Kıyasıya rekabet!
Yavuz Bingöl mü, Özcan Deniz mi?
HABERTURK.COM / KÜLTÜR SANAT
Bu hafta vizyondaki iki film Özcan Deniz ve Yavuz Bingöl arasında rekabet yarattı. Özcan Deniz, Yeşim Ustaoğlu'nun yönettiği Araf filminde, içine kapanık bir kamyon şoförünü canlandırıyor. Yavuz Bingöl ise Sinan Çetin'in uzun zamandır konuşulan filmi Çanakkale Çocukları'nda teğmen rolünü üstleniyor. İki sanatçı arasındaki rekabet bu kez sahnelerde değil, vizyonda yaşanacak.
ÇANAKKALE ÇOCUKLARI
5 milyon TL bütçeli ''Çanakkale Çocukları'' filmi, Çanakkale Savaşları sırasında, iki farklı cephede yaşanan ortak trajediyi anlatıyor.
Sinan Çetin’in yönettiği ve Haluk Bilginer, Oktay Kaynarca, Yavuz Bingöl ile Wilma Elles’in rol aldığı "Çanakkale Çocukları", 28 Eylül 2012’de Warner Bros dağıtımıyla Plato Film tarafından vizyona girdi.
Kardeşlik teması ve savaşın gereksizliği üzerinde durulan film, iki ayrı cephede iki düşman kardeşin karşı karşıya gelmesini konu ediyor. Evlatlarını kaybetmek istemeyen annelere yönelik mesajlar içeren filmde, Sinan Çetin'in çocukları, Orfeo (Osman) ile Cemo'yu (James) canlandırıyor.
Çanakkale Savaşı'nı çok farklı bir bakış açısıyla ve izleyicinin içine işleyecek dramatik kurguyla ele alan Sinan Çetin'in yeni filminin, bu yılın en iddialı yapımları arasında yer alması bekleniyor.
Büyük bir bölümü Çatalça Durusu'da kurulan 1500 metrekarelik sette çekilen ve Çetin'in üç yıldır üzerinde çalıştığı film bugün vizyona girdi.
ARAF
Yeşim Ustaoğlu'nun yazıp yönettiği, başrollerinde Neslihan Atagül, Özcan Deniz, Nihal Yalçın ve Barış Hacıhan'ın yer aldığı ve otobüslerin uğradığı bir mola yerinde çalışan iki gencin öyküsünü anlatan "Araf" filmi geçen hafta izleyicilerle buluştu.
Ulusal prömiyerini 19. Uluslararası Altın Koza Film Festivali'nde gerçekleştiren film aynı zamanda Venedik Film Festivali'nde Mostra Internazionale d'Arte Cinematografice Orizzonti (Ufuklar) bölümünün resmî yarışmasında ülkemizi temsil etti.
USTAOĞLU'NUN ARAF YORUMU:
"Bir filmi yaratmanın, yönetmene yaşatabileceği en büyük tatmin karakterlerinin gözbebeklerinden içeriye girip daha derinlere dalabilmek; filmi çekerken oyuncunun duygu ve düşünce dinamiklerini tetiklemek ve sonra da seyirciyle aynı hissiyatı paylaşabilmek; filmsel zamanla akan zaman arasındaki algıda yaşanmışlık hissini yaratabilecek kadar izleyicinin algısını zorlamak sanırım. "Araf" bunları bana tek tek yaşattı."