Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Röportajlar Aydın Sayman, Rıza Sönmez ve Füsun Demirel HT MAGAZİN'e konuştu

        HT MAGAZİN / Ümran AVCI

        'İçimdeki İnsan' filmi 27 Mart’ta vizyona girdi. Filmin yönetmeni Aydın Sayman ile oyuncularından Füsun Demirel ve Rıza Sönmez, “Film vicdanımızla ilgili hesaplaşmamız gerekenleri işaret ediyor” diyor.

        İrfan Yalçın’ın ‘Fareyi Öldürmek’ adlı romanından senaryoya uyarlanan ‘İçimdeki İnsan’, Aydın Sayman’ın yönetmenliğinde beyazperdeye aktarıldı. Film, hangi ara bu kadar kötü olduğumuzu sorgularken, iyi insan olarak kalmak için çabalayan Sabri’nin katile dönüşmesini anlatıyor. 5. Malatya Film Festivali’nde SİYAD Jürisi Özel Ödülü alan ‘İçimdeki İnsan’ geçtiğimiz günlerde Nürnberg’de düzenlenen 20. Türkiye/ Almanya Film Festivali’nde de Seyirci Ödülü’nü aldı. 27 Mart’ta vizyona giren filmin oyuncu kadrosunda Füsun Demirel, Şebnem Bozoklu, Suavi Eren, Vedat Erincin, Macit Koper, Menderes Samancılar, Melek Şahin ve Rıza Sönmez gibi isimler var. Yönetmen Aydın Sayman, filmde Şükran karakterini canlandıran Füsun Demirel ve Hulusi karakterine can veren Rıza Sönmez ile ‘İçimdeki İnsan’ı ve içimizdeki insanları konuştuk...

        ‘SEYİRCİ ÖDÜLÜ MUTLU ETTİ’

        ‘İçimdeki İnsan’ın 20. Türkiye/ Almanya Film Festivali’nde aldığı ödülü konuşarak başlayalım.

        Aydın Sayman: Türk ve Alman filmlerinin yarıştığı bu festival; Türk-Alman dostluğunu esas alan, Türk ve Alman seyircilerin filmleri dikkatle izlediği uluslararası bir yarışma. Ciddi bir seyirci anketi yapılıyor. Bu festivalde seyirci ödülü almak beni fazlasıyla mutlu etti. ‘İçimdeki İnsan’, zaten seyirciye kolay geçebilen bir film. Bu ödül hiç şaşırtmadı. İnsanlar, “Burası benim hikâyem, ben de yaşadım” diyor.

        Bir romanın filme uyarlanması risklidir. İyi okur, izlerken de aynı duyguyu almak ister.

        A.S.: İrfan Yalçın’ın ‘Fareyi Öldürmek’ romanını 25 yaşlarımdayken, 1980’de okumuştum. Türk filmlerinde ağlayan, duygulu bir insanım. Romanı ağlayarak okudum ve bu bir saplantı oldu. Romanı ilk okumamın üzerinden 35 yıl geçmiş. İrfan Yalçın gerçekçi bir yazar. 28 yaşındaki oğlum da romanı okuyunca ağladı. Hepimize tesir eden bir kitap. Çok yalın ve sarsıcı. İnsanlara dair bir hikâyesi var. Bunu film yaptık. Filmi yaparken duygusal sahneleri kanırtmadık. Seyirciyi bir şeye doğru tahrik etmeyelim diye dikkat ettik. Ama ne yaparsanız yapın duygulu, dramatik bir film. Seyirciyi kandırmadan hüzünlü bir öyküyü anlatmaya çalıştık.

        ‘SIRADAN İNSANLARA BİR BAK!’

        Filmde çok sıcak, sahici bir kardeş ilişkisi var. Siz de filmi kardeşiniz Tarık Sayman’a ithaf etmişsiniz.

        A.S.: Aslında roman kahramanının yani Sabri’nin dünyada da Türkiye’de de çok fazla örneği olduğunu düşünüyorum. Benim kardeşim de Sabri gibi biriydi. O yüzden ona ithaf ettim. Kaldı ki zaman zaman da böyle insanlara rastladık. Sıradan, kimsenin önemsemediği insanlar ama hepsinin içinde bir dünya var, bazılarının çok zengin bir dünyası var. Belki de bu romanı filme almanın bir sebebi de buydu. “Bu insanları görmezden gelme, dur ve bir bak” demekti. Bu sene bu kadar sade ve hüzünlü bir film çekilmeyebilir.

        Gerçekten de hayatın içinde Sabriler var. Bu film aynı zamanda Sabrilere davranış şeklimizle ilgili kendimize ayna tutmamıza neden olmuyor mu?

        Füsun Demirel: Doğru söylüyorsunuz. Hepimizde var. Bu iyilik kötülük hikâyesi biraz da. Kimse kendi kendine kötü olmuyor galiba. Hep toplumsal şartları, kişinin yaşadığı şartları da düşünmek lazım. İyi ya da kötü doğmuyoruz.

        ‘İYİ KALMANIN FATURASI AĞIR’

        Filmin bütününe bakınca Hrant Dink’in eşi Rakel Dink’in o önemli konuşması geliyor hemen akıllara: Bir bebekten katil yaratmak...

        F.D.: Evet. Canlandırdığım Şükran karakterini düşündüğümde; Sabri’ye işkence eden, cadaloz, kötü eş gibi görünse de acaba kendi içinde neler yaşadı? Ne gibi beklentileri vardı? Biraz kötü bir Şükran gibi izledik ama onun da içinde ne gibi fırtınalar estiğini, özeleştiriyle belki sonunda paylaştı seyirciyle. Ben Sabri’yle, Sabri’nin hayata bakışıyla kendimi çok benzeştiriyor, örtüştürüyorum. Ama hayatım boyunca bunun faturasını o kadar ağır ödedim ki. İyi ve doğru kalabilmenin faturasını çok ciddi bir şekilde ödüyorsunuz. Hayata karşı direnebilmek aslında ağır bedeller ödetiyor. Ama eğer siz bununla yoğrulmuşsanız başka türlü de olamıyorsunuz. Aynı Sabri gibi. Hiçbir şekilde kötüleşemiyorsunuz. İmkân, ihtimal yok yani. Hiçbir koşul sizi kötüleştiremiyor.

        ‘Yürek parçalayıcı kötülükler yaşıyoruz’

        Sabri evinin bodrumunda siyasi suçluyu saklıyor. O kişi de ölümünden sonra, “Devlet düşmanını saklayan yürekli bir adam” diye anlatıyor Sabri’yi.

        Füsun Demirel: Ben 12 Mart ve 12 Eylül’ün tanığıyım. Türkiye bu manzaraları o kadar çok yaşamıştır ki. Kırsalda kaçan devrimcileri o köylüler saklamıştır. 12 Mart’ta ben küçücük bir çocuktum, bizim eve gelip saklandı devrimciler. Ama bugün çok farklı. Durup dururken birbirini ihbar eden komşulardan ibaret bir topluma dönüştük. Biz iyi bir toplumduk. Neden kötüleştik? Bana bunu çok sorgulattı bu film. Sıklıkla hangi ara kötü insanlar olduk diye sorgulamamız gerekiyor. Yürek parçalayıcı kötülükler yaşıyoruz.

        Filmde Sabri’ye iyi davranan insanlardan biri Hulusi karakteri. Bütün iş arkadaşlarına karşı koruyor Sabri’yi. Gerçek hayatta da bu çok kıymetli. Bir kötülüğe “Dur bir dakika” diyebilmek...

        Rıza Sönmez: Evet, filmdeki Sabri’ye iyi gelen karakterlerden biri Hulusi. O vicdanlı ve normal bir insan. Bu çerçevede filmimiz olağanlaşmış, sıradanlaşmış kötülüğü anlatıyor aslında. Mazlumun yanında değil de baskı yapan insanın yanında olmamızla karşılaştırdığı için de bu film tam da insana dair bir film. Daha da önemlisi; pek çok insan bunları dert edinip filmi kuruyor fakat sinemasını kurmuyor. Kamu spotu gibi ele alınmış oluyor. Bu filmin aynı zamanda bir sineması var. Bu açıdan sinemayla ilgili bütün arkadaşlarımızın izlemesi gereken filmlerden biri bu. Kolay seyirliği olan bir film.

        'Hesaplaşma kurduğu için hüzünlü bir film'

        Sabri gerçekten iyi bir insan. Fakat intiharından sonra herkes onun için farklı şeyler söylüyor. Bir gerçeği herkes farklı şekilde algılayıp yorumluyor.

        Rıza Sönmez: Nasıl yaklaşırsak öyle bir dünyayla karşılaşıyor ya da öyle bir dünyayı kendimiz inşa ediyoruz. Sonra bu algımızla inşa ettiğimiz dünyanın bir parçası olup o dünyanın gerçekliğiyle yaşamayı sürdürüyoruz. Bir gazetenin üçüncü sayfasında filmdeki gibi bir sevgisizlik, kötülük örneğine rastlayabiliriz. İnsanları etkileyen de bu. Film, maruz kaldığımız veya gösterdiğimiz sevgisizliği anlattığı, bir hesaplaşma kurduğu için hüzünlü. Burnumuzu sızlatan o. Olağanlaşmış kötülük üzerine yapılacak olan her şey kendimizle hesaplaşmayı sağlıyor. Vicdanımızla ilgili hesaplaşmamız gerekenleri işaret ediyor

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ