Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Röportajlar Demet Akbağ: Tatlı bir olgunluk dönemi yaşıyorum

        Mehmet ÇALIŞKAN / HABERTURK MAGAZİN

        CUMA günü vizyona giren Çağan Irmak’ın yeni filmi ‘Nadide Hayat’ın yıldızları Demet Akbağ ve Yetkin Dikinciler, HT MAGAZİN’e konuştu. “Tatlı bir olgunluk dönemi yaşıyorum” diyen Akbağ ile “Uzaktan hayranlıkla izlediğim biriyle bir oyun arkadaşlığını paylaşabilmenin mutluluğunu yaşıyorum” diyen Dikinciler’in mesajı ortaktı: “Elâlem ne der diye, bize bir kere hediye edilen bu hayatı ıskalamayın.”

        #yataytekli#haber#1168280#center#

        Demet Akbağ... Ne yazılabilir ki. Ne yazılırsa yazılsın kelimelerin kifayeti yeterli olabilir mi? Son çeyrek yüzyıldaki komedi filmlerinin de drama filmlerinin de en çok aranılan kadın oyuncusu. Neden bu kadar tercih edildiğini aslında en iyi şekilde rakamlar açıklıyor. Sanatçının 13 filmi için toplam 25 milyon bilet kesildi. 192 milyon TL de hasılat elde edildi.

        BÜYÜLÜ SESLİ ‘YUSUF KAPTAN’

        Yetkin Dikinciler... ‘Nadide Hayat’ta olduğu gibi Çağan Irmak’ın vazgeçilmezi. ‘Yusuf Kaptan’ rolüyle oyunculuğunun yanı sıra büyülü sesiyle de izleyiciyi mest edecek. Çağan Irmak’ın senaryosunu yazıp yönettiği ‘Nadide Hayat’ ile Demet Akbağ ve Yetkin Dikinciler, kariyerlerine nadide bir film daha ekledi.

        Demet Hanım son 25 yılın en aktif kadın oyuncususunuz. 13 filminizin toplam gişesi 25 milyon kişi. Hasılatı ise 192 milyon TL. Bu durum size ne hissettiriyor?

        Demet Akbağ: Öyle mi? Bu rakamları bir kenara yazayım da unutmayayım. Böylelikle istatiksel verilerimi de öğrenmiş oldum. Vallahi bu rakamları duymak tabii ki hoşuma gitti. Demek ki ortada rakamlara dökülecek kadar bir tatlı durum var. Mutluyum, huzurluyum ve oldukça gururluyum.

        Sizin alamet-i farikanız nedir?

        D.A.: Ne bileyim? Sanıyorum oyunculuk yelpazemin genişliği. Herkesin hayal edebileceği o kadar fazla farklı karakter canlandırdım. Sanıyorum bu nedenle yapımcılar ve yönetmenler ‘Onu da oynar, şunu da oynar’ diyor. Öyle olduğunu düşünüyorum. Komedi dışında da farklı projelerin içinde yer aldım. İyi bir insanım da. O yüzden de benimle çalışmak istiyorlardır.

        Sizce Demet Hanım’ın alamet-i farikası nedir?

        Yetkin Dikinciler: Ne yazık ki Demet Hanım ile daha önce çalışamamıştık. Uzaktan gördüğüm gibiymiş. Hayata karşı son derece iştahlı. Hayatın tam içinde, her şeyin farkında, her şeye duyarlı. Böylelikle oyunculuğu en iyi, en güzel şekilde yaşayan biri. Her gün yenilenen, tazelenen biriyle çalışmak insana ayrı bir keyif, ayrı bir çalışma şevki veriyor. Kendisinin yelpazesinin geniş olmasının nedeni de insanlara dair bir şeyler söylerken dürüst davranması ve vicdanıyla hareket etmesidir.

        D.A.: Benim değil de Yetkin’in cümlelerini kullanırsan çok sevinirim. Onun kadar tatlı anlatamadım. Özellikle içime sinmeyen, izleyiciye mahcup olabileceğim işleri kabul etmiyorum. En büyük korkularımdan biri izleyiciye mahcup olmaktır. Bir işi kabul ederken ilk sorum ‘Beni bu rolde neden izlesinler ki?’ oluyor. Bu sorunun cevabını güzel bir şekilde verebilirsem teklifi kabul ediyorum.

        ‘DEMET İÇİMDE GÜZEL BİRİKTİ’

        Birbirinizden kazanımlarınız ne olmuştur?

        Y.D.: Her buluşma zaten bir kazanımdır. Uzaktan hayranlıkla izlediğim biriyle bir oyun arkadaşlığını paylaşabilmenin mutluluğunu yaşıyorum. Benim en büyük kazanımım bu.

        D.A.: Bu kadar yetenekli ve güzel sesli birinin kötü bir insan olabileceğini zaten hiç düşünmüyordum. Karşılaşınca da aynı şekilde öyle olduğunu gördüm. Bir de o kadar sakin ki. Yani o kadar olur. Dalmayı Yetkin de benimle aynı süre içinde öğrendi ama denizin altında sanki 40 yıllık dalma profesörüymüş gibi sakindi. Üstelik beni de sakinleştirdi. Filmde en uzun tiratlar Yetkin’inkiler. Üstelik cümlelerinin tatlı tatlı, ince ince mesajları da var. Yetkin’in ağzından çıkan cümlelerin büyüsüne kapılıp, güzel sesine odaklanarak çalışmak işimden daha da keyif almamı sağladı. O yüzden kendisiyle çalıştığım için çok şanslıyım.

        Y.D.: Benim için hayat bir tortudur. Demet içimde güzel birikti.

        ‘Nadide Hayat’ı sizin için özel kılan özellikler neler oldu?

        D.A.: Çağan’dan gelen telefon hayra alamet değildir. Çağan’ın telefonu her oyuncuyu heyecanlandırır. Çünkü kıymetli bir yönetmenimizdir. Ayrıca hakikaten kadına yazılmış böyle bir kadın hikâyesi, kadın odaklı film her zaman karşımıza çıkmıyor. Benim yaş grubum için de oldukça heyecan verici bir film. Y.D.: Senarist, yönetmen, görüntü yönetmeni, bütün ekip ve oyuncular bir hayata nefes vermeye çalıştık. Hayalimizdeki bir hayata can verme derdine düştük.

        Kariyerinizin hangi döneminde olduğunuzu düşünüyorsunuz?

        D.A.: Buna nasıl bir isim vermek gerekir bilemiyorum ama herhalde olgunluk dönemindeyim. Bence tatlı bir dönem.

        Yani üstatlık dönemi...

        D.A.: Teşekkür ederim ama üstatlık dönemi demek bana düşmez. Birikimlerimi en verimli şekilde kullanabildiğim dönemde olduğumu söyleyebilirim. Son derece memnun olduğum yaşımın keyfini sürüyorum.

        Siz Yetkin Bey?

        Y.D.: Gerçekten çok kolay yanıtlayabileceğim bir soru değil. Çünkü duygusal yanım yeni işimin belki de son işim olduğunu söylüyor. Ama her seferinde hayattan bir yenisini bahşetmesini diliyorum.

        ‘Yönetmenliğim ZORAKİYDİ’

        Tiyatroda yönetmenlik yaptınız, sinemada düşünüyor musunuz?

        Y.D.: Hayır, benim tiyatrodaki yönetmenliğim de biraz zoraki oldu. O sırada rejisörümüz yoktu. Diyarbakır’da bu sık sık başımıza gelirdi. Rejinin güzel bir şey olduğunu biliyorum ama oyunculuk yolculuğum bütün heyecanıyla devam ediyor. Yani oyunculuğu yönetmenlik için bir basamak olarak görmüyorum. Ama bir oyuncu için reji de bilmek güzeldir.

        ‘Tatlı bir dönem YAŞIYORUM’

        Başarılı bir kariyer, mutlu bir evlilik, sağlıklı bir evlat. Bir insanın isteyebileceği her şeye sahipsiniz. Bundan sonra peşinde koşmak istediğiniz ne olur?

        D.A.: Stabil olsun razıyım. Mutluyum. Sadece oğlumun iyi bir eğitim almasını, eğitimine başarıyla devam etmesini, eşimin ve benim, sevdiklerimin sağlığını ve içime sine sine yapacağım projelerin olmasını düşünüyorum. Böyle tatlı bir olgunluk dönemi yaşıyorum.

        ‘Hakkını vermekle YÜKÜMLÜYÜZ’

        Türk sinemasının yükselen değer olarak devam etmesi için siz oyunculara ne gibi sorumluluklar düşüyor?

        D.A.: Çok özel hikâyeler, çok özel oyuncular ve çok iyi yönetmenler yetişiyor. Artık eğitimsiz yok. Teknik ekibin içinde bile eğitimsiz insan bulamazsınız. Çocukların hepsi okul mezunu. Bu kadar özel insanların yanında bizlerin yapması gereken de en iyi şekilde hakkını vermekle yükümlü olduğumuz rolümüze konsantre olmak, diğer oyuncuların ve kamera arkası ekibin işlerini kolaylaştırmaya çalışmak.

        "Şimdiki kadın hareketi daha fazla"

        Gücünü kaybettiği için mi yoksa amacına ulaştığı için mi feminizmi artık fazla duymuyoruz?

        D.A.: Feminizm akımının bir başlangıç, bir isyan olduğuna inanıyorum. Bunun adını bir şey koydular sadece. O bir çıkıştı ve o çkıışta çok değerli insanlar vardı. İhtiyaçtan doğdu. Evet, artık feminizm sözcüğüne ihtiyaç olmadan yaşanıyor. Şimdi de kadın hareketi, özgürlük, eşitlik hareketleri var ama bunun adına feminizm denmiyor. Bence şimdi o dönemdeki feminizmden daha fazla kadın hareketi var.

        Y.D.: Ben de aynen katılıyorum.

        D.A.: Şimdi daha fazlası yaşanıyor. Çünkü artık daha fazla kadın çalışıyor. Hayatın içinde daha fazla kadın görev alıyor. Feminizm bir başlangıçtı. O bayrağı gayet güzel de taşıdılar. Bu nedenle feminizm amacına ulaşmıştır. Çünkü büyük bir farkındalık yarattı. Ne var ki abartılısı da can sıktı.

        Nasıl can sıktı?

        D.A.: Kadınlar ezilmemek için erkekleşmeye gitti. Hayır, kadın erkekleşmek istemiyor. Kadın sadece insan olmak istiyor. Erkekleşmek gibi bir derdi yok. Erkek olmaya da özenmiyor. Sadece eşit olmak istiyor.

        Y.D.: Ötelenen, yok sayılan herkes gibi sesi yükseldi. Yüzü biraz çirkinleşti, çünkü öfkelendi. O yüzden antipatik göründü.

        #resim#86406#

        ‘Kadınlarımız görevlerini öyle özümsemiş ki’

        Kadınların yaşamları ve yaşamlarındaki konumlarına bakacak olursak, kendilerini hep ıskaladıklarını, hayatla ilgili istek ve arzularını ötelediklerini görüyoruz. Bu durum doğanın kanunu mudur?

        D.A.: Türk toplumunun ataerkil yapısı. Çoğunluk Türk kadını için böyle. Bazı erkekler de hayatla ilgili isteklerini öteliyor ama bu durum kadınlar için daha fazla. Çünkü çalışıyor olsa da kadının annelik, evini çekip çevirme görevi olmazsa olmaz durumda. En azından toplumumuzun büyük bir kesimi için durum böyle. Çalışan kadın eve gelince yemekten de, çamaşırdan da sorumlu, çocuğunun kocasının ütülü gömleğinden, pantolonundan da. Kadın, çalışıyor olsa da önce ev hanımı ve anne olmak zorunda. Ve bence gerçekten ömür törpüsü. Dünyada da belki böyle ama bizim kadınımız kendine verilen bu görevi öyle iyi kabullenmiş, öyle iyi özümsemiş ki zaten aksini de düşünemiyor. Kocası ve çocukları istemese bile öyle olmasını etrafı istiyor. Sonuçta ‘Elâlem ne der’ ile yaşayan bir toplumuz. Böyle olunca da bize bir kere hediye edilen bu hayatı ne yazık ki ıskalıyoruz.

        Peki erkeklerin bu konuda sorumluluğu nedir sizce?

        Y.D.: Erkekler için dünya daha kontrollü. Sanki erkeklerin faunası erkekler için erkekler gibi. Hani bir bitki yetişecekse, erkek bitki daha iyi yetişiyor. Çünkü ona göre ayarlanmış bir ortam var. Kadınsa bir yerleri patlatmak zorunda. Tıpkı kardelen gibi. Bir yerlerin arasından yol bulmak zorunda. Buluyor da. Kadınları güçlendiren de bu. Erkekler en azından kardelenin üzerine asfalt dökmemeli.

        D.A.: Ama kadınlar da bunu kabul etmişler.

        Y.D.: Eninde sonunda kadından kopan bir parça olduğumuzu biliyoruz. Kadının değerini sadece dinsel, töresel olarak üstyapılara emanet edip oradan tanımlayarak bilmemiz gerekmiyor. Birlikte olmanın, kavuşmanın ve gerçekten eşitçe bölüşebilmenin aslında hayatlarımıza anlam kazandırdığını fark eden biri olmak erkeğin asli görevi. D.A.: Şu anda bu röportajı okuyan herkes eşinin ne kadar şanslı olduğunu düşünüyor Yetkin.

        Y.D.: Umarım öyledir. Çünkü ben de bir erkeğim ve bunun bir yanılsamasına düşüp başka türlü davranıyor olabilirim. Eşim de oyunculuk yapıyor, setten geldiğimizde içimden ‘Niye yemek yok?’ diye sormuş olabilirim. Allah affetsin. Galiba bunları sorgulamamız ve hatalarımızla yüzleşmemiz gerekiyor.

        D.A.: Biz kadınlar bunları böyle düşünüyoruz ama sonra oğlumuzu yetiştirirken ‘Evladım sen otur da kız kardeşin getirsin suyu’ diyoruz. Y.D.: Kabullenmemişlik burada başlıyor işte.

        D.A.: Bizdeki atasözüne bak, ‘Sakalım yok ki sözüm geçsin.’ Böyle bir laf var, yani böyle yetişiyoruz.

        50'SİNDEN SONRA YENİ BİR HAYAT

        Eşi vefat eden 50 yaşındaki ‘Nadide’nin çocuklarının ve çevresinin tüm baskısına rağmen önce gençlik yıllarında yarım bıraktığı üniversiteyi bitirip ardından yeni bir hayata atılmasıyla içine girdiği macerayı konu edinen ‘Nadide Hayat’ romantik- komedi türünde.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ