Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

HABERTÜRK MAGAZİN / Ece SARUHAN

GENEL sanat yönetmenliğini Erdal Beşikçioğlu’nun üstlendiği Tatbikat Sahnesi’nin yeni oyunu ‘Ceza Külliyesi’ sezonun mutlaka izlenmesi gereken oyunlarından biri. Cem Emüler; Franz Kafka’nın hukuk sistemi, ceza ve cezalandırma üzerine yazdığı külliyatı derleyerek sahneye uyarladığı oyunun yönetmenliğini de üstleniyor. Iraz Yöntem’in yönetmen yardımcısı olduğu oyunda; Tansel Öngel, eski komutanın “Bizde suçtan şüphe edilmez!” ilkesini benimseyen adalet ve ceza sistemine körü körüne bağlı bir infaz subayını canlandırıyor. Oyunda seyirci de aktif bir rol üstleniyor, son sözü söylüyor.

Neden Kafka?

Cem Emüler: Kafka’nın ‘Ceza Kolonisi’ni sahneye koymak uzun zamandır aklımdaydı. Hukuk eğitimi almış, hukuk konularında faal olarak çalışmış bir yazar olan Kafka’nın ceza ve cezalandırma üzerine yazdığı edebi külliyat zaman geçtikçe daha da hayati bir önem kazanmaya başladı. Yazın ufak ufak üzerinde çalışmaya başladım. Bu senenin repertuvarını konuşurken Erdal’a (Beşikçioğlu), “Kafka yapalım” dedim. O da hemen “Tamam” dedi. Oyunun adaptasyon sürecinde Kafka’nın hukuk, adalet ve yargılamayla ilgili diğer metinlerinden, romanlarından ve aforizmalarından karma bir metin oluşturduk. Bu külliyattan da ‘Ceza Külliyesi’ doğdu. 6-7 ay boyunca sahne üzerindeki işleyişine göre metni sürekli tartıştık, değiştirdik ve olgunlaştırdık. Kafka bu süreçte çok uzaklardan bize seslendi; arkadaşımız, ahbabımız oldu.


Hem görsellik hem de söylediği söz açısından şahane bir iş çıkmış ortaya. Hazırlık süreci nasıl geçti?

Tansel Öngel: Kolay değildi. 20 yıldır bu işi yapıyorum, oyuncu olarak hep gerçek olma, oynamama halini arıyoruz. Daha önce gerçeklik boyutu bu kadar üst düzeyde olan bir metinle karşılaşmadım. Metin defalarca değişti. Önce 4 kişilik bir oyun olarak çıktık yola, sonra yeni komutanın değiştirmek istediği ceza sistemini inceleyecek olan heyetin, gözetmenlerin seyircilerden oluşmasına karar verdik.

Seyirciye sıkı bir vicdan muhasebesi yaptırıyor bu gözetmenlik...

Iraz Yöntem: Provalarda hep bildiklerimizi unutmaktan konuşuyorduk ve işe seyirci olarak bildiğimizi unutarak başladık. Bir konuyu klasik anlamda anlatmaktan uzaklaştığımızda karşı tarafa daha fazla temas edebiliyoruz. ‘Ceza Külliyesi’nde seyirci inisiyatif sahibi. Bu, daha önce deneyimlenmemiş bir seyir hali ve oyun haline de dönüşüyor.

Seyirciler de oyun kişisine dönüşüyor yani...

C.E.: Evet. Seyirci, Tansel’in canlandırdığı infaz subayının bire bir muhatabı. Subay, ‘Ceza Külliyesi’nin ne olduğunu, işleyişini anlatırken, seyirci de aktif olarak oyunun içinde bulunup yargısını oyuncuyla paylaşmak durumunda. ‘Ceza Külliyesi’ne bilet alan seyirci Tatbikat Sahnesi’ne sadece oyun seyretmeye gelmiyor, mahkemede jüri olmaya da gönüllü oluyor.

T.Ö.: Ceza ve infaz sisteminin akıbeti dolayısıyla oyunun finali seyircinin vereceği karara göre şekilleniyor. Elimizde 2-3 farklı final var. Ezbere gitmiyoruz, sözler değişmiyor ama eylemler değişiyor.

Yani insanlara “Finali yazmaya hakkın da var gücün de. Fikrine, vicdanına, sözüne sahip çık” hatırlatması yapan bir oyun bu...



I.Y.: Evet, oyun sırasındaki deneyimi seyirciye hayatın içinde de bu inisiyatife sahip olduğunu ve bunu hür bir vicdanla kullanabileceğini göstermiş oluyor.

C.E.: Umarım hayatın diğer alanlarında da kamunun yargısı oyunumuzda olduğu kadar ciddiye alınır.

‘Sanat tutkaldır’

IRAZ Yöntem, “Kadim bilgiyi, insan olma halini unuttuk. İnsanın özünde vicdan, sevgi ve muhakeme gücü vardır. Özümüze dönüp daha iyi insan olmanın peşinde koşmalıyız” diyor ve ekliyor: “Sanat tutkaldır. Toplumsal bilinç birbirimize temas ederek oluşur. Sanat bu teması sağlar.”

‘Makine benden rol çalıyor’

BARIŞ Dinçel, öyle bir dekor tasarlamış ki oyun için ayakta alkışlanmayı hak ediyor. Yarattığı infaz makinesine dekor demek haksızlık olur, o da seyirci gibi bir oyun kişisi! Emüler, Öngel ve Yöntem, “Yakın tarihimizde ilk defa bir mekân için dekor tasarlandı. Sahnede seyircinin gördüğü her şey gerçek borulardan ve kablolardan yapılıp sahneye monte edildi. Yani oyunun dekoru değil de sahnenin inşaatının bir parçası oldu. Barış, Kafka’nın zihninde canlandırdığı infaz makinesini en ince detayına kadar icat etti. Makine, oyunda bir başrol sanatçısı” diyor. Öngel “Makine sahnede benden rol çalıyor” diye ekliyor.

‘Hakikat alçak seste gizlidir’

CEM Emüler, Tansel Öngel ve Iraz Yöntem, insanlara “Tiyatroya gelin, susmuş olan vicdanınız konuşmaya başlayacak” diye sesleniyor. Herkes bağırarak konuştuğu için kimsenin birbirini anlayamadığını söyleyen Emüler, ekliyor: “Tiyatro oyunları, halk türküleri ve şiirler alçak sesle konuşur. Biz hayatı alçak sesle anlatıyoruz. Hakikat alçak seste gizlidir. Bağıranlar göçüp gider, alçak sesle konuşanlarsa kalıcıdır.”