Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Fiskos Oktay Kaynarca röportaj, Oktay Kaynarca kimdir, Oktay Kaynarca kimdir, Oktay Kaynarca instagram, Oktay Kaynarca facebook, Oktay Kaynarca twitter

        HT MAGAZİN / ECE SARUHAN

        Yeni projesini konuşmak için buluştuğumuzda, sunacağı bilgi yarışmasının heyecanına kapılmış şekilde karşıladı beni. Sohbetimiz başlamadan önce foto muhabiri arkadaşım Tuğçe’ye ve bana, “Size bir soru. ‘Derdini Marko Paşa’ya anlat’ cümlesindeki Marko Paşa’nın mesleği nedir? Vezir mi? Kadı mı? Doktor mu?” dedi. Tuğçe “Kadı” diye yanıtladı. Benim verdiğim “Doktor” doğru cevaptı. Bize soru sorarken Kaynarca’nın bu işten nasıl keyif aldığı her halinden belliydi, çok neşeliydi. Bakın adı çok sık kullandığı bir ifade olduğu için ‘Vay Arkadaş’ olan yarışma, diziler ve hayata dair neler söyledi...

        ■ Yakında sizi ‘Vay Arkadaş’ın sunucusu olarak ekranda göreceğiz. Yarışmanın formatını anlatır mısınız?

        Çok sevdiğim bir formatı var. Uzun yıllar başka ülkelerde, özellikle de İspanya ve İtalya’da rağbet gören bir yarışma. Ülkemizde de bir dönem ‘Miras’ adıyla Metin Uca sunmuştu. Bu yarışmayı büyük bir heyecanla televizyona teklif ettim. Kanal yöneticileriyle birlikte izledik ve heyecanla nasıl daha güzel hale getirebileceğimize baktık. İlk bölümü çektik, çok içimize sindi. Hızlı düşünme, bilgi, genel kültür ve taktik geliştirme iç içe. 1 yarışma gibi görünse de içindeki etaplarla neredeyse 7 yarışma gibi. Özellikle finalini çok seviyorum.

        ‘KUMAR IÇEREN BIR IŞ DEĞIL’

        ■ Büyük ödül nedir?

        Yarışmacılar en fazla 250 bin TL kazanabiliyor. Benim için en değerli kısmı bunun bir kumar olmaması. Kumar içeren bir işin içinde olmak istemem. Kaybedeceğin bir şey yok. Yarışmacıların cebinden bir şey almıyorum, bir şey koymaya çalışıyorum. Bir yandan da yarışmacılar ceplerinde bilgi anlamında ne biriktirdikleriyle yüzleşmiş oluyor. Hiçbir şey kazanamasalar bile hayatlarında güzel bir anı kalacağına inanıyorum.

        ■ Sunuculuk zor mu?

        Oyunculuktan çok farklı. Oyunculuktan sıyrılıp sunuculuk da yapmamın başlıca nedeni, sunuculukta daha fazla kendim olmam. Oynarken bir rolü giyiyorsun, oysa sunarken ne kadar kendinsen o kadar başarılısın demektir. Sunucunun kendisini dinletmesi, insanları inandırması gerekiyor. İlk çekimde yarışmacılar önce gergindi. Tavırlarımla onları rahatlattım. “Kimler heyecanlı?” diye sordum, heyecanlı olanlara tek tek sarıldım. Kalplere dokunacak, seyircinin rağbet edeceği bir proje olduğuna inanıyorum.

        ■ Rağbet demişken; diziler eskisi kadar rağbet görmüyor, bu sezon çoğu reyting kurbanı oldu. Bir dizi yayından kaldırıldığında da fatura başroldeki oyuncuya kesiliyor. “Oktay Kaynarca’nın dizisi tutmadı” deniyor mesela Ne hissettiriyor bu size?

        Geçenlerde Twitter’da yazacaktım. Bir gazete ‘Vay Arkadaş’ın başlayacağı haberini “Dizileri yayından kaldırılan Oktay Kaynarca yarışmayla ekrana dönüyor” diye vermiş, bir başka gazete “Bugüne kadar şu şu dizilerde oynayan Oktay Kaynarca yarışmayla ekranda” diye. Bakış açıları arasındaki farka bakar mısın? Olumsuz bakış açısıyla haber yapanın benimle bir sorunu olduğunu düşünüyorum.

        ‘ÖN PLANDA OLMANIN BEDELI’

        ■ Nasıl bir sorunları olabilir ki sizinle?

        Bilmiyorum ama bu kadar negatif bakılmaz. Bir dizinin tutmamasını bir oyuncuya bağlamak da o dizinin ekibindeki diğer insanlara karşı ayıptır. Ben bu psikolojiyi çok iyi biliyorum, o yüzden rahatım. Arkadaşlarıma da “Yaptığınız iş istediğiniz gibi gitmediyse canınızı sıkmayın. Bu, sizden kaynaklanan bir şey değildir” diyorum. Biliyorum ki herkes elinden gelenin en iyisini yapıyor. Tarihte bir oyuncu kötü oynuyor diye kaldırılmış dizi yok. Ama tam tersi örnekleri görüyoruz; oyuncular kötü olsa da devam eden diziler var. Bir dizinin kaldırılmasında oyuncunun etkisi çok azdır. Maalesef bizde dizinin adı kiminle birlikte anılıyorsa fatura ona kesiliyor. Bu, ön planda olmanın bedeli.

        ‘Ünlü olma yarışmaları travma yaratıyor’

        ■ Ekranda oyunculuk ve şarkıcılık yarışmaları da oluyor. Bu tür yarışmalar için ne düşünüyorsunuz? Ünlü olma yarışmalarının insanların hayatlarında ciddi travmalar yarattığını düşünüyorum. Örneklerini görüyoruz. Bu tür yarışmalardan çıkıp başarılı olan çok az, olamayanlar da hayatları boyunca travmayla yaşamaya mahkûm oluyor. Bu da onların yolculuğu, yapacak bir şey yok. Şunun unutulmaması gerekiyor; herkes şöhret olabilir. Biz şimdi seninle bir şey planlarız, 2 saat içinde seni ülkenin en önemli insanı yaparım. Ama 2 saat sonra herkes unutur. Şöhret çok basit bir şey. Önemli olan nasıl akılda kaldığın, gündemde hangi standartlarla yer tuttuğun ve kalıcılıktır.

        ‘Sürsün diye alt seviyede iş yapmam’

        ■ Dizilerin tutmamasının oyuncudan kaynaklanmadığını söylediniz. Peki neden kaynaklanıyor?

        Zamanlama çok önemli. Bazen iş çok iyi oluyor ama zamanlama yanlış oluyor. İstikrar, sabır ve işin arkasında durmak gerekiyor ama “Hemen yayından kaldırıp yerine yenisini koyalım” durumu var. Televizyon fast food bir iş. Hızlı yazılıyor, çekiliyor ve tüketiliyor. Oysa dünyanın her yerinde insanlar 13 bölüm diziyi 1 yıl önceden okuyor. Kontratlar yapılıyor, ne olursa olsun o dizi 13 bölüm yayınlanıyor. Bir de benim bildiğim düzey şu anda pompalanmaya çalışılan düzeyin üzerinde kalıyor. Kim ne derse desin, sonucu ne olursa olsun, bu işi bildiğim düzeyde yapmayı sürdüreceğim. Alt seviyede bir iş yapıp onun uzun süre gitmesindense, inandığım bir şeyi yapar ve “Denedim olmadı” derim. En önemli sorunlarımızdan biri de kalem. Fikir üretip yazan insanlara sahip çıkmayı başarırsak daha iyi işlere imza atabiliriz.

        HÂLÂ ‘NERELERDEYDIN?’ diyeceğim kadını bekliyorum

        ■ Bir önceki röportajımızda aşkla ilgili “Belki de hayatıma öyle biri girer ki, bana ‘Bunca zamandır nerelerdeydin?’ dedirtir” demiştiniz. Tanıştınız mı o kadınla?

        Hâlâ bunu söylüyorum ve bekliyorum. Hoş tanışmış olsak da söylememek lazım.

        ■ Neden? Nazardan mı korkuyorsunuz?

        Yok, bu kez de kim diye peşine düşecekler. Sonra “Ne zaman evleneceksiniz?”, “Ne zaman çocuk yapacaksınız?”, “Ne zaman boşanacaksınız?” faslı başlayacak. “Ne zaman öleceksiniz?”e kadar gider bunun ucu. Bu yüzden bazı şeyler bende kalmalı, başkaları karışmamalı.

        ■ Yeniden evlenmeye sıcak bakıyor musunuz peki?

        Neden olmasın?

        'Selçuk benimle yarışsın, ben onunla'

        ■ Ekranda başka yarışmalar da başlıyor. Sıkı rekabet olacak gibi...

        Bu, iyi bir şey. Kapalıçarşı’da binlerce kuyumcu var, hepsi kendi tarzıyla iş yapıyor ve ayakta kalıyor. Önemli olan doğru bir iş yapmak. Sunucular da yarışmalarda çok şey öğreniyor. Bir bilgi yarışmasının sunucusunu bu tür bir yarışmaya soksan ciddi ödüller alabilir.

        ■ Yakın dostunuz Selçuk Yöntem ‘Vay Arkadaş’ta yarışsın, siz ‘Büyük Risk’te...

        Çok iyi fikir. Selçuk benimle yarışmaya gelsin, ben de onun programına gideyim. Çok enteresan olabilir.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ