Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Röportajlar Sema Öztürk oyuncu, Sema Öztürk Karadayı, Sema Öztürk güzellik, Sema Öztürk bikini

        EKRANLARIN en güzel kadınlarından olan, sinema, tiyatro ve dizi oyuncusu Sema Öztürk, uzun süren sessizliğini, milyonları ekrana kilitleyen Karadayı adlı diziyle bozdu. Sema Öztürk, ayrı kaldığı süreçte kendini anlama ve tanıma fırsatı yakaladığını söylerken, yepyeni bir enerjiyle yeniden ekranlardaki yerini anlattı...

        Uzun süredir ekranlarda görünmeyişiniz sizin tercihiniz miydi ve bu süreçte neler yaptınız, nerelerdeydiniz?

        Bazen insan kendini aynı döngünün içinde bulur, ben de o dönem öyle bir sürece girmiştim. Kendimi hamster gibi hissetmeye başlamıştım ve acil olarak update olmam gerekiyordu. Daha fresh, temiz bir bakış açısına sahip olmak adına yaptığım en doğru hareketti ara vermek. Küçük yaşta bu işe girdim, kendimi tanıma ve anlama açısından hiç farklı bir nefes alma şansım olmamıştı. 3 sene boyunca gelen hiçbir teklifi kabul etmedim. Çünkü hiçbirine heyecan duyma ruh halinde değildim. Heyecanımı kaybetmiştim. Bu yenilenme süreci bana bu işe ilk başladığım zamandaki heyecanımı, sevgimi geri getirdi. Ama bu kez tecrübeleriyle birlikte harmanlanmış olarak şimdiki Sema’yı ve enerjisinin püre halini çok seviyorum.

        Sunucu, dizi, sinema, tiyatro oyuncusu gibi pek çok projede yer aldınız. Hangisi sizde daha ağır basıyor?

        Benim hiçbiri birbirinden ayrı düşünülemez. Her bir dal beni ayrı ayrı besliyor, hepsinden bir şeyler öğreniyorum ve mesleğimi zenginleştirmemde çok yardımcı oluyor. Beni bir oyuncu olarak heyecanlandıracak her projede var olurum tabii. İster sinema, ister tiyatro, isterse dizi olsun hiç fark etmez.

        Zorlu bir sektörün içinde yaşayan biri olarak siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu renkli dünyayı?

        Her sektörün kendine göre zorlukları var. Sevdiğim işi yapıyorum. Zorluklarla mücadele etmek bu yüzden çok zor olmuyor. Hatta zorluk gibi bile gelmiyor diyebilirim. Zorluklar hayatı renklendirir, kim tonluktan hoşlanır ki?

        ‘OYUNCULUK BENİM YAŞAM BİÇİMİM’

        Oyunculuk sizin için ne ifade ediyor?

        Oyunculuk bir meslek ama ben yaşam biçimim olarak görüyorum. Şöyle açıklayayım, yanlış anlaşılmasın. Günlük hayatımda da rolü yaşamak olarak algılanmasın. Bir oyuncu gibi yaşamaktan bahsediyorum. Öğrenmek, algılamak, araştırmak, sadece ilginç olan değil yaşayan veya yaşamış karakterleri anlamak gerektiğini düşünüyorum. Dünyadaki film sektörünü takip etmek, kitap okumak, oyunları ve oyunlardaki karakterleri anlamak, günlük hayatında sanat film tiyatro konuşabileceğim oyuncu ve yönetmen arkadaşlarla vakit geçirmek benim için çok değerli. Bütün bunlar bir süre sonra farkında olmadan yaşam biçimin haline geliyor. Bence oyunculuk, sahneni oynayıp bırakabileceğin bir iş değil. Dediğim gibi aslında bu bir iş değil, bir yaşam biçimini benimsemekle ilgili özel bir şey.

        Dönüm noktası olarak değerlendirdiğiniz iş nedir?

        Melekler Adası benim için dönüm noktasıydı.

        Çok sevilen ve izlenen Karadayı dizisindeki rolünüzle ilgili neler söylemek istersiniz?

        Bu kadar sevilen ve izlenen bir projede olmak muhteşem. Benim oynadığım karakterin ismi Sueda. Henüz çok yeni bir karakter. Her bölüm onu biraz daha tanıyor ve çözmeye çalışıyorum. 70’li yıllara ait Türk filmlerindeki kadın karakterlerini, şimdi izleyici gözüyle değil, oyuncu olarak izleyerek, Sueda nasıl olmalı, ne düşünür, ne yapar, bakış açısı nedir, onu çözmeye çalışıyorum.

        Bir dönem dizisinde rol almanın hissiyatı nasıl sizce?

        Dönem dizisinde yer almak büyüleyici. O dönemin insanlarını, hayata bakışlarını, düşünme biçimlerini, vizyonlarını, beden hareketlerini anlamaya çalışıyorum. Konuşma biçimleri, kullandıkları kelimeler, şaka anlayışları bile farklı. On yıl sonra günümüze baktığımızda da aynını hissedeceğimize eminim. İnsanlar sürekli kendini geliştiriyor, yeni öğrendikleriyle farkındalıkları artıyor. Yeni doğan bebekler bile sanki geçmişten öğrenmişlikleriyle gelip, yaşadıkları döneme hemen uyum sağlıyorlar. Gelecekten geçmişe dönmek, bir masal yaşamak gibi. 70’li yıllar daha yakın bir geçmiş olduğu için, anne babama sorarak ve dönemin yazılmış romanlarının duygularına, anlatım diline bakarak Türk filmlerini izleyerek, o dönemin ruhunu anlamaya çalıştım ve rolüme hazırlandım.

        Sette 70’li yılları yaşıyorsunuz, nasıl bir setiniz var?

        Sete gittiğimde 70’li yıllara gitmiş gibi oluyorum. Evler, sokaklar, dükkânlar, eşyalar her şey 70’li yıllar zaman tüneline girmiş gibi oluyorum. İnanılmaz bir duygu geçişi yaşatıyor.

        'BAŞARI ODAKLI BİRİYİM'

        Şöhret size ne ifade ediyor, nasıl tarif ediyorsunuz?

        Şöhret umurumda bile değil. Ben biraz daha başarı odaklı biriyim. Başarı zaten şöhreti getiriyor. Benim de istediğim, tercih ettiğim şöhret biçimi bu.

        'ÇOK GÜZEL BİR İŞİN PARÇASIYIZ'

        Önemli isimlerle aynı projede olmak nasıl?

        Profesyonel oyuncularla olmak her zaman yapılan işe güzellik ve başarı katar. Başarı bir takım çalışmasıdır ve ekibin başarılarıyla takdir gören aktörlerden oluşmuş olması çok büyük bir şans. Halkın beğenisine sunulan bir iş yapıyoruz. Karadayı’nın bu kadar çok beğenilmesi, takdir edilmesi, izlenmesi tüm ekibin birbirine kenetlenmesi de önemli rol oynuyor. Hepimiz çok güzel bir işin parçası olduğumuzun farkındayız ve başarıyla gelen mutlulukla doğru paylaşımlar ve arkadaşlıklar kuruluyor.

        'TAM BİR YOĞURT DELİSİYİM'

        Kendinize dikkat eder misiniz, özel formülleriniz var mıdır?

        Kendime çok dikkat ederim, sağlıklı beslenirim. Az yağ tüketirim. Şekerden mümkün olduğunca kaçınırım. Alkol akışkanlığım yok. Protein tüketirim, bol su içerim. Bunun altını özellikle çizmek istiyorum çok yoğurt tüketirim, tam bir yoğurt delisiyim. Cilde çok iyi geldiğini biliyorum. Sabah kalktığımda bile güne yoğurtla başlarım, sanki içimi temizliyor gibi hissediyorum. Spor yaparım, kendimi bildim bileli böyleyim. Çocukluğumdan beri sporun her dalıyla ilgilendim. Voleybol, yüzme, paten, kayak, tenis, squash, dans... 3 yıldır pilates yapıyorum. Florya’da kuzenlerimle birlikte açtığım, sadece kadınlara hizmet veren ‘Homepilates’ adlı bir stüdyom var. Haftada 5 gün pilates ve 4 gün 9 km’lik hızlı tempoda yürüyüşlerim var.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ