Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

İzmir Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve Ege Geriatri Derneği işbirliğinde düzenlenen İzmir 9. İleri Yaş Sempozyumu'na katılan Türk sinemasının usta oyuncusu Filiz Akın, nazofarenks kanserini nasıl yendiğini anlattı.

Eşi eski Mit Müsteşarı Sönmez Köksal ile vasiyetlerini de dile getiren Filiz Akın, "Yaşayacaksam kaliteli yaşayayım, eğer bağımlı olacaksam ve bitkisel hayata gireceksem öleyim. Eşimle birbirimize vasiyet ettik, eğer öyle bir durum doğar ve ötenazi hakkı tanınırsa bunu kullanma sözü verdik. Elbette beni hayata en çok bağlayan şey sevgi ve sizlerin duası" diye konuştu. Akın, konuşması sırasında zaman zaman duygusal anlar yaşadı ve gözyaşlarına hakim olamadı.

2002 yılında bir çeşit burun ve ağız arkası (nazofarenks) kanserine yakalandıktan sonra zorlu tedavi sürecini atlatan ve ABD'de kanseri yenen Akın, anılarını salondakilerle paylaştı.


AĞIR BİR KANSER GEÇİRDİM

En büyük acıların bile mizah ve sevgiyle atlatılabileceğini dile getiren Akın, "Ağır bir kanser geçirdim. Günde 11-12 saat kemoterapi aldığım oldu. İyileşeceğime hep inandım. Bana kanser teşhisi konduğunda çok kötü şeyler söylendi, eğer imkanı olan varsa bir başka yerden fikir alsın. Şu an halime şükrediyorum, çünkü benim gibi aynı kanserle mücadele veren bir arkadaşım mektup yazdı, konuşamıyor, yemek yiyemiyor. Benim de sıkıntılarım var elbette. Tedavi sırasında ciğerimin üst kısmı yandı ve kış aylarında sıcak ülkelere gitmek zorundayım. Zatürre olmamam gerekiyor. Moralsiz hasta iyileşmiyor, moralli hasta da ilaç almış gibi oluyor" diye konuştu.


EŞİYLE VASİYETİNİ AÇIKLADI

Ölümle yüzleşen biri olarak ölümden korkmadığını anlatan Filiz Akın eşi eski Mit Müsteşarı Sönmez Köksal ile yaptıkları bir konuşmayı paylaştı. Eşiyle vasiyetlerini açıklayan Akın, "Yaşayacaksam kaliteli yaşayayım, eğer bağımlı olacaksam ve bitkisel hayata gireceksem öleyim. Eşimle birbirimize vasiyet ettik, eğer öyle bir durum doğar ve ötenazi hakkı tanınırsa bunu kullanma sözü verdik. Kalitesiz bir yaşam olacaksa misafirlik bitsin. Ötenazi hakkı verilirse kullanırım. Ama sevgi alışverişini yapabilirsem yaşamayı tercih ederim. Elbette beni hayata en çok bağlayan şey sevgi ve sizlerin duası. Herkese günde en az 10 dakika spor yapmalarını öneriyorum ve tabi şekerden uzak durmalarını. Kanser bile şekeri çok seviyor. Yaşamayı seviyorum ama bu kaliteli bir yaşam olmalı. Eşimle ihtiyaç duyduğumuz zamanlarda B12 gibi bazı vitaminlerin takviyesini alıyoruz. Hormonlu gıdalardan ve temizlik gibi pek çok alanda kullanılan kimyasallardan uzak durmaya çalışıyoruz" diye konuştu.


EN BÜYÜK TEHLİKE GEÇ KALMA

Her türlü kanserin tedavi edilebildiğini ancak bunda erken teşhisin önemli olduğunu vurgulayan ve zaman zaman gözyaşlarına hakim olamayan Akın şunları söyledi; "Bana ilk teşhis konduğunda çok ağır bir tablo çizildi. Kanserden çok sakat kalmaktan korktum. Erken teşhis çok önemli, eğer kronik bir rahatsızlığınız varsa mutlaka kontrol ettirin. Eşim her anlamda bana büyük destek oldu. Beni hiç bir zaman yalnız bırakmadı. Tedavi süreci askerlik gibiydi, bitti ve Allah'a çok şükür şu an buradayım."

(DHA)