Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Seda ÖNCELER / HABERTÜRK MAGAZİN

Kürşat Başar, ‘Kaldığımız Yerden’ adlı yeni albümünü geçtiğimiz günlerde müzikseverlerle buluşturdu.Gazeteci, yazar ve programcı Kürşat Başar, 2012’de çıkardığı ‘Keşke Burada Olsaydın’ adlı albümüyle müzisyen kimliğiyle de hayatımıza girmişti. 4 yıl aradan sonra ‘Kaldığımız Yerden’ adlı ikinci albümünü çıkardı. Kendisiyle buluşup kurduğu orkestra ve birçok ünlü solistle birlikte çalıştığı yeni albümünü konuştuk...

''EN ZOR MESLEK GAZETECİLİK''

Yazar, müziyen ve programcı Kürşat Başar, hangi işi yaparken daha mutlu?

Zaten birbirini tamamlayan işler olduğu için ayırt etmek benim için zor. Yazarlık hepsinden daha yorucu ve daha yalnız yapılan bir iş. Bir romanı yazmak yıllar sürüyor. O da biraz sancılı bir süreç. Ancak bittiği, bir şeyler ortaya çıktığı zaman insan mutlu oluyor. Diğerlerine göre müzik biraz daha eğlenceli, bu yüzden en keyif aldığım iş müzisyenlik diyebiliriz.

Türkiye’de bu işlerden hangisini yapmak daha zor?

Türkiye’de en zor meslek gazetecilik. Çünkü orada birtakım şeyleri dikkate alman gerekiyor. Kitap yazarken ve müzik yaparken daha rahatsın. Belli başlı kurallara uymak zorunda değilsin.

Albüm, popüler kültür müziğinden tamamen uzak. Neden caz müzik? Popüler kültür bu kadar hayatımızın içindeyken bu albümü çıkarmak sizi hiç korkutmadı mı?

 Ben bunu sahici müzik veya canlı müzik diye yorumlamayı tercih ediyorum. Stüdyo kayıtlarımız da canlı yani şimdiki gibi ‘kes yapıştır’ kayıtlar değil. O yüzden bu sahici müzik oluyor. Caz, Amerika’da belli bir anlayışta yapılan bir müzik türü ve Türkiye’de çok yapılabilecek bir şey değil. Türkiye’de akustik müziklerin ve saksofon, kontrbas gibi enstrümanların kullanıldığı albümlere caz deniyor. Bence bizim albümümüz caz değil pop albüm. Benim amacım sahici müzik diye yorumladığım ve insanların çalarken içine duygusunu kattığı müziği insanlara ulaştırmaktı. Severek yaptığım müzik bu. O yüzden korkmadım. Beğenilir ya da beğenilmez, bu dinleyiciye kalmış.

Sahici müziği Türkiye’ye biraz daha kazandırmak adına bir şeyler yapmayı düşünüyor musunuz?

Televizyon programı için birkaç yerden teklif geldi. Vakit biraz az olduğu için tam bir tempoya giremedik. Yakında o tarz bir şey olabilir.

Albümün adı neden ‘Kaldığımız Yerden’ oldu?

 Nükhet Duru’nun seslendirdiği bir bestem var bu albümde. Sözlerini Zeynep Talu yazdı. Benim bestem olduğu için ilk şarkı olarak düşündük ve o şarkının ismini koymayı tercih ettik. Bir yandan da ilk albümün devamı gibi düşündük çünkü yine aynı tarz ve aynı orkestrayla devam ediyoruz.

‘KENDI SESİMİ HİÇ BEĞENMEM’

 2 albümde de çok güçlü seslere sahip solistlerle çalıştınız. Sizin ses tonunuz da genelde herkes tarafından çok beğeniliyor. Hiç yorumculuğu düşünmediniz mi?

 Ben hiç beğenmem kendi sesimi. (Gülüyor) Şarkı söylemeyi de düşünmedim ve denemedim doğrusu. Belki birkaç kez sahnede makara olsun diye yapmışımdır.

Solistleri nasıl belirliyorsunuz? Şarkıları genelde ben seçiyorum, sözler yazılıyor. Şarkı bitip dinlediğimizde “Bunu mutlaka şu kişi okumalı” diyoruz. Mesela ‘Susma’ şarkısını yaptıktan sonra “Candan Erçetin’in söylemesi lazım” dedik. Şarkı da biraz kendi kendine istiyor şarkıcıyı.

 ‘Sayılar çoğalıyor ama nitelikte sıkıntı var’

Bir röportajınızda “Ben prodüktör olsam Tarkan’ın canına okurdum’’ dediniz. Bunu biraz açalım mı?

 Tarkan benim çok eski dostum, kardeşim sayılır. Ona özel bir şey söylemedim. Çok popüler olup hem iyi para kazanan, hem imkânları olan genç insanların sürekli birbirini tekrar eden şeyler yapmak yerine daha fazla şey yapması lazım ki başkalarına da teşvik olsun demek istedim. Bunu bütün sanat dalları için söylüyorum. Bu sadece onların suçu değil maalesef alıcı da öyle istiyor.

Türkiye’de sanatı nasıl yorumluyorsunuz?

 Birçok galeri açıldı, kitap satışları ve yazar sayısı arttı. Sayılar çoğalıyor ama nitelikte sıkıntı var. Mesela bir sürü film çekiliyor ama iyi film çok az çıkıyor.


 

‘TÜRKİYENİN’NİN GÜNDEMİ HÜZÜNLÜ ’

Bir gazeteci olarak Türkiye gündemini nasıl yorumluyorsunuz? Türkiye’nin gündemi hüzünlü. Özellikle terörün bu kadar şuursuzca yayılıyor olması son derece tehlikeli. Eskiden terör örgütlerinin bile bir raconu vardı. Çoluk çocuğu öldürmezlerdi. Şimdi yaptıklarınıysa akıl almıyor. Doğrusu bu noktaya gidileceğini çok düşünmemiştim.