısında bulunduğumu da belirtmek isterim. Yani uluslararası insancıl hukuk kuralları çerçevesinde vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak önceliğimiz olmaya devam ediyor, bu şekilde tehlikeli deniz yollarında olsa da." ifadelerini kullandı.

        ÖNERİLEN VİDEO

        'Daltonlar'a darbe: 10 tutuklama

        Muğla'nın Seydikemer ilçesinde yürütülen soruşturma kapsamında, kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne yönelik düzenlenen geniş çaplı operasyonda gözaltına alınan 12 şüpheliden 10'u tutuklandı, 2 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. (İHA)

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ