İtalyan sinemasının altın döneminden
Kerem Akça, bu hafta DVD'si çıkan filmleri değerlendirdi
Modern sinemanın en önemli simalarından Michelangelo Antonioni, İtalyan Yeni Gerçekçiliği’nin ilk akla gelen ismi Vittorio De Sica ve bu iki akımda da faaliyet gösteren usta Luchino Visconti’nin box set’leri raflara girdi geçtimiz haftalarda. İtalyan sinemasının tarihinin önemini ortaya koyan bir sonuç alınabilecek bu 10 ürüne de dikkat derim. Özellikle sinema tarihinin en iyi bir-iki yönetmeni içinde saydığım Antonioni’nin dört eserini önerdiğimi belirteyim. İlerleyen zamanda ‘ustalar’ bölümünde bu önemli yönetmenleri daha geniş bir çerçevede ele alacağımızın da müjdesini verelim.
Sinema tarihinin sayfalarını karıştırınca hiç kuşkusuz Fransız sineması gerçeğinin yanında İtalyan ve Alman sinemasının da hakim rolüne tanıklık edebiliriz. Bu doğrultuda da İtalyan Yeni Gerçekçiliği, İtalya’dan çıkan modern sinema akımı ve sessiz dönemde start alan Cinecitta imzalı stüdyo filmlerinin kaynağında bu ülke vardır.
Altın dönemi Ferzan Özpetek doldurmaya çalışıyor ama...
Şimdilerde bakınca ise son 20-30 yıldır bir gerileme sürecine girdiğini görebiliriz ülke sinemanının. Onu bu açmazdan ise Ferzan Özpetek, Paolo Sorrentino ve Gabriele Muccino’nun ayaklandırmaya çalıştığı söylenebilir.
İşte o önemli devrelerin kilit isimlerinden Vittorio De Sica, Michelangelo Antonioni ve Luchino Visconti’nin box setleri geçtiğimiz haftalarda raflara girdi. Öncelikle modern sinemanın Jean-Luc Godard ile birlikte Tanrısı olan Antonioni’den söz etmek gerek. Kanımca sinema tarihinin en iyi yönetmeni bu iki isim.
Sinema tarihinin en iyi iki yönetmeninden birinin filmleri
Özellikle belli bir dönemde yabancılaştırıcı dünyalarıyla yarattıkları halen sanat sinemasının ana kaynakları arasında yer alıyor. Antonioni’nin de tamamı ülkemizde ilk kez çıkan ürünlerden oluşan koleksiyonunda modern toplumla ilgili üçlemesinin bireyleri “Macera” (“L’Avventura”, 1960), “Gece” (“La Notte”, 1961) ve “Tutulma” (“L’Eclisse”, 1962) ile ilk renkli filmi “Kızıl Çöl” (“Il Deserto Rosso”, 1964) var.
Bunların tamamı da modern toplum ve sanayileşme sonrası başlayan iletişimsizlik ve kaybolma meselesini perdeye taşıyan eserler. Monica Vitti’nin başrol performanslarını da unutmamak lazım. “Macera”nın ‘kaybolma’ meselesini somut olarak gösterse de onun üzerinden bir ruh hali tasviri yapan film modeli halen etkisini sürdürürken, “Tutulma”nın kapanış sekansı da akıllardan çıkmadı. “Kızıl Çöl”ün de felaket filmi iskeletinde ‘fabrika atıklarının bastığı sis’ ile gelen adeta distopik portresine ve ressam edasıyla çizilmiş renk skalasına dikkat çekmek mümkün.
Visconti’nin değişken kariyerinin içinde devrialem
Bu listede Antonioni’nin ardına ise kariyerine İtalyan yeni Gerçekçiliği döneminde başlasa da ilişkileri ele alan soğukkanlı yönetmenliği ile modern sinemanın gereklerini yerine getiren Luchino Visconti yerleştirilebilir.
Daha önce DVD’si çıkan “Güzeller Güzeli” (“Bellissima”, 1951) gibi tipik bir sosyal gerçekçi mücadele eseri ile “Leopar” (“Il Gattopardo”, 1963) gibi yönetmenin orta dönemindeki görkemli kostümlü dramalardan birini de bulunduran bu set, belki en çok “Yer Sarsılıyor” (“La Terra Trema”, 1947) ile anılmayı hak ediyor.
Öyle ki akımın sinemaya soktuğu doğaçlama tekniğinin ve cinema-verité (sinemayı gerçeğe yaklaştırma tekniği) geleneğinin önemli bir örneği o eser. Amatör oyuncularla çalışırken İtalyan balıkçılarından bir dünya portresi çıkartmayı bilmesi önemli. Ama Visconti derseniz “Tutku” (“Ossessione”, 1943) ve “Venedik’te Ölüm” (“Morta a Venezia”, 1971) gibi eserlerini öneririm öncelikle.
Basit ama anlamlı
Vitorio De Sica ise “Bisiklet Hırsızları” (“Ladri di Biciclette”, 1948) ile tanınan İtalyan Yeni Gerçekçiliği akımının en has ismi. Basit planlarla örülü, sıradan alt sınıf bireylerinin dünyalarını anlatan dünyasıyla yönetmen olarak çok öne çıkarılmayan bir isim. Visconti’nin de benim sevmediğim filmleri böylesi eğilime sahip ilk dönem örnekleridir zaten. Bu açıdan ikili iç içe geçirilebilir.
De Sica ise kolayın sinemasını yaparken mesajlarıyla ve duygusuyla kendini izlettirir. Bu sette ise “Milano Mucizesi” (“Miracolo a Milano”, 1951) gibi bir başyapıtı ile “Kızım ve Ben” (“La Ciaciora”, 1960) gibi Hollywood’a transferini tetikleyen, Sophia Loren’li bir sömürü filmi var.
10 filmde sinema tarihinin özeti
Öyle ki 40’lar ve 50’lerin başında ürettiklerinden sonra ABD’nin yolunu tutan yönetmen Peter Sellers, Shirley Maclaine gibi oyuncularla da çalışmıştır. Onlardan biri olan, yedi kısa filmden oluşan romantik-komedi “Yedi Kere Kadın” (“Seven Times Woman”, 1967) da setin son filmi.
Uzun lafın kısası bu yönetmenleri ilerleyen dönemde daha detaylı bir şekilde ‘ustalar’ bölümünde ele alacağız. Ancak 10 DVD’de devrialem kıvamında bir sinema şöleni için onların piyasaya sürülen ürünlerini görmekte fayda var derim.
Kerem Akça’nın Önerdiği 15 DVD:
1-Michelangelo Antonioni Koleksiyonu
2-Başlangıç (Inception)
3-Vittorio De Sica Koleksiyonu
4-Mary & Max
5-Avatar: Ultimate Edition
6-Bay Hiçkimse (Mr. Nobody)
7-Luchino Visconti Koleksiyonu
8-101 Sevgili (Sex & Death 101)
9-Şrek Sonsuza Dek Mutlu (Shrek Forever After)
10-Gözlerindeki Sır (Secret in Their Eyes)
11-Ölüm Makinesi (Resurrection Man)
12-Kosmos
13-Gece ve Gündüz (Knight and Day)
14-Ayrılık (Die Fremde)
15-A Takımı (A Team)
Not: Liste, son 2 ayda çıkan DVD’lerden oluşturulmuştur. Her hafta güncellenecektir.
keremakca@haberturk.com