Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Güler Duman şu sıralar Özdemir Plak etiketiyle çıkan ‘Yüreğimden Yüreğinize Sazım’ adlı albümüyle gündemde. Tam 37 yıldır Türk halk müziği türünde eserleriyle adından söz ettiren sanatçı, HT Magazin'den Arif Hür'e konuştu.

‘Yüreğimden Yüreğinize Sazım’ nasıl bir albüm oldu?

Türk halk müziği geleneklerine uygun, ülkemizin 7 bölgesinde yaşayan her vatandaşın içerisinde kendinden bir parça bulabileceği bir albüm oldu. 14 şarkının yer aldığı albümde 9 adet yeni türkümüz var. Albümde Âşık Summani, Âşık Reyhani, Âşık Daimi, Âşık Yener, Âşık Beyhani ve Karacaoğlan gibi ozanların şiir ve türküleri bulunuyor. Bu albümde geleneklerimize bağlı kaldık. Dinleyenlere hem nostalji yaşatmayı hem de özümüzü hatırlatmayı istedik.

Bu albümün sizin sanat kariyeriniz açısından önemi nedir?

Akademik kariyerim olduğu için bugüne kadar çok sayıda öğrenci yetiştirdim. Büyük ozan Âşık Veysel’in söylediği gibi “İki kapılı bir handa yürüyorum gündüz gece”... Doğumdan ölüme tüm hayatımızı anlatıyor türkülerimiz. Türkülerimiz bizimdir ve ne güzeldir ki Anadolu’nun toprak kokusunu en güzel anlatan, “Biz” diyebilmenin yürek coşkusunu en güzel hissettiren, geçmişten geleceğe köprüler kuran türkülerimizi yeniden paylaşmanın heyacınını yaşıyorum. Yeni albümüm türkü dostlarına hediyem oldu diyebilirim.

‘ZOR OLANI BAŞARACAĞIZ’ 

“Biz” diyebilmekten bahsettiniz. Türkülerin birleştirici bir gücü var, öyle değil mi?

Ayrışmak kolay, birleşmek olay. Zor olanı kenetlenerek başaracağız. Yalnızca türküler bu topluma biz olabilmeyi hatırlatır. Her birey dünyaya kör gözle bakmayan halk müziği sanatçılarının eserlerine kulak vermeli. İnsanlarımız birleştirici güç olarak akıllı telefonlardan medet umuyorlar. Bizi akıllı telefonlar değil ancak türküler birleştirebilir. Hangi akıllı telefon, türkünün sözlerinde var olan anlamı kişiye verebilir ki?

‘Üvey evlat muamelesi görüyoruz’

Vatandaşlarımız Türk halk müziğine yeterince ilgi gösteriyor mu sizce?

Maalesef günümüzde hâlâ Türk halk müziği dinlemek ayıpmış gibi bir algı söz konusu. Yıl 2017 oldu ama hâlâ üvey evlat muamelesi görüyoruz. Geçmişte pek çok kesimin ‘kıro müziği’ diye eleştiri getirmesinin bunda hiç şüphesiz ciddi payı var. Türküleri herkes sevmek zorunda değil ama herkes kendisinden bir parça bulabilir. Bu ülkedeki çoğu insan lüks aracıyla bir mekâna gidene kadar türkü dinliyor, mekâna yaklaştığındaysa pop müzik açıyor. Buna defalarca şahit oldum. Sonuç olarak, Türk halk müziğini ötekileştirmek olmaz. Ben yaptığım sanatın yanında iyi bir pop ve rock müzik dinleyicisiyim de!

‘Gözümüz parada pulda değil’ 

Türk halk müziği, sanatçıları her zaman diğer türde müzik yapan sanatçılara göre daha mütevazı olmuşlardır. Sizce bu kadar mütevazılık iyi midir?

Anadolu’nun hikâyelerini özümsemiş insanların mütevazı olmamalarını düşünemiyorum. Rahmetli Neşet Ertaş, her dönem mütevazıydı. Kendinden küçüklerin elini bile öptü ama kıymeti bilinmedi. Bana “Elimi verdim kolumu alamadım, sonra başımı istediler” demişti. Türk halk müziği sanatçıları, ölünce sürmeli gözlü oluyorlar. Ama ben bundan hiç gocunmam çünkü halk müziğinin neferiyim. Bizim gözümüz parada pulda değil. Mütevazılık bugün olmasa bile yarın kazandırır.

‘CEFASINI BİZ ÇEKİYORUZ SEFASINI POPÇULAR SÜRÜYOR’

Son dönemde pek çok popçu Türk halk müziği eserleri seslendiriyor. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Cefasını biz çekiyoruz, sefasını popçular sürüyor. Bu noktada, “Ekmeden biçemezsin” sözü de devre dışı kalıyor tabii. Tarkan ‘Uzun İnce Bir Yoldayım’ı okuduğunda ortalık yıkılıyor, bu türün ustası okuduğunda esamisi okunmuyor. İnsan gerçekten hayret ediyor. Tabii Tarkan da güzel okudu, orası ayrı bir mevzu. Burada anlatmak istediğim esas sanatçıya saygı gösterilmemesi. Ama inanıyorum ki bu albümle birlikte gençlerin de dikkatini çekeceğiz. Ben bu işin askerliğine soyundum, yılmadan son nefesime kadar çalışacağım. 

BAKMADAN GEÇME